Site İçi Arama

ua-iliskiler

İmparatorluklar Mezarlığı Afganistan'ın Yeni Misafiri: Çin

Pekin’in 2015 yılından itibaren Taliban’la sürdürdüğü temaslar dikkate alındığında, Afganistan’da bu ülkenin güvenlik perspektifinden iki beklentisinin öne çıkacağını söyleyebiliriz:

Çin, Afganistan'daki güvenlik ortamının iyileştiği her durumda kendisinin bu ülkedeki ekonomik varlığını geliştirmeye ve pekiştirmeye yönelik atılımların içinde olmuştur. Bununla birlikte Afganistan’daki güvenlik ve istikrarın bir bakıma garantörü olan ABD ve müttefiklerinin çekilme kararından sonra Çin, Afganistan’la ilişkisini yeni bir zemine oturtma arayışına girmiştir. Bu kapsamda Çin; Afganistan’a yapmayı planladığı yatırımların ve ticari faaliyetlerin geleceğini Taliban’la geliştirmeyi düşündüğü ilişkilerin seyrine bağlamıştır.

Pekin’in 2015 yılından itibaren Taliban’la sürdürdüğü temaslar dikkate alındığında, Afganistan’da bu ülkenin güvenlik perspektifinden iki beklentisinin öne çıkacağını söyleyebiliriz:

Birincisi, Afganistan topraklarında güvenli ve istikrarlı bir yatırım ortamının tesis edilmesidir.

İkincisi, ABD ve müttefiklerinin geri çekilmesi sonrasında Afganistan’da ortaya çıkması muhtemel güç boşluğundan yararlanma olasılığı bulunan “cihadî grupların” faaliyetlerinin, Sincan Uygur Özerk Bölgesine sıçramasına engel olunmasıdır. Bu manada Çin’in Taliban’dan özellikle beklentisi, Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketi için Afganistan'ın güvenli bir sığınak olmasına izin verilmemesidir.

Taraflar arasında son görüşme 28 Temmuz 2021 tarihinde yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Taliban’ın ikinci adamı Birader ve Çin Dış İşleri Bakanı Wang Yi arasında gerçekleşen ve bir nevi Taliban’a “meşruiyet ve tanıma” sağlayan görüşmede, “Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketine (Taliban’ın ve Afganistan konuşlu cihadi örgütlerin) destek verilmemesi” hususu Çin tarafından özellikle vurgulanmıştır.

Çin’in Geleneksel Politikalarının Afganistan’a Beklenen Yansımaları

Çin’in geleneksel dış politikasında, temas halinde olduğu herhangi bir ülkenin “iç işlerine karışmama” ilkesinin geçerli olduğunu biliyoruz. Pekin’e göre, “Afganistan’ı, Afganlılar yönetmelidir.” Taliban veya bir başka oluşumun Afganistan’ı yönetmesi, Çin-Afganistan ilişkileri açısından bir problem teşkil etmez. Afganistan’ı kimin yönettiğinden ziyade, ülkeyi yöneten kesimin Çin’in çıkarlarına uygun bir ortamın oluşmasını desteklemesi yeterli görülmektedir.

Afganistan’da 19. yüzyılın ortalarında yerleşmeye çalışan İngilizler, İkinci Dünya Savaşının sonuna kadar Afganistan’ın geleceğini şekillendiren politikaları hayata geçirmiş olmalarına rağmen, bu ülkeyi işgal teşebbüsleri hep başarısızlığa mahkûm olmuştur. Askerini sokamadığı Afgan topraklarının, Ruslara karşı bir tampon bölge statüsünde kalmasına razı olmak zorunda kalmıştır.

Brejnev döneminde, 1979’da Afganistan’a “komünizme yaşam alanı açmak” içen giren Ruslar, bu ülkenin topraklarının çoğunluğunu 10 yıl boyunca işgal altında tutmuştur. 1989 yılında Afganistan’ı terk etmek zorunda kalan Ruslar, arkalarında yıkılmış, iç-savaşa sürüklenmiş bir ülke bırakmıştır.

11 Eylül sonrası el Kaide örgütünü cezalandırmak, Afganlara hürriyet ve demokrasi getirmek için bu ülkeye giren Amerikalılar, müttefikleriyle birlikte 20 yıl boyunca Afganistan topraklarında Taliban’la savaşmıştır. Nihayetinde ülkeyi Taliban’a emanet etmekten başka bir çözüm getirmeden, yıkık bir vaziyette bırakıp, terk etmiştir.

