logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ua-iliskiler

Türkiye'nin Enerji Güvenliği ve Rus Gazının Fiyatlandırılmasının Etkileri

Avrupa'nın güvenliği bağlamında Rus gazının fiyat artışlarının Avrupa ülkelerine etkilerini bir önceki yazımızda ele almıştık. Türkiye'ye etkilerini de bu yazımızda kapsayacağız.

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 13.10.2021
  • Süre : 5 dk
  • 253 kez okundu

D

Dünyada Enerjiye İhtiyaç Giderek Artıyor:

Dünya genelinde nüfus ve refah arttıkça uzun vadeli enerji talebinin de artarak devam edeceği öngörülmektedir. Tamamen yeşil enerjiye dayalı bir sistem teoride mümkün, gerçekte, 2040 yılı öngörülerine göre, dünyanın enerji ihtiyaçları fosil yakıtlar (petrol, kömür, doğal gaz vb.) olmadan karşılanabilmesi mümkün gözükmemektedir. Petrol, dünyada en çok tüketilen birincil enerji kaynağı olarak yerini korurken, dünya çapında doğal gaz tüketiminde artış gözlenmektedir.

Enerji, geçmişte olduğu gibi günümüzde de uluslararası ilişkilerde belirleyici olan faktörlerin başında gelmektedir. Ülkeler arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın oluştuğu en önemli alanlardan birini oluşturmaktadır. Bunun en temel nedeni ise enerjinin, dünya ticaretinin önemli bir sektörü olmasıdır.

Enerji arz güvenliği, Uluslararası Enerji Ajansı tarafından “uygun fiyatlarda, enerji kaynaklarına kesintisiz erişim” şeklinde tanımlanmaktadır. Enerji talep güvenliği ise “tedarikçi ülkelerin ürettiği petrol ve doğal gaz gibi enerji ürünlerine yönelik rekabetçi piyasa fiyatlarında, sabit ve düzenli bir talebin varlığı” şeklinde ifade edilmektedir.

Enerji nakil hatları, tüketici ülkeler açısından arz güvenliğini, tedarikçi ülkeler açısından ise talep güvenliğini sağlamaktadır. Enerji nakil hatlarının geri dönüşsüz maliyeti yüksek projeler olması, bu hatlar üzerinden kurulan bağımlılıktan çıkış maliyetlerinin tedarikçi ve tüketici ülkeler açısından yüksek olmasına neden olduğu ileri sürülmektedir.

Türkiye Doğal Gazda İthalata Bağımlı Bir Ülkedir:

Türkiye’nin doğal gaz üretim kapasitesi, toplam tüketiminin %1’i civarında gerçekleşmektedir. Enerji Piyasası Denetleme Kurulu (EPDK)’nın verilerine göre, 2019 yılında yurt içinde üretilerek satışa sunulan doğal gazın miktarı yaklaşık 474 milyon standart m³ (Sm³) iken, tüketilen doğal gaz miktarı ise 45,3 milyar Sm³.

Türkiye’nin doğal gaz tüketimi yıllar bazında dalgalı bir seyir izlemekle birlikte, son 10 yıl baz alındığında, doğal gaz tüketimi yıllık yaklaşık 46 milyar Sm³’tür. Bu yönüyle Türk doğal gaz piyasası, Avrupa’nın en büyük beş piyasası arasında yer almaktadır. Türkiye sahip olduğu kısıtlı fosil yakıt kaynaklarından dolayı petrolde olduğu gibi doğal gazın da yaklaşık %99’unu ithal etmek zorundadır. Bu dışa bağımlılık Türkiye’nin dış ticaret açığındaki en önemli kalemlerden birisidir.

