Site İçi Arama

ua-iliskiler

Kasap Netanyahu’nun Yargılanmasının Yolunu Açan Mandela’nın Memleketi Güney Afrika’da Bugün, 29 Mayıs’ta Seçim Var

Mandela, anti-sömürgeci ve anti-apartheid (ırk ayrımcılığı) görüşü ile uluslararası beğeni toplayan bir siyasi figür haline geldi. Güney Afrika'da ırkçılığa dayalı rejimi yıkarak yerine tüm ırkların eşit şekilde temsil edildiği bir demokrasi getirmek için verilen mücadelenin bayraktarı oldu.

Güney Afrika’da Beyazların Hakimiyetine 1994’te Mandela Liderliğinde Son Verildi

Altın ve elmas yataklarının keşfiyle 19. yüzyıl sonlarında Güney Afrika’yı tam manasıyla sömürmek isteyen İngilizlerle Boerler arasında 1899-1902 yıllarında yapılan Boer Savaşı, ırkçı apartheid rejimine uzanan beyaz azınlık yönetiminin Güney Afrika’da kök salmasını ve yönetim yapısını şekillendirdi. İngilizler acımasız yöntemlerle galip geldikleri bu savaşta, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 26 binden fazla Boer ve 20 binin üstünde siyahinin yaşamlarını yitirmelerine neden oldular.

Güney Afrika’yı Afrikalılar açısından bir yurt yapan, büyük oranda İngiliz etkisinden kurtaran kişi, ‘ulusun babası’ olarak ün salan sıra dışı ve etkileyici bir yaşam çizgisinde hayat süren Nelson Mandela oldu. Mandela, anti-sömürgeci ve anti-apartheid (ırk ayrımcılığı) görüşü ile uluslararası beğeni toplayan bir siyasi figür haline geldi. Güney Afrika'da ırkçılığa dayalı rejimi yıkarak yerine tüm ırkların eşit şekilde temsil edildiği bir demokrasi getirmek için verilen mücadelenin bayraktarı oldu. 

Gençliğinde hukuk eğitimi alan Mandela, yerel halkın beyazlara karşı hak mücadelesini savunan Afrika Ulusal Kongresi'ne (ANC - African National Congress) 1943 senesinde katıldı. Daha sonra ANC Gençlik Kolu'nu kurdu ve başkanlığını üstlendi. Daha militanca bir örgütlenmeyi savundu, defalarca tutuklandı, siyasi faaliyetlerde bulunması yasaklandı. Buna rağmen ülkesinde ırk ayrımcılığına karşı direnişin büyümesinde ateşi yakanlar arasında oldu. Güney Afrika’da 1960 senesinde 69 siyahın polis tarafından öldürüldüğü Sharpeville katliamı, milli uyanış yönüyle bir dönüm noktası oldu. O sırada ANC'nin başkan yardımcısı olan Mandela da ordu ve hükümet hedeflerine karşı silahlı mücadele başlattı, ANC'nin silahlı kanadını kurdu. Gittikçe sertleşen beyazların yönetimindeki Hükümet güçleri, hükümeti devirmeye ve halkı kışkırtma suçlamasıyla Mandela’yı gözaltına aldı. Çıkarıldığı mahkemece ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 

Güney Afrika'nın seçimle iktidara gelen ilk siyahi başkanı olmadan önce 27 yılı demir parmaklıklar ardında geçti. 1990 yılında serbest bırakıldı. Dünyanın çatışma yaşayan farklı bölgelerine de barış götürülmesine öncülük etti. 1993’te Nobel Barış Ödülü'nü kazandı. 27 Nisan 1994'te yaklaşık yirmi milyon Güney Afrikalı ülkenin ilk demokratik seçimlerinde oy kullanarak Mandela'yı ülkenin başkanı olarak seçti. Yeni bir döneme giren Güney Afrika, yeni bir anayasayı yürürlüğe soktu, çok partili bir Ulusal Meclis oluşturdu ve yirminci yüzyılın büyük bir bölümünde ülkeyi rahatsız eden ırkçı apartheid politikasını resmen sona erdirdi.

