Site İçi Arama

tarih

Kurtuluş Savaşı Yazıları: “5 Kasım 1918 Tarihinde İcra Edilen Faaliyetler” (Bölüm 9)

Mustafa Kemal Paşa’nın endişelerini haklı çıkaracak yeni gelişmeler ortaya çıkmıştır. İngilizler, Kilikya’nın Suriye’nin bir parçası olduğunu, bu sebeple bölgedeki Türk birliklerinin harp esiri sayıldığını ve Halep’e gönderileceklerini bildirmişlerdir.

3 Kasım’dan itibaren meydana gelen bu gelişmeler, hızla karar almayı ve uygulamaya sokmayı gerektirdiğinden, Mustafa Kemal Paşa, bu tarihten itibaren emirleri doğrudan ilgili tümen ve kolordu komutanlıklarına göndermiştir. Hatta bunun için, 3 Kasım’da Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne 2’nci ve 7’nci Orduların lağvedilmesini ve kolorduların doğrudan kendisine bağlanmasını teklif etmiştir. 2’nci Ordu Komutanlığı, ast birliklerine doğrudan emir verilmesinden rahatsız olmuş ve Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Riyaseti ile Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na bir yazı göndererek kolordu ve tümenlerin işlerinin Ordu kanalı ile yapılmasının daha uygun olacağını bildirmiştir. 

Bu sırada Hükümet için en önemli sorunlardan biri, mütarekede yurt dışına çıkarılacağı belirtilen Alman ve Avusturyalı askeri ve sivil personelinin en kısa sürede cephelerden çekilmesidir. Bu personel, ülkenin değişik bölgelerine dağılmış durumdadır. Bu sebeple Ahmet İzzet Paşa tarafından, Almanların ve Avusturyalıların mütarekede belirtilen süre içinde ülkeden ayrılabilmeleri için gerekli hususların yerine getirilmesini isteyen bir emir gönderilmiştir. 

Bunun ardından, 41’inci Tümen Komutanı’nın 4 Kasım akşamı Belen’den gönderdiği ve İngiliz binbaşının taleplerini açıklayan bir rapor gelmiştir. Bu raporda anlatıldığına göre; Arbalet Muhribi’nin kaptanı ve İngiliz Binbaşı Mackmislent’in 4 Kasım’daki talebine yazılı olarak; torpil subayı geldiğinde torpil sahalarının gösterileceği fakat karaya asker çıkarılmasına engel olunacağı cevabı verilmiştir. İngiliz binbaşı, bu yazıyı götüren Liman Reisi’ne yüz yüze görüşmeyi talep ettiklerini söylemiştir. Bunun üzerine, gemiden inen heyet akşam vakti limandaki rüsumat binasında kabul edilmiştir. 

Bu görüşmede İtilaf Devletleri heyeti; torpil subayının gelmesini bekleyeceklerini, Halep civarındaki ordularına götürmek üzere gıda yüklü olan vapurların muhtemelen yarın geleceğini, bu gıda maddeleri ile birlikte askeri kıtaların karaya çıkacağını ve bu hususta yardım gerektiğini belirtmişlerdir. Kendilerine, bu taleplerin cevaplarının yazılı olarak verildiği ve başka bir işlemde bulunmanın yetkileri dışında olduğu, bu sebeple hiçbir paket veya askerin karaya çıkarılmasına müsaade edilmeyeceği cevabı verilmiştir. Ayrıca, gelecek gıda maddelerinin manda arabaları veya otomobille nakline şosenin uygun olmadığı bildirilmiştir. İngiliz binbaşı şosenin tamirini kendi kıtaları ile yapacaklarını söyleyince; mütarekeye aykırı olarak İskenderun-Halep yolunu işgal etmeye çalışırlarsa buna şiddetle karşı konulacağı cevabı verilmiştir. Bunun üzerine, heyet gemilerine gitmiştir. İngilizlerin İskenderun limanındaki torpilleri temizlemekten maksatlarının bu nakliyat olduğu anlaşılmıştır.

