Site İçi Arama

ua-iliskiler

Kosova ile Sırbistan Arasında Savaş mı Çıkıyor?

Batı Dünyası, özelde NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Türkiye dahil, 1990’lı yıllardaki Eski Yugoslavya’nın dağılması sonrasında yaşanan soykırımlar dahil, benzer hadiselerin tekrar yaşanmasını istemiyorlar. Bu nedenle, Kosova’daki NATO askeri gücünün hemen takviye edilmesine karar verdiler. Bu süratli reaksiyon, olayların büyümesini engelleyebilecek mi? Sırbistan ile Kosova arasında yeni bir savaş yaşanmadan olaylar kontrol altına alınabilecek mi? Bu sorular önümüzdeki günlerde cevaplarını bulmayı bekliyor...

Avrupa'nın hassas güvenlik ve istikrar dengesi, Kosova'da etnik Sırplar ve Arnavutlar arasında uzun süredir devam eden sorunların, endişe verici bir şekilde çatışmaya dönüşmesi, yeniden alevlenmesiyle birlikte krizde yeni bir döneme giriliyor. Rusya'nın Ukrayna'da devam eden işgaline ek olarak tırmanan gerginlikler karşısında Kosova'da ortaya çıkan yeni kriz, Balkanlara yönelik güvenlik endişelerini daha da artırıyor. Yeni bir Rusya-Ukrayna savaşının çıkmasından korkuluyor. Zira Batı Dünyası, özelde NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Türkiye dahil, 1990’lı yıllardaki Eski Yugoslavya’nın dağılması sonrasında yaşanan soykırımlar dahil, benzer hadiselerin tekrar yaşanmasını istemiyorlar. Bu nedenle, Kosova’daki NATO askeri gücünün hemen takviye edilmesine karar verdiler. Bu süratli reaksiyon, olayların büyümesini engelleyebilecek mi? Sırbistan ile Kosova arasında yeni bir savaş yaşanmadan olaylar kontrol altına alınabilecek mi? Bu sorular önümüzdeki günlerde cevaplarını bulmayı bekliyor...

Kosova Sorununun Arka Planı Nedir?

Eski Yugoslavya içinde özerk bir bölge olan Kosova, Sırbistan’ın güneyin de yer alan ve çoğunluğu etnik Arnavutlardan oluşan bir nüfus yapısına sahipti. 1989 yılında Sırbistan’ın Kosova’nın özerk statüsüne son vermesi üzerine Kosovalı Arnavutlar bu karara karşı çıktılar. 1998 yılında Sırp askerî ve polis kuvvetleri ile Kosovalı Arnavutlar arasındaki açık çatışma neticesinde 1.500 civarı Kosovalı Arnavut yaşamını yitirmiş, 400.000 kişi evlerini terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Bosna Hersek’ten bir anlamda ders alan ABD liderliğindeki NATO, soruna kısa vadede çözüm sağlanamayacağına kanaat getirmiştir. NATO, yaşanan insanlık dramını geç de olsa sona erdirmek ve bölgede istikrarı yeniden sağlamak için tek seçeneğin askerî yollara başvurmak olduğuna karar verilmesi neticesinde 24 Mart 1999 tarihinde hava harekâtı başlatmıştır. 10 Haziran 1999 tarihinde barışın sağlanmasıyla son bulan harekât 78 gün sürmüştür.

Türkiye Kosova’daki NATO harekâtına hava kuvvetleri unsurları ile katılım sağlamıştır. Türkiye, harekâta başlangıçta Ghedi/İtalya’da bulunan 10 adet F-16 uçağı ile iştirak etmiştir. Türk uçakları, harekât süresince gece ve gündüz toplam 2.000 saatten fazla uçarak 444 sorti uçuş gerçekleştirmiştir. Türkiye’de konuşlu savaş uçaklarının da harekâta iştiraki için karar alınmış ve o esnada harekât sona erdirilmiştir. Adriyatik’teki NATO Akdeniz Daimî Deniz Gücü’nde bulunan bir fırkateyn ile Akdeniz Daimî Mayın Gücü’nde bulunan bir mayın avlama gemisi ile deniz harekâtına iştirak edilmiştir.

