Site İçi Arama

tarih

İstiklal Marşı ve Kıbrıslı Türkler (3)

İstiklal Marşı

29 Ekim 1957 günü Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanması gereken bir günde o tarihte Öğretmen Koleji’nde eğitim gören Neriman Cahit ilgili İngiliz öğretmene günün anlam ve önemine binaen bir konuşma ve Milli marş çalınması gerektiğini söyler; ancak bu isteği kabul edilmezken İngiliz öğretmen İngilizce bir şarkı söyleteceğini belirtir ve Neriman Cahit’in de cezalandırılmasını sağlar. Daha sonraki süreçte Öğretmen Koleji’ndeki derslerde özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından müzik ve seçmeli müzik derslerinde en çok icra edilen eserler arasında İstiklal Marşı gelecektir.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında da aynı şekilde Mücahitler Marşı ve İstiklal Marşı kolejde ilk öğretilen ve icra edilen marş durumundadır. 27-28 Ocak 1958 tarihinde Lefkoşa’da yapılan ve 7 Türk’ün İngiliz askerleri tarafından öldürülmesiyle sonuçlanan miting sonrasında İngiltere’de de Kıbrıs’ta taksim konusu yüksek sesle tartışılmaya başlanır ve İngiliz Sömürgeler Bakanı LenoxBoyd Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada bu durumdan söz eder. Özellikle Rumlar ve EOKA bu durumdan son derece rahatsız olurlar ve buna engel olabilmek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. 28 Ocak 1958 günü İngiliz yönetiminin adada Rum yanlısı siyasetini protesto etmek için sokaklara dökülen ellerindeki Türk bayraklarını sallayarak ve İstiklal Marşı okuyarak gelenler arasında Viktorya Kız Lisesi öğrencileri de bulunmaktadır;[9]

Bayrağımız:

“O gün sağanak yağmurlu bir gündü. Sicim gibi yağan yağmur ve gök gürlemeleri arasında kadın çığlıklarının gökyüzünü delercesine ‘Ya Taksim Ya Ölüm, Dr. Küçük Çok Yaşa” sloganlarının yüksek sesle ve hep bir ağızdan söylendiğini işittim. O anda gördüğüm manzarayı hayatımın sonuna kadar unutamayacağım. Kızlar Türk bayraklarına sarılmışlar ‘Bayrağımız şanımız/Hürriyettir andımız. /Feda olsun kanımız/Kurtulsun Kıbrıs’ımız.’ Marşını söylüyorlardı. O gün yağmur hiç dinmemişti ve kız arkadaşlarımız Sarayönü’nden okula kadar yağmur altında yürüyerek geldikleri için sırılsıklam ıslanmışlardı…”

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı:

O dönemde Cihangir İlkokulu’nda görev yapan Halil Kara’nın aktardığına göre 27 Ocak 1958 günü Lefkoşa’da hayatını kaybedenler için Abohor (Cihangir) köyünde Arabın Kahvesi’nde şehitleri anma gecesi düzenlenirken saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından günün mana ve önemini belirten konuşmalar da yapılır. 1958 yılından itibaren Türkiye’nin milli günlerinin arasında olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ulusal gün ilan edilmiş, resmî tatil ilan edilerek okullarda törenler yapılmıştır. Bu arada TMT’nin 23 Nisan 1958 günü dağıtılan bildirisiyle paralel olarak aynı gün Kıbrıs’ta da coşkuyla kutlanacak olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na katılmak üzere Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği’ne müracaat eden 10 üniversite öğrencisi ile 5 gazetecinin Kıbrıs’a gitmelerine İngiliz Büyükelçiliği tarafından vize verilerek müsaade edilir: ancak öğrenci ve gazetecilerin Kıbrıs’ta yapılacak gösteri ve mitinglere katılmamaları istenir.

