logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ua-iliskiler

Rusya-Ukrayna Savaşının Arka Planını Anlamak

ABD'nin "iyi huylu hegemonya" olarak adlandırılan hegemonyası ile kurulan barışçıl dönem, Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama'nın iddia ettiği gibi sonsuza dek sürecekti. Amerikan hegemonyası altında liberal dünya düzeninin hakim olacağı öngörülüyordu. Ancak bu öngörü, Amerika'nın 1993 ve 2003 Irak Savaşları, 2001-2021 Afganistan işgali, açık ve örtülü operasyonlar, ekonomik yaptırımlar ve izolasyon politikaları gibi yollarla birçok ülkenin iç siyasetini değiştirmesi ya da istikrarsızlaştırması yoluyla liberal ve liberal kurumsal değer ve normların varsayımlarını bizzat hiçe sayması nedeniyle gerçekleşmedi.

Prof.Dr. Sertif DEMİR
Prof.Dr. Sertif DEMİR

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 22.09.2022
  • Süre : 11 dk
  • 143 kez okundu

Giriş

'İyi huylu hegemonya' olarak adlandırılan ABD'nin savaşın sona ermesinden sonra kurduğu barışçıl dönem, hem Amerika hem de Rusya tarafından istikrarsızlaştırılmıştır. Rusya Federasyonu (RF), eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB-Sovyetler Birliği) dönemindeki gibi Rusya'yı yeniden küresel güç haline getirmeye çalışmaktadır. Ayrıca Sovyetler Birliği'nin yeni bağımsız devletlerinde tam kontrol kurmak istemektedir. Bu amaçlar doğrultusunda, 'yakın çevre doktrini' aracılığıyla açık işgaller gerçekleştiriyor, siyasi istikrarı bozuyor, hükümetleri değiştirmeye zorluyor vs.

SSCB'nin dağılmasından sonra halef devletlerden biri olan Ukrayna, Rusya'nın siyasi, ekonomik ve güvenlik girişimlerine ortak olmaktan çoğunlukla kaçınmıştır. Ukrayna 1991'deki bağımsızlığından bu yana çoğunlukla ABD ve Avrupa Birliği'ne (AB) yönelik bir dış politika izlemiştir. Buna karşılık RF, Ukrayna'yı ayrı ve bağımsız bir devlet olarak görmemekte, etnik, tarihi ve dini benzerlikler ve ortak kültür açısından Rusya'nın bir parçası olarak görmektedir. Bağımsızlığından bu yana Ukrayna, SSCB'nin nükleer silahlarının kontrolü, Kırım Yarımadası'nın statüsü, Sovyetler Birliği'nin Karadeniz filosunun payı, doğal gaz fiyatı, Doğu Ukrayna'da yaşayan Rus azınlıklar, Azak Denizi'ndeki deniz limanlarının statüsü vb. konularda Rusya ile sorunlu ilişkiler yaşamıştır. Bağımsızlığının ardından Ukrayna iki halk ayaklanmasına sahne olmuştur: 2004 Turuncu Devrim ve 2014 Haysiyet Devrimi, Moskova liderliğindeki hükümetleri görevden almaya zorlamıştır[1]. 

Euromaidan hareketi ve 2014'teki Haysiyet Devrimi'nin ardından Rusya yanlısı hükümet çökmüş ve Batı yanlısı hükümet iktidara gelmiştir. Bu darbenin ardından Rusya, 2014 yılında Kırım'da önceden planlanmış bir işgal gerçekleştirmiş ve halkın çoğunluğunun Rusça konuştuğu Donbas'ta bir ayaklanmayı tetiklemiştir. Rusya'nın bu saldırgan eylemleri ve Kırım'ı işgali Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini tehlikeye atmıştır. Bu nedenle Ukraynalıların acilen NATO korumasına ihtiyacı vardı. Zelenskiy 2019'da Ukrayna Devlet Başkanı olduğunda, ABD ve NATO ile ilişkilerini daha da geliştirdi ve Ukrayna'nın bağımsızlığı için çok önemli bir NATO üyeliği talep etti. Ayrıca, ABD/NATO/AB 2008 Gürcistan ve 2014 Kırım krizlerinden bazı dersler çıkarmış ve Ukrayna'yı herhangi bir Rus saldırısına karşı hazırlamaya, Ukrayna ordusunu eğitmeye, askeri destek sağlamaya ve altyapısını güçlendirmeye devam etmiştir. 

Rusya, Mayıs 2021'de Ukrayna sınırı boyunca yaklaşık 100.000 kuvvet konuşlandırdı, ancak elverişsiz koşullar nedeniyle Ukrayna'yı işgal etmeye veya saldırmaya cesaret edemedi. Ayrıca, savaş öncesi bir tasarım veya plan da hazırlamadı. Ancak Rusya, Kasım 2021'de ordusunu Ukrayna sınırı boyunca konuşlandırmaya yeniden başladı.[2] Ukrayna sınırları boyunca 150.000'den fazla askeri güç, silah sistemi ve yetenek konuşlandırdı. Aynı zamanda Rusya, savaş hazırlığı için özel olarak tasarlanmış psikolojik kampanyalar yürütmeye başladı. Diğer bahanelerle birlikte Rusya, Amerika'nın ciddi uyarılarına rağmen 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmeye başladı.

Bu açıklamalar ışığında, bu çalışma Rusya-Ukrayna Savaşı'nın nedenlerini ve etkilerini genel bir perspektifte analiz etmeye çalışmaktadır. Bu çalışma için, akademik çalışmalar ve gazeteler aracılığıyla nitel ve anlatısal bir araştırma metodolojisi tercih edilmiştir.

Rusya-Ukrayna Savaşına Yol Açan Gelişmeler/Sebepler

ABD'nin "iyi huylu hegemonya" olarak adlandırılan hegemonyası ile kurulan barışçıl dönem, Amerikalı siyaset bilimci Fukuyama'nın iddia ettiği gibi sonsuza dek sürecekti. Amerikan hegemonyası altında liberal dünya düzeninin hakim olacağı öngörülüyordu. Ancak bu öngörü, Amerika'nın 1993 ve 2003 Irak Savaşları, 2001-2021 Afganistan işgali, açık ve örtülü operasyonlar, ekonomik yaptırımlar ve izolasyon politikaları gibi yollarla birçok ülkenin iç siyasetini değiştirmesi ya da istikrarsızlaştırması yoluyla liberal ve liberal kurumsal değer ve normların varsayımlarını bizzat hiçe sayması nedeniyle gerçekleşmedi. Öte yandan Moskova, Rusya'yı eski SSCB topraklarında küresel olarak yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bunun için Sovyetler Birliği yerine Bağımsız Devletler Topluluğu'nu (BDT) kurmuş, eski Sovyet Cumhuriyetleri arasındaki dondurulmuş sorunları/çatışmaları alevlendirmiş, ortak güvenlik anlayışına dayalı Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nü (KGAÖ) kurmuş, ABD'nin bölgedeki etkisini önlemek için Çin ile birlikte Şanghay İşbirliği Örgütü'nün[3] kurucusu olmuş ve son olarak Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) tohumlarını atmıştır. RF, eski Sovyetler Birliği topraklarındaki hegemonyasını siyasi, ekonomik ve güvenlik paktları, anlaşmaları ve işbirlikleri ile sürdürmek istemektedir. Ayrıca Rusya, NATO'nun doğuya doğru genişlemesinin gerçekleştiği ve NATO ile Rusya'nın işbirliği anlaşması imzaladığı 1997 öncesine dönmek istemektedir.  

SSCB'nin dağılmasından sonra yeni bir devlet olarak Ukrayna, ekonomi ve güvenlik perspektiflerinde Rusya'nın herhangi bir politikasına ortak olmaktan çoğunlukla kaçındı. Bunun yerine yüzünü Batı'ya dönmüş, siyasi ve ekonomik bağımsızlığını korumak için NATO ve AB üyeliğine erişmeye çalışmıştır. Ancak RF, Ukrayna'yı hiçbir zaman ayrı ve bağımsız bir devlet olarak görmemiş, bunun yerine etik, tarihi ve dini benzerlikler ve ortak kültür açısından Rusya'nın bir parçası olarak görmüştür. Dolayısıyla, savaşa yol açan nedenler son otuz yılda yavaş yavaş büyümüştür.