Bir dipnot olarak belirtmekte fayda var. Kosova Harekâtı esnasında ihtiyaç olması hâlinde karadan başlatılacak bir harekât için NATO içinde uzlaşma sağlanamamıştır. Özellikle Almanya ve Yunanistan, bir kara harekâtının yapılamasına karşı çıkmışlardır. Ayrıca Yunanistan’ın kara harekâtı için gerekli olabilecek üslerini müttefiklerin kullanımına açmak istememesi üzerine ve hava harekâtının yeterli olacağının anlaşılması neticesinde kara harekâtından vazgeçilmiştir.

10 Haziran’da istikrarın sağlanması, barışın tesis edilmesi neticesinde NATO harekâtı sona erdirilmiştir. Bu tarihten itibaren Kosova, 1244 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla kurulan “Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetimi” (United Nations Interim Administration Mission in Kosovo-UNMIK) tarafından idare edilmeye başlanmıştır. Bu arada aynı karar doğrultusunda, Kosova bölgesinde Barışı Destekleme Harekâtı (BDH) kapsamında NATO önderliğinde kurulan Kosova Kuvveti (KFOR) görev yapmaya başlamıştır. KFOR’da NATO üyesi 23 ülke ve NATO üyesi olmayan 8 ülke olmak üzere toplam 31 ülkenin askeri bulunmaktadır. Türkiye de KFOR’a asker gönderen ülkeler arasındadır. Türkiye tarafından hâlen KFOR’da bir Motorlu Piyade Bölüğü, İrtibat ve İzleme Timleri ile NATO'nun Kosova'da yürüttüğü harekât desteklenmekte ve Kosova Silahlı Kuvvetleri unsurlarına eğitim desteği sağlanmaktadır.

Kosova Bağımsızlığını İlan Ediyor

KFOR desteğiyle barışın sürdürülebildiği Kosova’da, nihayetinde; 17 Şubat 2008 tarihinde uluslararası toplumun desteklediği Ahtisaari Planı’na istinaden Kosovalılar, Sırbistan’dan bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Uluslararası Adalet Divanı, 22 Temmuz 2010 tarihinde Kosova’nın bağımsızlığının uluslararası hukuk ihlali oluşturmadığına hükmetti.

Kosovalıların bağımsızlık kararını 18 Şubat 2008 tarihinde tanıyan Türkiye, gecikmeksizin, Priştine’de Türk Büyükelçiliğini faaliyete geçirmiştir. Ardından, Kosova Türk Toplumu’nun yoğun olarak yaşadığı Prizren’de 1 Eylül 2015 tarihinde Türk Başkonsolosluğu da açılmıştır. Kosova Cumhuriyeti ile bağımsızlık sonrasında birtakım anlaşmazlıklar yaşamakta olan Sırbistan’la da iyi ilişkiler içinde olan Türkiye, bölgede istikrarın ve huzurun sağlanmasını teminen, ülkemiz Belgrad-Priştine Diyalog Süreci’ni desteklemektedir. 

Başkenti Priştine olan Kosova Cumhuriyetinin nüfusu 1.750.000 civarında olup, bunun %5’i (85-90 bin kişi) Sırp kökenlidir. Etnik Yapı dağılımı; Arnavut %92.93, Sırp %5, Türk %1.08, Boşnak %1.6, Roma % 0.5, Aşkali % 0.9, Mısır % 0.7, Goralı % 0.6, diğer % 0.05 şeklindedir. Ülke yönetimi ağırlıklı olarak Arnavut kökenli vatandaşların elinde olup, Devlet Başkanı Vjosa Osmani Sadriu ve Başbakan Albin Kurti de Arnavut asıllıdır. Ülkede Arnavutça ve Sırpça başlıca konuşulan diller arasında yer alıyor.

