Site İçi Arama

ua-iliskiler

Xi’nin 5-10 Mayıs Tarihlerindeki Fransa, Sırbistan ve Macaristan Ziyaretlerinden Kim, Ne Bekliyor?

5-10 Mayıs tarihleri arasında Xi, Paris ve sonrasında Belgrad ile Budapeşte’ye uzanan bir resmi ziyaret için Avrupa’ya geliyor. Bundan 49 yıl önce de, 1975 yılının yine bir Mayıs ayında dönemin Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Deng Xiaoping de Paris’e gelmişti.

Xi’nin Avrupa’daki İlk Durağı Neden Paris?

Çin, Batı dünyası ile ilişkilerinde Paris’i kendine mihenk taşı alarak hareket ediyor görüntüsü veriyor. Bu yıl Mayıs ayında, 5-10 Mayıs tarihleri arasında Xi, Paris ve sonrasında Belgrad ile Budapeşte’ye uzanan bir resmi ziyaret için Avrupa’ya geliyor. Bundan 49 yıl önce de, 1975 yılının yine bir Mayıs ayında dönemin Çin Devlet Başkanı Yardımcısı Deng Xiaoping de Paris’e gelmişti. Deng’in ziyareti, Çin Komünist partisinden bir liderin bir Batı ülkesine yaptığı ilk resmi ziyaret olarak o dönemde ses getiren bir açılım olarak değerlendirilmişti. Daha sonra Çin Devlet Başkanı olarak da görev yapan Deng, Çin’i dünyaya açmaya devam eden bir siyasi profil çizmişti. Şimdi bir başka Çinli lider, Xi Jinping, tam da Pekin'in Batı ile ilişkilerinde sıkıntı yaşanmaya başladığı bir dönemde Paris, Belgrad ve Budapeşte ziyaretlerini gerçekleştirme yönünde adım attı. Xi'nin 5-10 Mayıs tarihleri arasındaki gezisi, Avrupa Birliği'nin (AB) ticari ilişkilerinde Çin’i sınırlama yönünde bir irade koymasından ve hatta Çinlileri ‘casusluk’ yapmakla suçlamasından bir yıl sonra gerçekleşiyor olması da kenara not edilmelidir. 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un geçen yıl Nisan ayında gerçekleştirdiği Çin Gezisiyle birlikte Avrupa için stratejik otonomi arayışları önemli bir çıkış olarak kaydedilmişti. Emmanuel Macron’un devlet törenleriyle ağırlandığı Çin ziyareti sonrasında Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığını azaltması ve Çin’le ABD arasında Tayvan üzerinden yaşanacak bir çatışmada taraf olmaması gerektiği yönündeki sözleri doğal olarak Washington’un tepkisini çekmişti. Zira Macron’un bu çıkışı, Transatlantik ittifakını Ukrayna konusunda bir arada tutmayı zar zor başaran Biden yönetiminin aynı birlikteliği, Tayvan’ın olası bir Çin işgali esnasında sağlamasının çok daha zor olacağının işareti olarak okunmuştu. 

Eski kıtayla yeni bir formatta ilişki geliştirmeye hazırlanan Xi'nin ilk durağının Fransa olmasının tesadüf olmadığını söyleyebilirim. Macron'un ilk günkü görüşmelere Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'i de davet etmesini önemli görüyorum. Paris’in Avrupa adına ‘tek başına’ hareket eden bir profil çizmekten imtina ettiği ve AB’nin de masada temsil edilmesini gerekli gördüğü anlaşılıyor. Öte yandan daha geçen hafta Macron, siyasi ve savunma boyutlarını güçlendirememesi halinde Avrupa projesinin dağılabileceği uyarısında bulunmuştu. 

