Site İçi Arama

ua-iliskiler

T-BRICS

Avrupa ve Asya kıtasını temsil edebilen, İslam Konferansı Örgütü üyesi olan, laik ve demokratik yapısı ile geleceğin parlayan yıldızı Türkiye’nin, yeni bir temsilci olarak BRICS ülkelerine eklenmesi ve böylece T-BRICS’in oluşturulması, ABD ve AB’nin küresel egemenliğine karşı yeni bir dengeleme ve dolayısıyla yeni bir küresel alternatif gücün ortaya çıkmasına da sebep olabilir.

T-BRICS

Türkiye ile BRICS ülkelerini, küresel barış, ekonomi, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve insani gelişmişlik endekslerinde karşılaştırdığım makalem, İstanbul Kültür Üniversitesi, GPOT Center (Global Political Trends Center), Policy Brief: No:67’de, 2019’da yayınlanmıştı. 

Tüm endekslerde Türkiye ile BRICS ülkelerinin durumu ve yapılan karşılaştırmalı analizlerin detaylarını merak edenler için linkini paylaşıyorum.

https://www.researchgate.net/profile/Ersoy-Onder/publication/350467571_BAZI_ANA_ENDEKSLER_CERCEVESINDE_TURKIYEBRICS_KARSILASTIRMALI_ANALIZI/links/6061fadc92851cd8ce7606d9/BAZI-ANA-ENDEKSLER-CERCEVESINDE-TUeRKIYE-BRICS-KARSILASTIRMALI-ANALIZI.pdf?origin=publication_detail

Bilindiği gibi BRICS (Brasil, Russia, India, China and South Africa), her biri bölgesel güç olan Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ülkelerinden oluşmaktadır. Güney Afrika hariç tümü aynı zamanda G-20 üyesidir. Bu birlik, 2006 yılının Haziran ayında kurulmuştur. İlk başlarda 4’lü grup olarak tanınan BRIC, 2010 yılında Güney Afrika’nın da eklenmesi ile son halini (BRICS) almıştır.

1950’li yıllardan itibaren yönünü Batıya çeviren Türkiye ise, gerek ekonomik, gerek siyasi, gerekse güvenlik politikalarında hep Batı ile entegre olmuş, NATO’ya bir çok batı ülkesinden önce 1952’de girmiştir. Konu güvenlik olduğunda Türkiye’yi derhal bünyesine katan Kuzey Atlantik ittifakı, konu ekonomik olduğunda Türkiye’ye aynı desteği göstermemiştir. Türkiye’nin AB üyelik süreci, tıpkı NATO üyeliği gibi, şu anki bir çok üyeden çok öncelere dayanmakta, ancak bir türlü müzakerelerden sonuç alınmamaktadır. 

Dönelim konumuza. Veriler incelendiğinde, son 20 yıllık süreçte Türkiye; alt yapı yatırımları, sağlık, eğitim, turizm ve insani yardım konularında birçok önemli adımlar atmış, insani gelişmişliğini yükseltmiştir. Öte yandan, küresel barış, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ile özellikle 2016’dan itibaren, ekonomik büyüklüğün en önemli göstergesi olan, GSYH’nda kötüye giden bir performans sergilemiştir.

Türkiye’nin, gücünü artırması, 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine ulaşması ve dünya siyaset sahnesinde daha iyi yerlerde kendine yer edinmesi için, geliştirdiği ve iyi durumda olduğu hususları sürdürebilmesi, kötüye giden hususları ise düzeltecek tedbirleri alması gerekmektedir. 

2018 seçimlerinin ardından Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı sistemine geçmesi ve karar alma sürecinin hızlanması, Türkiye’nin yakın gelecekte büyük bir güç olma yolunda ilerlemesini hızlandıracak yorumlarına sebep olmuştu. Ancak bu ivmelenme; demokrasi ve onun kurum ve kuruluşlarının Türkiye’de çok daha fazla etkin olması, güçler ayrılığının tam anlamıyla belirlenmesi, özgürlüklerin genişlemesi ve hak, hukuk, adaletin üstünlüğü ile doğru orantılı olacaktır. 

Türkiye, gerek ABD ve gerekse Avrupa Birliği ile ilişkilerinde, özellikle son dönemde, sıkıntılı bir süreç yaşamakta, bir nevi yalnızlaştırılmaktadır. Dostane olmayan ve müttefiklikle bağdaşmayan bu politik süreç, Türkiye’nin gelecekte BRICS ülkeleriyle çok daha fazla birlikte hareket etmesinin yolunu açabilir. 

Türkiye, ABD’nin, özellikle Trump ve sonrasında Biden’ın seçilmesinden sonra başlayan, tutarsız ve müttefikliğe yakışmayan politikaları ile, bir türlü neticelenmeyen AB tam üyelik sürecini sebep göstererek, NATO üyeliğinden ve AB üyelik sürecinden vazgeçmeden, bu gruba dahil olma iradesini gösterebilir. 

T-BRICS olarak yeniden adlandırılabilecek bu birliktelik, dünya üzerinde çok daha fazla etkili olabilecektir.

Avrupa ve Asya kıtasını temsil edebilen, İslam Konferansı Örgütü üyesi olan, laik ve demokratik yapısı ile geleceğin parlayan yıldızı Türkiye’nin, yeni bir temsilci olarak BRICS ülkelerine eklenmesi ve böylece T-BRICS’in oluşturulması, ABD ve AB’nin küresel egemenliğine karşı yeni bir dengeleme ve dolayısıyla yeni bir küresel alternatif gücün ortaya çıkmasına da sebep olabilir.

Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Tüm Makaleler

  • 15.07.2022
  • Süre : 2 dk
  • 1126 kez okundu

Google Ads