Dolayısıyla savaşa yol açan sebepler dört grupta toplanabilir: Batı (NATO, ABD, AB) arasındaki stratejik rekabet, jeopolitik kaygılar, Putin'in liderlik rolü ve Rusya ile Ukrayna arasındaki anlaşmazlıklar.  

Rusya ve Batı (NATO, ABD, AB) Arasındaki Stratejik Rekabet

Soğuk Savaş sırasında Sovyetler ve Amerika/NATO arasındaki stratejik rekabet SSCB'nin çökmesi ve Varşova Paktı'nın dağılmasıyla sonuçlanmıştır. RF, dağılmanın ardından ana halef devlet olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle kendisini 19. yüzyıl Çarlık İmparatorluğu ve 20. yüzyıl Sovyetler Birliği İmparatorluklarının tarihi mirasçısı olarak görmektedir. Günümüz Rusya'sı, iki kutuplu dünyada iki büyük güçten biri olarak kabul edilen Sovyetler Birliği'nin 'eski parlak' günlerini derinden özlüyor. Bu nedenle Putin birçok röportajında ve konuşmasında Sovyetler Birliği'nin çöküşünü '20. yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi' olarak nitelendirmektedir. 

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Rusya, Yeltsin başkanlığında 70 yıllık komünist yönetimden liberal kapitalist sisteme geçerken kaos, ekonomik durgunluk, iç ayrılıkçı hareketler ve yaygın bir fakirlik dönemi yaşadı. Avrupa'daki yeni siyasi, güvenlik ve askeri tasarımlara tepki vermek için kırılgan bir durumdaydı.  

Varşova Paktı'nın ve ardından Sovyetler Birliği'nin 1991'de ortadan kalkması, Doğu-Batı dengesinde önemli bir değişiklik getirmiştir.[4] 1990'larda tek süper güç olarak ortaya çıkan ABD, küresel etki alanını genişletmiş, NATO'yu genişleterek Avrupa güvenlik mimarisini yeniden şekillendirmiş ve RF'nin Doğu Avrupa'daki etkisini sınırlandırmıştır. Eski güzel günleri özleyen Moskova, RF'yi eski SSCB dönemindeki gibi yeniden küresel güç haline getirmeye çalışmaktadır. Ancak 2000'li yıllara kadar Rusya, siyasi dönüşümle birlikte büyük bir çalkantı yaşadığı için nispeten zayıftı.  Ve Amerika'nın Avrupa güvenlik yapısını yeniden yapılandırmasına ve AB'nin Doğu'ya doğru genişlemesine neredeyse 2007'ye kadar iyi tepki vermemişti.

SSCB'nin dağılmasından sonra hem Gorbaçov hem de Yeltsin geçmişte olduğu gibi eşit bir ortak olarak muamele görmek istediler. Ancak bu gerçekleşmedi. Çünkü Sovyetlerin dağılmasıyla Rusya neredeyse nüfusunun yarısını, topraklarının üçte birini, birleşik ideolojisini ve müşteri devletlerini kaybetmiştir.[5] Ayrıca NATO'nun genişlemesine, 1990'larda NATO'nun Balkanlardaki operasyonuna güçlü bir tepki göstermemiş ve 1990'larda Sırp ayrılıkçılığını izlemiştir. Tüm bunlar Rusya'nın 1991'den bu yana küresel siyasette jeopolitik olarak marjinalleşmesinin[6] varlığını göstermiştir.

Putin 2000 yılında Rusya'da iktidara geldikten sonra önceliği Rusya içindeki ekonomik ve siyasi sorunlara ve Rusya Federasyonu'nun iç bütünlüğünü pekiştirecek adımlara ağırlık vermek oldu. Daha sonra dış politika ve güvenlik konularına daha fazla önem vermeye başlamıştır.[7] Ne yazık ki Batı, 2007 yılında Münih Güvenlik Konferansı sırasında yaptığı ve NATO'nun eski SSCB topraklarına doğru genişlemesinden duyulan endişeyi dile getirerek ve özellikle Gürcistan ve Ukrayna'dan bahsederek eski SSCB topraklarının Rusya için dokunulmaz olduğu mesajını verdiği konuşmayı dikkate almamıştır[8].

Genel olarak tarih, iyi incelendiğinde, belirli olayların gelişini önceden haber vermesi açısından çok önemli bir kaynaktır. Soğuk Savaş sona ermiş olsa da, büyük güçler arasındaki stratejik rekabet hiçbir zaman sona ermemiştir. Dağılan SSCB'nin ana halef devleti olan Rusya, 1990'lardan sonra kendi aleyhine meydana gelen siyasi ve askeri değişiklikleri hiçbir zaman kabul etmedi. Askeri ve ekonomik açıdan gücünü kaybetmiş olsa da, dünyadaki büyük güç rolünü hiçbir zaman affetmedi. Artan enerji fiyatlarının da yardımıyla 2000'li yıllarda ekonomik olarak yeniden canlanan Rusya, kendisini ABD'ye eşit bir güç olarak yeniden konumlandırmaya ve eski parlak günlerine geri dönmeye çalıştı. Bu, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısını kolaylaştıran varsayımlardan biri olmuştur. 

Öte yandan Rusya, Çin, Hindistan ve Brezilya, ekonomik çıkarlarını korumak, nüfuzlarını genişletmek ve ABD ile rekabet edebilecek bir ekonomik güç yaratmak için BRIC örgütünü kurdular. Batı'nın ekonomik üstünlüğünün son yirmi yıldır azalmakta olduğunu, ABD'nin küresel siyasi etkisinin de yıllar geçtikçe azaldığını söylemeye gerek yok. Rusya da bu zayıflamadan faydalanmak istedi. Dolayısıyla, Amerika'nın küresel gerilemesinin Rusya'nın Ukrayna'ya saldırma kararını etkilemesi muhtemeldi. Varsayımsal olarak Amerika'nın Ukrayna işgaline güçlü bir tepki ya da askeri bir karşılık vermeyeceğini düşündü. Ancak, Amerika askeri eylemlerle karşılık vermese de, Rusya şimdiye kadar kelimenin tam anlamıyla hiç uygulanmamış en ağır ekonomik, siyasi, kültürel yaptırımlarla karşılaştı.

Son olarak, Rusya muhtemelen Amerika'nın Afganistan'daki yenilgisi sonrasını yanlış hesapladı. Muhtemelen Amerika'nın tepkisinin Kırım krizine benzer olacağını düşündü. ABD'nin Afganistan'da yaşadığı travma nedeniyle gelecekte belli bir süre denizaşırı operasyon yapamayacağı doğrudur. Ama hala küresel güç projeksiyonu yapan dünyanın en büyük gücü. Hala liberal dünyanın lideri ve askeri yeteneklerini kısa bir süre içinde dünyanın herhangi bir noktasına konuşlandırabilir. Ayrıca dağınık Batı dünyasını potansiyel olarak düşman bir ülkeye karşı birleştirmede de çok başarılı oldu.

Genel olarak, ABD ve Rusya arasındaki küresel rekabet uzun bir mücadele olmuş ve Rusya'nın gerilemesiyle sonuçlanmıştır. Ukrayna küresel rekabetin yeni bir alanı haline gelmiştir. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı, emperyalist güdülere dayalı 'yenilenmiş küresel güç statüsü' kazanma arzusundan kaynaklanmıştır.    

Rusya'nın Jeopolitik Kaygıları

Rusya'nın tarihsel hedefi, açık denizlere serbest erişim anlamına gelen 'sıcak sulara' erişim, aralarında tampon bölge olması anlamına gelen büyük güçlerle doğrudan komşu olmaktan kaçınma, NATO ile komşu ülkelerinde orta veya kısa menzilli füzelerin konuşlanmasını engelleme ve Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO üyeliğini engelleme gibi jeopolitik kaygılarını güvence altına almak olmuştur. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya, eski Sovyet topraklarının kontrolünü yeniden kazanmayı amaçlayan 'yakın çevre' politikasına ağırlık vermiştir.[9] Bu, Rusya'nın eski Sovyetler Birliği'nin yeni bağımsız devletlerini hala arka bahçesi olarak gördüğü ve bu ülkelerde herhangi bir üçüncü gücün etki alanı yaratmasına izin vermediği anlamına gelmektedir.