Avrupa bütünlüğünü ‘bozan’ iki ülke olarak AB adayı Sırbistan ve AB üyesi Macaristan’ın Rusya ve Çin’le ilişkileri, bu iki ülkeye ilişkin söylemleri öne çıkıyor ve Fransa’dan sonra Xi’nin gezisi bu iki ülkeyi de kapsıyor. Bu iki ülkenin Çin ile AB'yi dikkate almayan özel bir işbirliği formatını sürdürüyor olmaları muhtemelen Macron’u bile rahatsız ediyor. Dolayısıyla Macron’un şimdi Paris’ten çatlak bir ses çıkmasına izin vermek istememesi gerekiyor. Von der Leyen ile birlikte Nisan 2023'te Pekin'e yaptığı ziyaretin ve Mart 2019'da Xi'nin Paris ziyareti sırasında dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'i davet etmesinin ardından Macron için Çin karşısında Avrupa birliğinin bu şekilde sunulması alışılagelmiş bir format olarak da görülmekle birlikte, yine de Avrupa bütünlüğünü perçinleme ihtiyacı hissettiği anlaşılan Macron’un duruşu, her açıdan değerli bir duruş olarak görülüyor.

AB ile Çin Arasındaki Sorunlar Rafa Kaldırılabilir mi?

AB-Çin ilişkileri esasında kötü bir dönemden geçiyor. Çin, AB'ye güvenlik ve ekonomi başlıklarında olmak üzere iki temel alanda meydan okuyor. Avrupalı liderlerin defalarca girişimde bulunmasına rağmen taraflar arasında gerçek bir ilerleme henüz kaydedilemedi. Pekin, AB’nin uyarılarına rağmen, Ukrayna için Rusya’ya verdiği desteği ikiye katlamaktan çekinmedi. Üstelik Çin'in artan üretim kapasitesi kendine yeni pazarlar arıyor ve bu manada Avrupa pazarına Çin ürünlerinin akın etme tehdidi Avrupa ülkelerini endişelendirmeye devam ediyor.

Okumalarıma göre, Çin'in şu anda ekonomik bir gerilemeyle karşı karşıya olmasıyla birlikte, özellikle elektrikli araçlar, güneş panelleri ve bataryalar gibi Avrupa ve Fransa için rekabet çarpıklıkları yaratan Çin-AB ilişkisinde belirleyici bir çerçeve çizen bu sektörlerdeki sorunların bu ziyarette giderilmesi yönünde bir şeyler yapılması bekleniyor. Macron, 29 Nisan’da Economist dergisine verdiği röportajda açıkladığı gibi, küresel meselelerde Çin ile ortaklığa devam etmek ve Çin'in uluslararası kurallara uymasını sağlamak gibi bir misyona göre hareket etmeyi gerekli görüyor. Fransa, 2019 yılından bu yana, Avrupa genelinde Çin’in uygulamakta olduğu elektrikli araç sübvansiyonlarını doğru bulmadığını ifade ediyor. 

Xi'nin Avrupa ziyareti, Haziran ayındaki Avrupa seçimlerini ‘yumuşak gücüyle’ etkileme isteyen ve kendi jeopolitik hesapları açısından bunu gerekli gören Çin açısından zamanlaması iyi hesaplanmış bir ziyarete benziyor. Xi, özellikle Avrupa'nın elektrikli araçlardan tıbbi cihazlara ve güneş panellerine kadar çeşitli sektörlerde Çin'in haksız rekabete neden olduğu yönündeki suçlamalara cevap vermesi bekleniyor. En azından Pekin merkezli ticaret politikasının Avrupa’nın tepkisini çekmesi, mızrağın çuvala sığamadığı bir durum olarak görülüyor ve Xi’nin bir şeyler söylemesi zorunluluk arz ediyor. 

AB’nin savunma ve güvenlik bağlamındaki politikalarını belirleme yönünde her zaman proaktif bir çizgide seyretmek isteyen Macron'un, bu ziyaret esnasında Ukrayna ve Avrupa'nın güvenliği için daha fazla siyasi liderlik sergileme isteğine şahitlik edebiliriz. Ancak bunu yapabilmesi için her şeyden önce ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Pekin’i ziyareti sonrasında Çin'in Rusya'ya verdiği destekten duyduğu rahatsızlığı dile getirmesine benzer şekilde, Xi’ye gerçekten bir şeyler söyleyebilmesi, güçlü bir duruş sergileyebilmesi halinde Macron’un Batı dünyası için güçlü liderlik performansı sergilediğinden söz edilebilecektir. 

