Site İçi Arama

ua-iliskiler

Olası Üyeler İsveç ve Finlandiya’nın NATO Hava Gücüne Katkıları Ne Olur?

Hem İsveç hem de Finlandiya silahlı kuvvetlerinin, yıllar içinde komşu NATO ülkeleri ile çok sayıda ikili ve çok taraflı tatbikatlar yoluyla önemli seviyede bir birlikte çalışabilirlik yeteneği geliştirdiklerini belirtmek gerekir. Yani her iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin ve özellikle hava güçlerinin NATO’ya entegre olabilmeleri sorun olmayacaktır. NATO usul ve literatürüne yabancı değiller.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, aslında NATO’ya ilgisi olmayan Finlandiya ve İsveç’in, tarihsel tarafsızlık duruşlarını terk ederek NATO'ya katılma niyet ve isteklerini ivmelendirdi. Belki de buna zorunlu bırakıldılar. Ama hadi katıldılar diyelim, İsveç ve Finlandiya Hava Kuvvetleri NATO masasına hangi savaş gücünü getirecek? Kara ve Deniz gücüne girmeden, sadece hava gücünü irdeleyeceğiz.

Hem İsveç hem de Finlandiya silahlı kuvvetlerinin, yıllar içinde komşu NATO ülkeleri ile çok sayıda ikili ve çok taraflı tatbikatlar yoluyla önemli seviyede bir birlikte çalışabilirlik yeteneği geliştirdiklerini belirtmek gerekir. Yani her iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin ve özellikle hava güçlerinin NATO’ya entegre olabilmeleri sorun olmayacaktır. NATO usul ve literatürüne yabancı değiller.

Ayrıca, entegrasyona yardımcı olacak temel bir konu hem İsveç hem de Finlandiya'nın silah sistemleri için NATO standartlarını aşamalı olarak benimsemiş olmalarıdır, yani bu ülkeler NATO’ya dahil olamamalarına rağmen NATO standartlarına uygun silahlı kuvvetlere sahiptirler.

Bir başka önemli husus veya kazanım da, bu Kuzey ülkeleri ve NATO müttefiklerinin, temel Avrupa güvenlik meseleleri söz konusu olduğunda; aralarında akıcı iletişim kanallarının kurulmasına ve bir dereceye kadar istihbarat teşkilatları ve silahlı kuvvetleri arasında iyi ilişkiler kurulmasına izin veren, ortak bir jeopolitik vizyona sahip olmalarıdır.

Bu özellikler hem İsveç hem de Finlandiya'nın, açıkça bağımsız ve tarafsız olmalarına ragmen; her zaman NATO'nun birleşik komuta ve harekât yapısına entegrasyonlarını zorlaştırmayacak veya karmaşık hale getirmeyecek yapılara sahip “NATO dostu” ülkeler oldukları anlamına da gelebilir.

Bugün üyeliklerinin, NATO’nun en büyük ikinci gücü Türkiye tarafından şartlara bağlanması, bu şartlar yerine getirilmedikçe üyeliklerinin onaylanmayacağı bilinmesine rağmen hem ABD hem de Avrupalı NATO üyelerinde, İsveç ve Finlandiya’nın eninde sonunda NATO’ya dahil olacakları konusunda bir şüphe olmadığı görülmektedir. Ancak; bu iki ülkenin üyeliklerinin “çantada keklik olduğu” algısı ve kabulü çok yanlıştır. 

Peki, Türkiye’nin NATO Madrid zirvesinde açıkça ifade etmesine ve şarta bağlamasına rağmen; İsveç ve Finlandiya’da ve onların NATO’ya girişini arzu eden ülkelerde Türkiye’nin vetoya baz şartları, nasıl algılanmaktadır? Bu ülkeler; Türkiye’nin üzerindeki ekonomik yaptırımların gevşetilmesi ve F-35 programına yeniden katılımını kazanmak için ABD üzerinde baskı kurmasına olanak sağladığı düşüncesiyle veto kartını ortaya çıkardığı görüşündeler. Bu görüşün çok sığ olduğunu ve Türkiye’nin Finlandiya ve özellikle İsveç’teki Türkiye’ye yönelik terör seviciliğinin ve desteğinin ortadan kaldırılmasını, ülkelerindeki teröristlerin kendisine teslim edilmelerini ve kanunlarına da maddeler ekleyerek, teröre olan desteklerini ortadan kaldırmalarını öne süren şartları ile kıyaslanamayacağını algılayamamış durumdalar. Nasıl olsa Türkiye ABD’nin baskılarına dayanamayacak ve veto hakkını kullanmaya cesaret edemeyecek rahatlığı içindeler. Göreceğiz!