Bu perspektiften bakıldığında Rusya, NATO'nun doğuya doğru genişlemesini ulusal güvenliği açısından önemli bir jeopolitik endişe olarak görmektedir. Ancak, NATO tarafındaki siyasi ve askeri katılım Rusya'nın arzu ettiğinin aksine gelişmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından Varşova Paktı'nın dağılmasıyla NATO'nun geleceğine ilişkin tartışmalar yaşandı. Ana düşman ortadan kalktığı için NATO'nun bekası tehlikedeydi. Ancak NATO kendini hızla yeni uluslararası konjonktüre uyarladı ve tehditleri siyasi belirsizlikler, donmuş çatışmalar, terörizm, enerji güvenliği, siber güvenlik, göç gibi konvansiyonel olmayan konuları da kapsayacak şekilde genişletti[10] Ancak NATO aynı zamanda dağılan Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazanan yeni devletler için de bir 'güvenlik umudu' olarak kendini gösterdi. Önce ABD yönetiminin öncülüğünde NATO, Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi (NACC) adında tüm eski Varşova Paktı ülkelerinin katıldığı yeni bir örgüt kurdu. Ardından NATO, Sovyetler Birliği'nin ardından bağımsızlığını yeni kazanan ülkelere yönelik bir 'açık kapı' politikası benimsedi ve uyguladı. Brüksel'de 1994 yılında ilan edilen yeni NATO girişimi Barış İçin Ortaklık (BİO) olarak adlandırılmış ve NACC'nin yerini bu yeni konsept ve ortaklık ilişkisi almıştır.[11] NATO'nun büyük açık kapı politikası 1999 ve 2004 yıllarında iki kez gerçekleşmiştir. Neredeyse tüm Doğu Avrupa ülkeleri NATO'ya dahil edildi.[12]

Her ne kadar Rusya önce NACC'ye sonra da BİO'ya üye olsa da, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla küresel bir süper güç olma statüsünü kaybetmeyi psikolojik olarak hazmedememiştir. Bu nedenle NATO ile eşitlik arayışında ısrar etti. Bunun sonucunda 1997 yılında NATO-Rusya Kurucu Senedi ve onunla birlikte kurulan Daimi Ortaklık Konseyi oluşturuldu. Beş yıl sonra bu yapının adı Roma'da NATO-Rusya Konseyi olarak değiştirilmiştir.[13] 2014 yılında Rusya'nın Kırım Yarımadasını işgal etmesinden sonra NATO-Rusya Konseyi askıya alınmıştır ve halen işlevsizdir.

Rusya, Varşova Paktı'nın dağıldığını vurgulayarak NATO'nun genişlemesine karşı çıkmıştır. Ancak Rusya, NATO'nun genişlemesinin, Batı'nın böyle olmadığını söylemesine rağmen, NATO'nun Rusya'yı hala potansiyel bir düşman olarak algıladığına işaret ettiğini düşünüyordu. Rusya'ya güvence vermek için NATO Rusya'ya özel statü sağlamıştır.[14] NATO-Rusya Kurucu Senedi uyarınca 1997'de Brüksel'de Daimi Ortak Konsey kurulmuş ve 2002'deki Roma zirvesinde NATO-Rusya Konseyi oluşturulmuştur.[15] NATO-Rusya Kurucu Senedi NATO ile Rusya arasında bir denge kuran ve Avrupa güvenlik mimarisinin yapı taşlarından biri olmayı hedefleyen önemli bir belgedir. NATO'nun yeni üye almasını asla engellemeyecektir. Bir ülke NATO'ya üye olmak istese bile Rusya'nın bu konuda veto yetkisi olmayacağı anlayışına dikkat çekmektedir.[16] Ancak Rusya'nın bu belgeyi kabul etmesi ve imzalaması, NATO'nun kendi güvenliğine tehdit oluşturmasını engelleme amacı ve anlayışıyla mümkün olmuştur.[17] Rusya'nın 2014 yılında Ukrayna'ya saldırması nedeniyle NATO-Rusya Konseyi'nin 2014 yılında askıya alındığını unutmamak gerekir.

Rusya, NATO'nun Doğu'ya doğru genişlemesinin kendi ulusal güvenliği için varoluşsal bir tehdit olduğuna inanmaktadır. Bu gerçekler ışığında Rusya, Ukrayna'yı Batı ile kendisi arasında bir tampon bölge olarak görmektedir. NATO'nun 2008 Bükreş Zirvesi'nde Gürcistan ve Ukrayna ile olası bir NATO üyeliği sağlama kararı almasının ardından Rusya bu adımı güvenliğine yönelik 'endişe verici' bir tehdit olarak algılamıştır. Rusya 1990'lardan beri NATO'nun genişlemesine karşı olduğunu defalarca açıklamıştır.[18] Rusya'ya göre 'Batı Rusya'nın arka bahçesine girmekte ve Rusya'nın temel stratejik çıkarlarını tehdit etmektedir."[19] Rusya olası bir NATO üyeliğinin gelecekte NATO ile bir çatışmaya yol açacağını açıkça ifade etmiş ve Ukrayna ile herhangi bir anlaşmazlıkta NATO müdahalesinden korkmuştur.

Rusya, 2014 yılından kalan çözülmemiş Kırım ve Donbas sorunlarının Ukrayna'yı NATO üyeliği arzusundan caydıracağını düşünmektedir. Çünkü Gürcistan'ı caydırmakta başarılı olmuştur. Rusya 2008 yazında Abhazya ve Osetya'yı Gürcü saldırılarından koruma bahanesiyle Gürcistan'a karşı askeri harekata girişti. 

Gerçekten de Gürcistan'ın NATO üyeliği hayali suya düşmüş ve belirsiz bir geleceğe ertelenmiştir.

Aksine, 2014 Ukrayna krizinden sonra Ukrayna, Batı ile Rusya arasındaki küresel rekabetin yeni bir stratejik alanı haline gelmiştir. Ukrayna'nın NATO üyeliği arzusu inanılmaz derecede alevlendi ve anayasaya hüküm olarak dahil edildi. Bu da Rusya'nın Ukrayna'yı NATO üyeliği arzusundan caydırmayı başaramadığı anlamına geliyordu. Öte yandan, "Batı'nın üçlü politika paketi -NATO genişlemesi, AB genişlemesi ve demokrasinin teşviki- tutuşmayı bekleyen yangına körükle gitmiştir."[20] Rusya, rejimin otoriter özelliklerini göz önünde bulundurarak bu politikaları ulusal güvenliğine yönelik tehditler olarak ileri sürmektedir. 

Ancak NATO ve Amerika'nın Ukrayna ile ilişkileri ilerledi. Bu yakın ilişkiler geçmişte de mevcuttu. Örneğin, 2014 yılında gerçekleşen 'Turuncu devrim' sonrasında Rusya yanlısı yönetim yerini Batı yanlısı hükümete bırakmıştır. RF, 2004'ten bu yana Ukrayna'daki siyasi bataklığı 2014'te Kırım Yarımadası'nı işgal etmek ve Ukrayna'nın Donbas Bölgesi'ni istikrarsızlaştırmak için bir bahane olarak kullandı. Ukrayna, Rusya ile Batı arasındaki birincil cephe hattı haline geldi.  

Öte yandan Moskova, Amerika/NATO'dan Ukrayna'nın NATO üyeliğine kabul edilmeyeceğine dair somut garantiler istiyor. Ayrıca, Ukrayna topraklarında askeri güç veya altyapı konuşlandırılmamasını da talep etmektedir.[21] Bu nedenle, 17 Aralık 2021'de Rusya, Mayıs 1997'den sonra NATO üyeliğine kabul edilen ülkelere kuvvet ve silah konuşlandırılmamasını talep ederek ABD ve NATO ile yeni bir güvenlik paktı imzalama niyetini açıklamıştır.[22] Geçmişe bakıldığında, İttifak 2014 yılına kadar ya eskiden Varşova Paktı üyesi olan ya da eski Sovyetler Birliği'nden ayrılan yeni üyelerin topraklarında önemli muharip güçler konuşlandırmayı amaçlamamıştır. [23] Nükleer silah politikasına gelince, İttifak'ın politikası açıktı; söz konusu yeni üyelerin topraklarında nükleer silah konuşlandırmak gibi bir 'niyeti, planı ve nedeni' yoktu.[24] Gerçekten de NATO, Rusya'nın Kırım ve Doğu Ukrayna'daki saldırganlığına kadar, 1997'den 2014'e kadar[25] pratikte yeni üye ülkelere asker veya teçhizat konuşlandırmamıştı.

