Site İçi Arama

ua-iliskiler

Kalkınma Yolu, CPEC projesi nedir? (Bölüm-2)

Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC), enerji, altyapı ve iletişim sistemlerini kapsayan geniş çaplı bir proje olarak hayata geçirilecektir. Projenin Pakistan’ın ekonomik kalkınmasına büyük katkılar sağlaması beklenmektedir.

Kalkınma Yolu Projesi başlıklı yazım, iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölümde Kalkınma Yolu Projesini açıkladım ve İkinci bölümde ise Kalkınma Yolu Projesi ile ilgili “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru” (CPEC) projesini açıklayacağım.

Birinci bölüm için Kalkınma Yolu, Kuru Kanal Projesi Nedir? (Bölüm-1) (https://strasam.org/ua-iliskiler/uluslararasi-iktisat/kalkinma-yolu-kuru-kanal-projesi-nedir-bolum-1-3067)

CPEC projesi nedir?

Çin Devlet Başkanı Xi Jingping tarafından 2014 yılında başlatılan iddialı Kuşak ve Yol girişiminin en önemli adımı olarak açıklanan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC), enerji, altyapı ve iletişim sistemlerini kapsayan geniş çaplı bir proje olarak hayata geçirilecektir. Projenin Pakistan’ın ekonomik kalkınmasına büyük katkılar sağlaması beklenmektedir. Çin Devlet Başkanı Jingping tarafından tasarlanan CPEC’nin Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Avrupa’daki kara ve demir yolu ağlarının geliştirilmesini hedefleyen Kuşak ve Yol girişiminin (KYG) en önemli ayağı olduğu belirtilmektedir.

Çok yönlü olarak tasarlanan CPEC; enerji, ulaşım altyapısı ve ekonomik serbest bölgelere ilişkin bir dizi projeden oluşmaktadır. Başlangıç yatırım bütçesi tahmini 46 milyar dolar olan proje ile esas olarak Pakistan’ın mevcut ulaşım altyapısının ve enerji sektörünün geliştirilip güçlendirilmesi hedeflemektedir. Böylece ülkenin kronik hâldeki enerji sorununun çözülmesi ve hem mevcut hem de gelecekteki enerji ihtiyacını karşılayacak gerekli kaynağın oluşturulması planlanmaktadır. Enerji ve altyapı projelerinin tamamlanmasından sonra da özel ekonomik bölgelerin inşalarına başlanması öngörülmektedir.

CPEC ile Çin’in Sincan eyaletindeki stratejik açıdan önemli Kaşgar şehrinin Pakistan’ın Belucistan eyaletindeki Gwadar Limanı’na bağlanması; böylece Çin ve Pakistan arasında üretilen ürün ve hizmetlerin hareketinin kesintisiz bir şekilde yapılması planlanmaktadır. Ayrıca Gwadar’ın Umman Denizi’ne yakınlığı dikkate alındığında, bu rotanın Çin’in Ortadoğu’ya erişimini de kolaylaştıracağı kaydedilmektedir.

2015 yılında Pakistan’ın Gwadar Limanının Çin tarafından geliştirilip kiralanmasıyla, Irak’ın jeopolitik önemi daha da artmıştır. Çünkü Gwadar’a ulaşan Çin malları, Süveyş Kanalı’ndan geçerek deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşmak yerine Kalkınma Yolu Projesi ile çok daha düşük maliyetlerle kısa sürede Avrupa’ya varabilecektir.

Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni, Pakistan’ı kuzeydoğu-güneybatı yönünde kat ederek Gwadar ve Karaçi limanlarıyla Umman Denizi’ne bağlamayı amaçlayan “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru” (CPEC) projesi, Kuşak ve Yol Girişimi’nin kalbinde yer almaktadır.