Afganistan, geçmişte üç imparatorluğa “mezar” olmuş bir ülke olarak bugün yeni bir imparatorluğa kapılarını ister-istemez açıyor. Tarihin akışı, Çinlilere, Afganistan’a yerleşme ve geleceğinde söz sahibi olma fırsatı sunuyor. Görünen o ki, Afganistan’ın yakın geleceğinde, asker postalı ‘out’, lotus ayak ‘in’ olacaktır. Afganlara yıkımdan başka bir şey getirmeyen Sovyetlerden ve Amerikalılardan sonra, Çin’den sadece Afganların değil dünyanın geri kalanının da beklentisi büyüktür.

Çinli uluslararası ilişkiler teorisyenleri, sosyal inşacı ve yapısal müdahaleci kimliğine bağlı kalması halinde, Çin’in barışçıl yükselişinin eninde sonunda uluslararası toplum tarafından kabul göreceğini savunmaktadır. Çin’in dış politikasının da büyük oranda, bu minvalde seyrettiğine şahitlik ediyoruz. Çinliler; diğer ülkelerle ilişkilerine yönelik, ulusal kimliklere ve farklılıklara saygılı bir yaklaşıma sahip. Pekin, uluslararası normlara uygun davranırken, bu noktada dış dünyaya olumlu mesajlar vermeye devam ediyor. Çin’in elini zora sokan dış politika açmazı, Doğu Türkistan’da izlediği iç politikanın, sergilediği dış politikanın zıttı bir görüntü vermesidir.

Nitekim, Pekin son dönemde sergilediği uluslararası politik iktisat uygulamalarıyla, Rusya Federasyonu ve ABD’den farklı bir küresel kimlik geliştirmiştir. Dış ticaret ve altyapı yatırımlarıyla hedef ülkelere giren Çin, iç işlerine karışmama politikasıyla, kendi varlığının o ülkeyi yönetenlere tehdit oluşturmadan devamını sağlamaya öncelik vermektedir. Dolayısıyla, diğer ülkelerde yaptığı üzere, Afganistan’ın da iç işlerine karışmayacağını, sadece ekonomik ilişkiler bağlamında bu ülkede bulunacağını söyleyebiliriz. Bu durumda Afganlılar tarafından Çin’i kolaylıkla kabullenilmesi söz konusu olabilecektir.

Çinlilerin, uluslararası literatürde “yapıcı müdahale” felsefesiyle veya “yumuşak güç” uygulamalarıyla Afganistan’da kendilerine yer açmasını bekliyoruz. Afganistan-Çin ilişkisinin geleceğinde öne çıkan dinamikler, Afganistan’ın altyapısının ve ekonomik hayatının geliştirilmesidir. Nitekim, ekonomi alanında Çin'in Afganistan'ın yeniden imarı konusuna ilgi gösterdiğini anlıyoruz. Bu konuda Çin’in gerekli kapasite ve birikime fazlasıyla sahip olduğu biliniyor.

Avrasya’yı doğudan batıya kuşatan “Kuşak- Yol” girişimi devam ediyor. Zaten Afganistan'ın komşu kapısı Pakistan, bu girişim kapsamında Çin’in kaynak ayırdığı ülkelerin başında geliyor. Pakistan topraklarında kuşak-yol altyapı yatırımları için 60 milyar doların üstünde harcama yapılmıştır. Daha önceleri elverişli yatırım ortamı olmadığı için kuşak-yol altyapı yatırımlarını Afganistan’da devreye sokmayan Çin, yeni gelişen şartlarda, projede değişikliklere ve Afganistan’ı oyuna katan, dolayısıyla yolları kısaltan alternatif güzergahları gündemine alabilir. Afganistan’a yapacağı yatırımların başarısı oranında, MS 751 Talas Savaşı yenilgisinden sonra bir daha giremediği bu topraklarda kendisine kalıcı bir yer edinmesi söz konusu olabilir. Bu tür yatırımlar, Çin’in bu bölgedeki ülkelere yönelik jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik çıkar ve hedeflerini destekleyici bir rol oynayabilir.