Ayrıca, bu ziyaret sonrasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Mayıs ayı sonunda Çin'i ziyaret edecek olması nedeniyle Macron'un Çin liderini Rusya'ya silah göndermemesi için ‘ikna’ etmesi Paris için büyük bir başarı olacaktır. Ancak bu yönde bir girişimi geçen yıl Pekin’de deneyen Macron, o günden bu yana bir ilerleme kaydedilmediğin de farkındadır. Zira son bir yıla baktığımızda, Çin'in Rusya'ya verdiği destekte azalmadan ziyade artış kaydedildi. Özellikle de çift kullanımlı ürünlerin ticaretinde Moskova ve Pekin daha da artan bir grafiğe birlikte imza atmaktan çekinmediler. Bu durumda Xi, Paris’te Macron’u dinler mi? Pek sanmıyorum. 

Orta ve Doğu Avrupa Ülkelerinin Kameralarında Çin'in Görüntüsü Parazitli

Xi'nin seyahat programının bir bacağını da Orta ve Doğu Avrupa'da Çin’in nüfuzunu artırma çabaları oluşturuyor. Bu bölge, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal teşebbüsü sonrasında endişeli bir bekleyiş içine girdiler ve Moskova ile işbirliğinden giderek uzaklaştılar. Moskova’dan uzaklaşmak demek, Pekin’den de uzaklaşma anlamına geliyor. Xi bu ziyaret esnasında vereceği kuvvetli mesajlarla, Pekin’in bir Moskova olmadığını, Avrupa’ya farklı baktığını işlemesi ve hakkındaki şüpheleri, endişeleri giderici bir tavır içinde olması bekleniyor.

Xi'nin Avrupa ziyareti, Çin liderliğinin Avrupa'nın Çin'den uzaklaşmaya yönelik sertleşen politikasını tersine çevirebilmesi için uygun bir zemin sunabilir. Pekin bu bölgede, Washington'un ve yakın müttefiklerinin mevcut jeopolitik stratejisine meydan okuyan, Çin ve Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmak isteyen birkaç ülkeye yaklaşma fırsatı bulmuştur. Bu yönüyle Sırbistan ve Macaristan, Xi’nin bu ziyaretinde çıkarma yapacağı iki ülke olarak öne çıkıyorlar. 

İkinci Durak, Sırbistan 

Bu çerçevede Sırbistan ziyareti Xi’ye önemli bir açılım fırsatı verebilir. Geçtiğimiz on beş yıl boyunca Sırbistan, Çin ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkilere dayanan kapsamlı bir stratejik ortaklık geliştirdi. Sırbistan’da doğrudan yatırım yönüyle birinci sıradaki ülke Çin’dir. Bu ülkedeki Alman yatırımlarını aşmaya başaran Çinli girişimciler, Pekin-Belgrad köprüsünün omurgasını oluşturuyorlar. Çin, Sırbistan için AB'den sonraki ikinci büyük ticaret ortağı olarak dikkat çekici bir performans sergiliyor. Xi'nin 7-8 Mayıs tarihlerinde Sırbistan'a gerçekleştireceği bu ziyaretin, her iki taraf arasındaki ticari ilişkileri perçinlemesi bekleniyor.