CPEC Bileşenleri

Enerji Sektörü: CPEC projesinin en önemli ayağını Pakistan’ın enerji sektörüne yönelik yatırımları oluşturuyor. Proje kapsamında öngörülen 46 milyar dolarlık yatırımın toplam 33 milyar doları (yaklaşık %72’si) enerji kaynaklarının geliştirilmesiyle ilgili sektörlere ayrılmış durumda (kömür gibi doğal kaynaklardan gaz ve elektrik üretimi gibi). Bu da CPEC’nin ilk olarak Pakistan’ın enerji sektöründeki eksikleri gidermeyi hedeflediğini gösteriyor.

Ulaşım Altyapısı: CPEC’nin ikinci önemli ayağı, ulaşım ağlarının geliştirilmesini kapsıyor. Proje ile Pakistan’ın kara ve demir yolu ağları da dâhil olmak üzere ulaşım altyapısını güçlendirmek için 11 milyar dolarlık yatırım planlanıyor.

Gwadar Limanı: Pakistan’a önemli bir sanayi üssü kazandıracak olan Gwadar Limanı projesi hem CPEC hem de Kuşak ve Yol girişiminin en önemli ayaklarından biri. Liman, Çin mallarının daha kısa sürede Ortadoğu ve Afrika’ya ihracatını ve aynı zamanda Ortadoğu’dan petrol ve gaz ithalatını kolaylaştıracak bir üs vazifesi görecek.

Özel Ekonomik Bölgeler: CPEC kapsamında, ticari faaliyetleri kolaylaştıran ve hükümet tarafından desteklenen piyasa odaklı politikaların uygulanacağı, özel ekonomik bölgeler kurulması planlanıyor. Bu bölgelere enerji, altyapı ve vergi teşvikleri gibi kolaylıklar sağlanarak yerel ve uluslararası yatırımcıların bölgeye yatırım yapmalarının sağlanması hedefleniyor.

Fiber Optik İletişim: CPEC kapsamında fiber optik iletişim imkânlarının geliştirilmesine yönelik yatırımların arttırılması planlanıyor. Bu bağlamda Çin’in çok uluslu şirketlerinden Huawei, Ocak 2019’da Kaşgar’dan İslamabad’a 44 milyon dolarlık yatırımla 820 kilometrelik (510 mil) bir fiber optik hat kurdu. Doğrudan sınır ötesi olan bu hat, Pakistan adına son derece önemli bir yatırım. Ayrıca Huawei sponsorluğunda geliştirilen bir proje ile “akıllı şehirler” kurularak gelişmiş gözetim ve veri toplama imkânları oluşturulması amaçlanıyor. 

CPEC’in Jeostratejik Etkileri

Yukarıda da belirtildiği üzere Kuşak ve Yol girişiminin en önemli ayağı olan CPEC, ilk bakışta bağlantı yolları ve altyapıya odaklanmış bir proje olarak görülse de aslında aynı zamanda çok önemli jeopolitik ve jeostratejik hedefleri olan bir proje. Çin’in hamlelerini yakından takip eden ABD, Barack Obama’nın başkanlığı döneminde, ekonomisini Asya-Pasifik bölgesindeki müttefiklerinin ekonomisiyle bütünleştirmek adına karşı bir önlem olarak Asya-Pasifik politikasını açıkladı; akabinde de Transpasifik Ortaklık Anlaşması’nı (TPP) imzaladı. Anlaşmayla bölgesel ortaklığın gelecekte daha da güçlendirilmesi planlanıyordu. Ne var ki Donald Trump’ın başkan olmasıyla bu projede büyük bir kırılma yaşandı ve Trump göreve geldiği ilk gün, TPP’nin Amerika’nın ulusal çıkarlarına zarar verdiğini açıkladı. Trump yönetiminin izlediği izolasyonist politikalar, Pekin’i küresel siyasette ön plana çıkma hedeflerini daha da hızlandırmak için cesaretlendirdi.

