logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ua-iliskiler

Çin Ordusu 4 Ağustos’ta Tayvan İşgale Başlayabilir mi?

Washington’ın küçük bir savaşa ihtiyacı bulunmaktadır. Böylece saldırgan Çin algısını kullanarak, bölge ülkelerinin silahlanma harcamalarını artırmalarına ve Çin’e karşı konsolide güç haline gelmelerine önayak olabilir. Halihazırda Japonya’nın yeniden silahlanmasının önü açılmıştır.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 03.08.2022
  • Süre : 6 dk
  • 355 kez okundu

Pelosi’nin Tayvan Ziyareti:

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin içinde yer aldığı Amerikan Hava Kuvvetlerine ait uçak, Çin’in tüm uyarılarına rağmen Tayvan’a indi. ABD Donanması, Pelosi’nin uçağına olası Çin müdahalesinin önüne geçmek için, Japonya’dan 8 adet F-15 uçağını, yakıt ikmal uçaklarının desteğinde Tayvan yakınlarında devriye görevi için gönderdi. 

Bu ziyareti ulusal sorun haline getiren Çin, ordusunu alarma geçirdi, savaş uçaklarını yüksek hazırlık durumunda bekletmeye başladı. Tayvan’a en yakın noktada bulunan Fujian sahillerinde amfibi harekât unsurlarının yığanaklanmasını tamamladı. Tayvan’a neredeyse çıkarma yapacak kadar bu olayı büyüttü. Pekin’in itirazlarına rağmen Tayvan’a gelen Pelosi’yi 700.000 kişi karşıladı. Çin ilk tepki olarak, Tayvan’a siber saldırılarını artırdı, sayısız site çöktü, ülke genelinde iletişim aksadı. 

Çin 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan’ı adeta abluka altına alan büyük bir tatbikat icra edecek. Gerçek atışlar yapılancak. Çin devlet kaynaklarına dayandırılan haberlere göre, Pekin; Pelosi’nin Tayvan adasına yaptığı ziyarete bir misilleme olarak, aynı zamanda ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak maksadıyla bu askeri tatbikatları yapmayı gerekli görüyor. 

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Koordinatörü John Kirby de bu konudaki Amerikan görüşünü: “ABD, gözünün korkutulmasına asla izin vermeyecek.” şeklinde açıkladı.

Görünen o ki, suni bir gündem etrafında dünyanın en büyük iki ekonomisi, askeri gücü karşı karşıya gelirken, bu konuyu ulusal gurur meselesi yapmaktan çekinmemektedirler.

Çin-Tayvan Gerginliğinin Arka Planı:

Çin’in muhafazakâr milliyetçi başkanı Çiang Kay-şek, Mao Zedong liderliğindeki Komünistlerle giriştiği iç savaşı kaybetmiş ve taraftarlarıyla birlikte Mao tarafından Formaza’ya (bugünkü Tayvan’a) sürülmüştür. Böylece, aynı ulus kökeninden gelen, birbirinin anti-tezi iki farklı ‘Çin’ devleti tarih sahnesine çıkmıştır. Birincisi, komünizmle yönetilen devasa büyüklükteki Mao’nun kurduğu Çin Halk Cumhuriyeti ya da daha yaygın adıyla Çin’dir. Diğeri ise, çoğunlukla Tayvan diye bilinen, Çiang Kay-şek’in kurduğu milliyetçi Çin Cumhuriyeti’dir. Çin, Tayvan’ı hiçbir zaman tanımamış, bu ülkeyi her zaman kendi toprağı (Tek Ulus Politikası) olarak görmüştür. Bir bakıma Çin-Tayvan ‘iç’ savaşı henüz bitmemiştir. İki ülke arasındaki gerginliğin tarihi arka planını ve değerlendirmelerimi, 20 Ekim 2021 tarihli “Çin'in Yakın Hedefi: Tayvan'ı Topraklarına Katmak Olabilir.” başlıklı yazımda bahsetmiştim. Detaylarına bu linkten ulaşılabilir:  

https://strasam.org/analiz-ve-raporlar/analiz/cinin-yakin-hedefi-tayvani-topraklarina-katmak-olabilir-224