2019 yılında boru hattı ticareti, toplam gaz ticaretinin %63’ünü, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kalan %37’yi oluşturmuştur. 2019 yılı ithalat rakamlarına bakıldığında, Türkiye; 45,3 milyar m³’lük gazın %33,61’ini (15,1 milyar m³) Rusya’dan, %21,2’sini (9,5 milyar m³) Azerbaycan’dan ve %17,11’ini (7,7 milyar m³) İran’dan ithal etmiştir. 2009-2018 yılları arasında Türkiye’nin en çok doğal gaz ithalatı yaptığı ülkeler sırayla Rusya, İran ve Azerbaycan iken; 2019 yılında bu sıralama Rusya, Azerbaycan ve İran olarak değişmiştir.

2020 yılı verilerine göre, Türkiye’nin üçüncü çeyrekte bin metreküp Rus gazı için 188,62 $, İran gazı için 191,73 $, Azerbaycan gazı için 180,67 $ ödediği belirtilmiştir. 2021 yılındaki gaz fiyatlarındaki artışlar bu rakamları 800 $ civarına taşıma eğilimindedir. Nitekim Azerbaycan’la son yapılan doğal gaz anlaşmasına göre, Türkiye, bu yıl Sm³ başına 860 $ ödeme yapacaktır. Eğer, gaz ithalatının yapıldığı ülkelerle ‘uzun dönemli sabit fiyat’ anlaşmaları yapıl(a)madıysa, yüksek rakamlarla gaz ithalatı bir zorunluluk olabilir.

Türkiye'de Doğal Gaz Fiyatlaması:

Doğal gaz fiyatları BOTAŞ’ın petrole endeksli ve ‘al ya da öde’ yükümlülüğü içeren uzun dönemli sözleşmelerindeki fiyatlara ve döviz kurundaki hareketlere göre belirlenmektedir. BOTAŞ tarafından açıklanan rakamlara göre, 2021 Yılı Ekim Ayı Doğal Gaz Toptan Satış Fiyat Tarifesine göre, Avrupa ortalama fiyatları, Sm³ cinsinden, %326 oranında artış kaydetmiştir. Ekim 2020 ayında 173.36 $ olan 1 Sm³ doğal gazın fiyatı bugün (Ekim 2021) itibariyle 784.43 $’dır. Artış eğilimi devam etmektedir.

Türkiye’nin doğal gaz ithalatında en büyük paya sahip olan Rusya, İran ve Azerbaycan, uzun dönemli boru gazı alım sözleşmeleri vasıtasıyla Türkiye’nin ‘sabit’ ithalat kaynaklarını oluşturmaktadır. Nijerya ve Cezayir ise süresi önümüzdeki yıllarda dolacak uzun dönemli LNG sözleşmeleriyle doğal gaz tedarik edilen ülkelerdir. LNG ithalatının %73’lik kısmını Cezayir ve %27’lik kısmını Nijerya oluşturmaktadır. 8 farklı ülkeden yapılan spot LNG ithalatı 2019 yılında toplam doğal gaz ithalatı içinde %11.6’lık bir paya sahip olmuştur.

Azerbaycan, Rusya ve İran gibi ülkelerden yapılan boru gazı ithalatının yanında LNG ithalatının artması ve Katar, Nijerya, ABD gibi ülkelerden bu yolla gaz tedarik edilmesi yönündeki uygulamalar, piyasa derinliğinin artırılması bakımından önemlidir. Türkiye, bir dönem tükettiği doğal gazın yarıdan fazlasını Rusya’dan satın alır konumdayken kaynak ülke çeşitliliği bakımından ciddi bir arz güvenliği yaratan bu duruma karşı alınan tedbirler sayesinde Rusya’nın doğal gaz ithalatındaki payı 2019 yılında %34’e kadar gerilemiştir.

Türkiye’nin Enerjide Ruslara Bağımlılığı Sorunu:

Türkiye ve Rusya’nın 1967 yılına kadar uzanan enerji ilişkileri, kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil enerji kaynaklarının yanı sıra günümüzde nükleer enerji alanına da taşınmış, bu durum, Türkiye’nin bu ülkeye enerji güvenliği boyutundaki bağımlılığını daha da artmıştır.