Öte yandan bölgenin en önemli ülkelerinden biri olan Hindistan da hem Kuşak ve Yol hem de CPEC’e başlangıcından itibaren sıcak bakmadığını her fırsatta dile getirip bu projelere yönelik çeşitli eleştirilerde bulunmaktadır. Kuşak ve Yol girişiminin gizlilikle yürütülen derin hedefleri olduğunu savunan Hindistan yönetimi, girişim kapsamında ülkeler arasında sağlanan anlaşmalarla yürütülen bağlantı ve altyapı projelerinin ilerletilmesinde şeffaf bir mekanizma kurulması gerektiğini ifade etmekledir. 

Hindistan’ın dile getirdiği en önemli sorun, özünde Çin’in öncülük ettiği Kuşak ve Yol girişimiyle ilgili projelerin uygulandığı ülkelerin yönetimlerinin karar verme sürecinde neredeyse hiç söz hakkı olmaması veya eleştirilerinin çok azının dikkate alınması, projeye âdeta itaatkâr bir ulus olarak katılmak zorunda kalmalarıdır. 

Hindistan yönetimi ayrıca CPEC’in Jammu ve Keşmir bölgesinden geçtiğini de iddia etmektedir. Uluslararası alanda tanınan Jammu ve Keşmir, Pakistan tarafından yönetilen ancak Hindistan’ın kendi toprağı olduğunu iddia ettiği ihtilaflı bir bölgedir. 2020 yazında Himalayalar’da Çin ile Hindistan arasında yaşanan sınır çatışmalarının Hindistan’ın Jammu ve Keşmir’in statüsünü tek taraflı olarak değiştirme kararına Çin’in tepkisi üzerine patlak verdiği değerlendirilmektedir. Ne var ki Pekin yönetiminin şiddetle karşı çıktığı bu karar ve yaşanan protestolar, Hindistan’a geri adım attırmak için yeterli olmamıştır. Hindistan’ın Kuşak ve Yol girişimine katılmayı reddetmesi ve genel olarak kendisine ve özellikle CPEC’e karşı düşmanca tavrı, önümüzdeki süreçte Çin’i sınır bölgesinde daha saldırgan bir politika izlemeye sevk edebilecektir. 

Ladakh’taki kontrol hattında 50 yıl sonra artan bu gerilimin yıkıcı sonuçları olabileceği değerlendirilmektedir. Hindistan ile Pakistan arasındaki gerginlik, Hindistan’ın Pakistan’ı sorumlu tuttuğu 2019’daki hava saldırılarından bu yana zaten yüksek seviyededir.

Çin ve Pakistan arasındaki CPEC anlaşmasından sonra, iki ülke arasında askerî anlamda da iş birliğinin arttığı gözlemlenmektedir. Özellikle Keşmir’deki son gelişmeler üzerine sık sık ortak tatbikatlar yapılması ve GPS dâhil Pakistan askerî iletişim sisteminin Çin uydu sistemi üzerinden değiştirilmesi, Çin ve Pakistan arasındaki askerî iş birliğinin de geliştiğini göstermektedir.

Gilgit-Baltistan ve Keşmir

Hindistan, tartışmalı bir bölge olduğu gerekçesiyle Gilgit-Baltistan bölgesinin CPEC kapsamına alınmasına da şiddetle karşı çıkmaktadır. Çin’in Pakistan’ı Gilgit-Baltistan’ın anayasal statüsünü değiştirmeye ikna ettiği ancak İslamabad yönetiminin -Keşmir meselesindeki pozisyonunu zayıflatacağı için- kısa süre öncesine kadar statü değişikliğine gitmekten kaçındığı belirtilmektedir.

Pakistan Anayasası’na göre de tartışmalı bölge statüsündeki Gilgit-Baltistan, resmî bir eyalet statüsünde değildir. Ne var ki Ağustos 2019’da Hindistan’ın Jammu ve Keşmir’in statüsünde değişikliğe gitmesi, Pakistan’ın da Gilgit-Baltistan’ın statüsünü değiştirmeye karar vermesine sebep olmuştur. 

