Site İçi Arama

ua-iliskiler

BMGK’nin Gazze’de Ateşkes Kararı Üzerine ABD-İsrail Gerginliği: ABD Gazze’de İsrail’den Desteğini Çekiyor mu?

Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkileri normalleştirmesi karşılığında ABD Suudi Arabistan’a silah satışı ve sivil nükleer programa destek de dahil bazı güvenlik garantileri verirken İsrail de Filistin’de iki devletli çözümün hayata geçirilmesi yönünde somut adımlar atacaktı.

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği harekât beş ayı aşkın bir süredir devam etmektedir. Günden güne artan sivil kayıplarla birlikte bölge halkının maruz kaldığı olağanüstü kötü yaşam koşulları, Rafah’a planlanan harekâtı iptal etmesi ve bir an önce ateşkesin sağlanması için İsrail üzerindeki baskının artmasına neden olmaktadır. İsrail, bir kısım rehinenin serbest bırakılmasını imkân verecek bir ateşkese rıza göstermesi mümkün görünmekle birlikte, Hamas’ın kalan unsurlarını ortadan kaldırmasını sağlayacak Rafah harekâtını yapmakta kararlı görünmektedir. Gazze’nin güneyindeki bu bölgeye düzenlenecek harekâtın tamamlanmasının ardından İsrail askeri hedefine ulaşmış olacaktır.

Netanyahu, Hamas’ın 7 Ekim saldırısının yarattığı ulusal ve uluslararası tepkiyi arkasına alarak soykırım iddialarına kadar varacak bir katliamı fütursuzca yürütmektedir. Ancak, çatışmanın sona ermesinin ardından ortaya çıkacak düzenlemede bu kadar rahat olabileceği şüphelidir. ABD, iç kamuoyunun da baskısıyla, ateşkesin sağlanması ve çatışma sonrası bölgedeki düzen konusundaki çabalarını artırmaktadır. Nitekim, ABD Dışişleri Bakanı Blinken bölgeye çatışmanın başladığından itibaren altıncı kez yaptığı gezisinde Suudi Arabistan’ın ardından 21 Mart’da Mısır Devlet Başkanı El-Sisi ve Suudi Arabistan, Katar, BAE, Ürdün, Filistin Otoritesi Dışişleri Bakanlarıyla görüşmeler yapmıştır. 25 Mart’ta ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’nin tarafları Ramazan ayı boyunca derhal ateşkese çağıran karar tasarısının çekimser kalarak geçmesini sağlamıştır. ABD daha önceki benzer karar tasarılarını veto etmişti. BMGK’nın kararı üzerine Netanyahu Rafah harekâtı ile ilgili görüşmeler yapmak üzere ABD’ye gidecek heyetin gezisini iptal etmiş ve harekâtı yapmakta kararlı olduklarını açıklamıştır. 

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği askerî harekâtın hedefi açıktır: Hamas’ın siyasi ve askeri yapısını çökerterek Gazze’den İsrail’ yönelebilecek askeri tehdidi tamamen ortadan kaldırmak. Bununla birlikte İsrail’in, askerî harekâtın tamamlanmasının ardından nasıl bir siyasi yapı öngördüğü ise belirsizliğini korumaktadır. 

ABD yönetiminin diğer Arap ülkelerini de arkasına alarak bölgede kapsayıcı bir barışı sağlayacak bir düzenleme arayışı içinde olduğu anlaşılmaktadır. 07 Ekim öncesi ABD’nin Suudi Arabistan ile Filistin sorununa çözümü de kapsayan bir plan üzerine görüşmeler yaptığı bilinmektedir. Buna göre; Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkileri normalleştirmesi karşılığında ABD Suudi Arabistan’a silah satışı ve sivil nükleer programa destek de dahil bazı güvenlik garantileri verirken İsrail de Filistin’de iki devletli çözümün hayata geçirilmesi yönünde somut adımlar atacaktı. Bu plan ABD’nin İbrahim Anlaşmaları ile başlattığı sürecin bir devamı olarak da görülebilir. Bu süreçte İsrail Bahreyn, BAE, Tunus, Sudan’la anlaşmalar imzalamış Suudi Arabistan bu surecin dışında kalmıştı. Bu arada, 2023 Mart’ında Çin’in arabuluculuğunda İran ve Suudi Arabistan’ın ilişkileri normalleştirme kararı gelmişti. Bölgedeki nüfuz mücadelesinde Çin’in varlığını hissettirmesi ABD’nin de çabalarını artırmasına neden oldu. Zira, İran ve Suudi Arabistan arasındaki uzun süreli bir ittifak ABD’nin bölgedeki İsrail merkezli politikasını tamamen sarsabilirdi. Nitekim, bölgedeki tüm dengeleri sarsan bir etki yaratan 07 Ekim Hamas saldırılarının aslında kime yaradığı sorusu hala zihinleri meşgul etmektedir. ABD’nin Gazze savaşı sonrası oluşması için gayret ettiği düzenin 07 Ekim öncesi gibi bölgedeki diğer Arap devletlerini de içeren geniş kapsamlı bir planın parçası olmasını istediği anlaşılmaktadır. Bu planda, çatışma sonrası Gazze’nin kontrolünün Filistin Otoritesi tarafından sağlanarak uzun vadede iki devletli bir çözüm için gerekli alt yapıyı hazırlamak istemektedir. Nitekim, Filistin Başkanı Abbas’ın 14 Mart’ta Mohammad Mustafa’yı yeni Başbakan olarak atamasında İsrail’in Gazze işgalinin sona ermesinin ardından Filistin Otoritesi’nin daha etkin bir rol üstlenebilmesi düşüncesinin de payı olduğu iddia edilmektedir.