2012 yılında Çin’de iktidara gelen Şi döneminde bu ülke artan bir şekilde askeri güç yapılanmasına yönelmiştir. Dünya ekonomik sisteminde en üste çıkan Pekin için artık, yakın çevresindeki ulusal çıkarlarını temin edecek güç politikalarına yönelme vakti gelmiş olabilir. Çin, halihazırda olası bir bölgesel çatışmayı kendisinin kazanmasını sağlayacak kadar büyüklükte bir askeri güç seviyesine ulaştı. Tayvan’ı ilhak amacına ulaşmak için askeri kapasitesini sürekli artırmakta olan Pekin, günümüz Batı dünyasını tedirgin etmeye devam ediyor.

Çin; Güney Çin Denizi’ndeki Askerî Gerilim Politikası 

Komünizmin karşısında yer alan yapıları Soğuk Savaş döneminde destekleyen Washington; Tayvan’ın Çin tarafından işgal edilmemesi için, bu ülkenin yanında olmuştur. Tayvan, Büyük Çin’e karşı bağımsızlığını korumak için ABD ve müttefikleriyle iş birliği yapmak durumundadır. Bölgesindeki Amerikan varlığı nedeniyle Tayvan’a 70 yıldır el koyamayan Çin, ABD ile kendisi arasındaki tansiyonu yükselten Tayvan konusunu çözmek için uygun zamanı kollamaktadır.

Washington’un Çin’i geleneksel çevreleme politikasıyla birlikte düşünüldüğünde, Tayvan-ABD yakınlığı Pekin’i daha da rahatsız etmektedir. Hint-Pasifik bölgesindeki Amerikan varlığı ve ittifak oluşumları (16 Eylül 2021 tarihinde kurulan AUKUS benzeri), Çin’in bölgesel çıkarlarının önüne set çekmektedir. ABD’nin; bölgedeki (Güney Kore, Japonya, Filipinler, Tayvan, Tayland, Avustralya vb.) müttefikleriyle siyasi ve askeri iş birliğini pekiştirme çabaları, Çin politika yapıcıları tarafından bir tehdit olarak görülmektedir.

Pekin; ABD ile mecbur kalmadıkça, savaşmayacaktır. 

Her durumda, Asya’da hegemonyayı engellemek, Amerikan yönetimlerinin geleneksel politikasıdır. Çin açısından ise hasım bir Amerika’yı kendi yakın çevresinden uzak tutmak, birinci önceliğidir. 

Pekin; ABD ile mecbur kalmadıkça, savaşmayı istemez. 

Ancak, Pekin için Tayvan hayati bir konudur. Ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü (tek Çin politikası) sorunudur. Bu nedenle Çin için ana hedef Tayvan’ın topraklarına katılmasıdır. Hong Kong benzeri bir katılım mutlaka Pekin tarafından arzu edilir. 70 yıllık kopukluk buna izin verir mi? Şüphesiz vermez. 

Yine de Çin eğer ‘barışçıl kuvvet kullanımıyla’ Tayvan’ı topraklarına katmayı başarabilirse, bu ülkenin yönetimini buna ikna edebilirse, bu durum hem küresel itibarının artmasına hem de ABD’ye rağmen tarihi emeline ulaşabilesine hizmet edecektir. 

Öte yandan Çin zora başvurursa, Tayvan’ı alsa bile, Moskova’nın düştüğü “işgalci güç” tanımlamasından, şeytanlaştırmadan ve yaptırımlardan kendisini kurtaramayacaktır. Rusya’dan farklı olarak Amerika'ya ve Avrupa’ya dış satım noktasında dış ticareti bağımlı olan Çin ekonomisinin, büyük bir sarsıntı ile karşı karşıya kalması kaçınılmaz olacaktır.

Bu küresel kayıplara rağmen, bu tür bir işgalin tek getirisi, Pekin’in Amerikan askerlerini kendi yakın çevresinden kısmen uzaklaştırması olacaktır. Biraz da ABD-Çin arasındaki Güney Çin Denizi’ndeki mevcut güç mücadelesinde, durum üstünlüğü Çin’e geçebilecektir. 

