logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ua-iliskiler

Yunan İddialarına Karşı Türkiye'nin Cevapları: Bölüm-9

Türkiye, Ege’de ve Akdeniz’de MEB ilanı yapmamıştır. Ancak, Yunanistan ile kıta sahanlığına benzer sorunlar, ilan edilmesi halinde MEB için de geçerlidir.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 08.07.2022
  • Süre : 4 dk
  • 228 kez okundu

MEB Nedir?

Münhasır ekonomik bölge (MEB) (Exclusive economic zone-EEZ), Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca bir devletin deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanılmasında su ve rüzgâr enerjisi de dâhil olmak üzere özel haklara sahip olduğu deniz bölgeleridir. Bu alan devletin denize olan kıyı kenarından, denize doğru 200 deniz mili dışına kadar uzanır. 

1958’de uluslararası hukukta tanımlanan Münhasır Ekonomik Bölge, kıta sahanlığının kıyı devlete tanıdığı petrol ve doğalgaz arama ve çıkarmaya ilişkin egemen hakların yanı sıra balıkçılık gibi su kütlesindeki canlı kaynaklara ilişkin hakları da kapsıyor. Bir devlet Münhasır Ekonomik Bölge ilan ettiği alanda hem canlı hem cansız kaynaklardan ekonomik menfaat elde etme hakkına sahiptir. Yani bölgede petrol, doğalgaz arayabilir, balıkçılık tesisi kurabilir.

1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 5. Kısmında da MEB şöyle düzenleniyor:

“Deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altında canlı ve cansız doğal kaynaklarını araştırılması, işletilmesi muhafazası ve yönetimi konuları ile; aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlere ilişkin egemen haklar…”

MEB’in belirlenmesi için “ilan” ve “antlaşma” şeklinde iki ayrı ya da bütünler yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerden MEB ilan etmek için 1982 BMDHS’nin 75’inci maddesi gereğince sahildar devletin ilan ettiği MEB’i gösteren harita yayımlayarak veya coğrafi koordinatlara ilişkin listeleri gerektiği şekilde yayımlayarak bunların bir nüshasını BM Genel Sekreteri’ne göndermesi gereklidir.

Kıta sahanlığının aksine MEB’in ilan edilmesi gerekir. Bu bölgede sahildar devletin deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altındaki doğal kaynaklarının araştırılması ve işletilmesinde egemen hakları bulunur. Bu bölgede balıkçılığa ilişkin haklar da sahildar devlete aittir.

 

MEB ve Kıta Sahanlığı Farklılıkları:

MEB, kıta sahanlığına göre daha kapsayıcıdır.

Sahilleri bitişik ve karşı karşıya bulunan devletler arasındaki MEB sınırlandırmasında “hakkaniyet” ilkesine uyulur.

Kıta sahanlığı veya MEB’in sahildar devlete bu alanların sadece ekonomi bağlamında kullanımı bakımından egemen haklar verir. Nitekim, bu bölgeler uluslararası sulardadır ve diğer devletlerin de bu alanlarda tam seyrüsefer serbestisi bulunur.

Örneğin, A ülkesine ait bir MEB alanında, B ülkesine ait sivil veya askeri bir gemi tam seyrüsefer serbestisine sahip. Aynı şekilde B ülkesi, A ülkesine ait MEB alanında A’nın kara sularına girmemek kaydıyla izin almaksızın tatbikat gerçekleştirebilir.

Kıta sahanlığı doğal hak iken MEB ise ülkelerin uygun biçimde ilan ettiği bölgeleri tanımlıyor. MEB ilanında çakışan talepler ilgili ülkelerin uzlaşmasıyla çözüme kavuşuyor. Hakça yapılan paylaşımlar dikkate alınmak koşuluyla MEB sahası 200 deniz miline kadar uzanabiliyor.

Kıta sahanlığı cansız kaynaklara ilişkin haklar sağlarken, MEB tüm bu haklara ek olarak söz konusu devlete kıta sahanlığı bölgesinde bulunan canlı doğal kaynaklara ilişkin de egemenlik hakkı sağlıyor.

Kıta sahanlığının varlık nedeni doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesidir. Doğal kaynaklar deniz yatağı ve toprak altının maden ve diğer canlı olmayan kaynakları ile birlikte, sabit neviden canlı organizmaları kapsamına alır.