Bununla birlikte bu ziyarette Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüşecek Xi’nin bu ülkedeki Çin varlığının artmasından kaynaklanan zorlukları gündeme taşımaktan kaçınacağı, Vučić’in de bu konuları şimdilik tartışmaya açmayacağı beklentisi her iki tarafta da paylaşılan bir siyasi duruş olarak ifade ediliyor. Yine de Çinli şirketlerin Sırbistan’daki yatırımlarının çevre üzerindeki olumsuz etkileri, altyapı projelerinin müzakerelerinde şeffaflık eksikliği ve Sırbistan'ı AB üyelik sürecinde Çin’in Sırbistan’daki artan nüfuzunun diğer üyelere verdiği rahatsızlık öne çıkan sorunlar olarak görülüyor. Bugün olmasa da en kısa sürede Belgrad ve Pekin’in bu sorunlara kaçınılmaz bir şekilde bir çözüm geliştirmek zorunda kalacaklarını değerlendiriyorum.

Xi'nin bu ziyareti son sekiz yıl içerisinde gerçekleşen ikinci büyük ziyaret olmasının yanı sıra sembolik önemi olan bir ziyaret olarak da görülüyor. Zira ziyaretin gerçekleşeceği 7-8 Mayıs tarihinin, iki ülke açısından da sembolik anlamı olan bir tarih olduğu biliniyor. NATO’nun 1999 yılında Kosova kapsamında Sırbistan’a müdahalesi sırasında Belgrad'daki Çin Büyükelçiliği’ne bomba ‘isabet’ etmişti. Xi’nin ziyareti, bu bombalama hadisesi üzerinden bir çeyrek asır geçtikten sonra yapılıyor. Çin Büyükelçiliğinin bombalanması, Çinlilerin sonrasında NATO'ya ve Soğuk Savaş sonrası gelişmelere şüpheyle yaklaşan bir politikayı benimsemesine yol açmıştı. Bugün bile bu bombalama olayı, Çinli siyasilerin liberal demokrasileri ve değerlerini sorgulayan, onları eleştiren söylemlerine temel teşkil etmeye devam ediyor. 

Çin'in Batı Balkanlar’daki ana ortağı olarak kendini konumlandıran Sırbistan için bu ziyaret önemli görülüyor. Konumunu güçlendirmek için bir fırsat sunduğuna inanılıyor. Son yıllarda Sırbistan'a yapılan en üst düzey ziyaret olan bu ziyaret, ülkenin ekonomik büyümesini kolaylaştıracak yeni ortak projelerin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktası olacağı umudunu da beraberinde getiriyor.

Üçüncü ve Son Durak Macaristan

Xi bu ziyaretinde son on yılda Macaristan'ın dış politikasını Çin ve Rusya’ya gittikçe yakınlaştırmakta olan Başbakan Viktor Orbán ile baş başa görüşecek. Budapeşte, 2015 yılında Kuşak ve Yol Girişimi'ne (KYG) katılan ve Çin'in insan hakları sicili ve Tayvan konusunda Avrupa Birliği içinde Pekin’in adete sözcülüğünü üstlenmekten çekinmeyen bir profil sergiliyor.

Xi’nin Orban ile devam etmekte olan bazı KYG altyapı projelerini görüşmesi ve yeni projeler üzerinde iki ülkenin birtakım anlaşmalara imza atması bekleniyor. Xi'nin hem Belgrad hem de Budapeşte'deki temasları sırasında Belgrad-Budapeşte hızlı tren projesinin hızlandırılması konusunu da gündeme getirmesi olası görülüyor. Proje 2019 yılında başlatılmıştı ancak Macaristan tarafındaki inşa faaliyetleri, Macar hükümeti bu yılın başlarında çalışmaları hızlandırma kararı alana kadar biraz duraklamıştı. Şubat ayında Yunanistan da bu projeye katılacağını ve Atina'ya kadar genişleteceğini açıklamış olmasını da bu arada dikkatinize sunuyorum. Yunanistan böylelikle hem Çin’in jeostratejik açıdan elini güçlendirdi hem de Çin malları için yeni bir güzergâhın kapısını aralamış oldu. Çin şimdi ihraç mallarının Akdeniz’e ulaşması sonrasında güneyden Yunanistan üzerinden Balkanları aşarak Avrupa'nın kalbine ulaşması için alternatif bir rotaya sahip olacak. Yunanistan’ın bu açılımı, İtalya Başbakanı Meloni’nin bir süre önce KYG’den çekilmesine alternatif yeni bir güzergâhı devreye sokarken, KYG açısından İtalya güzergahının eksikliğini de gideren bir kaldıraç işlevi göreceğini söyleyebiliriz.