1970’li yıllarda özellikle sanayi sektörü ve konutlarda doğal gaz tüketiminin giderek artması, Türkiye’yi, doğal gaz tedarik edebileceği ülke arayışına sürüklemiş ve SSCB, tercih edilen tedarikçi ülkelerden biri olmuştur. 12 Eylül 1984 tarihinde yapılan hükümetler arası anlaşma kapsamında, iki ülkenin ulusal enerji şirketleri tarafından 1986 yılında 25 yıl süreli bir sözleşme imzalanmış ve Rusya’dan Türkiye’ye ulaşan ilk doğal gaz hattı olan, Trans Balkan Doğal Gaz Boru Hattı’nın (Batı Hattı) inşasına başlanmıştır. Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’ı geçerek Türkiye’ye ulaşan Batı Hattı, 1987 yılında tamamlanmış ve her yıl 6 milyar metreküp doğal gaz Türkiye’ye ihraç edilmeye başlanmıştır. Batı Hattı’nın kapasitesi 8 milyar metreküpe çıkartılmıştır. Daha sonraki yıllarda diğer boru hatları devreye girmiştir.

Rusya'nın Doğal Gaz Kaynakları ve Türkiye:

Dünya çapında kanıtlanmış doğal gaz rezervlerinin %25’ine ev sahipliği yapan Rusya, enerji üretiminde de oldukça iddialı bir ülkedir. Petrol üretiminde Suudi Arabistan ve ABD’den sonra üçüncü sırada, doğal gaz üretiminde ise ABD’den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Doğal gaz ihracatının ise %75’inden fazlası Avrupa ülkelerine yapılmıştır. Rusya’nın en fazla doğal gaz ihracatı gerçekleştirdiği ülkeler arasında, Almanya ilk sırada Türkiye ise ikinci sırada yer almaktadır.

Türkiye, doğal gaz tüketiminin yarısından fazlasını – tek bir tedarikçi ülkeden – Rusya’dan ithal ettiği için enerji arz güvenliği açısından önemli belirsizliklerle karşı karşıya kalma olasılığı her zaman için yüksektir.

Türk-Rus İlişkileri:

Osmanlı döneminde olduğu üzere, yakın tarihimizde de Türkiye-Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerde zaman zaman çıkarların çatıştığı ve önemli sorunların yaşandığı dönemler olmasına rağmen, iki ülke arasındaki enerji diyaloğu sürekli gelişmiştir. Türkiye’nin Rusya’nın enerji politikalarını sekteye uğratacak ve Avrupa enerji pazarındaki hâkimiyetinin azalmasına neden olacak başka projelerde yer alması, iki ülkenin enerji ilişkilerinin gelişmesine engel olamamıştır. 2015 yılında yaşanan uçak krizi sonrasında kısa dönemli bozulan ilişkiler, doğal gazdan ziyade turizm, tarım ürünleri benzeri alanlara olumsuz şekilde yansıtılmıştır. Bu dönemde Rusya ve Türkiye arasındaki karşılıklı bağımlılık bir enerji kesintisi olmadan krizin atlatılmasını sağlamıştır. Buna rağmen Türk-Rus çıkarlarının çatıştığı jeopolitik problemler, Suriye ve Libya krizleri benzeri farklı güvenlik yaklaşımları, iki ülkenin sürekli barış içinde bir arada yaşayacağının garantisi olmadığına dair belli belirsiz işaretler vermektedir. İki ülke arasında çeşitli nedenlerle çıkabilecek bir kriz; çapı ve derinliğine göre, Rusya tarafından doğal gazın ‘karşı silah’ olarak Türkiye’ye riskin sonuçlarını yansıtabileceğine yönelik ‘kötümser senaryo’ olasılığına; Türk siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki karar alıcıların Türkiye-Rusya temaslarında hassasiyet göstermesi gereğini ortaya koymaktadır.

Ukrayna krizlerinde olduğu gibi doğal gaz akışında kesintiye giderek veya doğal gaz ithalat fiyatlarını aşırı arttırarak, enerji kaynaklarını bir silah olarak kullanmaktan çekinmemektedir. Rusya, bu stratejisini özellikle kendisinin daha az korunmasız olduğu durumlarda, kendisine karşı daha fazla korunmasız olan ülkelere karşı uygulamaktadır.

