logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
tarih

Ermeni Katliamı: “Kaç Kaç” Olayı

Fransız işgali altındaki Adana’da Fransızlar ve Ermeniler tarafından 10 Temmuz 1920 tarihinde Türklere karşı, Fransız işgal bölgesindeki en büyük katliama girişmişlerdir. Bu katliam sonucu on binlerce Türk çareyi Toros Dağlarına doğru kaçmakta bulmuşlardır. Dört gün süren bu Fransız-Ermeni ortak katliamı, ortak tarihimize “Kaç Kaç” olayı olarak geçmiştir.

Ermeni Vatandaşlarımız Bizim Bir Parçamızdır:

Şimdi burada anlatacaklarım, tozlu tarih kitaplarının sayfalarını okurken çıkardığım sonuçların, tespitlerin size aktarımından ve bilenlere hatırlatılmasından başka bir şey değildir. Burada herhangi bir etnik grubu hedef alan bir düşünceye sahip olmadığımı özellikle bu yazıyı okuyanların bilmesini isterim. Benim nazarımda, bu ülkeye vergisini veren, bu ülkede askerliğini yapan, tasada ve kıvançta yüce Türk Milletiyle birlikte hareket eden, artık bizim bir parçamız haline gelen, daha doğrusu bizden biri olan Ermeni vatandaşlarımızı tenzih ederek yazıma başlamak istiyorum.

Benim sözüm, ülkemizin hepimizin bildiği sorunlarını bir aparat gibi kullanarak Ermenilerden daha çok Ermeni kesilen, sözüm ona bu ülkenin öz vatandaşıyım diyenleredir. Lafı eğip bükmeye gerek yok. Onlar kendilerini iyi biliyorlar. Şimdi burada anlatacaklarımdan sonra sizler de ne demek istediğimi sanıyorum daha iyi takdir edeceksiniz. Maalesef anlatacaklarımın hepsi bu ülkede oldu. Ama tarih ve arşiv yalan söylemez, değil mi?

Türk Siyaseti Ne Yapmak İstiyor:

Söz konusu 1915 olayları ve Ermeni Tehciri olunca, Ermenilerin acılarını paylaşan paylaşana. Bizde sorumlu aydın ve siyasetçilerin Ermenilerin acılarını paylaşma ve taziye furyası 2014 yılına kadar gidiyor ve günümüzde de devam ediyor.

Örneğin; Cumhurbaşkanı Erdoğan 24 Nisan 2015 tarihinde yayınladığı mesajında “Ermeni toplumunun geçmişte yaşadığı üzüntü verici hadiseleri bildiğini ve acılarını samimiyetle paylaştığını” belirtmiştir. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan 24 Nisan 2016 tarihinde Ermeni Patrikhanesi’ne taziye mesajı göndermiş ve “Ermenilerin Acılarını Paylaşıyoruz” mesajını vermiştir. 24 Nisan 2018 tarihinde de yine Ermeni Patrikhanesi’ne taziye mesajı göndermiş ve “Ermeni vatandaşlarımızın tarihte yaşadığı acılara ortak olmak, bu acıları paylaşmak, Türk milletinin vicdani ve ahlakı duruşunun bir gereğidir” demiştir. Bu yıl da dâhil, izlenen dış siyasetin bir uzantısı olarak buna benzer mesajlar her yıl verilmeye devam ediliyor.

Türk Hükümeti neden böyle bir siyasa izliyor, ben pek anlam veremiyorum. Ancak muhalefet niye bu politikaya zımni destek verirmişçesine yeterince sesini çıkarmıyor? Çekindikleri bir şeyler mi var bizlerin bilemediği acaba?

21 Mayıs: Çerkez Katliamı

21 Mayıs 1864 tarihi, Rus İmparatorluğu tarafından Çerkezlere uygulanan toplu katliamın yıldönümüdür. Siz hiç Çerkezlerin acılarını paylaşan bir Rus siyasetçi duydunuz mu? Balkan Savaşı'ndan sonra yüz binlercesi katledilen, yüz binlercesi de anayurdundan sürgün edilen Balkan Türklerinin acılarını paylaşan bir Yunan veya bir Bulgar veya bir Sırp siyasetçi duydunuz mu?