Haydi uluslararası ilişkileri bir tarafa bırakıp, kendilerini altın semerle NATO’ya sunmaya çalışan bu iki muhtemel üyemizin hava güçlerinin ne olduğu ve NATO’ya gerçek anlamda ne katabileceğini değerlendirelim. 

İsveç Hava Kuvvetleri 

İsveç Hava Kuvvetleri bünyesinde, ana savunma/saldırı varlığı olarak, 70 adet civarındaki JAS-39 Gripen hafif avcı uçağını konuşlandırıyor. Yani tüm İsveç Hava Kuvvetlerinin saldırı ve savunma jet savaş uçağı gücü Türk Hava Kuvvetleri’nin 2,5 filo büyüklüğünde bir ana jet üssünün hava savunma ve hava taarruz gücü kadardır.

Bu hava gücünün ana muharip uçağının küçük ama yetkin, kullanımı kolay ve ucuz bir makine olduğunu, mümkün olan minimum lojistik ayak izine sahip olduğunu ve ülkenin dahili yollarından muharebe görevlerinde konuşlandırılabildiğini, bunun ciddi bir elastikiyet sağladığını kabul ediyoruz ama kendisine var gücüyle taarruz edecek güçlü bir Rus hava gücü ile baş edebilecek kapasitenin yakınında bile olmadığını da biliyoruz. Yani İsveç saldırıya uğradığında onu korumak için Türk Hava Gücünün de oralara konuşlanması gerekecektir. Yani bu sarışın dostlar bize muhtaçtır. 

İlerleyen gövde ömürlerine rağmen Gripen uçakları birkaç model yükseltme modernizasyonuna tabi tutuldular. Bu uçak MBDA Meteor uzun menzilli havadan havaya füzeyi kullanabilmektedir. Bu nedenle iyi bir savaş uçağı sayılabilir ama yeterli değildir. En azından sayıca çok yetersizdir.

Gripen’ler 2035 yılına kadar hizmette kalabilmek için daha fazla modernizasyona tabi tutulacaklar ve bu süre zarfında bunların yerini potansiyel olarak BAE-TEMPEST alacaktır.

Finlandiya Hava Kuvvetleri

İsveç'inkinden daha küçük ama kesinlikle daha güçlü olan Finlandiya Hava Kuvvetleri'nin ana muharebe kabiliyeti, 50'den fazla F/A-18C Hornet etrafında toplanmıştır. Fin F-18’leri, onları çağdaş tehditlerle orantılı bir silah sistem etkinliği seviyesinde tutmak için yıllar içinde çeşitli model yükseltmelerden geçti ve şimdi AIM-120C-7 AMRAAM orta menzilli havadan havaya füzelerle teçhiz edilebilen çok güçlü bir hava silah platformudur. Envanterindeki AIM-9X Sidewinder kısa menzilli havadan havaya füzeler de etkilidirler. Taşıyabildiği güçlü AGM-158 havadan yere stand-off füzeler, neredeyse 400 km uzaklığa kadar olan deniz ve kara satıhlarını vurabilir. 

Ancak Finlandiya, Hornet'ini 2025'ten itibaren teslim edilmeye başlanması gereken +60 adet F-35A Block 4 ile değiştirmeye karar verdiği için yakın bir gelecekte daha güçlü bir hava gücüne sahip olacaktır. 

NATO’nun Kuzeye Doğru Genişlemesinin Niteliksel Yönleri

Niteliksel değişkenler muhtemelen değerlendirilmesi en zor olanlardır, ancak entelektüel ve eğitimli bir tahminde bulunmaya değer. Stratejik olarak İsveç ve Finlandiya'nın Atlantik savunma paktına dahil olmaları NATO ve Rusya için neyi temsil ediyor?

Baltık Denizi İç Deniz mi olacak?

Prensip olarak, Baltık Denizi, Rus Donanmasının katetmekte çok zorlanacağı bir tür özel NATO iç denizi veya gölü haline gelecektir. 

Savunmasız sınır mı?

Finlandiya'nın dahil edilmesi, Moskova'nın stratejik nükleer caydırıcılığının büyük bir bölümünü konuşlandırdığı Kola yarımadasında, bir NATO ortağıyla 1300 km'den uzun bir sınırı paylaşacağı için Rusya için büyük bir tehdit anlamına gelecektir.