2013 yılında dünyaya veda eden Mandela’nın memleketi olarak ünlenen Güney Afrika, etnik yapısı itibariyle, % 81,4 siyahiler, % 7,3 beyazlar, %8,2 melezler ve % 2,7 Hint-Asya asıllılardan oluşan bir toplum yapısına sahiptir. Güney Afrika Cumhuriyeti; demokratik değerlere dayanan anayasal düzeni ve gelişmiş ekonomisiyle günümüzde Afrika kıtasındaki en güçlü ve istikrarlı ülkelerden birisi olarak öne çıkıyor. Başkanlık sistemine dayanan parlamenter demokrasiyle yönetilen Güney Afrika’da ilk defa yapılan serbest ve demokratik seçimi, Mandela ve partisi, ırkçı beyaz rejime karşı mücadelenin bayraktarlığını yapan ANC kazandı. ANC; 1999, 2004, 2009, 2014 ve 2019 yıllarında düzenlenen seçimleri de tek başına hükümet kurabilecek çoğunlukla kazandı. 

Türkiye ile Güney Afrika Arasındaki Siyasi ve Ekonomik İlişkilerin Gelişimi

İlginç bir kuvvetler erki anlayışı geliştiren Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, ulusal meclis Cape Town’da, hükümet Pretorya’da, Yargı Bloemfontein’da ve anayasa mahkemesi de Johannesburg'da olmak üzere her erk, merkezini farklı bir yerleşkede konumlandırmıştır. 

Türkiye; Mandela’nın başa geçmesiyle birlikte yoğun siyasi ve ekonomik ilişki içerisinde olmak için gayret gösteriyor. Güney Afrika’da hükümetin merkezi başkent Pretorya’da 22 Mart 1994 tarihinde Türk Büyükelçiliği ve 9 Ocak 2023’te Cape Town Türk Başkonsolosluğu açıldı. 

Türkiye, bu ülkeyi Sahraaltı Afrika'daki en önemli ticaret ortağı olarak görüyor. 2022 yılı sonu itibarıyla ikili ticaret hacmi 3,29 milyar USD (ihracat 1,7 milyar USD ve ithalat 1,58 milyar USD) olarak gerçekleşti. Bu ülkede 600 milyon USD civarında yatırım yapan Türk yatırımcılar, makine ve tekstil sektörlerine odaklı faaliyet gösteriyorlar. Önümüzdeki yıllarda bu ülkeyle ticaretin daha da artması bekleniyor.

29 Mayıs’ta Genel Seçimi ANC Tekrar Kazanabilir mi?

30 yıldır ANC tarafından yönetilen Güney Afrikalılar bugün 29 Mayıs'ta sandık başına gidiyorlar. 28 milyona yakın seçmen yedinci ulusal seçimde oy kullanıyorlar. Bazı analistlere göre apartheid'ın sona ermesini sağlayan ancak yolsuzluk ve eşitsizlik gibi konularda artan suçlamaların muhatabı haline gelen ANC’nin 30 yıllık iktidarının bu seçim sonunu getirebilir. 

Nüfusun %10'unun milli servetin %80'inden fazlasına sahip olduğu Güney Afrika'da gelir eşitsizliği ciddi boyutlarda olup, ırk, eğitim düzeyi ve toprak mülkiyeti açısından da büyük farklılıklara neden oluyor. İlginçtir, Güney Afrika, eşitsizliğin iyileşmek yerine daha da kötüleştiği dünyadaki tek ülke konumundadır. Bu durum, Güney Afrika'nın siyasi manzarasının bir kez daha değişmesini tetikleyebilir. Ülkenin apartheid'ı aşıp demokratik bir devlet haline gelmesinin önündeki bu engel aşılmadan, Güney Afrika’da Mandela’nın savunduğu özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerinin hayat bulması pek olası görülmüyor.

Apartheid sisteminin doğası, nüfusun bir azınlığının ülke yönetimini ve zenginliğini kontrol etmesiyle eşitsizliği aktif bir şekilde teşvik ederken, Güney Afrika'nın demokratik dönemi sorunu düzeltmek yerine nedense daha da kötüleştirdi. Ülke siyasi açıdan daha eşit bir görünüm arz etmekle birlikte gelir dağılımı yönüyle eski sistem beyazlar ve onların işbirlikçileri siyahlar lehine devam ediyor.