Kuşak-Yol altyapı yatırımlarına ilaveten, Afganistan’ın Çin’i cezbeden zengin doğal kaynakları vardır. Çinli şirketler, 2000’li yıllarda, Logar Eyaletindeki bakır madenciliğiyle, kuzeydeki yol inşaat ve petrol arama işleriyle ilgilenmiş, belirli oranda yatırım yapmıştır. Güvenlikte zafiyet görülen dönemlerde, kuzeyde petrol arama ve bakır madenciliği gibi projeler Pekin tarafından yavaşlatılmıştır. Çinli şirketlerin küresel ölçekte enerji sektörüne yatırım yapmaya istekli olduklarını biliyoruz. Bu kapsamda, Çin tarafından yapımı teklif edilen termik enerji santralleri, Afganistan’ın elektrik ithal bağımlılığından kurtarabilir.

Jeostratejik açıdan büyük önemi olan Vahan (Wakhan) Koridoru üzerinden Afganistan ve Çin’i karşılıklı birbirine bağlayacak otoyol projesinin, Pamir bölgesindeki 50 kilometrelik kısmının yapımı henüz tamamlanamamıştır. Günümüz şartlarında bu otoyol projesini hızlandırmak söz konusu olabilir.

Çin-Afganistan Arasında Yeni Ulaşım Hattı: Vahan Koridoru

Afganistan’dan kuzeydoğusunda dar bir şerit halinde Çin’e uzanan Vahan; Pakistan’ın Keşmir bölgesi idaresini Tacikistan’dan ayıran, Pamir Dağları ve Hindukuş Dağları arasında kalan, sıkışmış bir koridordur. Yüksek dağlarla kaplı bu koridor bölgesi; Panj, Pamir Nehirleri ile Amu Derya'nın sularına geçit verir. Uzunluğu yaklaşık 350 kilometredir. Koridorun en geniş yeri 65 ve en dar yeri 13 kilometredir. Vahan vadisi, antik dönemlerden itibaren deve ve atlı kervanlardan oluşan tarihi ipek yoluna geçiş veren bir mekân olmasıyla bilinmektedir.

Günümüzde Afganistan sınırlarında kalan bu koridor; Büyük Oyun kapsamındaki pazarlıkların bir sonucu olarak, 1893 Durand düzenlemesiyle, İngilizler ve Ruslar arasında, dar bir arazi şeridi şeklinde, tampon bölge konumlandırmasıyla, Afganlara bırakılmıştır. İmparatorlukların paylaşım mücadelesi, Vahan sakinlerinin de üçe bölünmesine (Kırgız, Tacik ve Afgan) yol açmıştır. Zorlu arazi ve iklim şartlarına sahip Vahan Koridorunun Afganistan tarafında, günümüzde çoğu hayvancılıkla geçinen 15 000 kadar Afganlı yaşam sürmektedir.

Çin her ne kadar bu koridoru Afganistan ve batıdaki diğer ülkelerle geliştirmek istediği dış ticaret bağlantısı açısından önemli bulmakla birlikte, geçmişte bu koridorun ‘atıl’ kalması, Çin’e açılan bir kapı olarak kullanılmaması yönünde bir politika izlemeyi tercih etmiştir. 2000’li yıllarda, Afganistan, ticari gerekçelerle Çin hükümetinden Vahan Koridorunun Çin tarafındaki sınır kapısını açması için defalarca talepte bulunmuş ancak olumlu bir yanıt alamamıştır. Çin, koridorun doğrudan Doğu Türkistan’a açılan bir kapı olması nedeniyle bu taleplere sıcak bakmamıştır. Pekin; Taliban ve el Kaide destekli cihadi grupların bu koridoru kullanarak Uygur’daki ‘ayrılıkçı’ gruplara destek verme ihtimalinin önüne geçmek isteğiyle hareket etmiştir.

Yaklaşık 350 kilometre uzunluğunda olan, geçmişte Ruslarla İngiliz Hindistan’ı arasında tampon bölge olarak bir kama gibi Afganistan’dan Çin’e uzatılan bu koridor, çetin coğrafi şartları ve geçit vermez dağlık mekanlarıyla, medeniyete kapalı bir havza olarak ün salmıştır. Şimdi, tarihte bir ilk olarak, Çin teknolojisi bu coğrafyada, Kabil’den Pekin’e uzan bir ulaşım ağının yapımına soyunmuştur. Bittiğinde Çin’in Afganistan madenlerine kolaylıkla erişmesinin önü açılacak, ihracat kapasitesini artırıcı bir rol oynayacaktır. Neticede, Orta Asya’da karasal ulaşım kolaylaşacak, bölge ülkelerinde yaşayan halklar arasındaki etkileşim artacak, ağırlıklı olarak havayoluna bağımlı Afganların Çin dahil, Uzakdoğu ülkelerine açılımına imkân tanıyacaktır.