Enerji Sektörü Rus Ekonomisinin Can Damarıdır:

Rus ekonomisinin önemli bir parçası olan enerji sektörü, ülkenin ihracat geliri, bütçe geliri ve gayri safi milli hasılasının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. İhracata olan bağımlılığı azaltma ihtiyacı sıkça dile getirilmesine rağmen, özellikle son 20 yılda ülke ekonomisi, enerji kaynaklarının ihracatından elde edilen gelire bağımlı hale gelmiştir Bu durum, Rusya’nın yoğun şekilde enerji ihracatı gerçekleştirdiği ülkelerle ilişkilerinde, karşılıklı bağımlığın maliyetlerini belirleyen duyarlılığının ve korunmasızlığının artmasına neden olmuştur.

Türkiye ve Rusya, petrol ve doğal gaz gibi fosil enerji kaynaklarına ev sahipliği yapan Hazar Bölgesi ile bu enerji kaynaklarının yoğun olarak tüketildiği Avrupa ülkeleri arasında doğal bir geçiş ülkesidir.

Rusya’nın gazını ihraç etme zorunluluğu ve Türkiye’nin Ukrayna’nın alternatifi bir doğal gaz güzergahı olma yönündeki istekliliği, iki ülkeyi birbirine karşılıklı bağımlı kılmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin Rusya’ya karşı tek taraflı bir bağımlılık içinde olmamasına hizmet etmeye devam etmektedir.

Türk-Rus İlişkilerinde Enerji Bağlamında Denge Birinci Faktördür:

Her durumda Türkiye; ilişkilerde dengeyi korumaya, Rusya lehine doğal gaz bağlamında bir bağımlılığa dönüşmemesi için çaba göstermektedir. Bu alanda karşılaşılabilecek en temel sorun, doğal gaz alanındaki bağımlılığın nükleer enerji gibi diğer alanlara taşınmasıyla, Rusya’nın Türkiye’nin enerji pazarındaki hâkimiyetinin daha da artmasıdır.

Rusya, yakın tarihimizde demir çelik sektöründe yaptığı kritik yatırımla, bu alanda Türkiye’nin önünün açılmasına katkı sağlamıştır. 1970’lerde gerçekleştirilen Türkiye’nin en yüksek kapasiteli ham petrol işleme tesislerinden biri olan Aliağa Petrol Rafinerisi, Sovyetlerin teknolojisi ve insan gücü ile kurulmuştur. Günümüzde de ülkemizde nükleer enerji alanına yatırım yaparak Türkiye’nin nükleer enerji ihtiyacının karşılanabilirliğine olumlu bir katkı sağlamaktadır. Bu yönüyle, Rusya Federasyonu ile ilişkilerin, Türkiye adına olumlu teknolojik yatırımların önünü açmasını sağlamaya devam etmesi, temel gaye olmalıdır.

Olumlu yatırımlara rağmen, Türk Hükümetlerinin; Ruslarla ilişkilerde, bağımlılık dengesini gözetmesi ve öncelikle doğal gaz alanında önlem alması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya; Avrupa ülkelerinde doğal gaz depolama projeleri geliştirmek, enerji dağıtım şirketlerini satın almak gibi yatırımlarla, Avrupa’yı kendisine büyük oranda doğal gaz bağımlısı yapmıştır. Türkiye’nin yurt içinde depolama ve işletme bacağında Rusya’ya ilave bir bağımlılık yaratmaktan uzak duran politikalar geliştirmesi önem arz etmektedir.

Türkiye’nin Bağımlılığı Aşmaya Yönelik Çabaları

Uzun yıllara dayalı enerji ithalat bağımlılığının oluşmasından rahatsız olan Türkiye; özellikle Rusya Federasyonu’na karşı mevcut doğal gaz bağımlılığını aşmak için çaba göstermektedir. Bu maksatla, doğal gazın ithal edildiği kaynakların çeşitlendirilmesine özen gösterilmekte, mevcut doğal gaz depolama tesislerinin sayısının ve kapasitelerinin arttırılması hedeflenmekte, mümkün olduğunca yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına doğru arayışlarını sürdürmektedir.