Güney Afrika, Kasap Netanyahu’nun Ecel Terleri Dökmesini Nasıl Sağladı? 

Dünkü yazımda Güney Afrika İsrail Aleyhine Uluslararası Adalet Divanı (UAD)’na açtığı soykırım davasından bahsetmiştim. Güney Afrika’da kimin iktidarda olduğu bu nedenle önemli buluyorum. Eğer 1994 öncesi siyasi iklim Güney Afrika’da geçerli olsaydı, kuşkusuz Güney Afrika Cumhuriyeti, UAD’de İsrail’i dava etmeyi aklından bile geçirmeyecekti. Şimdi Güney Afrika'nın iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) olduklarını düşüncesiyle, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme haklarını destekleyen bir politik anlayışla hareket ediyor. 

Soykırım Sözleşmesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu kısmen ya da tamamen yok etmek amacıyla işlenen belirli eylemler” olarak tanımlıyor. Bir durumun soykırım teşkil etmesi için, hem belirli eylemlerin hem de bir grubu yok etmeye yönelik özel niyetin kanıtlanması gerekiyor. Zulümlerin işlendiğini göstermek yeterli olmuyor.

Güney Afrika, İsrail’e karşı dava açmak için yaptığı başvuruda, “Hamas’ın yaptığı silahlı saldırının Soykırım Sözleşmesi'nin ihlali için İsrail’e herhangi bir olası gerekçe sağlayamayacağını” belirtti. İsrail'in “Filistinli ulusal, ırksal ve etnik grubun önemli bir bölümünün, yani Gazze Şeridi'ndeki Filistinli grubun bir bölümünün yok edilmesini amaçlayan” koşullar dayatma dahil olmak üzere soykırım eylemleri gerçekleştirdiğini ve bunları önlemede başarısız olduğunu iddia etti. 

Güney Afrika mahkemeden İsrail'in Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğine hükmetmesini; soykırım eylemlerini durdurmasını; soykırım suçu işleyen veya teşvik eden kişilerin cezalandırılmasını sağlamasını; Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım eylemlerine ilişkin kanıtları toplamasını ve muhafaza etmesini (veya toplanmasına ve muhafaza edilmesine izin vermesini); yerinden edilen Filistinlilerin evlerine dönmelerine izin verilmesini, Gazze'de yıkılanların yeniden inşa edilmesini ve Gazze'deki Filistinlilerin insan haklarına saygı gösterilmesinin sağlanmasını ve nihayetinde İsrail’in yaptığı insanlık dışı eylemler için tazminat ödemesini talep etti. Güney Afrika; 7 Ekim saldırısını gerçekleştiren Hamas'ı kınamakla birlikte bu örgüte karşı bir dava açmadı. Zira Hamas bir devlet değil. Tüm Filistinlileri veya Filistin Devleti’ni temsil etmiyor. Dolayısıyla Soykırım Sözleşmesi'ne taraf değil. UAD'ye başvurularda yalnızca devletler (gruplar veya bireyler değil) taraf olabiliyor.

İsrail, 12 Ocak'taki sözlü savunması sırasında, uluslararası toplumu Soykırım Sözleşmesi'ni oluşturmaya itenin Holokost olduğunu hatırlattı ve Hamas'ın 7 Ekim saldırılarının Holokost'tan bu yana Yahudi halkına karşı işlenen en kötü şiddet olduğunu gözlemledi. Soykırımdan sorumlu olduğu yönündeki tüm iddiaları şiddetle reddeden İsrail, Güney Afrika'nın olaylara ilişkin açıklamalarının taraflı ve bağlamından koparılmış olduğunu, Hamas'a karşı çatışmada meşru müdafaa hakkı çerçevesinde hareket ettiğini ve uygun yasal çerçevenin silahlı çatışma hukuku olduğunu iddia etti. 

Davanın sonuçlanması muhtemelen uzun yıllar alacaktır. Örneğin, UAD'de Sırbistan'a karşı Soykırım Sözleşmesi kapsamında açılan önceki davalarda nihai kararın verilmesi on yıldan fazla sürmüştü. Bununla birlikte Güney Afrika mahkemeden, diğer hususların yanı sıra, İsrail'in askeri operasyonlarını askıya almasını, soykırımı önlemek için gerekli tüm tedbirleri almasını ve Filistinlileri öldürmekten, yaralamaktan veya onlara karşı soykırım teşkil eden diğer eylemlerde bulunmaktan kaçınmasını talep etmişti. 