Stalin'in emriyle Sovyet Hükûmeti tarafından 18 Mayıs 1944 tarihinden itibaren Kırım Tatarları Sibirya’ya sürülmüştür. Bu sürgünde binlerce Kırım Tatar Türkü katledilmiştir. Adeta bir soykırım yaşanmıştır. Bir dönem Kırım’da çoğunluk olan Kırım Tatarlarının bugün neredeyse esamesi okunmuyor malumunuz. Bu sürgüne dayanabilen, sağ kalanların çoğunluğu da Sibirya’daki olumsuz sert kış koşulları nedeniyle yaşamlarını sürdürememişlerdir. Bile bile bu insanlar, hiç alışkın olmadıkları şartlarda ölüme mahkûm edilmişlerdir. Evet, tarih 18 Mayıs. Siz bu katliamın yıldönümünde Kırım Tatar Türklerinin acılarını paylaşan bir Rus siyasetçinin beyanatına şahit oldunuz mu? Boşuna hafızanızı zorlamayınız. Böyle bir beyanata bugüne kadar şahit olan olmamıştır.

Bu yazımda Çerkez katliamını, Balkanlarda çeşitli bölgelerde Türklere uygulanan katliamları ve Kırım Türklerinin uğradıkları mezalimi anlatmayacağım. Bu yazımda Ermenilerin Van’da, Bitlis’te, Erzurum’da, Erzincan’da Türk ahaliye yaptıkları katliamları da yazmayacağım. Eğer biz Türkler de Ermenilerin sığındığı ve özellikle Batı dünyasında kabul görmeye başlayan terminolojinin benzerini kullanacak olursak, Türklere karşı sistematik bir şekilde uygulanan sayısız soykırımlardan bahsetmemiz gerekir.

Fransız-Ermeni Ortak Katliamları:

Ancak bu yazımda, Ermeni–Fransız iş birliği ile işlenen cinayetlerden, Türklere uygulanan katliamlardan bahsetmeyi gerekli görüyorum. Bildiğiniz üzere Çukurova ve çevresinin Fransızlar tarafından işgaline, Birinci Dünya Savaşından hemen sonra imzalanan Mondros Ateşkes Sözleşmesi bahane edilerek başlanmıştır. 1918 yılının Kasım ayından itibaren Çukurova bölgesi Fransa tarafından gecikmeksizin işgal edilmiş, Türk topraklarına el konulmuştur. Bu işgal sırasında Fransa, bölgede bir Ermeni Devleti kurma vaadiyle Ermenileri kandırmış ve onları Türklere karşı kullanmıştır. Önce gönüllü Ermeni taburları teşkil edilmiştir. Daha sonra, ABD, Mısır, Suriye ve Fransa’dan yaklaşık 200 bin kadar Ermeni, Fransız işgal bölgesine getirilmiştir. Daha doğrusu gözü dönen Ermeniler, silahsız Türklere karşı ‘savaşmak’ için adeta yarış içinde olmuşlar, Fransızlar da buna çanak tutmuşlardır.

Böylece Fransız Doğu Lejyonuna bağlı Ermeni Lejyonu kurulmuştur. Bu özel birliğe Fransız üniforması giydirilmiştir ve ellerine Fransız silahları Türklere karşı kullanmaları için servis edilmiştir. Bu uygulamanın bir benzerini, bunun öncesinde, 1914-1915 yılarında Çarlık Rusya’sı Doğu Anadolu’da yapmış, Ermenileri Türklere karşı kullanmışlardır. Kimin kime akıl verdiği bilinmez ama, Ermenilerden oluşan Fransız Lejyonu, 1921 yılına kadar bölgede akıl almaz katliamlar gerçekleştirmekten geri kalmamıştır. İşte bu Ermeni-Fransız ortaklığı o dönemde Çukurova’da da mezalimlerine devam etmişlerdir.

“Kaç Kaç” Olayı Nedir?

