Site İçi Arama

ua-iliskiler

Yahudi ve İsrail Lobilerine Hizmet Eden ABD’nin Uluslararası Sorunlara Çözüm Getirme Şansı Olabilir mi?

Günümüz dünyasında 2022 yılı Eylül ayı itibariyle Yahudi nüfusunun 15,3 milyon civarında olduğunu biliyoruz. İsrail’in güncel rakamlara göre nüfusu 8.655.535'tir. Bu nüfusun içindeki Yahudilerin sayısı yaklaşık 7 milyon 80 bindir. Yaklaşık 8,25 milyon Yahudi İsrail dışında yaşarken, bunların 6 milyonu ABD'de ve 2,25 milyonu diğer ülkelere dağılmış durumdadır.

Dünya siyasetini, ekonomisini, her türlü uluslararası politik sorunları bazen doğrudan, bazen de dolaylı olarak etkileyen Yahudi lobisinin, artık İsrail diye Yahudilerin bir devleti olduğuna göre, dünyadaki Yahudi diasporasının gücünün ve dünyadaki sorunlara yaklaşım tarzlarının bilinmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü günümüz dünyasında her nereye giderseniz gidin Yahudi anlayışının ve düzeninin ayak izlerini görürsünüz. Yahudilerin içinde yaşadıkları toplumları başta finans ve ticaret sahalarında olmak üzere, etki altına alabildiklerine şahit olursunuz. Peki bu nasıl olabiliyor?

Bazıları bu durumu, Yahudilerin en eski semavi dinlerden birisi olan Museviliğe inanmalarını, Hıristiyanlık ve Müslümanlıktan çok daha önce dünyada var olduklarını söyleyerek, kendince bir açıklama getirebilir. Daha ulus-devlet kavramı ortaya çıkmadan binlerce yıl önce Yahudi ulusunu bir arada tutan kadim bir milliyetçiliğin olduğundan söz edebilirler. Bir gün atalarının topraklarına geri dönme ülküsünün, inancının Yahudi toplumunun fertlerini hep bir arada ve dip diri tuttuğunu iddia edebilirler. Buna benzer birçok dinamikten, faktörden bir gerekçe olarak bahsedebiliriz. Mühim olan dünyamızı kökten ilgilendiren birçok konuda Yahudi cemaatinin etki alanının büyüklüğü gerçeğinin yadsınamayacağıdır. 

Günümüz dünyasında 2022 yılı Eylül ayı itibariyle Yahudi nüfusunun 15,3 milyon civarında olduğunu biliyoruz. İsrail’in güncel rakamlara göre nüfusu 8.655.535'tir. Bu nüfusun içindeki Yahudilerin sayısı yaklaşık 7 milyon 80 bindir. Yaklaşık 8,25 milyon Yahudi İsrail dışında yaşarken, bunların 6 milyonu ABD'de ve 2,25 milyonu diğer ülkelere dağılmış durumdadır. 500 bin kadar Yahudi’ye ev sahipliği yapan Fransa, İsrail ve ABD'den sonra Yahudilerin en çok yaşadığı ülke durumundadır. Fransa'yı ise Kanada (400 bin), İngiltere (300 bin), Arjantin (200 bin) ve Rusya (150 bin) izliyor. Ülkemizde yaşayan Yahudi nüfusunun ise 15.000 civarında olduğu biliniyor. Mevcut durumda dünyadaki toplam Yahudi nüfusu, dünya nüfusunun yaklaşık %0,2'sine eşdeğerdir.

Dünya nüfusunun %0,2’sine karşılık gelen Yahudiler, özellikle ABD’de etkin bir güçtür. ABD’deki en büyük lobi kuruluşu Yahudi cemaatine aittir. Bazı Yahudi cemaatleri, İsrail aleyhine zaman zaman farklı söylemleri gündeme getirebiliyor olsalar da işin özünde Yahudi lobisi demek. İsrail lobisi demektir. Çatı kavram olarak karşımıza çıkan İsrail lobisi, başta Filistin toprakları olmak üzere farklı coğrafyalarda yaşayan her bir Yahudi’nin çıkarları için hareket eden; siyasi, kültürel, ekonomik, dinî vb. alanlarda çalışmalar yapan baskı unsuru gruplar olarak adlandırılmaktadır. İsrail lobisiyle paralel hareket eden ABD’deki Yahudi lobisinin amacı, ABD’nin dış politikasını ve askerî operasyonlarını İsrail lehine etkileyerek, İsrail'in tek başına yapması mümkün olamayan, örneğin Irak ve Suriye’nin işgali benzeri türlü operasyonların doğrudan İsrail adına ABD tarafından yapılmasını ve finanse edilmesini sağlamaktır. 

Eski ABD Başkanlarından Richard Nixon, Başkanlığı sırasında yaptığı bir söyleşide Yahudi lobisinin Amerikan siyaseti üzerinde etkilerine şöyle değinmiş: “Arapların benim dış politikalarım konusunda bazı haklı şikâyetleri olsa da, onların da anlamaları gereken bir hakikat vardır ki o da, Amerika'daki Musevilerin tüm bilgilendirme ve propaganda mekanizmasını kontrol ettikleri gerçeğidir. Büyük gazetelerin, film endüstrisinin, radyo ve TV'nin, büyük şirketlerin bir güç olarak Yahudilerin elinde olduğunun nazarı dikkate alınması gerekiyor." Evet, bu sözleri söyleyen bir dönem ABD’deki en güçlü koltukta oturmuş olan eski bir başkandır. 

