Site İçi Arama

tarih

Ulusal Egemenlik Bayramı

104 yıl önce, 23 Nisan 1920’de Osmanlı’nın kapatılan meclisi Anadolu’da, Ankara’da tekrar toplanır. Henüz cumhuriyet ilan edilmemiştir, ancak açılan meclis yanıp yıkılmış Osmanlı’nın küllerinden tekrar doğan halkın yeni meclisidir.

Meclis-i mebusan, mebuslar meclisi! 

Osmanlı’nın mutlak monarşi yönetimi sonrasında meşrutiyet yönetimine, yani meşruti monarşiye geçişiyle kurulmuş olan ve padişahın yetkilerinin seçilmiş mebusların yaptıkları kanunlarla kısıtlandığı yönetim biçiminin kanun yapıcı meclisi!

İşgal kuvvetlerinin İstanbul’u 16 Mart 1920 tarihinde işgali ile birlikte Mebuslar Meclisi en son 18 Mart 1920 tarihinde İstanbul’da toplanır ve sonrasında faaliyetlerine son verir. 11 Nisan 1920 tarihinde de parlamento anayasaya aykırı olarak kapatılır.

6’ıncı Mebuslar Meclisi’nin 12 Ocak 1920 - 18 Mart 1920 tarihleri arasında bu 65 günlük sürede yaptığı çalışmalardan en önemlisi Misak-ı Milli’nin hazırlanmasıdır.

***

İşte günümüzden 104 yıl önce, 23 Nisan 1920’de Osmanlı’nın bu kapatılan meşrutiyet yönetimi meclisi Anadolu’da, Ankara’da tekrar toplanır. Ancak artık o bir Osmanlı meclisi değildir. Henüz cumhuriyet ilan edilmemiştir, ancak açılan meclis yanıp yıkılmış Osmanlı’nın küllerinden tekrar doğan halkın meclisidir.

Zaten mevcut mebusların bir çoğu da ya sürgüne gönderilmiştir ve bu açılışa katılamamıştır, ya da kimi kurtulanlar da meclisin tekrar açılışına yetişememiştir.

***

Şimdi insanın aklına şu sorular takılıyor:

Ülke işgal altında ve siz meclis diyorsunuz, ülke yönetimini meclis ile yürüteceğiz diyorsunuz. En son 18 Mart’ta toplanan meclisi 23 Nisan’da bu sefer Ankara’da tekrar topluyorsunuz. Bunu niye yapıyorsunuz? Kapanışından bir aydan az biraz fazla süre geçmiş ve siz tekrar meclisi topluyorsunuz!

Nedir bunda amacınız?

***

Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün milletin temsilcileri ile ilk buluşması Erzurum kongresidir. 

Ancak bu kongre daha çok doğu illerinin temsilcileri ile yapılan bir buluşmadır. Erzurum kongresi “Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti” adıyla kurulmuş cemiyetin kongresidir ve amacı daha önce bölgede bir Kürt Devleti kurulması için kurulmuş olan “Kürt Teali Cemiyeti”nin etkisini azaltmaktır. Atatürk bu kongrenin amacını milli mücadelenin ilk ateşini yakmak amacına evirmiştir.

Kongrede alınan kararlar, Atatürk’ün kongreye katılım macerası ve diğer detaylar çeşitli kaynaklardan okunabilir.

***

Ardından da Mustafa Kemal Amasya Genelgesi ile Sivas kongresine çağrı yapacaktır ve Sivas’ta da Sivas Kongresi toplanacaktır. 

Sivas kongresi de Anadolu’daki diğer müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin bir araya getirildiği ve ülke çapında Kurtuluş Savaşının organize edildiği bir kongredir. Erzurum kongresinde alınmış olan kararlar ülke sathına yayılmıştır.

***

İşte Ankara’da yapılan Büyük Millet Meclisi toplantısı Anadolu’da daha önce organize edilmiş olan bu kongrelerin oluşturduğu altyapı ile ve bu temellere dayanan bir toplantıdır. 

İşgal devletlerine siz padişahı kontrolünüz altına almış olabilirsiniz, parlamentoyu da kapatmış olabilirsiniz, ancak devleti henüz yıkamadınız demenin bir yoludur.

İstanbul’daki Meclis-i Mebusan toplanacaktır ki, İşgal devletleri ve bizatihi Padişah devletin henüz yıkılmadığını anlasın.

Yoksa Mustafa Kemal’e bu arada bir sürü telgraf iletilmiştir. 

Doğuda Ermenilerin bağımsızlıklarının kabul edildiği, Padişahın Sevr anlaşmasını imzaladığı, Sadrazam Ali Rıza Paşa’nın valilere gönderdiği genelge ile Kuvay-ı Milliye’ye İstanbul’un karşı olması…

Atatürk bu gelişmelere kızıp tanımıyorum ben sizi diyebilirdi. 

Bir meclis de kurmadan savaşı kongreler ile bir araya getireceği ulusal ordu ile kazanıp sonra da başa geçerek yeni kuracağı ülkenin yeni padişahı da olabilirdi. 

Ama hayır, o demokrasiye inanıyordu. Cumhuriyete inanıyordu. 

Bir ülkenin yönetimine gelecek kadroların tüm milletçe seçilerek gelen kadrolar olması gerektiğine inanıyordu. 

Milletin egemenliğine inanıyordu.

Tüm bunlar Atatürk’ün Ankara’da Mebuslar Meclisi’ni toplamasının motivasyonları olarak kabul edilebilir.

***

Bugün Osmanlı sonrasında kurulmuş olan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yegâne yetkili millet temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş günü olarak kabul edilen yine bir 23 Nisan ulusal bayram gününü kutluyoruz.

Evet, Atatürk bugünü aynı zamanda çocuklarımıza armağan etmiş. 

Ancak bugünün asıl önemi gerçekten milletin iradesinin her şeyden üstün olduğunun herkese ilan edildiği gün olması!

Bugün hem işgal devletleri özelinde bu topraklarda yegane hükümdarın Türk Milleti olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş…

Hem de İstanbul’daki bu devletin kendi aile devleti olduğunu sanan ve kendi geleceği için gözünü kırpmadan ülkeyi düşmanlara teslim etmekten çekinmemiş olan Padişah ve avenelerine hayır, sen değilsin, millettir asıl egemen olan denilmiştir.

Padişah da kös kös işgal devletleri firkateynine binip ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır.

Bugünün mebuslarının günü böyle okumaları gerekir. 

Artık meşrutiyet ile değil, demokrasi ile yönetiliyoruz. 

Yönetim şeklimiz temsili demokrasi! 

Yani halkın temsilcileri tarafından alınan kararlar ve kanunlar ile yönetiliyoruz.

Milletvekilleri milletin vekilleridir! Öyle olmalıdırlar! 

Yönetim şeklimiz parlamenter demokrasiden başkanlık, ya da bizdeki adıyla cumhurbaşkanlığı idaresine dönüştürülmüş olabilir. 

Ancak Meclisimiz de kayıtsız şartsız milletin egemenliğinin temsil edildiği tek meclis olmalıdır. Millet egemenliğinin icra edildiği tek yetkili merci olmalıdır! İcra makamı cumhurbaşkanlığı kabinesi ise demek ki meclisin icrayı denetleme görevi olmalı! Başka türlü milletin egemenliğinden bahsedemezsiniz! 

Peki bugün böyle midir?

İşte bu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 23.04.2024
  • Süre : 5 dk
  • 167 kez okundu

Google Ads