Site İçi Arama

tarih

19 Mayıs’ın Anlamı ve Önemi Nedir?

Atatürk milli mücadeleyi resmen başlattığı bu özel güne aynı zamanda benim doğum günümdür demiş. Peki öylesine bir gün müdür bugün?

Yine bir 19 Mayıs geldi, Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı!

Atatürk milli mücadeleyi resmen başlattığı bu özel güne aynı zamanda benim doğum günümdür demiş.

Peki öylesine bir gün müdür bugün?

Kimileri Atatürk’ün hayatında 19 sayısının önemi üzerine özel bir atıf yaparlar. Ben severek okusam da böyle yazıları, sayıların hayatımızda bu kadar da özel yerleri olmasını doğrusunu isterseniz pek anlamam.

Bence önemli olan sayılar değil de, hayatımızdaki amaçlarımızdır, dengelerdir.

***

Evet zor bir işe kalkışmış Mustafa Kemal, aslında mücadelesine bu tarihten çok daha önce başlamış.

9. Ordu müfettişi olarak 30 Nisan 1919 tarihinde atanması sonrasında Bandırma vapuru ile Samsun’a geldiği 19 Mayıs 1919’da aslında aklında kurtuluşun Anadolu’dan başlaması gerektiğini biliyormuş. 

Kurtuluş için İstanbul’da da çok çaba harcamış, ama bakmış olmuyor, çarenin Anadolu’da olduğuna kanaat getirmiş.

***

Samsun’a çıktığı 19 Mayıs 1919 tarihinde artık İstanbul işgal altındadır.

13 Kasım 1918 tarihinde itilaf devletleri idareye el koymasalar da, İstanbul'un önemli ve stratejik noktalarını kontrol altına almışlardır.

Boğaz'a da Çanakkale’den zamanında savaşla giremeyen zırhlılar artık demirlemiştir. 

Geldikleri gibi gidecekler!

Bu tarihte Padişah 6.Mehmed’de işgal kuvvetlerinin güdümüne çoktan girmiştir. (Vahîdüddîn, Mehmed-i Sadis, Osmanlı’nın 36’ıncı ve son padişahı!) 

Artık padişahın tek derdi tahtını koruyup koruyamayacağıdır. 

Zaten Vahdettin’in Mustafa Kemal’i Anadolu’ya göndermesinin amacı da çıkan isyanları paşanın bastırmasıdır. 

Aslında bugünün gelişi öyle bellidir ki, uzun süredir çöküş halinde olan imparatorluk artık gerçekten çökmüştür.

Çünkü padişah tam bir aymazlık içindedir. 

Devlet elden gitmiştir, ama o üçüncü eşi Meveddet Kadınefendinin amca kızı 17 yaşındaki İzmitli Nevvare Hanım ile evlenme derdine düşmüştür. 

İstanbul’un resmen işgalinden az bir zaman önce, 20 Temmuz 1918 tarihinde de mürüvvetine ermiştir.

Gencecik Nevvare Hanımı nihayet kendine dördüncü eş etmiştir.

***

30 Ekim 1918 tarihinde Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından Limni adasının Mondros Limanı'nda demirli Agamemnon zırhlısında akşam üstü imzalanmış olan Mondros Mütarekesi imparatorluk için tam bir teslimiyet belgesidir.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı olarak bir çok cephede felaketler yaşansa da, bir çok toprak kaybı olsa da, bunun yanında elde edilen onca başarıya rağmen savaşta tarafı olduğumuz kuvvetler yenilmiş olduğundan biz de savaştan yenik çıkmış olarak kabul edilmişiz.

Bana göre onca toprak kaybı zaten bir yenilgidir, ama Avrupa’nın sanayi atılımına ayak uyduramayan Osmanlı’nın gireceği bu savaşta böyle bir son ile karşılaşacağı baştan bellidir. 

Almanlar hiç olmazsa savaşın daha büyük bir coğrafyaya yayılması kendileri için doğru olacağı için Osmanlı’yı savaşa dahil etmek istemişler. Savaştan Osmanlı’nın yenik çıkacağını baştan biliyorlarmış.

Ülkesini seven yöneticiler kendileri Osmanlı’yı savaşa sokmayacaklardı!

Ama günün gelecek görüşünden yoksun yöneticileri işte belki kendi hırslarının kurbanı olarak, belki güç zehirlenmesinin verdiği cahil cesaretiyle koskoca imparatorluğun tabutuna son çiviyi çakmışlar. İmparatorluğu savaşa sokmuşlar ve yenilmişler!

***

Artık dünya savaşı sonra ermiş, sıra Osmanlı’nın parçalanmasına gelmiş.

Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren Avrupa merkezli küresel bir savaştır.