Oysaki tartışmalı bölgenin herhangi bir bölümüyle ilgili kalıcı bir statü değişikliğine gitmek, Birleşmiş Milletler kararlarının da ihlali anlamına gelmektedir; dolayısıyla önümüzdeki süreçte tarafların izleyeceği politikaların Keşmir meselesini de etkileyeceği tahmin edilebilir.

Pakistan Planlama, Kalkınma ve Özel Girişimler Bakanı Ahsan İkbal, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) kapsamındaki yeni projelerin istihdam yaratma, inovasyon, yeşil enerji ve kapsayıcı bölgesel kalkınmaya odaklandığını belirtmiştir.

İSLAMABAD, 14 Mart (Xinhua) -- Pakistan Planlama, Kalkınma ve Özel Girişimler Bakanı Ahsan İkbal, ülkenin ulusal büyüme için Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) kapsamında beş ekonomik koridor açmak üzere çalışmalara hız verdiğini ifade etmiştir. 

CPEC projeleri konulu bir değerlendirme toplantısına başkanlık eden bakan, girişimin istihdam yaratma, inovasyon, yeşil enerji ve kapsayıcı bölgesel kalkınmaya odaklı ekonomik koridorlar içerdiğini söyledi. CPEC'in ilk aşamasının başarıyla tamamlanmasının ardından, ikinci aşama kapsamındaki projelerin hızla hayata geçirilmesi için paydaşların ilgili bakanlıklarla vakit kaybetmeden koordinasyon sağlamaları gerektiğini ifade eden İkbal, CPEC anlaşmalarının uygulanmasında artık hiçbir engel çıkmayacağının altını çizmiştir. 

Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletinin Mansehra bölgesinde Çin tarafından inşa edilen Suki Kinari hidroelektrik santralinin bir bölümü, 28 Şubat 2024. 

Çin’in Ortadoğu, Afrika ve Avrupa ile ticareti için kullandığı yol üzerindeki ülkelerin ABD ile yakınlaşması uzun vadede Çin’in ekonomik güzergâhını tehlikeye sokabileceği için, Gwadar limanı Pekin yönetimi için çok büyük önem taşımaktadır. 2009 verilerine göre Çin petrol ihtiyacının yarısını ithal etmekte ve Çin’in deniz ticaretinin önemli noktası olan ve petrol ihracatının yüzde 80‘ini yaptığı Malakka Boğazı’nın (Çin’e karşı) kapatılma tehlikesi, Pekin yönetimi açısından Gwadar Limanı’nın hem karlı hem de stratejik bir ekonomik üs olarak işlev görmesine yarar sağlayacaktır.

Kaşgar’dan başlayan ve Gwadar’da son bulan toplam 3 bin kilometrelik Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) için 46 milyar dolarlık yatırım yapılmış, CPEC’in korunması için de Pakistan ordusu bünyesinde özel komandolar ve paramilis güçlerden oluşan 12 bin kişilik özel bir güç kurulmuştur,

Kalkınma Yolu'nun önündeki zorluklar

Kalkınma Yolu projesi ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) ticari uygulanabilirlik denklemin sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Terörist gruplar ve çeşitli vekiller tarafından körüklenen çatışmalardan kaynaklanan güvenlik sorunları projenin fizibilitesi ve sürdürülebilirliği açısından risk teşkil etmektedir.  Irak güvenlik güçleriyle Türk kuvvetleri arasında terör örgütü PKK ve DEAŞ dahil olmak üzere çeşitli terörist gruplara karşı ortak mücadele zaten mevcuttur. Bağdat'ın daha fazlasını yapması ve Türkiye-Irak sınırı boyunca Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren PKK terör unsurlarını ortadan kaldırmak için Ankara ile iş birliğini genişletmesi gerekmektedir.