Kosova’nın dış politikası, uluslararası platformlarda görünürlüğünün ve bağımsızlığını tanıyan ülke sayısının artırılması, BM ve Avrupa Konseyi üyeliklerinin sağlanması, Avrupa Birliği ve Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşilmesi hedefleri doğrultusunda şekilleniyor.

Sırbistan-Kosova Arasında Yeni Bir Kriz Yaşanıyor

Kosova’da 10 Haziran 1999’da tesis edilen barış ortamının, 10 Haziran yaklaşırken, 24 yıl sonra tekrar bozulmak üzere olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Nitekim NATO da aynı görüşte olmalı ki, Genel Sekreter Jens Stoltenberg 30 Mayıs’ta düzenlediği basın toplantısında, NATO Mukabele Gücü (NATO Response Force-NRF)'ne bağlı 700 NATO askerinin halihazırda ülkede bulunan KFOR’u takviye etmek üzere, 31 Mayıs itibariyle Kosova'ya ulaşacağını, yaklaşık 1.000 kişilik bir İhtiyat Taburunun da saatler içinde Kosova'ya intikal edebilecek şekilde Yüksek Hazırlık Durumunda bekletileceğini açıkladı.

NATO’yu tedbir almaya iten neden olarak, Kosova’nın kuzeyinde yaşayan Sırp azınlığın düzenlediği gösteriler esnasında KFOR güçlerine saldırı yapılması ve 11 askerin yaralanması gösteriliyor. Krizin hızla tırmanmasından korkuluyor. 

Geçen yıl Kosova Hükümeti, ülkedeki tüm araçların kendi verdiği plakayı kullanmasını zorunlu kılacağını duyurmuştu. Ancak Kosova'nın bağımsızlığını büyük ölçüde tanımayan etnik Sırp azınlık karara direnerek Sırp plakalarını kullanmaya devam ettiler. Bu basit anlaşmazlık zaten gergin olan ilişkileri daha da gerginleştirerek barikatlara, silahlı saldırılara ve hatta yerel seçimlerin ertelenmesine yol açmıştı. İki gün önce yaşanan gerginliğin de bunun devamı niteliğinde ancak daha organize bir şekilde gelişiyor diye değerlendiriyorum.

Sırbistan, Kosova Krizini Tırmandırıyor mu?

Daha genel bir değerlendirme yapacak olursak, Kosova gerilimi, özünde Kosova'ya tabi olma sorunu yaşayan kuzeydeki Sırp illerinden kaynaklanıyor. Sırbistan da Kosovalı Sırpların yanında yer alan bir duruş sergiliyor, bu yönde bir politika izlediği izlenimini veriyor. Öyle ki, Sırbistan’ın Rudare kasabasında görev yapmakta olan, Kosovalı olmayan Dragan isimli bir Sırp polisinin, Vucic tarafından Kosova'da şiddet olaylarını düzenlemek üzere gönderildiği iddia ediliyor. Bu arada Kosova'da Sırp göstericiler ile Kosova Polisi arasında çıkan çatışmalar sırasında yaralanan 50-60 kadar KFOR askerlerinin olduğu beyan ediliyor. Bu askerlerden 11’i İtalyan görev kuvvetine mensup. Kosovalı Sırplara göre KFOR, Kosova ve Metohija'dan kalan Sırpların sürülmesine yardım eden bir NATO gücü olarak nitelendiriliyor. NATO askerleriyle çatışan Sırpların çoğunluğunun ise Sırbistan’dan getirilen sivil polisler ve yine Kosova’nın kuzeyinde bulunan Wagner bağlısı milisler olduğu da iddia ediliyor. 