Bu sırada Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Riyaseti tarafından, Mustafa Kemal Paşa’nın 3 Kasım’da mütareke hakkında sorduğu soruları cevaplamak için 4 Kasım’da gönderilen fakat şifresi açılamadığı için ikinci ve beşinci maddeleri okunamayan emrin bu maddeleri Yıldırım Ordular Grubu Komutanı’nın yaveri olan Cevat Bey’e telefonla yazdırılmıştır. Buna göre, Mütareke’de Suriye’deki kıtaların teslimine dair madde ihtiyaten yazılmıştır. Suriye’de herhangi bir kıta olmadığından bu maddenin Yıldırım Ordular Grubu’nu ilgilendiren bir tarafı yoktur. Grup Komutanlığı’nca sadece Hicaz Kuvve-i Seferiyesi, Birinci Kuvve-i Mürettebiye ve Maan bölgesindeki birliklere İngiliz telsizinden yararlanılarak Mütareke’ye göre hareket etmeleri bildirilecektir. Diğer birlikler, bulundukları yerlerde kalmaya devam edeceklerdir.  

Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Riyaseti’nin bu iyimser tavrına rağmen, bu sırada Mustafa Kemal Paşa’nın endişelerini haklı çıkaracak yeni gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bir İngiliz generalin başkanlığındaki görüşme heyeti, Katma’daki 7’nci Ordu Karargâhı’na gelmiştir. Ali Fuat Paşa, görüşmeleri yürütmek için Ordu Kurmay Başkanı, 20. Kolordu Kurmay Başkanı ve Binbaşı Ömer Halis Bey’den oluşan bir heyet teşkil etmiştir. Müzakereler başlayınca İngilizler, Kilikya’nın Suriye’nin bir parçası olduğunu, bu sebeple bölgedeki Türk birliklerinin harp esiri sayıldığını ve Halep’e gönderileceklerini bildirmişlerdir.  Bunun üzerine Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı telgraf başına çağırmış, İngiliz heyetinin talebini açıklamış ve reddetmeye karar verdiğini bildirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, bunu uygun bulmuş ve ertesi gün Adana’ya gelmesini, onunla önemli şeyler konuşacağını söylemiştir.

Ali Fuat Paşa hatıralarında, bu telgraf muhaberesinden sonra Binbaşı Ömer Halis Bey’in, İngiliz müzareke heyeti arasında bulunan Şerif Faysal kuvvetlerine mensup Osmanlı Harbiye’sinde okumuş Yüzbaşı Nuri Sait’in Ahmet İzzet Paşa’ya gönderilmek üzere gizlice verdiği bir mektubu getirdiğinden bahsetmektedir. Ali Fuat Paşa; zarfı açtığını, içindeki kâğıtta Osmanlı Devleti’nin iştirakiyle bir Müslüman federasyonunun kurulmasına dair bazı teklifler bulunduğunu gördüğünü, bunun bir İngiliz oyunu olduğunu anladığını ve binbaşıya mektubun iletileceğini söylemesini bildirdiğini yazmıştır. Ancak bu mektuba ne işlem yaptığını açıklamamıştır. 

Türk birliklerinin teslim olması talebi reddedilen İngilizlere, Tarsus bölgesindeki esirlerin teslim edilmesi konusunun görüşülmesi talebinde bulunulmuştur. Yazılı olarak yapılan bu talebin cevabı, üç İngiliz Kurmay Subayı tarafından Kefr-i Altun’a getirilmiştir. Bu cevapta; Halep civarındaki Osmanlı birliklerinin mütarekeye uygun olarak teslim olması ve sadece bu bölgede bulunan İtilaf Devletleri esirlerinin Halep’e gönderilmesi, iaşe ve diğer ihtiyaçların temini için Osmanlı birlikleri ve İtilaf Devletleri esirlerinin mevcutları ile bunların teslim zamanlarının bildirilmesi talep edilmiştir. Bu taleplere; mütarekede belirtilen teslim şartlarının Lazkiye-Han Şeyhun hattının güneyindeki kıtaları kapsadığı, Halep civarındaki kıtalar için söz konusu olamayacağı cevabı verilmiştir. İngiliz subayları bu cevabı üstlerine arz edeceklerini ve muhtemelen yarın bir cevap veremeyeceklerini söyleyerek geriye dönmüşlerdir. Bu durum, 7’nci Ordu Komutanlığı’nca derhal Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na bildirilmiştir. 