Bununla birlikte, Tayvan’ı ilhak edebilecek bir Çin karşısında, daha büyük küresel çıkarlar uğruna, Washington’un sessiz kalması düşünülemez. Otokrat ve Demokrat yönetimleri kalın çizgiyle ayırmayı düşünen Biden yönetimi, en azından Ukrayna’da yaptığına benzer şekilde Tayvan’ı da dışardan destekleyebilecektir. Japonya, Güney Kore, Filipinler, Malezya, Singapur, Endonezya vb. çevre ülkelerini Çin’e karşı kenetleyecek, konsolide edecek bir fırsat yakalamış olacaktır.

Pekin, III. Dünya Savaşını Çıkaracak Hazırlık Seviyesinin Çok Uzağındadır

Çin henüz ABD ile boy ölçüşebilecek bir askeri güç değil. Yanında Rusya olmadan, ABD ve müttefikleri ile bir savaşa girmesi, küresel çıkarlarını sekteye uğratır. Kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede ekonomisi de bozulur. Bugünlerini arar. 

Çin zorda kalırsa savaşabilir. Ancak, bunun için henüz hazır değildir. ABD ile sadece Güney Çin Denizi’nde girişebileceği bir savaşı kazanacak kadar bir kuvvet yapılanmasını ancak tamamlayabilmiştir. Bu dar denize de zaten Amerikan Donanması hayati bir durum gelişmedikçe girmek istemeyecektir. Uçak gemilerini Güney Çin Denizi’ne sokmak demek, Amerikan donanmasının intiharı olur.

Her şeye rağmen Çin küresel bir savaşı çıkarırsa, bu ABD için bulunmaz bir fırsat olur. Henüz güç kazanmamış bir Çin karşısında “haklı savaş” söylemiyle Rusya, İran, Kuzey Kore haricindeki tüm önde gelen ülkeleri yanına çekmesi söz konusu olabilecek bir ABD liderliğinin, III. Dünya Savaşı’ndan ilk iki savaşta olduğuna benzer şekilde galip çıkması kuvvetle mümkündür.

Ancak 10-20 yıl sonra daha güçlü bir askeri yapıya kavuşacağı mutlak gözüken otokrat Çin karşısında Amerikan hegemonyasının kaybetme olasılığı da o derecede kuvvetli bir ihtimaldir. Savaş çıkacaksa, muhtemelen Washington şimdi çıksın ister. Geciken her gün, Washington’un aleyhinedir. 

Bu durumun bilincinde olan Washington’ın küçük bir savaşa ihtiyacı bulunmaktadır. Böylece saldırgan Çin algısını kullanarak, bölge ülkelerinin silahlanma harcamalarını artırmalarına ve Çin’e karşı konsolide güç haline gelmelerine önayak olabilir. Halihazırda Japonya’nın yeniden silahlanmasının önü açılmıştır. 

4 Ağustos’ta Çin Tayvan’a Saldırır mı?

Çok zayıf bir ihtimal de olsa, Çin Tayvan’a saldırabilir. 

Çin küresel itibarını korumak, bölgesel bir hegemon olduğunu göstermek, en önemlisi de Batı karşısında yalnız kalan ve “zayıflamaya” başlayan Rusya Federasyonu’nun yıpranmasının önüne geçebilmek, böylece Batı (Demokrasi) ve Doğu (Otokrasi) arasında başlayan büyük mücadelede; Rusya ile birlikte hareket edebilmek maksadıyla tüm olumsuzluklarına rağmen yarın Tayvan’ı işgale yeltenebilir. 

Çin hesabını, ABD’nin Tayvan işgalini küresel bir savaşa götürmekten kaçınma olasılığının yüksek olması üzerine kurgulayabilir. Gerçekten de ABD, kendi ülkesine doğrudan bir saldırı olmadığı müddetçe, kendi küresel çıkarları haricinde, hiçbir ülke için Amerikan askerinin kanını dökmez. Bugüne kadar dökmemiştir. En yakın örneği Ukrayna’dır.

Çin’in en büyük durumsal üstünlüğü, Tayvan’a coğrafi yakınlığıdır. Çin-Tayvan askeri gücü arasında asimetrik bir dengesizlik mevcuttur. Rusya’nın Ukrayna’ya göre sahip olduğundan daha üstün bir askeri güce sahip olan Çin; ana kıtasından yapılacak füze atışlarına açık bir konumda bulunan Tayvan’ı ateşle baskı altında tutabilir. Av-Bombardıman uçaklarının gerçekleştireceği stratejik taarruzlarla Tayvan hava gücünü kolaylıkla alt edebilir. Sonra deniz harekâtını başlatabilir.

