ua-iliskiler

13 Eylül Azeri-Ermeni Çatışmasında Erivan’ın arkasında Washington mu var?

1994 sonrasında Moskova’nın hamiliğinde Karabağ işgalini devam ettiren Ermenistan, 2020 yılındaki 6 hafta süren İkinci Karabağ Savaşında yenilgiden kurtulamadı. Böylece bölgedeki Azeri-Ermeni dengesi Azeriler lehine değişmiş oldu.

Birinci Karabağ Savaşı ve Günümüze Etkileri

Post-Sovyet coğrafyasına yayılmış çeşitli "dondurulmuş çatışmalar veya sorunlar" arasında Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu önemini hep korumuştur. Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesi için 1994 yılında 44 gün süren Birinci Karabağ Savaşı, Ermenistan'ın zaferiyle sonuçlandı. Dağlık Karabağ, Artsakh Cumhuriyeti olarak bağımsızlığını ilan etti. Bununla birlikte Artsakh, Ermenistan dahil hiçbir BM üyesi devlet tarafından bugüne kadar tanınmadı. Uluslararası toplum, Ermeni güçlerinin Azeri topraklarını yasadışı olarak işgal ettiği yönündeki ısrarından vazgeçmedi. Bu durum, Azerbaycan’ın Ermenistan karşısında moral yönüyle güçlük kalmasına katkı sağladı.

Bu gerçeğe rağmen, 1994 sonrasında Moskova’nın hamiliğinde Karabağ işgalini devam ettiren Ermenistan, 2020 yılındaki 6 hafta süren İkinci Karabağ Savaşında yenilgiden kurtulamadı. Böylece bölgedeki Azeri-Ermeni dengesi Azeriler lehine değişmiş oldu. 

İkinci Karabağ Savaşı ve Sonuçları

Petrol gelirleriyle Ermenistan’a göre hızla zenginleşen Azerbaycan, Birinci Karabağ yenilgisi sonrasında ordusunu yüksek teknolojik silah ve teçhizatla donattı. Lazer güdümlü bombalar taşıyan Bayraktar TB2 SİHA’ları; İsrail yapımı Heron ve Hermes İHA’ları, Orbiter "kamikaze" dronları kullanılmaya başlandı. Böylece teknik savaş yeteneklerini sahaya süren Azerbaycan, Ermenistan karşısında kesin zaferi elde etti. Türkiye'nin de yardımıyla Azerbaycan, Dağlık Karabağ'ı çevreleyen toprakların kontrolünü yeniden ele geçirdi ve Artsakh Cumhuriyeti'nin boyutu küçüldü. Rusya'nın çatışmaları durdurmayı başardığı 10 Kasım'a gelindiğinde Azerbaycan, 1994 ateşkesinin Ermeni kontrolüne bıraktığı toplam alanın yaklaşık yüzde 80'ini geri almayı başardı.

Savaş öncesinde Ermeniler Gümrü'deki Rus askeri üssünü, Moskova'nın kendilerini olası bir Azeri saldırısına karşı koruyacağının bir işareti olarak görüyorlardı. Ancak Kremlin'in Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün bir parçası olarak yükümlülükleri Azerbaycan'daki Ermeni güçlerini kapsamıyordu. Azerbaycan bu durumu kendi lehine siyasİ ve askerî açıdan kullanmasını bildi ve Rusların tepkisini çekmeden Karabağ’daki topraklarının çoğunluğuna tekrar kavuştu. 

Savaş Sonu İki Koridorun Açılması Zorunluluğu Ortaya Çıktı

Rusya'nın arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşması Artsakh'ı veya Dağlık Karabağ’ı tamamen istila edilmekten kurtarmış olsa da Erivan'ın başına yeni dertler açtı. Anlaşmanın bir parçası olarak, Ermenistan'ın kırılganlığını daha da arttıracak iki koridorun açılması söz konusu oldu. 

Bunlardan ilki Nahçıvan (Zengesur) koridorudur. Bu koridor Ermenistan'ın güneyindeki Syunik vilayeti üzerinden Azerbaycan’dan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne uzanıyor. Bakü bu yeni düzenleme sayesinde ulaşımda ve ticarette İran’a bağımlı kalmadan doğrudan Nahçıvan'a erişim hakkı kazandı. 

İkinci koridor ise Laçin koridorudur. 10 Kasım 2020 tarihli antlaşmaya göre Kelbecer'deki koridor tamamen Azerbaycan kontrolüne verilirken Laçin koridoru ise Azerbaycan topraklarına dahil edilmekle beraber Rus barış güçlerinin gözetimine verildi.

13 Eylül’de Azeri-Ermeni Çatışmaları Tekrar Başladı

İddialara göre, Ermenistan; 12 Eylül gecesi Azerbaycan mevzilerini ateş altına alarak, Azerbaycan ordusunun saldırıya güçlü bir şekilde cevap vermesi için Azerbaycan yönetimini kışkırttı. Bakü, Ermenistan birlikleri ve milislerinin son haftalarda Laçın, Kelbecer, Daşkesen ve Gadabey gibi bölgelerdeki sınır hattında sistematik bir şekilde ateş açtığını iddia ediyordu. Ermenistan tarafının saldırılarına karşılık veren Azerbaycan ordusu, Laçın ve Kelbecer sınırındaki tüm Ermeni mevzilerini ortadan kaldırdı. 