Rusya, Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO üyesi olmasını engellemek için 1997 öncesi Avrupa siyasi ve güvenlik yapısına geri dönmek ve NATO'nun daha fazla genişlemesini durdurmak istiyordu. Ayrıca NATO'nun Doğu Avrupa'ya doğru genişlemesinin, 1989'da Almanya'nın birleşmesinden sonra ABD Dışişleri Bakanı James Baker'ın Sovyet lideri Mikhail S. Gorbaçov'a verdiği sözlerin ve güvencelerin bir şiddeti olduğunu ileri sürdü.  RF'ye göre NATO'nun doğuya doğru genişlemesi kendi güvenliklerini tehdit eden tek taraflı bir eylemdir. Bu amaçla RF, Batı/NATO/ABD ile yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma arayışına girmiştir.[26] Bu, Rusya'nın NATO'nun Ukrayna ve Gürcistan'a doğru genişlemesi için Batı ile daha fazla karşı karşıya gelmek istemediği anlamına gelmektedir. Rusya ayrıca anlaşma taslağında NATO ile doğrudan hatlar kurmak ve NATO-Rusya Konseyi'ni canlandırmak istemiştir. Aslında NATO, Ekim 2021'de RF'nin NATO ile ilişkilerini askıya almasına rağmen, NATO-Rusya Konseyi toplantılarının yeniden başlatılması gibi diyalog kanallarının açık bırakılmasını önermiştir[27].

Öte yandan, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı askeri harekat için başka bir bahane olarak kullanabileceği bir anlaşma taslağının ABD ve NATO tarafından reddedilmesini isteyebileceği görülmüştür. İki taslak anlaşmada uygunsuz hükümler olduğu için Rus hükümeti bunları hızla kamuoyuna duyurdu ve nihayetinde taslak anlaşmalarda yetkili terimler kullanıldı.[28] Bir anlaşmadaki bu alışılmadık ifadeler ve hükümler, ABD ve NATO tarafından yapıldığı gibi kesinlikle reddedilmesini gerektirir.

NATO ve ABD, Moskova'nın bu zorlayıcı taleplerini kabul etmedi çünkü Rusya'nın önerileri Müttefiklerin karar mekanizmaları ve istekleri üzerinde tek taraflı dikte olarak görüldü. NATO'nun halen açık kapı politikasını sürdürmesine ve Ukrayna ve Gürcistan ile yakın işbirliği içinde olmasına rağmen, bölgenin reel politiği göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte bu ülkelere NATO üyeliği verme niyetinde olmadığı görülmektedir. Ancak, üyelik pozisyonu olmamasına rağmen, Ukrayna 2104'ten sonra ABD, AB ve NATO'dan büyük miktarda ekonomik ve askeri yardım aldı. Batılı Müttefikler geçmişte olduğu gibi benzer Rus saldırılarıyla karşılaşmak istemediler. Rusya'nın 2008'de Gürcistan'da ve 2014'te Ukrayna ve Kırım'da sergilediği davranışları engelleyememenin acısını bu kez kolektif olarak çıkarmaya çalıştılar. Aslında savaşın mevcut ilerleme düzeyi, Batı'nın Ukrayna'yı olası Rus saldırganlığına karşı iyi hazırladığını gösteriyor. Beklenti, Ukrayna ordusunun Rus güçlerine direnmeyeceği için savaşın kısa sürede sona ereceği yönündeydi. Aksine, liderlerinden bireylerine kadar tüm Ukrayna, ülkelerini kahramanca savunmak için büyük bir kararlılık sergiledi. Büyük Batılı güçlerin Ukrayna ordusunu askeri hazırlık için muazzam bir şekilde desteklediğini unutmayın.[29] Dahası, Amerika Kasım 2021'de Ukrayna ile yeni bir savunma işbirliği anlaşması imzaladı[30] ve bu da Rusya'nın güvenliğinin ciddi bir tehdit altında olduğunu düşünmesine neden oldu. Tüm bu askeri yardımlar, askeri ordunun eğitilmesi, Ukrayna'nın askeri altyapısının ABD tarafından geliştirilmesi Rusya'yı rahatsız etti.

Genel olarak Rusya, Ukrayna'yı kendi etki alanı içerisinde görmektedir ve NATO güçleriyle olası bir çatışmaya yol açabilecek potansiyel NATO veya Avrupa Birliği üyeliğinden[31] korkmaktadır. Bu durum, bekası için önemli bir jeopolitik endişe olarak görülmüştür.

Uzun Süren Rusya-Ukrayna Anlaşmazlıkları

Bağımsızlığından bu yana Ukrayna, Rusya ile Ukrayna devletinin meşruiyeti, eski SSCB'nin nükleer silahlarının kontrolü, Kırım Yarımadası'nın statüsü, Karadeniz filosunun payı, doğal gaz, Doğu Ukrayna'da yaşayan Rus azınlıklar, Azak Denizi'ndeki deniz limanlarının statüsü ve NATO ve AB üyeliği perspektifi açısından sorunlu ilişkiler yaşamıştır.

Temel sorun, Rusya'nın milliyetçi elitlerinin Ukrayna'yı bağımsız bir devlet olarak tanımamasıdır. Onlara göre Ukrayna, Sovyetler Birliği'nin kurucusu Lenin tarafından Komünist birliğe katılmaları için yapay olarak yaratılmıştır. Tarihsel olarak Ukrayna diye bir devlet hiçbir zaman var olmamıştır. Bu fikir, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısından sadece bir gün önce Putin tarafından bir televizyon konuşmasında da dile getirilmiştir. Dahası, Putin'in Rusya'sı Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra yeni kurulan ülkeleri bağımsız oluşumlar olarak görmemiştir. Bu daha çok Ukrayna, Gürcistan veya Moldova ile ilgilidir çünkü bu ülkeler Rus kimliğine yakındır ve onun etki alanı içinde kalmaktadır[32].

Tarihsel olarak Ukrayna, Slav devletlerinin toprakları haline gelmiştir. İlk doğu Slav devleti olan Kyivan Rus, 10. yüzyılda bugünkü Ukrayna topraklarında kurulmuş ve genişlemiştir. Kiev Rusları, 13. yüzyıldaki Moğol istilasına kadar neredeyse Avrupa'nın en güçlü devletlerinden biri haline gelmiştir. Gerçekten de Kivan Rus'un mirası sonraki çağlarda Ukrayna kimliğinin ve kültürünün daha da gelişmesinin önünü açmıştır[33] Buna karşılık Rusya, Kivan Rus'u kendi atası olarak görmektedir. Bu nedenle Rusya, Ukrayna'yı farklı bir ulus olarak görmek istememekte, bunun yerine Ukrayna'nın teatral olarak yaratılmış bir devlet olduğunu iddia etmektedir. Ancak gelişmekte olan Rus İmparatorluğu 18. yüzyılın sonlarından 1917 Komünist devrimine kadar tüm Ukrayna topraklarını işgal etti. "Rusya, Kırım'ı işgal edip Ukrayna'da egemenliğini kurduktan sonra, Ukraynalıları ve Beyaz Rusları da içine alan 'büyük Rus ulusu' inşa etme projesini yürürlüğe koydu. Bu projeye rağmen Ukraynalı entelektüeller ve siyasi elitler de kendi tarihi, dili ve kültürü olan ayrı bir Ukrayna ulusu inşa etmeye odaklandılar."[34]

Ukrayna devrimden sonra üç yıl boyunca (1917-20) bağımsız kalsa da,[35] Çarlık Beyaz Ordusu'nun devrime karşı Ukrayna topraklarına yerleşmesi ve kullanması nedeniyle Kızıl Ordu bu devletin varlığına son vermiştir. Bu durum 1991 yılında SSCB'nin dağılmasına kadar devam etmiştir. Ukrayna, Putin'in gözünde şu anda sorunlu bir konu olan bağımsızlığını yeniden kazandı.

Tarihi gerçekler incelendiğinde Ukraynalı kimliğinin varlığını kanıtlayan bazı ipuçları bulunmaktadır. Ancak hem Ruslar hem de Ukraynalılar tarih, kültür, din ve etnik köken bakımından birbirlerine çok benzeyen milletlerdir. Nitekim 1783 yılında Osmanlı ordularının Rus ordusu tarafından yenilgiye uğratılması Kırım Yarımadası'nın Ruslaştırılmasını sağlamış,[36] bu da Ukrayna topraklarının Ruslaştırılmasını kolaylaştırmıştır.