Karasularına bitişik ve onun ötesinde 200 deniz mili mesafeye kadar uzanan münhasır ekonomik bölgede kıyı devletine, bu bölgedeki deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yatağında ve bunun toprak altındaki canlı ve cansız doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi, korunması ve idaresi için egemen haklar sağlamaktadır.

Kıta sahanlığında sadece sabit türden canlı organizmalar kapsam dahiline alınmışken, münhasır ekonomik bölgede ise canlı ya da cansız doğal kaynakların tümü kapsama alınmıştır. Bu da 200 deniz miline kadar olan bölgede münhasır ekonomik bölge rejiminin daha etkin olduğunu kıta sahanlığı rejimine göre daha fazla haklar sağlamakta olduğunu göstermektedir.

Kıta sahanlığı ile sağlanan hakların önemi ise daha çok 200 milin ötesindeki alanlar için önemli olacaktır. Kıyı devleti münhasır ekonomik bölge ilan etmesi halinde kıta sahanlığında sağlanan haklar otomatik olarak bu bölge içinde yer alacaktır.

Akdeniz'de Durum:

Türkiye, 18 Mart 2019 tarihinde Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı dış sınırlarını ilan etti. Ancak Türkiye halen münhasır ekonomik bölge sınırını ilan etmedi. Bilindiği gibi kıta sahanlığı bütün ülkeler için bir hak iken Münhasır Ekonomik Bölge ilana bağlıdır.

Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik bölgenin ilanı ve sınırlandırılması birçok nedenle kıyısı olan ülkeler için önemlidir. Akdeniz coğrafi özelliği gereği çok özel bir deniz olup zaten deniz sınırlarıyla ilgili bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır. MEB sınırlandırması ve ilanıyla ilgili olarak doğu Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler bir anlaşmaya varmalıdır. Hakkaniyete uygun çözümler ve prensipler deniz alanlarının sınırlandırılması için gereklidir. Türkiye; Fethiye’den Samandağ’a Suriye sınırına kadar 1577 km’lik uzun bir kıyı uzunluğuna sahiptir. Sayısız Türk balıkçı teknesi ve karasuları ve açık denizlerde sularda balıkçılık yapmaktadır. Türkiye hayati ekonomik çıkarlarına zarar verecek ve açık denizlerde balıkçılık alanlarını azaltacak münhasır Ekonomik bölge ilanına ilişkin oldu bittileri kabul edemez. Yanı sıra, Açık denizlerdeki petrol ve maden yataklarının paylaşımı da ayrı bir konudur. Türkiye hali hazırda Doğu Akdeniz’de balıkçılık kaynakların işletilmesi, deniz kirliliği ve önlenmesi, yabancı yayılımcı türler, küresel ısınmanın izlenmesi, yasadışı balık avcılığının önlenmesi ve deniz koruma alanları oluşturulması gibi bilimsel araştırma programı yürütmektedir. Uluslararası iş birliği, uzlaşma ve karşılıklı anlayış ve Akdeniz’in hassas ekosistemini korumak konusunda uluslararası ortak eylem için işbirliği gerekmektedir. Bu makalede Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de muhtemel MEB bölgesi sınırları bir haritayla gösterilmektedir.

Ege'de Durum:

Türkiye, Ege’de ve Akdeniz’de MEB ilanı yapmamıştır. Ancak, Yunanistan ile kıta sahanlığına benzer sorunlar, ilan edilmesi halinde MEB için de geçerlidir. Bununla birlikte, Türkiye’nin MEB ilanı yapmaması de facto MEB haklarından da yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Türkiye’nin etrafındaki çevre denizlerde 200 mil benzeri MEB mesafesini tatbiki de mümkün değildir. Aynı durum Yunanistan için de geçerlidir. İki ülkenin de MEB dış sınırı, dar coğrafyalarda ya ikili anlaşma ya da mahkeme yoluyla belirleniyor.

Hakça ve adaletli sınırlandırma temel kural. Ortay hat kural değil. Ayrıca ikili anlaşmanın da 3. tarafların haklarını, muhtemel kıta sahanlığı / Münhasır Ekonomik Bölgelerini ihlal etmemesi gerekiyor.


Google Ads