Azerbaycan'ın olası bir barış anlaşması konusunda taviz vermeye zorlamak amacıyla Ermenistan'a karşı askeri operasyonlar başlattığı anlaşılıyor. Azerbaycan; Ermenistan'ın derinliklerindeki birçok şehri bombalıyor. İki taraf arasında yer yer şiddetli çatışmalar yaşanıyor. 

Çatışmalara müdahale etmek konusunda, Güney Kafkasya'daki Rus garnizonunun (2000 askerden oluşuyor) isteksiz olduğu görüldü. Kremlin, askeri gücünün büyük bir kısmını Ukrayna'da tutmakta olduğundan, bu bölgeyle askerî açıdan ilgisinin iyice azaldığı biliniyor. Azerbaycan ortaya çıkan bu askerî ve jeopolitik boşluktan istifade etmeyi düşünmüş olabilir. 

Rusya ve Batı Ülkelerinin Çatışmaya Yönelik Tutumları

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan şu ana kadar 49 (bu rakam 200’e ulaşmış olabilir) Ermeni askerinin öldüğünü ve bu sayının daha da artabileceğini belirtti ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) yardım için resmen başvurdu. KGAÖ, Ocak ayında Kazakistan'da Putin'in emriyle yaptığı gibi karşılık verebilirdi. Ancak şu ana kadar tepki vermedi, sessiz kaldı. Sadece ateşkes çağrısında bulundu. 

Öte yandan Batılı başkentler de iki Güney Kafkasya Cumhuriyeti arasındaki çatışmayı durdurmak için diplomatik temaslara geçti. 

Çatışmalarda 50 kadar askeri şehit olan Azerbaycan’ın, Rusya’ya yaptırımlar ve doğal gazın Avrupa’ya tedarikinde konjonktürel olarak elinin güçlendiği bir zamandayız. Hindistan ve İran'ı Rus limanlarına bağlaması planlanan Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridorunun geçtiği İran'a bir kara köprüsü görevi görüyor. Aliyev yönetimi, Ermeni saldırısından yola çıkarak daha üstün güçlerini sahaya sürmeyi gerekli görmüş olabilir. Bundan istifade ederek 10 Kasım antlaşmasına Ermenistan’ı zorluyor denebilir.

Washington, Son Saldırıları Başlatan Ermenistan’ın Arkasında mı?

Bu arada Ermenistan’ın arkasında Washington’un olduğunu gösteren emareler de yok değil. Rusya’yı yaptırımlarla sıkıştıran ABD, Azerbaycan üzerinden İran’a ve Asya’ya karayoluyla açılan ve yaptırımları belirli ölçüde zayıflatabilen Putin yönetiminin elinden Azerbaycan kartını almak için kolları sıvamış gözüküyor. Ermenistan da İkinci Karabağ Savaşı’nda beklediği desteği göremediği Ruslar yerine ABD’ye yaklaşmayı gerekli görmüş olabilir. Nitekim Ermenistan, mevcut Rus-Amerikan jeopolitik çatışmasında Batı'nın yanında yer alacak manevralar yapıyor. 

Son çatışmadan önce Ermenistan Savunma Bakanı ABD’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Azerbaycan'la ihtilaf olması halinde Washington gerekli desteği vereceğini ifade etti. Pentagon: "Ermenistan'a Rus askeri varlığına değerli bir alternatif sağlamaya hazırız" mesajını verdi. Ardından, ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Kafkasya müzakerecisi Philip Reeker, bir heyetle Güney Kafkasya gezisine çıktı. Erivan'da 3 gün kalarak kritik görüşmeler gerçekleştirdi. Tiflis ve Bakü’ye uğramadan geri döndü.

Ruslar, Washington'ın (ve hatta AB’nin) yaklaşan saldırının farkında olduğunu ve Reeker'ın da Ermenistan ziyaretiyle, yeni bir çatışmanın siyasi temelini güçlü kılacak şartları Paşinyan ile koordine ettiğini iddia ediyor.

Sonuç

Bu arada Türkiye’nin hem Rusya ile ilişkileri hem de Azerbaycan ile stratejik ortaklığa ve “tek millet iki devlet” birlikteliğine varan yakınlığı dikkate alındığında, ister istemez Azeri-Ermeni çatışmalarında taraf durumuna düşmesi kendiliğinden gerçekleşmektedir. 

Sınırdaki çatışmalar, 2020 yılında Türkiye’nin Azerbaycan’a aktif silah desteğiyle birlikte düşünüldüğünde, halihazırda Ermenistan tarafına daha yakın bir duruş sergileyen Washington ile Ankara hattının gerilmesine neden olabilir. 

Her durumda kardeş Azeri toplumunun yanında yer almak, Türk insanın değişmez duruşu ve Hükümetten beklentisi olmaya devam edecektir.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 14.09.2022
  • Süre : 3 dk
  • 651 kez okundu

Google Ads