Diğer sorunlu konular ise Donbas bölgesinde uzun süredir devam eden çatışmalar ve 2014 yılında Rusya tarafından yasadışı olarak işgal edilen Kırım Yarımadası'nın statüsüdür. Kırım stratejik olarak Rusya ve Ukrayna için çok önemlidir. Tarihsel olarak Türk kökenli insanların yurdu olmuştur. Ancak 1783 yılında Çarlık orduları tarafından işgal edildikten sonra Kırım Yarımadası Ruslaştırıldı.  Neredeyse iki yüzyıl boyunca Kırım'da yaşayan Tatar Türkleri kitlesel bir göç veya sürgün yaşadı. Tatar Türkleri 1991'den sonra Kırım'a geri döndüler ancak can ve mal kayıpları hala telafi edilmedi. Kırım, 1954 yılında Kruşçev tarafından Ukrayna'nın Rus İmparatorluğu ile birleşmesinin 300. yıldönümü[37] hediyesi olarak Ukrayna'ya bağlanmıştır. Bu ilhak, Ukrayna Sovyetlerin bir parçası olduğu için gönülsüzce tanınmıştır. Rusya'nın Sovyetlerin dağılmasından bu yana Kırım'ı ilhak etmeyi hayal ettiğini unutmamak gerekir. Örneğin, Rus Parlamentosu Duma Haziran 1993'te Sivastopol'ün Rus toprağı olduğunu belirten bir karar kabul etmiştir. Ayrıca, Avrasyalı entelektüeller ve jeo-stratejistler Ukrayna'nın olası bir parçalanmasını ve bazı bölgelerinin Rusya tarafından yutulmasını tartışıyorlardı[38].

Dağılmanın ardından Ukrayna'daki Sovyet nükleer silah stokları ABD himayesinde çözüme kavuşturuldu. İki ülke arasında 1994 yılında Budapeşte'de imzalanan Güvenlik Güvenceleri Memorandumu'na göre Kiev, Ukrayna topraklarında bulunan tüm eski Sovyet nükleer silahlarını Rusya'ya teslim edecek, bunun karşılığında Rusya da Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıyacaktı.[39] Bu anlaşmaya ABD ve İngiltere de imza atmıştı. Bu da Putin'in iddialarının iki ülke arasındaki 1994 anlaşması göz önüne alındığında temelsiz olduğu anlamına gelmektedir.

Yarımadadaki Azak Denizi, Karadeniz'deki herhangi bir filo için güvenli bir sığınak sağlamaktadır. Yarımada ayrıca ticaret ve askeri amaçlar için kritik limanlara sahip. Sovyetlerin dağılmasından sonra Karadeniz Filosu Rusya ve Ukrayna arasında paylaşılmış olsa da Sivastopol deniz üssünün kullanımı 1997 yılında iki ülke arasında imzalanan Dostluk, İşbirliği ve Ortaklık Anlaşması ile çözülmüştü. Ukrayna, Sivastopol deniz üssünü Rusya'nın Karadeniz Filosu için 20 yıllığına kiralamayı kabul etti.[40] Ancak Rusya için böyle bir anlaşmayı kabul etmek çok zordu çünkü Kırım ve Sivastopol'ü kendi egemenliği altında düşünüyordu. Rusya'daki aşırılık yanlıları kiralama yerine Yarımadanın tamamını talep etmiştir.

Donbas bölgesine gelince, bu bölge yoğun olarak Rusça konuşan insanları barındırıyor. Rusya, Ukrayna'yı Rus çoğunluğun yaşadığı yerlerde Rusça konuşmayı yasaklamakla suçladı. Rusya, bu tür uygulamaların insan hakları ihlali olduğunu iddia ederek bu uygulamalardan memnun olmamıştır. Hatta Rusya, Ukraynalıların Ukrayna'daki aşırı sağcı grup tarafından uygulanan 'neo Nazi taktiklerini' kullandığını iddia etmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Ukrayna'nın batısında yaşayan insanların Nazilerle işbirliği yapmakla suçlandığını unutmamak gerekir. Rusya şimdi aynı argümanları kullanarak İkinci Dünya Savaşı'nın hatıralarını hatırlatıyor.

Ukrayna'da iktidara gelen hükümetler Batı ile Rusya arasında dengeli bir politika izlememiştir. Ya Rusya'yı ya da Batı'yı tamamen desteklediler. Orta yol yoktu. Euromaidan hareketi ve 2014'teki Haysiyet Devrimi'nden sonra Rusya yanlısı hükümet çöktü ve Batı yanlısı hükümet iktidara geldi. Ukrayna'da hükümet değiştikten sonra Rusya 2014 yılında önceden planlanmış bir Kırım işgalini hayata geçirdi ve halkın çoğunluğunun Rusça konuştuğu Donbas'ta bir ayaklanmayı tetikledi. Bu saldırgan eylemler ve Kırım'ın Rusya tarafından işgali Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini tehlikeye atmıştır. Bu nedenle Ukraynalıların acilen NATO korumasına ve AB üyeliğine ihtiyacı vardı. Zelenskiy 2019'da Ukrayna Devlet Başkanı olduğunda, ABD ve NATO ile ilişkilerini daha da geliştirdi ve Ukrayna'nın bağımsızlığı için acil bir NATO üyeliği talep etti. Rusya, başka bahanelerle birlikte 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmeye başladı. 

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda Ukrayna kendi özgür iradesi ile bağımsız bir şekilde Batı ile bütünleşmek, AB üyesi olmak ve NATO'nun savunma şemsiyesinden yararlanmak istemektedir. Rusya ise emperyal ve küresel bir güç olmaya çalışmakta ve 'Gerasimov Doktrini' ile Ukrayna'yı parça parça bölmeye çalışmaktadır[41][42].

Putin'in Kişiliği ve Hayalleri

Liderlerin karakterleri, davranışları, eğitimleri, cinsiyetleri ve ideolojileri de uluslar arasındaki mücadeleleri, savaşları ve çatışmaları açıklamak için uluslararası ilişkilerde bilimsel olarak incelenir. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasında ve milyonlarca masum insanın ölümünde Hitler ve Mussolini'nin rolleri yadsınamaz. Benzer şekilde, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda da Putin'in rolü hiçbir zaman göz ardı edilmemiştir.  

Putin, Rusya'yı karar alma sisteminin Putin ve yakın çalışma arkadaşları aracılığıyla uygulandığı bir otokrasi ile yönetmektedir. Putin, Batı tipi liberal demokrasiyi aşırı derecede eleştirmiş ve Rusya'ya uygun olmayan bir demokrasi olarak görmüştür. Liberal demokrasinin Rus politikacılar için bir tehdit olduğunu ileri sürmektedir. Son on yılda dünya aşırı sağcı, milliyetçi, popülist ve otokratik liderlerin sayısının arttığına tanık olmaktadır. Putin tüm bu liderlerin önde gelen bir örneğidir. Tüm yetkileri elinde toplayan ve kullanan güçlü bir otokratik lider olarak, NATO'nun genişlemesini durdurmak, Ukraynalıların NATO üyeliği hayalini suya düşürmek ve nihayetinde Donbass ve Kırım meselesini sonsuza kadar ağır bir darbe ile çözmek için bir operasyon düzenlemeye karar verdi.    

Her ne kadar Batı, Rusya'nın jeopolitik kaygılarını ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin NATO ve AB'ye sığınma arayışını görmezden gelse de NATO'nun Ukrayna'ya doğru genişlemesine yönelik 'Rus fobisi' göz ardı edildi. Öte yandan Rus lider Putin bilinçli olarak savaş yolunu seçti. Donbass sorununu ve Kırım ilhakını sonsuza kadar çözmek için Ukrayna'ya nihai darbeyi vurmaya bahane olabilecek uygun ortamı şekillendirmeye çalıştı. Putin, sert tedbirlerle iç siyasi bütünlüğün tesis edilmesinden bu yana, 1990'ların jeopolitik kayıplarını geri kazanmak için harekete geçti. Bu eylemler şunlardır: 2004 İstanbul AGİT Zirvesi uyarınca Moldova'daki güçlerini çekmemek, karşılığında Ukrayna'ya ekonomik yaptırım uygulamak, 2004 'Turuncu Devrim', 2008 Gürcistan'a saldırmak ve işgal etmek, işgal edilen Gürcistan topraklarında yapay devletler kurmak, Kırım'ı işgal etmek ve Donbass'ı istikrarsızlaştırmak.