Fransız işgali altındaki Adana’da Fransızlar ve Ermeniler tarafından 10 Temmuz 1920 tarihinde Türklere karşı, Fransız işgal bölgesindeki en büyük katliama girişmişlerdir. Bu katliam sonucu on binlerce Türk çareyi Toros Dağlarına doğru kaçmakta bulmuşlardır. Dört gün süren bu Fransız-Ermeni ortak katliamı, ortak tarihimize “Kaç Kaç” olayı olarak geçmiştir. “Kaç Kaç” olayı aslında Kurtuluş Savaşının Çukurova’da geçen önemli bir safhası olmuştur. Fransız-Ermeni iş birliğinin Çukurova halkına hayat hakkı tanımaması neticesinde Adana halkının Toros Dağlarının yamaçlarına çekilmesi, o bölgede bir direniş örgütlenmesine gitmesi, Millî Mücadele tarihinde yerini almıştır.

20 Ekim 1921 tarihinde, TBMM hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nın bir sonucu olarak Fransız işgal kuvveti, Suriye ve Lübnan’a çekilmiştir. Bu çekilme esnasında, Ermeni iş birlikçileri de (katliam olaylarında rol alan yaklaşık 50 bin Ermeni) Fransızlarla birlikte Anadolu’yu terk etmek durumunda kalmışlardır. Ardından, Fransızların Çukurova’da (Kilikya’da) yüzüstü bıraktığı Ermeniler önce Suriye ve Lübnan’a göç etmişlerdir. Daha sonra da Fransızların bunlara kucak açması üzerine Fransa’yı mesken tutmuşlardır. Günümüzde Fransa’da yaşayan yaklaşık 600 bin Ermeni asıllı Fransız vatandaşının kökeni bu Ermenilere dayanmaktadır.

Türk Edebiyatında “Kaç Kaç” Olayı:

Günümüzün popüler tarihçileri, edebiyatçıları pek bilmezler ama o günlerden kalan iki dörtlük vardır. Bu dörtlükler, “Kaç Kaç” olayının o ürpertici manzarasını sanki bugünmüş gibi canlı canlı bizlere yaşatır, içimizi sızlatır.

 

On Temmuz bilseniz ne kara gündü

Obalar göç etti ocaklar söndü,

Adana bir yangın yerine döndü

O günden ruhlarda bir sızı vardı

 

O gün döküldü masumlar kanı

Bu kaç kaç ateşi sardı Seyhan'ı

Boğulmak istendi TÜRKÜN imanı

Şafakta Kaç Kaç’ın izleri vardı…

 

Ne yazık ki Ermeni-Fransız ortak katliamlarına ne akademik dünya ne edebiyatçılarımız ve ne de senaristlerimiz yer veriyor. Sanki hiç yaşanmamış gibi.

Sonuç:

Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır. Her yıl Ermenilerin üzüntülerini paylaşanlar, onlardan özür dileyenler, geçtiğimiz yıl bugün Biden’ın biz Türklere yaptığı sözde “soykırım” suçlaması karşısında sus pus olanlar, bunun ardından “tazminat” ve “toprak” taleplerinin geleceğini hiç mi görmüyorlar.

Atatürk’ün altını çizerek yanına çok mühim olduğunu belirtmek için iki defa çarpı işareti koyduğu Leone Caetani’nin dokuz ciltlik “İslam Tarihi” isimli eserinde geçen bir sözü bu gök kubbede çın çın çınlıyor:

“Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır”

Bu memleketin yetiştirdiği bir Türk evladı olarak, şüphesiz ben de Atatürk gibi düşünüyorum. Bu yazımla, “Kaç Kaç” olayına dikkatinizi çekmek ve gerçek ‘soykırım’ aslında kim tarafından yapılmış, bunu da bir nebze olsun gösterebilmek istedim.

Bu tür yazılarımla Çoban Ateşi misali bildiğim doğruları sizlere aktarmaya gayret gösteriyorum. Bu gayretimi desteklemek için sizlerin çoban ateşinin daha gür yanması için taşıdığınız çalı, çırpının benim nazarımda değeri çok büyüktür.

Yararlanılan Kaynak:

Yusuf Ayhan, Mustafa Kemal'in Pozantı Kongresi ve Adana'nın Kurtuluşu, Adana, İpek Matbaası, 1963


Google Ads