Vahan Koridoru bir yandan Çin-Afganistan arasında stratejik bir rotanın açılmasında en uygun mekân olarak dikkat çekerken, diğer yandan da Pakistan ile Tacikistan arasındaki ulaşım problemini de çözebilir. Günümüzde, bu bölgeye yönelik hem Pakistan hem de Tacikistan’ın ticaret ve ulaşım ihtiyacı artmıştır. Vahan otoyoluna entegre viyadük ve köprülerle kuzey-güney istikametinde Pakistan-Tacikistan arasındaki geçişleri mümkün kılabilir.

Afganistan Bağlamında Çin-İran Stratejik İşbirliği

Çin’in Vahan koridoru benzeri Afganistan bağlamındaki ulaşıma yönelik açılımlar, Çin-İran stratejik iş birliğini destekleyici bir fonksiyonu yerine getirebilir. 7 Mayıs 2021 tarihinde iki ülke arasında 25 yıllığına imzalanan stratejik ve ekonomik ortaklık anlaşmasının büyüklüğü 400 milyar $ olarak açıklanmıştır. Çin’in İran’la imzaladığı bu anlaşma, uzun dönemde Pekin’in tesis etmek istediği enerji güvenliği politikalarını destekleyici bir rol oynaması bekleniyor. İran’dan doğal gaz ve petrol almayı garanti eden Çin’in, ABD’nin öncülüğünde Batı tarafından uygulanan yaptırımların bir sonucu olarak, özellikle nükleer silah geliştirme ve savunma sanayii alanında dar boğaza düşen İran’a destek vermeyi garanti etmiş olabilir. İran; ABD’nin kendisine karşı uyguladığı yaptırımları aşmak için Rusya Federasyonu ve Çin’le temaslarını hep kuvvetli tutan bir politika izliyor. Bu manada Çin’in küresel politikaları İran’ın elini rahatlatıyor. Bilindiği üzere Çin, Amerikan çıkarlarının bir gereği olarak İran benzeri ülkelere uygulanan “Batı yaptırımlarını” tanımayan bir politika izlemektedir. Çin, kendi çıkarları doğrultusunda istediği ülkeyle temas kurup, kendi politikalarını hayata geçirmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede, Pekin’in Afganistan açılımı, beraberinde Çin-İran ilişkisine de ivme kazandırıcı bir işlev görebilecektir.

Çin, geçmişte, Afganistan’daki istikrarsız ve güvensiz ortam nedeniyle, Ortadoğu’yla bağlantısını Pakistan üzerinden gerçekleştirmeye öncelik vermişti. Bu kapsamda, Pakistan’dan güneyine ulaşması planlanan otoyol, en uç noktadaki Gwadar (Guvader) limanına bağlanacaktır. Pakistan topraklarındaki bu limanın Çin’in ihtiyaçlarına göre yeniden inşasında, %80’lik kısmı tamamlanmıştır. Pakistan otoyolunun Kabil’e bağlanması, Kaşgar-Gilgit-Peşevar-Celalabat-Kabil hattının da açılması bundan böyle düşünülebilir. Daha sonra Vahan Koridorunda yapılacak otoyolla, güzergâh çeşitliliğine gidilebilir. Ayrıca, Afganistan’ın denize ulaşımını sağlayacak şekilde, İran'ın güneydoğu eyaleti Sistan-Belucistan’daki, Umman Körfezi açıklarında bulunan Çabahar Limanı, Gwadar’ın alternatifi olarak da Çin’in enerji güvenliğini pekiştirici bir rol oynayabilir. Devamında, İran-Çin stratejik ortaklığına ilerde Pakistan ve Afganistan’da dahil edilmesi düşünülebilir. Bu tür bir yaklaşım, ABD saflarına göz dikme ihtimali olan Hindistan’ı frenleyici bir mekanizmayı devreye sokabilir.

Çin; 2021 yılının son aylarında Afganistan’da gelişen yeni durumdan ticari çıkarları ve bölge politikaları doğrultusunda yararlanmak istiyor. Zaten bu potansiyel önceden görüldüğü için, Çin Hükümeti ve Taliban arasında 2015 yılından itibaren karşılıklı görüşmeler kesintisiz devam etmiştir. En son görüşme 28 Temmuz 2021 tarihinde Taliban’ın ikinci adamı Birader’le ve Çin Dış İşleri Bakanı Wang Yi arasında gerçekleşmiştir.