Kalkınma Yolu'nu etkileyebilecek bir diğer önemli unsur da İran'ın tutumudur. Bağdat'ta düzenlenen konferansa Tahran da davet edilmiştir. Ancak proje İran'ın bölgesel hedefleriyle örtüşmeyebilir. Zira Büyük Faw Limanı, Orta Doğu'nun en büyük limanı haline gelirse İran'ın Basra Körfezi'ndeki limanlarına rakip olabilecektir. Dahası, Irak'ın Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarıyla doğrudan bağlantı kurması İran'ın Irak yönetimi üzerindeki vesayetini zayıflatabilir.

Öte yandan İran şu anda Batı'nın geniş çaplı yaptırımlarına maruz kalmaktadır. Bu nedenle İran limanlarının rekabetten zarar göreceğine dair endişeler fazla önem taşımayabilir. Ancak Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden başlamasıyla işlerin değişebileceği de olası bir senaryo olarak göz önünde tutulmalıdır. Sonuçta, Kalkınma Yolu İran'ı Avrupa pazarlarına enerji tedarikçisi olarak konumlandırabilecektir.

Kalkınma Yolu'nun geleceğine ilişkin en önemli hususlardan biri, Yeni Delhi'deki G20 Liderler Zirvesi sırasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Hindistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Avrupa Birliği (AB), İtalya, Almanya ve Fransa tarafından Mutabakat Zaptı imzalanan IMEC'in projeye olası etkisidir. 

IMEC Projesi

Hindistan’ın en iddialı girişimlerinden biri olan IMEC Projesi, benzer düşüncelere sahip ülkeleri ortak çıkarlarla buluşturmak için başlatılmıştır. Ekonomik bir koridor olarak tasarlanan IMEC; Asya, Basra Körfezi ve Avrupa genelinde bağlantıyı ve ekonomik birleşmeyi geliştirerek ticaret ve ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ancak uygulanabilirliği ve pratikliği hala büyük ölçüde belirsizliğini korumaktadır.

IMEC, basit bir koridordan ziyade, Çin’in BRI ve CPEC gibi geniş kapsamlı girişimlerine küresel ölçekte karşı koymayı amaçlayan bir Avrasya-Asya iş birliği gibi görünmektedir. Daha önce Çin’in ilerlemelerine karşı Asya-Pasifik ve Hint-Pasifik bölgesinde QUAD ve AUKUS gibi güvenlik ittifakları önerilmiştir. Bununla birlikte ABD liderliğindeki Batı ve Hindistan liderliğindeki Küresel Güney’in bu girişimleri bir geçiş aşamasında gibi görünmektedir.

Ayrıca, Hindistan limanlarını Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Fuceyra'ya bağlayan ilk 1600-1800 kilometrelik deniz bağlantısını öngören IMEC Projesi'nin mevcut konseptine ilişkin olarak, projenin mimarları için kritik bir hedef, Fuceyra Limanı'nı modernize etmektir. 

Ticari malların buradan trenle İsrail’deki Hayfa’ya taşınması önerilmektedir. Bu da başta Suudi Arabistan olmak üzere 2 bin 600 kilometrelik demir yolu bağlantısının yaklaşık 700 kilometresinin inşa edilmesini gerektirmektedir. Hindistan hükümeti tarafından sağlanan tahminlere göre, proje için gereken toplam yatırımın 10-12 milyar dolar arasında değişeceği öngörülmektedir. 

Bölgesel siyasi istikrarsızlıklar ve lojistik zorluklar nedeniyle projenin maliyetini şu aşamada tam anlamıyla öngörmek kolay değildir. Projenin hayata geçip geçmeyeceğini ve ne derece verim sağlayacağını öngörmek şu aşamada zor olsa dahi Hindistan’ın iç ekonomik ve politik dinamiklerini güçlendirerek, yerleşik rantçı politikalarından bir miktar uzaklaşma sağlayabilir. 