Meydana gelen bu gelişmeler üzerine Mustafa Kemal Paşa, Adana Amerikan Mektebi Kütüphanesi’nde buldurduğu bir coğrafya atlasını incelemiş ve İngilizlerin mütareke maddelerine soktukları Kilikya, Suriye ve Irak tabirleri ile istedikleri bölgelerin nereleri olduğunu anlamıştır. Ona göre, Mütarekenin 16’ncı maddesindeki Irak ve Suriye’deki kıtaların en yakın İtilaf komutanına teslim olacağı ifadesi, 6’ncı ve 7’nci Orduların teslim alınması amacıyla yazılmıştır. 

Bu tespitlerinin ardından, Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Riyaseti’ne İngilizler tarafından bildirileceği belirtilen Toros Tünellerini işgal edecek olan kuvvetin miktarı tüm Anadolu’yu ele geçirecek derecede dahi olursa buna müsaade edilip edilmeyeceğini sormuştur. Bundan sonra da Suriye’de bulunan garnizonların tesliminin ihtiyaten yazılmış bir madde olduğu ifadesine itiraz etmiştir. Ona göre, bu madde İngilizler tarafından Türk tarafını iğfal için yazdırılmıştır. Çünkü İngilizler, Suriye’de diye 7’nci Ordu’nun teslim olmasını istemişlerdir. Ayrıca, 3 Kasım’da gönderdiği telgrafta bahsettiği Kilikya sınırını sormaktan maksadının, hükümetin bu bölgeyi gösteren İngilizce atlasta kuzey hududunun Maraş kuzeyinden geçtiğini dikkate alıp almadığını anlamak olduğunu belirtmiştir. Çünkü İngilizlerin, Suriye sınırını Kilikya sınırının doğuya uzatılmasından ibaret sayacağından şüphesi yoktur. İngilizlerin, 6’ncı Ordu’ya gösterdikleri haritada Irak sınırının Siirt’ten geçtiğini belirtmeleri de bunu ispatlamaktadır. İngilizlerin birkaç günden beri İskenderun’a asker çıkarmaktan ve orada yeterince erzak olmasına rağmen Halep’e erzak naklinden bahsetmeleri de İskenderun’un Kilikya bölgesini gösteren haritada Suriye ve Kilikya sınırları üzerinde bulunmasındandır. Mütareke maddelerindeki yanlış anlaşılmaları önleyecek tedbirler alınmadan ordular terhis edilecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğilecek olunursa, İngilizlerin ihtirasının önüne geçmeye imkân kalmayacaktır. 

Bu telgrafın gönderilmesinin ardından Ahmet İzzet Paşa’dan, biri açık diğeri şifreli iki telgraf gelmiştir. Birinci telgrafta;  Irak’taki İngiliz Ordusu’nun ne Musul’u işgale ne de Irak’ı istediği gibi tanımlamaya yetkili olmadığı, İskenderun’un İngilizler tarafından işgaline dair mütarekede herhangi bir kayıt bulunmadığı, bunun Amiral Caltlthorpe’a yazıldığı, adı geçen kişinin Musul ve diğer bölgeler hakkında bir daha böyle yanlış anlaşılacak hareketlerde bulunulmaması için hemen Londra’ya haber verdiği bildirilmiştir. Bu durum İngiliz Ordu Komutanı’na söylenerek Londra’dan gelecek emre göre hareket etmesi temin edilecektir. 

Şifreli telgrafta ise; Yıldırım Ordular Grubu’nun İngilizlerin İskenderun’a asker çıkarma talebi hakkında 4 Kasım’da gönderdiği rapora cevap verilmiştir. Ahmet İzzet Paşa; mütarekeye göre İngilizlerin İskenderun’u işgal etmeye hak ve yetkileri yoksa da Halep civarındaki ordularını beslemek için İskenderun’dan yararlanmak istemelerin haklı bir talep olduğunu bildirmiştir. Ayrıca, mütarekede birçok maddeyi tadil ederek vaktin darlığı sebebiyle yalnız şifahen izahat ve teminat veren İngiliz murahhasının bu centilmenliğine karşılık bir cemile olarak ve Yunanistan’ın faaliyet sahasına çekilmesini kolaylaştırmak üzere İngilizlerin İskenderun Limanı’ndan erzak nakliyatı için yararlanmalarında ve İskenderun-Halep yolunu tamir etmelerinde ordunun durumu açısından bir sakınca görmediğini ifade etmiştir. Liman ve yoldan yararlanmalarını sağlamakla, İskenderun limanı ve şehri kendilerine terkedişmiş olmayacaktır. Bunlar yine Osmanlı Devleti’nde kalacak, askeri ve mülki yönetim yerinde duracak, onlar sadece limandan ve yoldan yararlanacaktır. Ahmet İzzet Paşa, bu durumun İngiliz Suriye Ordusu Komutanı’na iletilmesini istemiştir.