Kıbrıs Valiliği de sadece Türk bayrağı taşımaları, pankart ve dövizler taşımamaları şeklinde bazı sınırlamalar getirmek suretiyle Kıbrıs Türklerinin 23 Nisan 1958 tarihinde gösteri düzenlemelerine müsaade eder. 23 Nisan 1958 günü İngiliz polis ve askerinin geniş güvenlik tedbirleri aldığı Lefkoşa Atatürk Meydanı’nda toplanan binlerce Kıbrıslı Türk hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nı söylerler, meydanı ve bütün Lefkoşa’yı Türkiye’den gönderilen ay yıldızlı Türk bayraklarıyla süslerler;[10]

Taksim Meydanı:

“23 Nisan 1958 yılında yapılan kutlamalar Kıbrıs’ta başta Lefkoşa olmak üzere Mağusa, Larnaka, Limasol, Baf ve Girne bölgelerinde de yapılmıştır. Saat 9’da başlayan Lefkoşa’daki kutlamalarda Lefkoşa Erkek ve Kız Lisesi ile birlikte ilkokul öğrencileri de katılmıştır. Kortejin başında bulunan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf R.Denktaş, bando eşliğinde törenin yapılacağı Cirit Meydanı’na doğru yürüyüşe geçmiştir. Cirit Meydanı’nda İstiklâl Marşıyla başlayan törende konuşan Dr. Fazıl Küçük, Cirit Meydanı’nın adının Taksim Meydanı olarak değiştiğini ilan etmiştir. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin okudukları şiirlerin yanında milli oyunlar oynanmış ve törene katılanlar tarafından ‘Dağ Başını Duman Almış’ marşının söylenmesiyle kutlamalar sona ermiştir.”

Kamuoyunu aydınlatmak ve EOKA’nın psikolojik baskısını azaltmaya yönelik gayret içindeki TMT de EOKA bildirilerine cevap verir. EOKA terörü öncesinde İngiliz dönemini ve yaşadıkları baskı sürecini gayet iyi hatırlayan ve Larnaka Doğanın Sesi Radyosu’nda da TMT üyesi olarak görev alan Süheyla Başaran da bu yeminli TMT mensupları arasındadır;[11]

“…Okulumuz Atatürk İlkokulu. Arkası da bir orman, okul burasıysa ondan ötesi ormandı. Rumlar hep okula saldırırlardı. Öğretmenlerimiz bizi nasıl kaçırırlardı bilir misiniz ‘Çocuklar çantalarınızı bırakın.’ diyerek. Küçüğüz, ilkokul 1. sınıf. Döndüğümüz zaman ne sıra ne masa bulurduk. 7 yaşındaki çocuk böyle başladı hayata. İstemez Rumlar okul okumamızı. İlkokula başladığım gün Asım Bey diye bir ilkokul müdürümüz vardı. Beni çağırdı, ‘Gel’ dedi. Kürsünün üstüne bir sandalye koydu. Tuttu elimden, beni çıkardı. Yukarıda Kraliçe Elizabeth’in resmi vardı çerçeveli. O güne kadar Kıbrıs’ta hep İngiliz Marşı, ‘Kraliçe çok yaşa.’ diye okula başlanırdı. İngiliz bayrağı çekilirdi, Türk bayrağı çekilemezdi. Biz ilkokula başladığımızda o da bizim şansımıza ve çıkardı beni yukarıya ve ‘Çocuğum o resmi indir.’ dedi. İndirdim o resmi, baktım gözleri doldu. ‘Sen şimdi anlamadın ama bu neslin en şanslı çocuklarısınız.’ dedi bana. ‘Çünkü İstiklal Marşı ve Türk bayrağıyla başlıyorsunuz okula.’ dedi bana. Tabii anlamadım o zaman ama yıllar sonra hala bunu hatırladığımda gözlerim dolar. Atatürk’ün resmini astık…”

23 Nisan 1959 tarihli bayram kutlamasıyla ilgili olarak 26 Mart 1959 tarihli Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu imzalı duyuruda ise program şu sözlerle aktarılmaktadır;[12]