Bu kapsamda, sahip olunan doğal gaz depolama kapasitesinin uzun vadede %20’ye yükseltilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması, doğal gaz ithalatında tek bir tedarikçi ülkeye bağımlılığın %50 ile sınırlandırılması ve Ortadoğu ve Afrika’daki diğer tedarikçi ülkelerden doğal gaz temin edilmesi politikasına sadık kalındığı gözlemlenmektedir.

Türkiye, diğer ülkelerden uzun dönemli anlaşmalarla ithal ettiği doğal gazı, depolama tesisleriyle rezerv olarak tutabilmek için gayret göstermektedir. 2021 yılı itibariyle, 4,5 milyar m³’lük kapasiteye sahip yer altı doğal gaz depolama tesislerini genişletme çalışmaları devam etmektedir. Kapasite genişletme sonrasında, 2023 itibariyle depolama kapasitesinin 11 milyar m³’e ulaşması planlanmıştır.

Türkiye'de Doğal Gaz Depolama Faaliyetleri:

Depolama tesislerinin amacı; saatlik, günlük ve mevsimlik ihtiyaçlara uygun arz güvenliğini temin etmek, arz- talep dengesizliklerini gidermek, Türkiye'nin doğal gaz alım anlaşmalarına göre “al ya da öde şartları” gereği satın alması gereken ihtiyaç fazlası gaz depolarda tutmak, talebin fazla olduğu zamanlarda sisteme vermek, aşırı soğuklarda, barajlarda suyun azaldığı kuraklık durumlarında doğal gaz kullanımını artırmak suretiyle, kesintisiz bir doğal gaz akışını temin etmektir. Böylece, doğal gazda fiyat dengesi ve arıza ihtimallerine karşı güvence sağlanması mümkün olabilmektedir. Bu kapsamda Türkiye’deki doğal gaz depolama tesisleri:

-Silivri Depolama Tesisleri: Tükenmiş doğal gaz rezervuarına kurulmuştur. 2,6 milyar m³ depolama hacmine sahiptir.

-Marmara Ereğlisi LNG Tesisleri: 255 bin m³ kapasitelidir.

-Ege gaz Aliağa LNG Tesisleri: 280 bin m³ kapasitelidir.

-Tuz Gölü Depolama Tesisleri: Tuz Gölü’nün 40 km güneyinde, yerin 1 100-1 400 metre altında, tuz tabakalarının içinde oluşturulan yapay mağaralar depo olarak kullanılmaktadır. 1,2 milyar m³ kapasitelidir.

Türkiye; Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı ile günlük 17,3 milyon metreküp, Türk Akım ile 46,9 milyon metreküp ve Mavi Akım ile 47,3 milyon metreküp gazı sisteme verebiliyor. İran gazının günlük kapasitesi ise 28,5 milyon metreküp seviyesinde bulunuyor. Böylece, boru hatları, LNG, yeraltı depoları, depolama ve gazlaştırma tesisleriyle (FSRU), Türkiye doğal gaz şebekesine mevcut durumda günlük 338 milyon metreküp doğal gaz girişi sağlayabilmektedir.

1-Rusya-Türkiye Doğal Gaz Hattı

Rusya Federasyonu-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Malkoçlar giriş noktasından Hamitabat, Ambarlı, İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir güzergâhını takip ederek Ankara'ya ulaşmaktadır. Hat 842 km uzunluğundadır.

2-Türk Akım (Anapa-Kıyıköy Doğal Gaz Hattı)

Rusya’nın Anapa şehri ile Kıyıköy (Kırklareli) arasındaki paralel iki hattın her birinin uzunluğu 930 kilometredir. Ülkemize ve Avrupa’ya gaz akışı, 1 Ocak 2020 itibarıyla başlamıştır.