Görüldüğü gibi, aynı gün aynı konuda gönderilen iki telgraf birbirleri ile çelişmektedir. Bu durum, Ahmet İzzet Paşa’nın ateşkes anlaşmasının ihlali ve çatışmaların yeniden başlamasından korktuğunu ve Mustafa Kemal Paşa’nın Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı’na başladığından beri İtilaf Devletleri’ne karşı direnilmesi yönündeki eğiliminin buna sebep olacağından endişe ettiğini göstermektedir. Bu sebeple, aynı gün içinde önce İskenderun’a İngilizlerin çıkmaya hakkı olmadığını söylerken kısa süre sonra da eğer çıkarlarsa karşı konulmaması yönünde bir emir göndermiştir. 

Ahmet İzzet Paşa’nın söylediklerinin aksine, Mustafa Kemal Paşa; İngilizlerin İskenderun’a asker çıkaracaklarını söylemelerinden ve birliklerin teslim olmasını talep etmelerinden, 7’nci Ordu’nun çekilme yollarını kesmeyi ve birlikleri teslim olmak zorunda bırakmayı planladıkları sonucuna varmıştır. Bunun üzerine 7’nci Ordu’nun İngilizlere hissettirmeden geri çekilmesine karar vermiştir. 7’nci Ordu, 3’üncü Kolordu ve 41’inci Tümen’e bir emir göndererek 20’nci Kolordu’nun zayıf bir ileri karakol bırakmasını, büyük kısmıyla geceleyin Katma ve Subaşı civarında toplanmasını, buradan da İslahiye’ye çekilmesini bildirmiştir. Gizliliğin ihlal edilmemesi için, İngilizler ile temasa gelen görevlilerin kuvvetten kesinlikle bahsetmemelerini, gerekirse Ordu Karargâhı’nın çok uzaklarda olduğu tarzında konuşmalarını ve alınacak kararların imza edilmesi gerekirse Ordu Komutanlığı’ndan yetkilendirilen murahhas subayların imza atmasını emretmiştir. 3’üncü Kolordu’ya da 20’nci Kolordu’nun geri çekilmesi sona erinceye kadar İskenderun’a kuvvet çıkarılmasını gerekirse ateşle durdurması emrini vermiştir. Ayrıca, 7’nci Ordu’ya, karargâhının hemen Adana’ya sevk edilmesi bildirilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, günlük harekât durum raporu olduğu değerlendirilen bir telgrafla yukarıda bahsedilen gelişmeleri Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne bildirmiştir. Ayrıca, 5 Kasım öğleden sonra saat 04.00’da İskenderun Limanı’nda torpil arayan İngiliz vapurlarından indirilen sandallardan birisinin bir infilak sonucunda battığını, İslâhiye civarındaki bir Ermeni çetesinin takibi için 7’nci Ordu’dan takip müfrezeleri gönderildiğini, 6’ncı Ordu’nun Musul’da düştüğü duruma düşmemek için 20’nci Kolordu’nun İslâhiye’ye çekilmesi ve çekilme tamamlanıncaya kadar İngilizlerin İskenderun’a asker çıkarmasına gerekirse silah kullanarak engel olunması yönünde emir verdiğini haber vermiştir.   

Bundan sonra, Harbiye Nezareti’nden Yıldırım Ordular Grubu ve 2’nci Ordu karargâhlarının lağvedildiğine dair bir emir gönderilmiştir. Buna göre, lağvedilen karargâhların komutan ve kurmay başkanları hariç tüm personeli ve bağlı birlikleri 7’nci Ordu Komutanlığı emrine girecektir. Bu emir üzerine 2’nci Ordu Komutanı, kıtaların 7’nci Ordu’ya nasıl devredileceğinin bildirilmesini istemiştir. Mustafa Kemal Paşa buna, Nezaret’in bu konudaki emrinin Grup tarafından anlaşılamadığı ve sorulduğu, cevap gelince bildirileceği karşılığını vermiştir. 