Rusya Kırım'ı ilhak etmesine rağmen, dünyanın çoğu bu ilhakı tanımamış ve gayrimeşru olduğunu iddia etmiştir. 2014 ve 2015 Minsk anlaşmaları Donetsk ve Luhansk'taki çatışmaları sona erdirmek ve siyasi bir çözüme ulaşmak için temel oluştursa da, anlaşmalar her iki tarafça da çoğunlukla uygulanmadı.[43] Donbass'taki sorunları çözmek için Minsk Anlaşması'na rağmen kriz hiçbir zaman sona ermedi. Putin bu sorunları kesin bir bütün veya kısmi işgalle çözmek istedi. Çünkü Ukrayna'nın işgale direnmeyeceğini ve Batı'nın da her zamanki gibi işgale tepki vermeyeceğini düşünüyordu. Ancak durum böyle değildi. Ukrayna'nın işgale karşı direnişini, Ukrayna ordusunun eğitim seviyesini ve savaşa hazırlığını ve son olarak da Batı'nın savaş öncesinde ve sırasında Ukrayna'ya vereceği beklenmedik desteği yanlış hesapladı.

Özetle, Putin'in liderlik özellikleri Ukrayna'ya saldırı kararının alınmasında önemli bir rol oynamıştır.

Rusya-Ukrayna Savaşının Etkileri

Rusya-Ukrayna savaşı insani trajedi açısından eşi benzeri görülmemiş sonuçlar doğurmuştur. Bu savaş çok sayıda masum insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine, şehirlerin ve bireysel mülklerin tahrip olmasına neden olmuştur. 4,5 milyondan fazla insan[44] komşu ülkelerde ve Türkiye dâhil diğer ülkelerde mülteci durumuna düşmüştür. Ukrayna'dan kaçanların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır. Bu, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra meydana gelen ve hızla büyüyen insani krizdir. Hem komşu Ukrayna'da hem de Ukrayna'da acil insani yardım operasyonlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm uluslararası yardım kuruluşları, sivil toplum örgütleri, BM, AB ve NATO, kuşatma altında kalanların yanı sıra tüm mülteciler ve ülke içinde yerinden edilmiş insanlar için insani yardım operasyonlarını koordine etmelidir. Bu elbette insani yardıma ihtiyaç duyan insanların sorunlarını hafifletecektir. 

Bu savaş, 1990'lardan sonra yaşanan barış döneminde kabul edilen temel ilkeleri, normları ve değerleri büyük ölçüde değiştirmiştir. Bu savaş, 1990'lardan sonra Avrupa topraklarında bir daha savaş olmayacağı inancını da yıkmıştır. Unutulmamalıdır ki, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez bir ülke başka bir ülkenin üzerinde anlaşmaya varılmış sınırlarını değiştirmek için güç kullanmıştır. Dolayısıyla Avrupa'nın siyasi ve güvenlik mimarisi derinden sarsılmış ve Batı ile Rusya arasındaki fay hatlarını derinleştirmiştir. 

Mearsheimer'a göre, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından, Amerikan yönetimindeki liberallerin çoğu, uluslararası politikanın Avrupa'yı yönetmek için kullanılan realist mantıktan liberal mantığa derinden dönüştüğünü değerlendirdikleri için NATO'nun genişlemesini tercih etmiştir[45]. Avrupa'daki müttefikler, hem jeopolitiğin artık önemli olmadığı hem de liberal düzenin Avrupa'da barışı koruyabileceği fikrine bağlı kalarak Amerikan liberallerinin söylemini isteyerek desteklediler[46].

Ancak Batı, NATO'nun genişlemesi ve tüm Doğu Avrupa ülkelerinin AB'ye dâhil olmasıyla birlikte Rusya'nın tehdit algısını hafife almıştır. NATO genişledikçe ve AB Doğu'ya doğru genişledikçe Rusya'nın jeopolitik kaygıları da derinleşti. Bu durum bize Amerikalı siyaset bilimci John Herz tarafından 1950 yılında kavramsallaştırılan güvenlik ikilemi terimini hatırlatmıştır. NATO Doğu'ya doğru genişlediği sürece Rusya kendini güvensiz hissedecektir. Kendi güvenliğini arttırmak için, karşılığında başta Ukrayna olmak üzere NATO üyeliğine aday herhangi bir ülkenin güvenliğini azaltan güvenlik önlemleri alır. Rusya, rakiplerinin güvensizliğini arttıracak adımlarına karşı savaş taklidi yapabilir. Rusya'nın savaş başlatma mantığı bu kaygılarda yatmaktadır. Aksi takdirde Rusya, NATO üyesi olması halinde Ukrayna ile yaşayacağı herhangi bir krizde NATO ile karşı karşıya gelecektir. Dolayısıyla Batı, Ukrayna'nın Rusya için önemini hafife almıştır. Moskova'nın 1990 sonrası dünya sistemini ulusal çıkarlarına tehdit olarak algıladığı unutulmamalıdır.[47] Putin'in 1990 sonrası kuralları yıkma isteğiyle birlikte,[48] Rusya ulusal çıkarlarını koruma düşüncesiyle NATO'nun Doğu'ya doğru genişlemesini azaltmak için Ukrayna'ya saldırmıştır.

Gerçekten de savaş, 1990'lardan sonra uluslar arasındaki uluslararası politikayı açıklamaya çalışan uluslararası ilişkiler (Uİ) teorilerinin geçerliliğini yeniden düşünmemizi sağladı. Yaygın kanı, realist teorinin Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra etrafımızdaki dünyayı açıklamak için uygun olmadığı yönündeydi. Dolayısıyla realizm, uluslar arasındaki siyaseti okumakta zayıf kalmıştır. Aslında, liberal kurumsalcılık ve bağımlılık teorileri gibi liberal türevleri Uluslararası İlişkiler teorileri, uluslar arasındaki siyaseti ifade etmede açıklayıcı bir rol üstlenmiştir. Bu teoriler, uluslar arasındaki mücadeleyi liberal değerler, kural temelli normlar ve kurumlar çerçevesinde açıklamaya yönelmiştir. Ayrıca, bağımlılık Uİ teorisi, çağımızda ekonomik bağımlılığın uluslar arasındaki savaş riskini azaltacağını ileri sürmüştür. Benzer şekilde, inşacılık, normatif, toplumsal cinsiyet gibi yorumcu Uluslararası İlişkiler teorileri de uluslar arasındaki güç mücadelesini kimlik, norm, değerler ve toplumsal cinsiyet perspektifleri üzerinden açıklamaya çalışmaktadır. Bu öznel değerler ve normlar Rusya'nın saldırılarını ifade etmek için muğlak ve zayıf görünmektedir. Rusya'nın jeopolitik kaygılarının bu saldırının arkasındaki en büyük güç olduğu oldukça açıktır. Ancak bu savaş, devletlerin davranışlarını etkileyen temel dinamiğin jeopolitik olduğunu göstermiştir. Bu da reelpolitik ve realizmin geri döndüğü anlamına gelmektedir.

Rusya, Batı'nın Ukrayna'nın işgaline vereceği tepkiyi yanlış hesaplamıştır. Moskova bu kadar geniş ve karmaşık yaptırımlar beklemiyordu. Nitekim Batı, askeri güç kullanımı dışında her alanda eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı. Çünkü Batı, Rusya'nın saldıracağını öngörmüş ve Putin'i benzeri görülmemiş ağır ekonomik yaptırımlarla karşılaşacağı konusunda uyarmıştır. Batı'nın 2008 ve 2014 saldırılarını önlemek için yeterli önlem almadığı için suçluluk duyması muhtemeldir. Bu nedenle neredeyse tüm Batı, Ukrayna'ya her türlü yardımı sağlamak için yarış halindedir. Bu da Batı'nın Rusya'nın gücünü azaltmak ve gelecekte olası bir saldırgan eylemden caydırmak için savaşı ve işgali uzatmak istediğini göstermektedir[49].

Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşının ardından kıtada barış ve güvenliğin sağlanmasında güç projeksiyonlarını öngören yeni bir uluslararası politikaya girmiştir. Bu nedenle Almanya, askeri yeteneklerinin modernizasyonu için 100 milyar avroluk bir bütçe ayırdığını açıkladı. Savaş aynı zamanda Rus-Amerikan ilişkilerini sadece Avrupa'da değil dünyanın diğer bölgelerinde de etkileyecektir. 

Son olarak, Batı Rusya'ya daha önce hiçbir ülkeye uygulamadığı çok çeşitli ekonomik yaptırımlar uyguladı. Dünya genelinde Rusya'ya karşı böyle bir işgale kalkıştığı ve birçok masum insanı bir hiç uğruna öldürdüğü için büyük bir hayal kırıklığı var. Rusya ağır yaptırımlar nedeniyle Batı'dan izole edilmiş durumda. Savaş sona erdiğinde dünyanın asla eskisi gibi olmayacağı kesin.

Öte yandan Türkiye, Batı bloğunda yer almasına ve NATO üyesi olmasına rağmen Rusya'ya yönelik hiçbir ekonomik yaptırıma katılmamıştır. Bu nedenle, savaşan iki devlet arasında arabuluculuk yapmış ve ateşkes sağlanması için her iki tarafın Türkiye'deki toplantılarına ev sahipliği yapmıştır. Türkiye'nin savaşan taraflardan herhangi birine tam destek vermemesi oldukça mantıklıdır çünkü Türkiye her iki tarafın da daimi komşusudur ve öyle kalacaktır. Ayrıca Türkiye'nin Libya, Suriye ve Dağlık Karabağ'daki çatışmalarda Rusya ile karşı karşıya gelme riski bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye devam eden savaşta hem NATO üyeliğinin gerekliliklerini hem de savaşan devletlere komşu olmanın potansiyel risklerini göz önünde bulundurarak dikkatli hareket etmelidir.

Sonuç

Genel olarak, Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa'daki uluslararası politikaya derin bir değişim getirmiştir. Bu savaş, 1990'lardan sonra yaşanan barış döneminde kabul edilen temel ilkeleri, normları ve değerleri büyük ölçüde değiştirmiştir. Bu savaş, 1990'lardan sonra Avrupa topraklarında bir daha savaş olmayacağı inancını da yıkmıştır. Rusya-Ukrayna savaşı, sayısız masum insanın ölümüne ve yerinden edilmesine, şehirlerin ve bireysel mülklerin tahrip edilmesine neden olarak İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insani trajedi açısından benzeri görülmemiş sonuçlar doğurmuştur. 4,5 milyondan fazla insan komşu ülkelerde ve Türkiye dahil diğer ülkelerde mülteci durumuna düşmüştür. Ukrayna'nın altyapısı Rus saldırıları nedeniyle her geçen gün çökmektedir. 

Rusya, Ukrayna'yı kendi etki alanı içinde görmektedir ve Ukrayna'nın Amerika/NATO/AB'ye yakınlığından ve olası bir NATO ve AB üyeliğinden rahatsız olmuştur.[50] Bu nedenle, NATO'nun Ukrayna'yı da içine alacak şekilde genişlemesini engellemek, Donbas bölgesini Rusya'ya katmak ve Kırım işgalini sonsuza kadar güvence altına almak için bir savaş başlatmıştır. Putin, Donbas'ta imhaya maruz kalan insanları korumanın yanı sıra Ukrayna'nın "askerden arındırılması ve Nazisizleştirilmesi" bahanesini kullandı.[51] Gerçekten de Batı, Ukrayna'nın Rusya için jeopolitik önemini hafife aldı. Rusya'nın NATO'nun genişlemesine, AB'nin genişlemesine ve Rusya'nın etki alanı olarak adlandırılan bölgede demokrasinin desteklenmesi faaliyetlerine karşı muhalefetini pek dikkate almadılar.

Savaşın mevcut seyri, Ukrayna'nın direnişini ve ülkelerini savunma kararlılığını ortaya koydu, bu nedenle Rus işgali şu ana kadar neredeyse hiç fiziksel alan kazanamadı. Batı, Rusya ile askeri çatışmayı tetikleyebilecek Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendirmeye kararlıdır.[52] Şu anda Rusya ve Amerika'nın nükleer silahlara sahip olması, Batı ile Rusya arasında herhangi bir tırmanma ve çatışmayı engellemiştir. 

Not:

Bu yazı, yazarın,  Bölgesel Araştırmalar Dergisi (2022 yılı, Vol 6, No 1,  pp, 13-40.) sayısında yayımlanan "The 2022 Russia-Ukraine War: Reasons And İmpacts"  adlı makalenin Türkçeye çevrilip güncellenmiş halidir.

Kaynakça

An Analysis of the Russia/Ukraine Conflict, 03/17/2022, HHS Cybersecurity program, https://www.hhs.gov/sites/default/files/an-analysis-of-the-russia-ukraine-conflict.pdf, (Accessed: 01 April 2022).

BEBLER, Anton, Crimea and the Russian-Ukrainian Conflict, Romanian Journal of European Affairs, 15(1), March 2015, pp. 35-54.

ÇEVIKÖZ, Ünal, Rusya-Ukrayna krizini Türkiye çözebilir mi? (Can Turkey solve the Russia-Ukraine crisis?), 03 April 2004, https://www.politikyol.com/ukrayna-krizi-ve-turkiye/, (Accessed: 12 April 2022).

DEMEDZIUK, Sylwia, The New Dimension of War – The Ukraine Conflict, pp. 91-109.

DEMIR, Sertif  and Ayca Eminoglu, “Küresel Rekabetin Karşilaştirmali Bir Analizi: Kuzey Atlantik Antlaşmasi Örgütü (Nato) Ve Şangay Işbirliği Örgütü (ŞIÖ)” (A Comparative Analysis Of Global Competition: North Atlantic Treaty Organization And Shanghai Cooperation Organization), Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 52, 2018, pp.115-142.

DEMIR, Sertif and Mehmet. S. Erol, Rusya’nın Orta Asya Politikası (The Russian Central Asian Policy), Sezgin Kaya (Ed.), Rusya Federasyonu Dış Politikası (Russian Federation Foreign Policy), Bursa, MKM Yayıncılık, 2013, 311-341.

DEMIR, Sertif, 21. Yüzyilda Bariş Ve Güvenliğin Tesisinde NATO’nun Rolü”, (The Role of NATO in Maintaining Peace and Security in 21st Century), Gazi Akademik Bakış Dergisi,, 9(18), 2016, pp. 235-252.

DEMIR, Sertif, Şanghay İşbirliği Örgütünün Evrimleşmesinin Analizi ve Türkiye Açısından Değerlendirilmesi (The Analysis of Evolution of Shanghai Cooperation Organization and Assessment in Turkey’s Perspective) Hasret Çomak ve Caner Sancaktar (Edts.), Türk Dış Politikası (Turkish Foreign Policy), İstanbul, Beta, 2013.

DEMIR, Sertif, Stratejik Konseptler ve NATO’nun Dönüşümü” (Strategic Concepts and Transformation of NATO) in M.Seyfettin Erol (Ed.), Sıcak Barışın Soğuk Örgütü: Yeni NATO (Cold Organization of Hot Peace: New  NATO), Ankara, Barış, 2012, pp. 57-114.

DEMIR, Sertif, Ukrayna Krizi: Yeni Küresel Politik Düzenin Başlangıcı,(Ukranian Crisis and The Beginning of the New Global Political Order) in Hasret Çomak, Caner  Sancaktar ve Zafer Yıldırım (Eds.), Uluslararası Politikada Ukrayna Krizi” (Ukrainian Crisis at International Policy), İstanbul, Beta, 2014.

https://data2.unhcr.org/en/situations/ukraine, (Accessed: 12 April 2022).

KARAGANOV, Sergei, Russia and the Slav vicinity in V. Baranovsky, 1997.

MEARSHEIMER, John, Why the Ukraine Crisis Is the West’s Fault, Foreign Affair, September/October 2014, pp. 1-12, p. 1.

MILLS, Claire, Ukraine: Russia's "red line", Research Briefing, 940, 18 February 2022, commonslibrary.parliament.uk, (Accessed: 10 March 2022).

PIFER, Steven, Russia’s draft agreements with NATO and the United States: Intended for rejection?, December 21, 2021 https://www.brookings.edu/blog/order-from-chaos/2021/12/21/russias-draft-agreements-with-nato-and-the-united-states-intended-for-rejection/, (Accessed: 05 March 2022).