Eylül başında kurulan Geçici Taliban Hükümeti, öncelikli olarak üç ülke ile temas kurmak istediğini ilan etmiş, bu kapsamda en başa Çin’i (diğer ikisi Türkiye ve Katar) koymuştur. Çin bu fırsatı tepecek durumda değildir. Avrasya’nın kalbine yerleşebilmek için, Talas’tan 1270 yıl sonra tarihi bir fırsat tekrar eline geçmiştir. Son dönemlerde izlediği çevreleme politikasıyla Çin’i Pasifik’te müttefikleriyle birlikte sıkıştıran ABD karşısında, Afganistan coğrafyasının; kuşak-yol projesine bu ülke topraklarının süratle entegre edilebilmesi halinde, Çin’in elini rahatlatan bir misyon üstlenmiş olacaktır. Bu yönüyle, iki ülke arasındaki en kısa bağlantı noktasında bulunan Vahan Koridoru da; Çin için batıya açılan önemli bir çıkış kapısı potansiyeline sahiptir.

Sonuç

Çin’in Afganistan’a nüfuz politikası, kuşak-yol projesindeki kazanımlarına ilaveten, bu ülkenin sahip olduğu yeraltı zenginlerine de erişme (özellikle nadir madenler yönüyle) imkanını Çinli şirketlere kazandırabilecektir. Afganistan’a da sahip olduğu ancak büyük ölçüde atıl durumdaki zengin doğal kaynak potansiyelinden yararlanma, ihraç etme fırsatı verebilecek bu yaklaşımın başarıya ulaşabilmesi için Çin’in üç konuda ilerleme kaydetmesi, Taliban’a bu manada işbirliği içinde hareket etmesi, destek vermesi bekleniyor.

Afganistan içindeki ulaşım altyapısını geliştirmesi,

Afganistan’ı istikrar ve güven platosu haline dönüştürmesi,

Afganistan’da ticaret ve sanayinin gelişimi için uygun ortamın tesis edilmesi.

Bunun karşılığında, Taliban’ın ise Doğu Türkistan İslami Hareketiyle el Kaide’nin, Türkistan kökenli cihadi grupların temasına engel olması, Çin için şimdilik yeterli gözükmektedir. Taliban’ın ABD ve müttefikleriyle çarpıştığı dönemlerde, Uygur ayrılıkçıları ve Doğu Türkistan Hareketinin (ETM) unsurları için Afganistan dağları güvenli bir sığınak işlevi görmüştür. Çin’in beklentisi, Taliban yönetimindeki yeni Afganistan’ın Uygurlara bundan böyle kucak açmayacağını garanti etmesidir.

Bu yazımızda yararlandığımız kaynaklar

Hanayi Ö. (2021). “Çin’in Enerji Sektöründe Doğu Türkistan’ın Önemi”, Akhmet Yassawi University Eurasian Research Institute, <https://www.eurasian-research.org/publication/cinin-enerji-sektorunde-dogu-turkistanin-onemi/?lang=tr>, s.e.t.8.9.2021.

Sun F. (2018). “The Wakhan Corridor: an oportunity”, Daily Times, 24 Şubat, <https://dailytimes.com.pk/206501/wakhan-corridor-opportunity/>, s.e.t.16.9.2021.

UNEP (2003), Afghanistan Wakhan Mission Technical Report, Geneva, United Nations Environment Programme, Food and Agriculture Organization, <https://wedocs.unep.org/bitstream/handle/20.500.11822/7692/-Afghanistan_Wakhan_mission_Technical_report-2003Afghanistan_wakhan_mission.pdf.pdf?sequence=3&isAllowed=y>, s.e.t.16.9.2021.

<https://caravanistan.com/afghanistan/wakhan-corridor/>, s.e.t.17.9.2021.

Singh M. (2021). “China in a Post-US Afghanistan”, 13 Temmuz, Future Directions, <https://www.futuredirections.org.au/publication/china-in-a-post-us-afghanistan/>, s.e.t.16.9.2021.

Saloni S. (2021). “The Geopolitical Shift in Afghanistan: Security Implications for India”, 29 Temmuz, Future Directions, <https://www.futuredirections.org.au/publication/the-geopolitical-shift-in-afghanistan-security-implications-for-india/>, s.e.t.17.9.2021.

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA
Tüm Makaleler

  • 20.10.2021
  • Süre : 4 dk
  • 1013 kez okundu

Google Ads