Öte yandan Mustafa Kemal Paşa, bölgeden ayrılmaya hazırlanan Almanların bazı harp silah ve araçları ile malzemeleri imha ettiklerini öğrenmiştir. Bunun üzerine; alınması gereken tedbirlerle ilgili bir emir yayımlamıştır. Bu emirde; Almanların binek ve yük otomobillerini benzin dökerek yaktıklarının, bıraktıkları malzemeyi vakit buldukça tahrip ettiklerinin ve muhabere hatlarını bozduklarının haber alındığı belirtilmiş, buna engel olmak için her komutan ve her menzil memurunun civarında bulunan bütün Alman malzemesine el koyması, hiçbir şeyin tahribine izin verilmemesi ve 3 Kasım’da verilen emir gereğince Konya ve Ereğli’ye götürülmelerine izin verilen otomobillerin bulundukları yerlerde hemen teslim alınması ve malzemeyi tahrip edenlerin tutuklanması bildirilmiştir.

Adana Hat Komutanlığı ve Müfettişliği’ne ayrıca, demiryolu hattı üzerindeki her türlü sanayi ürünlerinin ve tünellerin etkili bir şekilde korunması ve buralardan en son hareket edecek olan Alman Demiryolu Bölüğü Komutanı’na, eğer sanayi mallarında en küçük bir tahribata sebep verilirse yollarda bulunan bütün Alman trenlerine el konularak içindekilerin harp esiri kabul edileceklerinin bildirilmesi görevi verilmiştir. 5/6 Kasım gecesi ilgililere gönderilen bu emrin ast birlik komutanlarınca titizlikle uygulandığı anlaşılmaktadır. Fahrettin (Altay) Paşa hatıralarında, bu tedbirler sayesinde onbir uçağın Almanların elinden zorla alınarak Konya’ya gönderildiğini belirtmektedir.

Görüldüğü gibi, Mustafa Kemal Paşa 5 Kasım günü birçok faaliyetle meşgul olmuştur. Üstelik izlenecek yöntem konusunda anlaşamadığı Ahmet İzzet Paşa ile de yoğun bir muhabere içindedir. Fakat o dönemde yaşayan bazı kişilerin anılarına göre, göreve başladığı günden itibaren zaman zaman oturduğu Şakir Paşa Mahallesi’nden ayrılıp Yüreğir Ovası’nda ve Tarsus’un kuzeyinde incelemeler yapan Mustafa Kemal Paşa’nın 5 Kasım günü Mersin’e giderek 23’üncü Tümen Komutanı Albay Bahaeddin Bey’in misafiri olduğu ifade edilmektedir. Geç vakte kadar süren görüşmede durumun kötüye gitmekte olduğunu söylemiş ve alınacak önlemler üzerinde durmuştur. Mutasarrıfı ve Jandarma Yüzbaşı Talat Bey’i de çağırarak karakolların silahları ve personel sayıları hakkında bilgi almış, Silifke sınırlarındaki ve Toros eteklerindeki karakolların artırılmasını ve depolardaki yeni silahların bol cephaneyle dağ köylerine dağıtılmasını tavsiye etmiştir. Bunun üzerine Yüzbaşı Talat Bey, Seyyar Jandarma Müfrezesi Komutanı Arslanköylü Hüsnü vasıtasıyla dağ köylerine silah ve cephane dağıtmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, akşam Adana’ya dönünce de boş kalmamış ve Adanalılar tarafından, eski istasyondan büyük saat kulesine kadar uzanan Ali Münif Caddesi üzerinde bulunan Muradiye Hoteli’nde onun şerefine verilen akşam yemeğine katılmıştır. Bu yemekte yaptığı konuşmada; memleketin kurtulacağını, henüz ümitlerin sönmediğini, bunun için mücadele edeceğini, Türk milletinin ve ordusunun kendi vatanını ve istiklalini koruyabileceğini söylemiştir. 

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 17.12.2023
  • Süre : 6 dk
  • 593 kez okundu

Google Ads