Bu arada Xi ve Orbán'ın bu görüşme esnasında bazı yeni KYG projelerini de duyurmaları bekleniyor. Macaristan’da artan sanayi üretimini desteklemek amacıyla Çin’in; Liszt Uluslararası Havaalanı'nı Budapeşte'ye bağlayan demiryolu hattının yanı sıra uluslararası yük trafiğinin başkent dışına taşınmasına yardımcı olmak üzere tasarlanan V0 demiryolu halkasını da inşa etmeyi üstlenmesi bekleniyor. İlave olarak ziyaret programı çerçevesinde iki liderin, Çinli otomobil üreticisi Great Wall Motor'un Avrupa pazarı için orta ve üst sınıf otomobiller üretmek üzere Bicsérd'de yeni bir fabrika kurmak için yapacağı büyük yatırımı duyurmak üzere güneydeki Pécs şehrini birlikte ziyaret etmeleri kesinlik kazandı.

Ayrıca, kısa süre önce imzalanan ve Çinli polis memurlarının Macaristan'da Çinli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı ya da Çinli turistlerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerde çalışmasına olanak tanıyan ikili güvenlik işbirliği anlaşmasının uygulanmasını detaylandıran maddeleri de Xi ve Orbán'ın görüşmeleri bekleniyor.

Ekonomik ilişkilerde pragmatik ve değerlerden bağımsız bir duruş sergileyen ve AB'yi sert bir şekilde eleştiren Budapeşte’nin Pekin açısından kullanışlı bir ‘çıban başı’ olduğu iddia ediliyor. Kim ne derse desin, Macaristan yönetimi Pekin’le inşa ettiği iyi ilişkilerin bir nişanesi olarak, sadece geçtiğimiz yıl on milyar avro değerinde Çin yatırımını ülkeye çekmeyi başardı. Bu ziyaretle birlikte, iki ülke arasındaki ilişkinin ticari yatırım konularının ötesine geçerek altyapı ve güvenlik alanlarını da kapsayacak şekilde bir adım öteye taşınabileceğini değerlendiriyorum. Orbán, Pekin’le gün be gün geliştirmekte olduğu bu ortaklığın; Macaristan’ı Avrupa içinde öne çıkaracağını, önümüzdeki birkaç yıl içinde ülkesinin Avrupa'nın elektrikli araç ve elektrikli araç bataryası üretim merkezi haline gelmesinde çok önemli bir rol oynayacağını hesaplıyor. Bunu başarabilirse, AB’nin Çin’e getirdiği bu sektördeki eleştiriler Macaristan üzerinden aşılırken, Pekin ve Budapeşte kol kola kazanarak ilerlemiş olacaklar.

Sonuç

Xi'nin Avrupa'ya yapacağı diplomatik seyahat, Çin'in stratejik oyun kitabında önemli bir bölüm olarak okunmalıdır. Xi’nin 5-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek bu ziyaretinin, Avrupa’yla yaşamakta olduğu ticari sorunların bir kısmına çözüm geliştirmenin ve Paris üzerinden Avrupa ile diplomatik ilişkisini korumanın yanında muhtemelen kıtanın bazı bölgelerindeki nüfuzunun artmasına da hizmet etmesi bekleniyor. 

Xi’in bu ziyaretinin başlıca üç hedefinin olduğunu değerlendiriyorum. Birincisi, Çin'in Ukrayna için Rusya’ya verdiği iddia edilen destek nedeniyle zarar gören Avrupa ile ilişkilerini onarmak, ikincisi, AB’nin Çin'i sınırlayıcı birtakım ticari adımları atmasına engel olmak ve son olarak da Pekin'in geleneksel ortakları Sırbistan ve Macaristan ile daha güçlü bağlar inşa etmeye devam etmektir.