IMEC Projesi Jeopolitik olarak daha uygulanabilir olmasına rağmen Türkiye bu güzergâhın dışında bırakılmıştır. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu projedeki vazgeçilmezliğini vurgulamıştır. Erdoğan, "Biz diyoruz ki Türkiyesiz koridor olmaz. Türkiye önemli bir üretim ve ticaret üssüdür. Doğudan batıya trafik için en uygun hat Türkiye'den geçmek zorundadır." demiştir.  

IMEC, şu anda ağırlıklı olarak teorik bir güzergâh olarak kalırken jeopolitik riskler ve fizibilite açısından üstesinden gelinmesi gereken çok sayıda zorlukla karşı karşıyadır. Buna karşılık Kalkınma Yolu, beklenen ticaret akışını kolaylaştırmayı başarırsa, özellikle Büyük Faw Limanı'nın geniş bölge yani hinterlandı göz önüne alındığında, Avrupa pazarları için uygulanabilir bir rota haline gelebilecektir. 

Güzergahlardan biri gün geçtikçe ilerleme kaydederken, yakın zamanda önerilen IMEC projesinin önünde uzun bir yol bulunmaktadır. Buna ek olarak, Kalkınma Yolu'nun Körfez ülkelerinden de büyük ilgi görmesi, nispeten daha ileri bir aşamada olduğunun altını çizmektedir. Bu bağlamda Türkiye, içine dahil edilmediği uzun ve girift IMEC projesinde bir rol arayışından ziyade Kalkınma Yolu Projesi'ne katkıda bulunarak kendi rotasını çiziyor gibi görünmektedir.

Olası senaryolar

Bu arada Türk liderler, İran'ın siyasi ortamını karakterize eden çeşitliliğin ve ülkede söz sahibi olanlar arasındaki önemli farklılıkları tanımakta ve bilmektedir. Tahran iki seçenekle karşı karşıyadır: Ya küresel ekonomiyle bütünleşmiş olacak ve böylece neredeyse ölmek üzere olan ekonomisini yeniden canlandıracak ya da bölgesinde kötü adamı oynamaya devam ederek komşularıyla ilişkilerini gerecek ve kontrol ettiği bölgelerde Pirus zaferleri peşinde koşacaktır.

Engeller ortadan kaldırıldığı takdirde, Kalkınma Yolu ilgili tüm taraflar için bir başarı öyküsü olma potansiyeline sahiptir. Bu arada proje, Türkiye'nin küresel bir ulaşım ve transit merkezi olarak artan ağırlığına bir katman daha ekleyecektir. 

Hem ulusal hem de bölgesel ölçekte ekonomiyi canlandırması beklenen bu girişim, Batı pazarlarını enerji kaynakları ve çeşitli ürünlerle birbirine bağlarken, güvenli bir yatırım ortamı sağlandığında Körfez ülkelerine Avrupa'dan mal akışında bir tedarik alternatifi sağlayabilir. Bu bağlamda Türk dış politikasının bu projeyi hayata geçirmeye odaklanacağı anlaşılmaktadır. 

Sonuç

Neden Kalkınma Yolu Projesi? 

Türkiye, uzun yıllardır ulaşım, enerji ve ticaret koridorlarının merkezinde olan önemli bir ülkedir. Çin’in başlatmış olduğu KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ (KYG) de yer alan ülkemiz şimdilerde Çin’e karşı hayata geçirilmesi planlanan IMEC’in dışında tutulmak istenmektedir. Söz konusu projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ya da neyin başarı olarak kabul edileceği henüz bilinmemektedir. Çin’in çok kısa bir sürede küresel ticaret pazarından silinip yok olmayacağı da görünür olduğuna göre IMEC üzerine daha çok konuşulacaktır. 