Tayvan’ın amfibi harekâtla işgalini engelleyebilecek tek faktör, ABD’nin bölgedeki askeri varlığıdır, özellikle de uçak gemileridir. Pekin, Amerikalıları ve özellikle uçak gemilerini Güney Çin Denizi’nin dışında tutabilmek maksadıyla, son yıllarda her birinde askeri meydan bulunan 7 adet suni ada yapmıştır. Bu adaları bir çeşit sabit uçak gemisi haline getirmiştir. Olası bir Tayvan harekâtında; Amerikan kuvvetleri karşısında Çin’e bölgesel üstünlüğü kazandırabilecek ve nihayetinde Tayvan’ı işgal etmesini kolaylaştırabilecek en büyük askeri oluşum, bu adalardaki Çin askeri meydanları ile askeri yığınaklanması/konuşlanması olacaktır. 

Bununla birlikte, Çin Ordusunun Tayvan’ı tam işgali birkaç yılı alabilir. Adanın iç kesimlerinde Çin ana kıtasına paralel Toroslar benzeri yüksek sıra dağlar bulunmaktadır. Tayvan ulusal direnişçileri, gerilla taktikleriyle Çin’in adaya tam hakimiyetini engelleyebilir. Çin bu durumu ancak nükleer silah kullanması halinde kısa vadede büyümeden aşabilir.

İşgalci Bir Çin, ABD’nin Hint-Pasifik Politikasına Hizmet Eder

Öte yandan konuya Washington cephesinden bakıldığında, Çin’i saldırgan bir pozisyona sokmak ve bunu kullanarak Pekin’i cezalandırmak, kısa vadede “akıllıca” gelebilir. Ancak, Washington, yakın dönem için Çin’le savaşmayı değil bu ülkeyi Rusya Federasyonu’nun saflarına itmeyi amaçlıyor diye değerlendiriyorum. Eğer Pekin, Washington’un oyununa gelip Moskova’nın Ukrayna’yı işgale yeltenmesine benzer bir hareket tarzına yönelir ve Tayvan’a saldırırsa, bu durum ABD’nin Hint-Pasifik bölgesinde izlediği küresel politikasına hizmet edecektir. 

Tayvan’a saldıracak bir Çin’e karşı muhtemel izlenecek Amerikan politikası:

Ukrayna’da yaptığına benzer bir şekilde Tayvan’ı dışardan destekler.

Ukrayna saldırısı, Doğu Avrupa ülkelerinin konsolide edilmesi için kullanılmıştı. Aynı şekilde Tayvan saldırısı, Hint-Pasifik bölgesinde Amerikan kampının Çin’e karşı daha da konsolide olmasının önünü açması için kullanılır.

Çin’e karşı Rusya’ya yapılan benzeri büyük yaptırımlar başlatılır. 

Ekonomisi dış ticarete bağımlı olan Çin, kısa vadede mali açıdan problem yaşamasa da orta vadede Amerika ve Avrupa’ya mal satamaz duruma getirilebilir. Çin’in ekonomi alanındaki mevcut küresel üstünlüğünü kaybetmesinin önü açılabilir.

İlave Okuma Önerileri:

ABD'nin Çin'i Ezme Telaşının Nedeni? (https://strasam.org/ua-iliskiler/uluslararasi-politika/abdnin-cini-ezme-telasinin-nedeni-181)

Amerikan Rüyasının Sonu ve ABD-Çin Rekabetinin Stratejik Çerçevesi (https://strasam.org/stratejisiyaset/uluslararasi-politika/amerikan-ruyasinin-sonu-ve-abd-cin-rekabetinin-stratejik-cercevesi-182)

NATO İki Cephede Eşzamanlı İcra Edilecek İki Büyük Savaşa Hazır mı? (5) (https://strasam.org/ua-iliskiler/uluslararasi-orgutler/nato-iki-cephede-eszamanli-icra-edilecek-iki-buyuk-savasa-hazir-mi-5-264)


Google Ads