Mahkemenin kararları taraflar için bağlayıcıdır, ancak mahkemenin kendi yaptırım mekanizması bulunmuyor. Birleşmiş Milletler için tipik bir çalışma kültürü haline gelen bu durum, mahkeme için de geçerli görünüyor. Örneğin UAD daha önce Ukrayna'nın açtığı davada verdiği kararında Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonlarını durdurmasına hükmetti ancak Rusya şu ana kadar bunu görmezden gelmeye devam ediyor. 

UAD; aynı şekilde Güney Afrika'nın talebi üzerine, İsrail'in Gazze Şeridi'nde bulunan Refah'a yönelik saldırısını sona erdirmesi gerektiğine karar verdi. Muhtemel Putin gibi Kasap Netanyahu da mahkeme kararını dinlemeyecek, Refah benzeri hunharca saldırılarını sürdürmeye devam edecektir kanaatindeyim. Nitekim dün ilk defa İsrail tanklarının Refah kentinde görülmesi de bu kanaatimi maalesef fazlasıyla doğruluyor.

Sonuç

Türkiye’nin Mandela’nın başa geçmesiyle birlikte yoğun siyasi ve ekonomik ilişki içerisinde olmak için gayret gösterdiği Güney Afrika’da, seçmenler 29 Mayıs'ta oylarını kullanırken, sadece gelecekte çıkarlarını en iyi kimin temsil edeceğine karar vermekle kalmayacaklar, aynı zamanda 1994 yılında demokrasiye geçişten bu yana ülkelerinin nasıl değiştiğini düşünme şansına da sahip olacaklar. Kendilerine özgürlüğü, kardeşliği getiren ANC’nin neden iktisadi alanda eşitsiz bir yapının devamından yana olduğunu sorgulama fırsatı bulacaklar.

Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’na İsrail’i şikâyet eden, bu ülkenin Filistinlileri yok etme siyasetini, askerî eylemelerini dava eden Güney Afrika, tarihe geçecek çok onurlu bir siyasi adıma öncülük etmiştir. Mahkeme, geçen gün açıkladığı kararında İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinlileri yok etmeye varan askeri operasyonlarına bir son vermesini istemiştir. Her ne kadar İsrail Hükümeti bunu dinlemiyor olsa da bu bağlayıcı karar bir gün mutlaka İsrail’in aleyhine başka ‘cezalandırıcı’ adımların atılmasını beraberinde getirecektir. Şüphesiz bu, Washington’a rağmen olmayacaktır. Belki Trump iktidara gelince Kasap Netanyahu’yu daha fazla yük olarak taşımamak için ABD’nin sırtından atmayı deneyecektir. Velhasıl, sonucu ne olursa olsun, neticede Güney Afrika’yı İsrail’i dize getirecek bir süreci başlattığı için kutluyorum. Bugünkü seçimin Güney Afrika topraklarına gerçek manada özgürlük, kardeşlik ve bilhassa gelir dağılımında adalet ve eşitlik getirmesini diliyorum.

Kaynakça

James Storen and Nina Dannaoui. “Thirty years of South African democracy, visualized”. New Atlantist, 24 Mayıs 2024. https://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/thirty-years-of-south-african-democracy-visualized/

Hikmet Yalçınkaya. “Sıra dışı ve etkileyici bir yaşam: Nelson Mandela”. Jurnal.ist. 05 ARALIK 2018. https://www.gzt.com/jurnalist/sira-disi-ve-etkileyici-bir-yasam-nelson-mandela-3467431

Murat Özgür Güvendik. “Güney Afrika'nın yargı başkenti: Bloemfontein”. AA. 25 Nisan 2024. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/guney-afrikanin-yargi-baskenti-bloemfontein/3201805

Türkiye-Güney Afrika İlişkileri. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-guney-afrika-iliskileri.tr.mfa

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 29.05.2024
  • Süre : 7 dk
  • 256 kez okundu

Google Ads