Xi’in, Macron ile geçireceği zaman boyunca, ülkesinin Putin'in savaş makinesine verdiği desteğin pek de büyütülmemesi gerektiğini, Çin’in Rusya’ya hiçbir şekilde doğrudan silah ve mühimmat satışı yapmadığını vurgulamasını bekliyorum. Yine, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin Çin ile ekonomik ilişkilerden fayda sağlamaya devam etmeleri gerektiğinin, bu iki yönlü yolun açık kalmasının Pekin ve Brüksel için önemli olduğunun altını çizerken, Avrupa başkentlerine Washington'un izinden gitmek yerine bağımsız bir yol izlemeleri gerektiğini telkin etmek isteyecektir. Xi’nin bu türden bir mesajı Macron’a iletmesi, Fransız liderin özünde savunduğu ilkelerle örtüşeceğinden kabul görebileceği kanaatini taşıyorum. Zira Macron, birçok konuda daha bağımsız, daha ilkeli bir AB taraftarı olduğunu hiçbir zaman saklamadı. Macron, bir açıdan, Avrupa genelinde ABD'ye çok yakın durmaktan çekinenlerin sesi olmaktan memnun bir liderdir. 

Xi bu ziyarette, Fransa'nın geçmişte NATO'nun Asya'daki rolünü genişletme konusunda gösterdiği isteksizlikten daha fazla faydalanmayı deneyecektir. Macron daha önce Fransa'nın Tayvan konusunda “ABD'nin liderliğini körü körüne takip edemeyeceği” ve kendisine ait olmayan “krizlere sürüklenmekten kaçınması” gerektiği sinyalini vermişti. Şimdi Xi, bu ziyarette Macron’u bu çizgide tutmayı başarabilirse, Pekin için bu bir kazanç olarak görülecektir. Öte yandan bazı uzmanlara göre Macron, Washington'un Tayvan konusundaki yaklaşımıyla dayanışma içinde hareket ediyor. Kanaatimce yine de Paris bu ziyaret esnasında Xi’yi ‘üzecek’ bir çıkış yapmayacaktır.

Bu arada Xi'nin Macaristan gezisi, Çin'e karşı şu anda Brüksel’in aksine daha sıcak bakan Orban’ın ev sahipliğinde gerçekleşecektir. Xi, bu tür ikili temaslarıyla, Avrupa’nın bütünlüğünü bozmanın ve kendine özgü “böl ve yönet” stratejisini uygulamanın yollarını arıyor. Bu yönüyle, Macaristan ve Sırbistan, Pekin için hedef ülkeler olarak görülüyor. Xi’nin Budapeşte ve Belgrat’ta Çin'in ekonomik bir ortak olarak devam eden önemini gösteren yeni KYG yatırımlarını açıklaması bekleniyor. Çin, Sırbistan'ın Batı Balkanlar'daki stratejik öneminin farkında ve geçen yılın sonlarında bu ülkeyle bir serbest ticaret anlaşması imzalamıştı. Xi, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile 7 Mayıs'ta Belgrad'da bir araya geleceği görüşmenin, Çin'in Belgrad Büyükelçiliğine düzenlenen ve üç Çinli gazetecinin ölümüne neden olan 1999 NATO bombardımanından tam 25 yıl sonra gerçekleşecek olmasını da ziyarete sembolik bir anlam kazandırıyor. Xi’nin satır aralarında Macaristan ve Sırbistan’da vereceği mesajları iyi okumak gerekiyor.

Kaynakça

The Economist, "Emmanuel Macron on how to rescue Europe", May 2, 2024, https://www.economist.com/europe/2024/05/02/how-to-rescue-europe

The Atlantisist, "What to look for as Xi Jinping visits France, Serbia, and Hungary", May 2, 2024, https://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/what-to-look-for-as-xi-jinping-visits-france-serbia-and-hungary/

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 04.05.2024
  • Süre : 7 dk
  • 335 kez okundu

Google Ads