Bu arada, geçen hafta Putin’i ziyaret eden Milorad Dodik’in (Bosna-Hersek'e bağlı Sırp Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Sosyal Demokratlar İttifakı'nın genel başkanı), ziyaret sonrasında Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüştüğü ve olayların bundan sonra patlak verdiği değerlendirmeleri mevcut. Kosova’da yükselen krizin bir benzerinin Bosna-Hersek’te de yakında başlayabileceği uyarıları yapılıyor. Yaşanan olayların arkasında esasen Moskova’nın bulunduğu ve Ukrayna’ya destek veren ve kendisine yaptırımlar uygulayan Batı Dünyasını Balkan krizleriyle sıkıştırmayı hedeflediği de konuşuluyor.

Kosova’daki gerginliğin patlamasıyla birlikte Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic geçtiğimiz Cuma günü (26 Mayıs) Sırp Ordusunu yüksek alarm durumuna geçirdi. Hatta Orduya, Kosova sınırına doğru "harekete geçmesi" emrini verdi. Vucic ayrıca ülkenin savunma kabiliyetlerini güçlendirmeyi amaçlayan bir savunma planlamasını da kabul edeceğini ve halkını korumak için "ikinci bir emre kadar" en yüksek alarm seviyesinin korunacağını söyledi.

Çıkan gerginliği daha da kızıştıran başka şeyler de oluyor. Örneğin, Kosova’ya doğru yürüyüş yapan Sırp kökenli göstericiler; “Kosova Sırbistan'dır! Her zaman öyleydi ve öyle kalacak!” sloganları attılar, tansiyonu yükselttiler. Kosovalı Sırplardan oluşan bu küçük grubun, Haçlı yürüyüşü adı altında “Od Jadrana do İran’a nece biti Muslimana (Adriyatik’ten İran’a dek Müslüman kalmayacak)" sloganlarıyla yürüyüş yapması da bölgedeki yüzyıllara dayanan dinsel ve etnik ayrımcılığa dayanan Balkanlar coğrafyasındaki bazı tarihi sorunların, Kosova ismi üzerinde yeniden canlanması olarak da değerlendiriliyor.

Öte yandan, bazı görüşlere göre Kosova ve Sırbistan arasındaki sorun, zamanında ön alınabilseydi, belki toprak değişimi ile çözülebilirdi. Ancak başlangıçta bu tren kaçtığı için artık bugünlerde, bu çözüm tarzı da olası gözükmüyor. Taraflar arasındaki gerginlik ise kolay kolay biteceğe benzemiyor.

Sonuç

Bir yönüyle bölgeye NATO askerlerinin sevk edilmesi, Sırplara karşı Arnavutların gözetiliyor görüntüsünün verilmesi, bazılarına göre NATO’nun provokasyonu mevcut gerginliği çözmekten ziyade daha da artmasına neden olacaktır. NATO Sırpları mağdur hissettirecek bir sertlik içinde olmamalıdır. Arnavutların milliyetçilik damarlarına kan pompalamamalıdır. Ancak, bölgede Rus nüfuzunun artmasına da izin verilmemelidir. Gerçekten zor dengeler. 

Aksi takdirde, Ukrayna-Rusya savaşının bir benzerinin Balkanlara, Kosova-Sırbistan arasında yaşanması tehlikesi bulunuyor. Yapılan açıklamalara göre, Batı dünyası Kosova’da durumu kontrol altına almak istiyor ve krizin derinleşmesine, savaşa dönüşmesine engel olmaya gayret gösterdiği anlaşılıyor. Ancak, Ukrayna’yı Rusya karşısında ‘cesaretlendiren’ Batı’nın aynı ‘cesaret oyununu’ Kosova üzerinden Sırbistan ve dolaylı olarak Rusya’ya karşı oynayıp oynamadığı henüz net bir şekilde anlaşılamıyor. 

Kaynakça:

https://www.kkk.tsk.tr/bdh.aspx

https://www.mfa.gov.tr/kosova-kunyesi.tr.mfa

Tim Judah, Kosovo Conflict Reignites: More Challenges to Security and Stability in Europe, SOFREP, https://sofrep.com/news/kosovo-conflict-reignites-more-challenges-to-security-and-stability-in-europe/

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 01.06.2023
  • Süre : 6 dk
  • 1240 kez okundu

Google Ads