3-Mavi Akım (Samsun - Ankara Doğal Gaz Hattı)

Mavi Akım Projesi olarak da bilinen boru hattı, Türkiye topraklarında, Samsun'dan başlayarak Amasya, Çorum, Kırıkkale üzerinden Ankara'ya ulaşmaktadır. Hattın yapım çalışmaları tamamlanarak 2003 yılı itibarıyla sistem devreye alınmış ve Rusya'dan gaz sevkiyatı başlamıştır.

4-Türkiye-Yunanistan (İpsala-Gümülcine Doğal Gaz Boru Hattı)

Bu hattın 211 km’si Türkiye, 85 km’si Yunanistan sınırlarında olmak üzere toplam 296 km uzunluğundadır. Hat, 2007 yılında faaliyete geçmiştir.

5-İran (Doğu Anadolu Doğal Gaz Hattı)

İran ve doğusundaki diğer doğal gaz üreticisi ülkelerden Türkiye’ye uzanan hat olup, uzunluğu 1 491 km’dir. Bu hattın bir kolu, Doğubayazıt-Erzurum-Sivas ve Kayseri üzerinden Ankara’ya, diğeri Kayseri-Konya üzerinden Seydişehir’e ulaşmaktadır.

6-TANAP (Trans Anatolian Pipeline Project) Hattı

Azerbaycan’ın Şah Deniz sahasında çıkan doğal gazın yıllık 6 milyar m³’ü Türkiye’ye, 10 milyar m³’ü Avrupa’ya iletilmektedir. Bu hattan, 30 Haziran 2018 tarihinde ülkemize, 2020 yılı itibariyle Avrupa ülkelerine doğal gaz akışı başlamıştır.

7-Azerbaycan (Doğal Gaz Hattı)

Kars ili Posof ilçesindeki Türkiye-Gürcistan sınırından başlayan yaklaşık 113 km uzunluğunda olan bu hat, 2007 yılında tamamlanmıştır.

8-Dörtyol Yüzer LNG FSRU Terminali

Arz ve sistem güvenliğinin sağlanması hedefi doğrultusunda 2018 yılında devreye alınmış olup, 170.000 m³ sıvılaştırılmış doğal gaz depolama ve günlük maksimum 28 milyon m³ gazlaştırma kapasitesine sahip bir terminaldir.

Sonuç

Rusya’dan doğal gaz ithalatı sınırlandırılarak enerji arz güvenliği açısından belirsizlikler azaltılmalı ana hedef olması gerekmektedir. Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezine dönüşebilmesi için Rus doğal gazının alternatifi olabilecek enerji kaynaklarına erişebilecek yeni projeler devreye sokulmalı, bunun için ilgili ülkelerle uluslararası işbirliği ve çok uluslu şirketlerle ortak projelerin geliştirilmesi, halihazırda olduğu üzere, izlenmeye devam edilmesi gereken bir politikadır. Hazar Bölgesi doğal gazını AB ülkelerine ulaştırmayı hedefleyen Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı ve TANAP ile önemli adımlar atılmıştır. Bu minvalde devam edilmeli, enerji arz güvenliğini riske atabilecek anlaşmalardan kaçınılmalıdır.

21 Ağustos 2020 tarihinde Karadeniz’de Fatih sondaj gemisinin Tuna-1 kuyusunda gerçekleştirdiği sondaj ile bulunduğu ilan edilen 320 milyar m3 doğal gaz rezerv keşfinin, tez zamanda projelendirilerek, bu kuyudaki gazın ‘kullanılabilir’ hale getirilmesi, Türkiye’nin enerji güvenliğinde önünü açabilecek bir potansiyel sunmaktadır. Nispeten sakin bir barış denizi olan Karadeniz’de benzer sondaj çalışmalarının kesintisiz sürdürülmesi, yeni keşiflerin yapılması, uzun vadede, Türkiye’yi doğal gaz ithal eden ülke statüsünden ihraç ligine taşıyabilir.


Reklam

reklam