Burada ironik bir durum ortaya çıkıyor. ABD, dünyaya hükmeden hegemon bir devlettir. Soğuk savaş sonrasında Sovyetler Birliği mecburen biraz kenara çekilince, neredeyse ABD’nin tek süper güç olduğu bir dünya kurulmuştur. Şimdilerde yükselen Çin ile tekrar ABD karşısında bir denge gücünün ortaya çıkması bekleniyor olsa da, ABD’nin güç seviyesinin büyüklüğü tartışmaya mahal vermiyor. Bu devasa devletin bir yönüyle Yahudi cemaatine, İsrail lobisine yenik düştüğü, çoğu kilit noktanın yönetiminin Hıristiyan Amerikalılar yerine Yahudi Amerikalıların elinde olduğu gerçeği, ABD ile ilişkilerde diğer ülkelerin dikkate almaları gereken bir gerçekliği işaret ediyor. Yahudi lobisine rağmen ABD siyasetinde kendi ülkenizin hak ve menfaatlerine ilişkin bir ilerleme kaydetmeniz oldukça meşakkatli bir uğraşla mümkün olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde nüfusun yaklaşık olarak %2 ila %3’ü oluşturan Yahudiler, bu orana karşılık kendilerinden daha kalabalık olan diğer pek çok etnik lobi ve çıkar grubundan daha etili olabilmişlerdir. Bu noktada üyelerinin sadece Yahudilerden oluşmaması ve ülkenin pek çok kesiminden destek görmeleri de önemli bir faktör olmuştur. Prof. Dr. John J. Mearsheimer ve Prof. Dr. Stephen M. Walt’a göre “Lobiyi tanımlayan, mensuplarının dini ya da etnik kimlikleri değil özel siyasi gündemleridir.”

ABD’deki İsrail Lobisini birlikte inceleyen John Mearsheimer ve Stephen Walt'a göre bu lobi esas olarak iki ana kuruluş ve yörüngesindeki sivil toplum örgütlerinden oluşmaktadır. Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (American Israel Public Affairs Committee, AIPAC); ABD Meclisi ve Senatosu nezdinde lobi faaliyetlerinde bulunarak siyasi konuları oluşturmakta ve uygulama safhasına geçilmesinde en etkili rolü oynamaktadır. Büyük Amerikan Musevi Örgütleri Başkanları Konferansı (Conference of Presidents of Major American Jewish Organizations) ise ABD'deki Musevi toplumu ile ABD hükûmeti arasındaki bağlantıyı sağlamak görevini üstlenerek yahudi cemaatlerinin hükümetlerle çalışma organizasyonlarını yapmaktadır.

Bunun yanında Amerikan Girişimcilik Enstitüsü (American Enterprise Institute, AEI), Hudson Enstitüsü (Hudson Institute), Orta Doğu Politikası için Washington Enstitüsü (Washington Institute for Near East Policy, WINEP) gibi yeni-muhafazakâr Neo-Con politikaların geliştirildiği düşünce kuruluşları da İsrail Lobisinin entelektüel kuruluşları olarak finanse edilmekte ve İsrail’in çıkarları için faaliyetlerini yürütmeleri sağlanmaktadır. İsrail lobisinin bir kolu olan "American Enterprise Institute"da çalışan Michael Rubin'in The Wall Street Journal, The New Republic, National Review ve The Weekly Standard adlı İsrail lobisi kontrolündeki gazete ve mecmualarda, diğer neo-conların yazdıkları gibi İsrail yanlısı, Türkiye'de yapılan ve yapılmasını istedikleri 15 Temmuz girişimini mazur göstermeye cüret eden ve Kürdistan adında bir ülke kurulması lehinde yazıları yazabilen bir kişidir. 

Bugün ABD’nin nüfusu içinde yaklaşık yüzde üç gibi bir insan sayısına sahip olan bu Yahudi toplumu, Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomisinin yüzde 60-70’ine hükmetmesi sanırım her şeyi ifade daha anlaşılır kılıyor. Bu diaspora aynı zamanda Amerikan seçimlerini ve dış politikasının direkt etkileyebilecek dinamikleri devreye gerektiğinde sokabilmektedir. Ülkemizden ABD’ye giden siyasetçi, iş adamı ve devlet adamlarının çoğunluğunun bu diasporanın kuruluşları ve lobileriyle temas etmesi, Yahudilerin etki alanlarının bize kadar uzandığını, ne kadar geniş ve güçlü olduğunu kanıtlıyor. 

İsrail lobisinin etkisi altında kalan Başkan Joe Biden; Dışişleri, Hazine ve Adalet Başkanlığı başta olmak üzere birçok önemli görev için kabinesine Yahudi kökenli isimleri almayı tercih ediyor, İsrail politikalarının hararetli bir destekçisi olduğunu saklamıyor. Bunlarda yetmemiş ki İç Güvenlik Bakanlığına Alejandro Mayorkas’u ve Adalet Bakanlığına Merrick Garland’ı getirdi. Haines, ABD’nin yeni Ulusal İstihbarat Direktörü oldu. Ronald Klain, ABD Başkanı Beyaz Saray Özel Kalem Müdürlüğüne getirildi. Wendy Sherman’ı Dışişleri Bakanı Yardımcılığına, David Cohen’i ise CIA Başkan Yardımcılığı görevine getirdi. Bunlar bildiklerimiz. İnanın bilmediklerimiz, bildiklerimizin en az iki katıdır.

 Saygı dolu sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 24.10.2023
  • Süre : 3 dk
  • 1197 kez okundu

Google Ads