Netanyahu, Filistin Otoritesi’nin Gazze’yi de kontrol etmesi düşüncesine çok uzun süredir karşı çıkmaktadır. Hatta Katar’ın Hamas’a gönderdiği ayni ve nakdi yardımların sorunsuz bir şekilde ulaşmasını sağlayarak Hamas’ın bölgedeki kontrolünü artırmasına ve silahlanmasına yardım ettiği iddia edilmektedir. Bu görüşe göre Netanyahu “böl ve yönet” politikası izleyerek, Gazze’yi Hamas’ın Batı Şeria’yı da Filistin Otoritesi’nin kontrol ettiği ikili bir yapıda Filistinlilere sınırlı bir serbesti tanıyarak, azar azar Batı Şeria’daki Yahudi yayılmasına devam etmektedir. İddia doğruysa bu politikanın pahalıya mal olduğu 07 Ekim’de anlaşılmıştır. Bu politikadan alınan dersle Netanyahu Gazze’nin tekrar Hamas benzeri bir yapının kontrolü altına girmesine müsaade etmeyecektir. Bu nedenle, askeri hedefe ulaşılmasının ardından, Batı Şeria’dakine benzer bir yapılanmayla, Gazze’yi sıkı bir güvenlik kuşağı ile çevirecek, idari yönetimi Filistinli bir sivil yönetime devrederken, yine Filistinlilerden oluşan bir güvenlik teşkilatı oluşturup, gerekliğinde terör yapılanmalarına yönelik harekât icra etme serbestisini elinde tutmak isteyecektir. Böyle bir yapılanma ile, ABD’nin öngördüğü, Filistin Otoritesini de içeren ve bölge ülkelerini tatmin edecek kapsayıcı bir çözüme doğru gitmek mümkün değildir. 

ABD ile İsrail arasındaki BMGK kararı ile ortaya çıkan gerginliğin anlaşılmasında iç ve dış politik faktörler de dikkate alınmalıdır. Aşırı sağ partilerin desteklediği Netanyahu hükümeti, 07 Ekim öncesinde Yüksek Mahkeme’yle ilgili yapmak istediği birtakım düzenlemeler nedeniyle yoğun protestolara muhatap olmuştu. Öyle ki Hamas saldırılarının, ordu mensuplarının dahi katıldığı protestolardan kaynaklanan içi huzursuzluk ortamında dolayı önlenemediği iddia edilmişti. Ayrıca, Netanyahu hakkında yolsuzluk iddiası nedeniyle devam eden davalar bulunmaktadır. Öyle ki Netanyahu’nun yargıç atamaları ile ilgili düzenlemeyi kendini kurtarmak için getirdiği ileri sürülmüş, gösterilerde bu konu da protesto edilmişti.  Halen ülke Hamas saldırıları sonrası oluşturulan Birlik Hükümeti (Unity Government) tarafından idare edilmektedir. Gazze harekâtının tamamlanmasının ardından hem Netanyahu hakkındaki soruşturmalar tekrar gündeme gelecek hem de 07 Ekim’in sorumlularından hesap sorma talepleri artacaktır. Bu nedenle Netanyahu Gazze’den tam bir zaferle çıkarak harekât sonrası siyaseten gücünü korumak istemektedir. Biden hükümeti ise hem iç hem dış kamuoyunun baskısı altındadır. Demokrat Parti başkan adayının belirlendiği kongrelerin bazılarında önemli miktarda seçmen “tarafsız (uncommittted)” oyu atarak Biden’a yönelik tepkisini dile getirmiştir. Diğer taraftan, Ukrayna’daki savaşla Gazze’deki savaş arasında kurulan paralellik Biden yönetiminin Rusya’ya karşı ileri sürdüğü uluslararası hukukun çiğnendiği ve sivillere karşı savaş suçu işlendiği iddialarının tutarlılığının sorgulanmasına neden olmaktadır.

ABD’nin İsrail’e yönelik politikasını bugünden yarına değiştirmesi beklenmemelidir. Nitekim, ateşkes kararını kabul etmek yerine çekimser kalması bu konudaki ihtiyatlı tutumunu göstermektedir. ABD’de bulunan İsrail Savunma Bakanı’nın, Netanyahu’nun son hamlesine rağmen, mevkidaşı ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmeler yapması da iki ülke arasındaki iş birliğinin devamına işaret etmektedir. Bu çekinceli tutuma rağmen Biden yönetiminin Netanyahu yönetimine Gazze harekâtının başında verdiği desteğin giderek azaldığı görülmektedir. Bu tavrın İsrail’i hangi noktaya kadar kendi bölgesel planlarını kabul etmeye ve tepkilere neden olan Gazze harekâtını sonlandırmaya zorlayacağını ABD yönetiminin kararlılığı ile aşırı sağcıların desteğindeki Netanyahu’nun siyasi hırslarının mücadelesi belirleyecektir.

Dr. Adem ÇAKIR
Dr. Adem ÇAKIR
Tüm Makaleler

  • 28.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 208 kez okundu

Google Ads