Türkiye’yi saf dışı bırakarak yerine ikame edilecek ülkelerdeki istikrar ve güvenlik başlıklarının yeniden düşünülmesinin projenin geleceği açısından önemli olduğunu da bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır. 

Neticede, Ortadoğu bölgesini ve burada yaşanabilecekleri en iyi bilen aktör, IMEC projesinin başını çeken ABD’dir. ABD ve Hindistan tarafından yeni koridorun içine alınmak istemeyen Türkiye, kendi bölgesel adımlarını atmaktan geri durmayacak ve bu yönüyle sahada olmaya devam edecektir. Kalkınma Yolu projesinde ikili ilişkiler, güvenlik ve ekonomi başlıklarında ciddi krizlerin yaşanacağını ve projenin öngörülen tarih doğrultusunda ilerleyebileceğini düşünsek de Türkiye bu projenin her noktasında yer almaya devam edecektir.

Bahse konu ulaşım koridorunun demiryolu ve otoyol kısımlarında aksaklıklar yaşansa da BAE’deki Cebel Ali Limanı’nı geride bırakarak Körfez’deki en büyük liman olacak olan Faw Limanı’nın ticarete açılması bu manada Türkiye’nin de bir başarısı olacaktır.

Her iki girişime bakıldığında, Türkiye’nin Kalkınma Yolu Projesi’nin dikkate değer bir avantajı, Musul’un güneyine giden mevcut bir demir yolu hattının varlığıdır. Ayrıca Irak’ta demir yolları ve istasyonların yenilenmesine yönelik çalışmalar da mevcuttur. Dikkate değer bir diğer husus ise Ankara’nın Erbil’le olan yakın ilişkileridir. Bu ilişkiler, Irak’taki iç siyasi çalkantıların ortasında bile projenin dayanıklılığına katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. 

Ayrıca Türkiye’nin Katar ve BAE'yi projeye entegre etmeye yönelik bölgesel stratejisi, projenin uzun vadeli sürdürülebilirliğini önemli ölçüde desteklemektedir. Türkiye'nin stratejik konumu dahi, son Süveyş Kanalı krizi olayında görüldüğü gibi, küresel koridorlardaki kritik role sahip tek ülkedir.

IMEC için de Türkiye’nin vazgeçilmezliği ortadadır. Türkiye'nin dışında kaldığı mevcut senaryoda IMEC Projesi, Doğu ile Batı arasında köprü oluşturan hayati entegrasyon noktalarından yoksun durumdadır. IMEC kısa vadede yüzeysel bir başarı elde edebilirken, özellikle Akdeniz ve Orta Doğu bölgelerinde uzun vadeli politika sürdürülebilirliği açısından önemli zorluklarla karşılaşabilecektir.

IMEC ağları doğası gereği dinamiktir ve üzerinden geçtiği rotaya bakıldığında homojen bir girişim olmadığından son yaşanan Filistin-İsrail çatışmasında da görülebileceği gibi jeopolitik gerilimlere, doğal afetlere, salgın hastalıklara ve çatışmalardan kaynaklanan kaymalara ve kesintilere karşı da hassastır. 

Buna karşılık Kalkınma Yolu Projesi, her iki girişim için de farklı avantajlar sunan daha tutarlı bir ağ yapısı sergilemektedir. Kalkınma Yolu Projesi ve IMEC arasındaki olası bir iş birliği, küresel ticareti düzene sokarak, küresel ekonomik ve jeopolitik manzarayı yeniden yapılandırabilecek iş birliğini teşvik etme ve bu sayede önemli avantajlar sağlama potansiyeline sahiptir. 

Ancak bu vizyonun gerçekleştirilmesi titiz planlamaya ve güçlü uluslararası iş birliğine bağlıdır.

Araştırmacı Yazar Müjdat  YUMAK
Araştırmacı Yazar Müjdat YUMAK
Tüm Makaleler

  • 10.04.2024
  • Süre : 7 dk
  • 484 kez okundu

Google Ads