Fırsattan istifade nihayet yüzyıllardır Avrupa’nın korkulu rüyası olan Türkler bu topraklardan kovularak Anadolu coğrafyası tekrar Avrupa kültürel yapısının bir parçası olabilecektir.

Bu amaçla İngilizler tarafından devreye sokulan Yunan kuvvetleri ise Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından daha bir kaç gün önce, 15 Mayıs 1919 tarihinde güzel İzmir’e çıkartma yaparak şehri işgal etmiş ve hemen önüne gelen ne varsa yakıp yıkmaya başlamıştır.

Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919, ilk kurşun!

***

İşte Atatürk bu şartlar altında Bandırma vapuru ile Samsun’a ulaşmıştır.

Bir sürü polemik var, padişah onu bilerek Anadolu’ya gönderdi diyenler var, milli mücadeleyi aslında Vahdettin başlattı diyenler bile var.

Hatta o değil, iman gücü savaşın kazanılmasında asıl etmendir diyenler var. Zaten o Müslüman ülkeyi Avrupalı bir ülke yaptı, ne değişti ki diyenler var. 

Yunan kazansa çok daha iyi olurdu diyenler var!

***

Algı operasyonu çağımızın bulunmuş en tehlikeli silahı, gerçekler değil, algılar öne çıkıyor bu devirde. 

Kim neye inanmak istiyorsa inansın tabii, insanları istedikleri kadar farklı şeylere inandırmak istesinler, tarikatların o kuytu köşelerinde istedikleri kadar saptırma yapsınlar, hepsi boşa çaba. Hatta eğitimi de tarikatlara emanet etmek için ellerinden geleni yapsınlar.

Çağın imkanları artık doğru bilginin saklanmasına imkan vermiyor. 

Bir zamanlar Avrupa’da kitapların sayfalarına zehir sürerlermiş, açıp okuyan olursa zehirlenerek ölsün diyerek bilginin yayılmasının önüne geçmeye çalışırlarmış. 

Ama bu canice çabalar bile işe yaramamış. 

Birileri çıkmış ve Avrupa’yı karanlıktan aydınlığa çıkartmış.

Bugünün maksatlı yanlış yönlendirmeleri de işe yaramayacak, bilmeyenler için gerçekler elbet bir gün ortaya çıkacak, bilenler zaten her şeyin farkındalar. 

Dünün hainleri nasıl bir zamanlar bu ülkeyi düşman gemilerine binerek terk etmek zorunda kalmışlarsa, bugün de ülkeye hainlik edenler günü geldiğinde bu ülkeden arklarına bakmadan kaçmak zorunda kalacaklardır. 

Ya da yaptıklarının bedelini elbet bir gün ödeyecekler.

Bunu tehdit ya da kehanet olarak söylemiyorum, kinle ya da devr-i sabık yaratmak amaçlıyla da söylemiyorum. 

Görünen köy klavuzu istemez, ülkenin getirildiği hal ortada, elbet bu millet bir gün içine düştüğü yanlışı anlayacaktır diye böyle söylüyorum.

***

19 Mayıs deyince ben gençlik yıllarımızdaki İnönü stadı kutlamalarını hatırlıyorum. 

Çengelköy iskelesinden bindiğimiz vapurla denizden Kabataş’a gidişimizi, Kuleli-Çengelköy arasında ve Kabataş-İnönü stadı arasındaki bando eşliğinde halk içinde yürüyüşümüzü, stattaki gösterilerimizi hep dimağıma kazınmış anılar olarak gözümün önünde görüyorum ve hatırlıyorum.

Bugünün iktidarı inatla askeri liseleri tekrar açmamakta ısrar ediyor, bence yanlış yapıyor.

Bugünler de geçecek, elbet bir gün Şanlı Kuleli yine eskiden olduğu gibi bu vatanı çok seven vatan evlatlarını yetiştirmeye devam edecek. 

Ben buna gönülden inanıyorum.

O gün gelene kadar sırf 19 Mayıs gösterilerinde Kuleli Askerî Lisesi’nin eksikliği bile kalbimi yeterince acıtıyor.

Evet, 19 Mayıs bu ülke için aslında bambaşka bir anlam ifade ediyor, kurtuluşun başlangıcı!

Sadece ülke için değil, Türklerin tüm dünyaya bu topraklar Türk toprağıdır dediği günün başlangıcı! 

Bunun için 19 Mayıs’ın büyük önemi var.

***

Ama Atatürk bu günü geçlere bayram yapmış, bir bildiği varmış demek ki!

Gençliğe hitabenin başı ve sonu ile bitireyim yazıyı, araları siz zaten biliyorsunuz:

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

***

Ey Türk gençliği, 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramın kutlu olsun!

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 19.05.2024
  • Süre : 3 dk
  • 118 kez okundu

Google Ads