Finlandiya'dan Murmansk Koridoru'na (700 km demiryolu ve kara yolu) yönelik bir NATO saldırısı, St. Petersburg ile Moskova ve önemli Murmansk limanı arasındaki iletişim ve lojistiği ve ayrıca yarımadadaki tüm askeri üsleri ile iletişimini kesebilir, buna Kuzey Filosunun üssü ve Rusya'nın balistik füze denizaltı gücünün büyük bir bölümüne ev sahipliği yaptığı Severomorsk limanı da dahildir. Bu bölgeye özgü engebeli, ormanlık arazi, Rusya'nın helikopterle taşınan özel harekât kuvvetlerinin konuşlandırılmasına karşı etkili bir engel de teşkil edecektir. 

Özellikle, Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Rusya’yı tehdit açısından çok etkileyeceği aşikardır.

Tehdidi azaltmak?

Şimdilik Türkiye ve Macaristan, belki daha sonra ilginçtir ama Yunanistan, İsveç ve Finlandiya'nın Atlantik ittifakına katılmasını zorlaştıracak, ancak neredeyse tüm üyeleri üyelikten yana olduğu için bu sadece bir zaman meselesi olacak, görüşü hakimdir. Macaristan NATO’dan ve özelikle AB’den birtakım avantajlar kapmak ve Rusya’ya olan enerji bağımlılığından dolayı bu iki ülkenin üyeliğine sıcak bakmamakla birlikte üyeliklerini veto etmeyecek gibi görünmektedir. Peki Yunanistan’a ne oluyor? Strateji uzmanları, Yunanistan’ın ABD nezdindeki “şımarık çocuk” imtiyazını kaybetmemek için kendisi gibi az nüfuslu bu iki ülkenin üyeliğine sıcak bakmadığı ama vetoya da cesaret edemeyeceğini değerlendirilmektedirler.

Peki Türkiye’nin son kararı ne olacaktır?

Bizi etkileyen teröre ve teröristlere verdikleri yoğun destek olmasa, Türkiye’nin bu ülkelerin üyeliklerine dair negatif bir tarzı olmazdı. Ancak, yarım asra yakın bir zamandır, binlerce vatandaşımızın canını alan, ekonomimizi ve silahlı kuvvetlerimizi yıpratan terör örgütlerine verdikleri desteği kesip, bu durumu kanun değişiklikleri ile de emniyete almayan Finlandiya ve özellikle İsveç’in Türkiye vetosuna maruz kalacağı aşikardır. Konunun F-35 ve/veya F-16 ayak diremesi ile alakası da yoktur. Finlandiya’ya 64 F-35 satarak NATO’nun Nordik hava sahasından Rusya’ya darbe yapabileceğini tahayyül eden ABD (NATO ABD’dir), bölgemizde +100 uçaklık F-35 hava taaaruz gücüne sahip Türkiye’yi göz ardı mı edecektir? ABD bırakınız bizi F-35 programına tekrar dahil etmeyi, bize bedava F-35 bile verecektir ve buy akın zamanda gerçekleşecektir.

Şu gerçeği bir havacı olarak kabul ederim; bizim asıl caydırıcı silahlı gücümüz kara gücümüzdür. Deniz ve hava güçlerimiz de çok güçlüdür ama bize düşman ülkeler üzerindeki caydırıcılıkları kara gücümüzün caydırıcılığı ile kıyaslanamaz. NATO (ABD) Türkiye’ye mecburdur. Eninde sonunda hak ettiğimizi bize teslim edecektir.

Sonuç:

İki küçük ülke İsveç ve Finlandiya’nın hava güçlerinin NATO’ya katılımı çok fazla bir kuvvet çarpanı değildir. Onları korumak için ülkelerinde konuşlanacak NATO hava gücü kendi öz güçlerinden daha güçlü olacaktır. Tabii ki katılımları NATO’nun Nordik bölgeden alacağı Rus tehdidini azaltacaktır. Ancak, Türkiye’nin şartlarını yerine getirmedikçe NATO’ya girmeleri mümkün değildir.

Asıl soru, bu iki ülke isteseler dahi ülkelerinde konuşlandırdıkları teröristleri ülke sınırları dışına çıkartabilecek güçteler mi? Burası çok tartışılır ve bence yurtlarını teröristlerden temizleyebilecek kolluk güçlerine ve istihbarata sahip değiller. Özellikle İsveç teröristlerin hegemonyası altındadır ve acaba birkaç nesil sonra İsveç hala onlara ait bir yurt olarak kalacak mıdır? Oturup, ciddi ciddi buna kafa yormaları gerekir.

Finlandiya belki ama İsveç NATO’ya giremeyecek veya çok zor girecektir.

Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Tüm Makaleler

  • 16.11.2022
  • Süre : 6 dk
  • 1652 kez okundu

Google Ads