RUTLAND, Peter, An unnecessary war: the geopolitical roots of the Ukraine crisis,  In Agnieszka Pikulicka and Richard Sakwa (eds.), Ukraine and Russia: People, Politics, Propaganda and Perspectives, Bristol. Uk: E-International Relations, March 2015, pp. 129-140.

Summary of Ukrainian history (from various sources), https://www.vanderbilt.edu/olli/class-materials/Summary_of_Ukrainian_history.pdf, (Accessed: 05 April 2022).

WETZEL, Tyson and Barry Pavel, What Are The Risks And Benefits Of Us/NATO Military Options In Ukraine?, 2022, https://www.atlanticcouncil.org/content-series/the-big-story/what-are-the-risks-and-benefits-of-us-nato-military-options-in-ukraine-our-strategic-risk-calculat, (Accessed: 02 April 2022).

YAVUZ, Celalettin, Rusya Ukrayna barışı yakın mı? (Are Russia and Ukraine close to peace), 11 April 2022, https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/rusya-ukrayna-barisi-yakin-mi-3794331, (Accessed: 12 April 2022).

YAVUZ, Celalettin, Soğuk Savaş’tan sıcak çatışmaya mı? (From the Cold War to the hot conflict?), 11 January, 2020, https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/soguk-savastan-sicak-catismaya-mi-3729605, (Accessed: 12 April 2022).

Dipnotlar


[1] Please see the detail about the 2014 Russian-Ukrainian crisis in Sertif Demir, Ukrayna Krizi: Yeni Küresel Politik Düzenin Başlangıcı,(Ukranian Crisis and The Beginning of the New Global Political Order) in Hasret Çomak, Caner  Sancaktar ve Zafer Yıldırım (Eds.), Uluslararası Politikada Ukrayna Krizi” (Ukrainian Crisis at International Policy), Beta, İstanbul, 2014.

[2] Claire Mills, Ukraine: Russia's "red line", Research Briefing, 940, 18 February 2022, p. 2, commonslibrary.parliament.uk

[3] Please see the detail about Shanghai Cooperation Organization in Sertif Demir, Şanghay İşbirliği Örgütünün Evrimleşmesinin Analizi ve Türkiye Açısından Değerlendirilmesi (The Analysis of Evolution of Shanghai Cooperation Organization and Assessment in Turkey’s Perspective) Hasret Çomak ve Caner Sancaktar (Edts.), Türk Dış Politikası, İstanbul, Beta, 2013 and Sertif Demir and Ayca Eminoglu, “Küresel Rekabetin Karşilaştirmali Bir Analizi: Kuzey Atlantik Antlaşmasi Örgütü (Nato) Ve Şangay Işbirliği Örgütü (ŞIÖ)” (A Comparative Analysis Of Global Competition: North Atlantic Treaty Organization And Shanghai Cooperation Organization), Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 52, 2018, pp.115-142.

[4] Ünal Çeviköz, Rusya-Ukrayna krizini Türkiye çözebilir mi? (Can Turkey solve the Russia-Ukraine crisis?), 03 April 2004, https://www.politikyol.com/ukrayna-krizi-ve-turkiye/

[5] Peter Rutland, An unnecessary war: the geopolitical roots of the Ukraine crisis,  In Agnieszka Pikulicka and Richard Sakwa (eds.), Ukraine and Russia: People, Politics, Propaganda and Perspectives, Bristol. Uk: E-International Relations, March 2015, pp. 129-140.

[6] Rutland, op.cit., pp. 129-140.

[7] Çeviköz, op.cit.

[8] Ibid.

[9] Please see the detail about the Russian ‘near abroad policy’ in Sertif Demir and Mehmet. S. Erol, Rusya’nın Orta Asya Politikası (The Russian Central Asian Policy), Sezgin Kaya (Ed.), Rusya Federasyonu Dış Politikası (Russian Federation Foreign Policy), Bursa, MKM Yayıncılık, 2013, 311-341.

[10] Please see the detail about the NATO in Sertif Demir, 21. Yüzyilda Bariş Ve Güvenliğin Tesisinde NATO’nun Rolü”, (The Role of NATO in Maintaining Peace and Security in 21st Century), Gazi Akademik Bakış Dergisi,, 9(18), 2016, pp. 235-252.

[11] Çeviköz, op.cit.

[12] Please see the detail about NATO’s transformation in Sertif Demir, Stratejik Konseptler ve NATO’nun Dönüşümü” (Strategic Concepts and Transformation of NATO) in M.Seyfettin Erol (Ed.), Sıcak Barışın Soğuk Örgütü: Yeni NATO (Cold Organization of Hot Peace: New  NATO), Ankara, Barış, 2012, pp. 57-114.

[13] Çeviköz, op.cit.

[14] Rutland, op. cit., pp. 129-140.

[15] Çeviköz, op.cit.

[16] Çeviköz, op.cit.

[17] Çeviköz, op.cit.

[18] John Mearsheimer, Why the Ukraine Crisis Is the West’s Fault, Foreign Affair, September/October 2014, pp. 1-12, p. 1.

[19] Ibid.

[20] Ibid, p. 4.

[21] Mills, op. cit., p. 2.

[22] https://mid.ru/ru/foreign_policy/rso/nato/1790803/?lang=en

[23] Steven Pifer, Russia’s draft agreements with NATO and the United States: Intended for rejection?, December 21, 2021 https://www.brookings.edu/blog/order-from-chaos/2021/12/21/russias-draft-agreements-with-nato-and-the-united-states-intended-for-rejection/

[24] Ibid.

[25] Ibid.

[26] Ibid.

[27] Ibid.

[28] Ibid.

[29] Ibid.

[30] Mearsheimer, op. cit., p. 4.

[31] An Analysis of the Russia/Ukraine Conflict, 03/17/2022, HHS Cybersecurity program, https://www.hhs.gov/sites/default/files/an-analysis-of-the-russia-ukraine-conflict.pdf

[32] Sylwia Demedziuk, The New Dimension of War – The Ukraine Conflict, pp. 91-109, p. 96-97.

[33] Summary of Ukrainian history (from various sources), https://www.vanderbilt.edu/olli/class-materials/Summary_of_Ukrainian_history.pdf

[34] Celalettin Yavuz, Soğuk Savaş’tan sıcak çatışmaya mı? (From the Cold War to the hot conflict?), 11 January, 2020, https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/soguk-savastan-sicak-catismaya-mi-3729605.

[35] Summary of Ukrainian history (from various sources)

[36] Anton Bebler, Crimea and the Russian-Ukrainian Conflict, Romanian Journal of European Affairs, 15(1), March 2015, pp. 35-54, p. 37.

[37] Bebler, op. cit., p. 37.

[38] Sergei Karaganov, Russia and the Slav vicinity in V. Baranovsky, 1997, p. 300 cited in Bebler, op. cit., p. 40.

[39] Rutland, op. cit., p. 2.

[40] Ibid.

[41] Gerasimov doctrine is Russian new warfare doctrine which redefines the conflicts among states and sees military power equal with political, economic, informational humanitarian and other non-military activities. It was conceptualized by Russian Chief of staff, Valery Gerasimov in 2013.

[42] Yavuz, op. cit.

[43] Mills, op. cit., p. 6.

[44] https://data2.unhcr.org/en/situations/ukraine

[45] Mearsheimer, op. cit., p. 7.

[46] Ibid.

[47] Rutland, op. cit., p. 66-88.

[48] Ibid.

[49] Celalettin Yavuz, Rusya Ukrayna barışı yakın mı? (Are Russia and Ukraine close to peace), 11 April 2022, https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/rusya-ukrayna-barisi-yakin-mi-3794331

[50] An Analysis of the Russia/Ukraine Conflict, 03/17/2022, HHS Cybersecurity program, https://www.hhs.gov/sites/default/files/an-analysis-of-the-russia-ukraine-conflict.pdf

[51] Ibid.

[52] Tyson Wetzel and Barry Pavel, What Are The Risks And Benefits Of Us/NATO Military Options In Ukraine?, 2022, https://www.atlanticcouncil.org/content-series/the-big-story/what-are-the-risks-and-benefits-of-us-nato-military-options-in-ukraine-our-strategic-risk-calculator-has-answers/


Google Ads