“Atatürk Meydanı’ndan Taksim sahasına yürüyecek korteje ilkokullar İnönü Meydanı’nda dahil olacaklardır. Kortejde Celal Bayar Lisesi Bandosu’na, büyük bayrakları taşıyan milli kıyafet grubu ile ilkokul zeybek grubu da eşlik edecekti. Taksim sahasında yapılacak törende İstiklâl Marşı ve konuşmaların ardından Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerinden getirilen toprakların 19 Mayıs’ta Celal Bayar’a taktim edilmesi için Dr. Fazıl Küçük’e takdim edilecektir. İlkokul öğrencilerinin okuyacakları şiirlerin ardından estetik dans ve milli oyunlar da sergilenecektir. 23 Nisan 1959’da Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerindeki ilkokulların tören programlarına milli oyunlar dahil edilmiştir. Ocak 1960 yılında Lefkoşa Atatürk İlkokulu’nda Maarif Müdürlüğü Halk Eğitim Spor Kolu tarafından açılan gece kurslarında milli oyunlar öğretilmiştir.”

15 Ağustos’u 16 Ağustos’a bağlayan gece son defa olarak Polis Bandosu tarafından İngiliz ulusal marşının çalınmasının ardından İngiltere adadan resmen ayrılırken 16 Ağustos 1960 günü Kıbrıs Cumhuriyeti bütün dünyaya ilan edilir ve Türkiye de garantör devlet olarak İstiklal Marşı ile resmen adadaki yerini alır ve Kıbrıslı Türkler de o günden itibaren bugüne kadar İstiklal Marşı’nı kendi ulusal marşları olarak kabul ederler. Dolayısıyla bu dönemde ilkokullardan başlayarak çocuklara milli marşların öğretilmesi yanında Pazartesi ve Cuma günleri okulların açılması ve kapanması sürecinde İstiklal Marşı’nın okunması söz konusudur. 16 Ağustos 1960 günü adaya gelen 650 kişilik Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı da Mağusa üzerinden coşkun sevgi seli arasında Lefkoşa’ya gelir ve Evkaf Bahçesi’nde bir tören daha düzenlenir. Yol üzerinde Gönendere köyünde de kurban kesilerek karşılanan KTKA burada askeri bandonun icra ettiği İstiklal Marşı ile köylüleri selamlar ve Lefkoşa’da Evkaf Bahçesi’nde de adadaki ikinci İstiklal Marşı icraatlarını gerçekleştirirler. Bu Türk askerinin adada cumhuriyet döneminde ilk defa icra ettiği marş olacaktır. 29 Ekim 1960 günü Tabanlı köyünde öğretmenlik yapmakta olan Mehmet Güçlü de Türk askerinin adaya gelmesi, Türk bayrağının ve İstiklal Marşı’nın resmen kabul edilmesi nedeniyle daha coşkulu bir bayram tören programı hazırlar. Bütün köy halkının ve komşu köylerden de insanların katılımıyla ve İstiklal Marşı okunarak başlayan bayram kutlamasında milli oyunlar, milli marşlar ve Şehit Fatma Piyesi yanında şiirlerle dolu olan bayram kutlaması akşam 21.00’e kadar devam eder.[13]

Barış Harekâtı:

20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı sürecinde Limasol’da mahsur kalan ve şehrin bütün erkekleri Rumlar tarafından esir kamplarına götürülen Limasollular yanında geride kalan kadınlar ve çocukların başında ise Dr. Ayten Berkalp kalmıştır. Dr. Berkalp’in TMT Limasol Sancaktarı ve hastane başhekimi olarak kararlılık, azim ve cesareti tam bir yıl sonra bu insanların kuzeye geçmelerine yardımcı olmuş ve hayatları kurtulmuştur. Bu süreçte her vesileyle hastane bahçesinde törenler düzenleyen Dr. Berkalp bayrak ve İstiklal Marşı’nı hep ön planda tutar;[14]

“…Biz Limasol’da o şartlarda her milli bayramı kutladık.  Bayrak çektik de kutladık. Ben Lefkoşa'ya yazdım ve bana kocaman plak gönderdiler, üstünde İstiklal Marşı ve diğer marşlar olan. Sabah sabah 06.00'da caminin minaresinden biz diğer marşları çalmaya başladık. 06.00'da millet hastane bahçesine toplanmaya başladı. Nüfus da 3.000 civarındaydı (ancak) sonra 2000'e düştü.  Millet geldi, toplandı. Yine büyük bir kalabalık, hep kadın ve çocuklar vardı daha çok, bir de yaşlı adamlar vardı ve 'Şimdi koyun mili marşımızı.' deyip bir ağızdan milli marşımızı söyledik. 2 tane bayrak bulduk, bayrak direklerini söktük bazı binalardan. Bir gün önce her şeyi bulduk. (Bayrağın) üst kısmında ay yıldız var ya (işte) bir onu bulamadık. Onu da bir başka bayrak direğinden sökerken çocuklardan biri yakalandı ama neticede gene de bulduk.  Her şeyimiz hazır ve bayrağı çektik. Uzun boylu bir kızımızı önüne koyduk. Arkasına da herkese siyah pantolon satın aldık bunları ve o bayracıklara da direk yaptırdık bir marangoza. Ardından pres bulduk ve presledik. Verdik çocukların eline bayrakları. Cemaliye Hanım'ın çocuğu 'Aman teyze yapma. Yaparsan gene bizi öldürecek onlar.' diyor…”

SONUÇ:

Milli Mücadele’nin ardından Kıbrıs’ta yeni kısıtlama ve yasaklamalara giden İngiltere Birinci Dünya Savaşı sürecinde başlattığı sıkıyönetim uygulamalarına da aynı şekilde devam eder. Kıbrıslı Türkleri adeta nefes alamaz hale getiren bu baskı sürecinde milli günlerin kutlanması, milli bayramlarla ilgili yasaklar getirilmesi, anma toplantıları yapılması ve İstiklal Marşı başta olmak üzere marşlara yönelik yasaklar ve ağır müeyyideler getirilmesi Kıbrıslı Türklerin yüreğindeki sevdayı söndüremeyecektir. Kimi zaman ıslık çalarak söyledikleri İstiklal Marşı’nı bazen deniz kıyısında kumlara yaptıkları Türk bayrağı önünde, bazen öğretmenlerinin evlerinde gizlice yaptıkları anma toplantılarında, bazen dik durup açık alanda ve okul bahçelerinde söylemekten çekinmezler. Çaresizliğin içinde kendi ciğerlerini kendi yağlarında kavuran Kıbrıslı Türkler böylece milli benliği unutmadan moral-motivasyonlarını daima yüksek tutmayı başarırlar ve Kıbrıs adasında toprağı vatan yapmayı da başarırlar. Bugün Kıbrıs’ta var olan ve 15 Kasım 1983 tarihinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti o günlerden bu yana verilen mücadelenin eseridir.

 

Kaynakça:

[9] Mehmet Güçlü, Halassa Pınarı;Bir Öğretmenin Mücadele Yılları Anıları, Cyrep Yay., Aralık 2003, Lefkoşa, s. 4.

[10]Dünya, 24 Nisan 1958. Ayrıca Bkz. Halil Selçuk, a.g.e., s. 87-88

[11] Süheyla Başaran ile 29 Nisan 2016 tarihinde Girne Boğaz’da yapılan görüşme.

[12] Halil Selçuk, a.g.e., s. 90

[13] Mehmet Güçlü, a.g.e., s. 32.

[14] Dr. Ayten Berkalp’le 18 Nisan 2016 tarihinde Girne’de yapılan görüşme.

Prof.Dr. Ulvi KESER
Prof.Dr. Ulvi KESER
Tüm Makaleler

  • 19.03.2022
  • Süre : 7 dk
  • 865 kez okundu

Google Ads