Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

2025 Yılına Girerken Petrol Fiyatları 

Küresel Ekonomik Büyüme Öngörüleri, OPEC kararları, OPEC dışı üretim, Jeopolitik Etkenler, Yedek Üretim Kapasitesi, Stokların Durumu, Mevsimsel Koşullar, Döviz Kurları, Enflasyon, Piyasa Spekülasyonu ve bazı diğer etkenlerin petrol fiyatlarının oluşumunda etken olduğu görülmektedir.

Giriş 

Petrol fiyatları, çoğu kolaylıkla öngörülemeyen çok sayıda değişken etkene bağlı olarak değişim göstermektedir. Gerek petrol ihraç eden ve gerekse ithal eden ülkeler açısın dan; petrol fiyatlarının öngörülebilmesi, kritik önem taşır. Fiyatların yüksek ya da düşük seyrinin yarata bileceği etkiler kadar, fiyatların dalgalanması da (istikrarsızlığı) ülke ekonomileri için önemli risk unsuru olmaktadır. 
Petrol fiyatlarını oluşturan etkenlerin başında, diğer tüm metalar da olduğu gibi, arz-talep dengesi (ya da dengesizliği) gelmektedir. Ancak bu temel etkenin ötesinde; Küresel Ekonomik Büyüme Öngörüleri, OPEC kararları, OPEC dışı üretim, Jeopolitik Etkenler, Yedek Üretim Kapasitesi, Stokların Durumu, Mevsimsel Koşullar, Döviz Kurları, Enflasyon, Piyasa Spekülasyonu ve bazı diğer etkenlerin fiyatların oluşumunda etken olduğu görülmektedir. Bu etkenlerin kimi zaman biri ya da birden fazlası ağırlıklı olarak öne çıkabilmektedir. Fiyat oluşumu da bu etkenlerin bile şeni olarak oluşmaktadır. 

Petrol tüketiminde %91, doğal gaz tüketiminde %98,3 ve taş kömürü tüketiminde %97,4 ithalata bağımlı olan Türkiye için, petrol ve diğer enerji kaynaklarının fiyatları, ödemeler dengemiz açısından son derece kritik önem arz etmektedir. Bir fikir vermesi bakımından, (Aralık 2024 sayımızda da belirttiğimiz gibi) Brent petrolünün varili 2022 yılında ortalama 101 dolar olurken, Türkiye’nin enerji ithalat faturası 96,6 milyar dolar olmuştur. 2023 yılında ise yukarıda belirtilen çok sayıda etkenin farklı oranlarda etkisiyle, Brent petrolünün varil fiyatı, yıllık ortalama 82 dolara gerilemiş ve enerji ithalat faturamız 69,1 milyar olarak gerçekleşmiş tir. Fiyat düşüşündeki en önemli etken, küresel ekonomik büyü me hızındaki (ve özellikle Çin’de) azalma olarak öne çıkmıştır. OPEC ve “ar tı” (OPEC +) ülkelerin petrol fiyatlarının düşmemesine yönelik üretim kısıtlama kararlarına ve özellikle Orta Doğu bölgesindeki jeopolitik kaosa karşın fiyatların, 2024 yılında da fiyatların 81 dolar / varil seviye sinde kalacağı hesaplanmaktadır. 

Petrol Fiyatlarını Belirleyen Etkenler 

Yukarıda başlıcalarını sıralama ya çalıştığımız değişken etkenleri ve fiyatları ne yönde biçimlendirebil diklerini, genel hatlarıyla açıklama ya çalışalım. 

Arz ve Talep Dengesi: 

Diğer metalarda da olduğu gibi; petrol arzının talebi karşılamada yetersiz kaldığı koşullarda, (diğer etkenlerin sabit kalması koşuluyla) fiyatlar üzerinde yukarı yönde (artış) bir baskı oluşacaktır. Aksine durumlarda ise (örneğin Covid-19 nedeniyle küresel ölçekte kapanmalara bağlı olarak, talep büyük oran da düştüğü için) arzın talepten fazla olması nedeniyle fiyatlar düşecek tir. 2020 yılında Brent petrolünün ortalama fiyatının 42 dolar/ varil gibi bir değere düşmesinin temel nedeni, bu dengesizliktir. 

OPEC Üretim Kararları: 

OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Topluluğu), halen 12 üyeli bir kartel konumundadır. Aralık 2024 itibarı ile üyeleri şöyle sıralanmaktadır: S. Arabistan, İran, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Libya, Venezuela, Kongo, Ekvator Ginesi, Gabon, Nijerya, Cezayir. OPEC üyesi ülkeler, 2023 yılı sonunda, dünya petrol rezervlerinin %79,1’ine sahiptir. (1) Energy Institute verilerine göre OPEC, 2023 yılında dünya petrol üretiminin %35,4’ünü gerçekleştirmiştir. OPEC’in üre tim kapasitesi, kuşkusuz bu oranın üzerine çıkabilecek potansiyeldedir. Söz konusu üretim miktarının (oranının) kapasiteye göre düşük olmasının politik nedenleri olduğu kadar (örneğin, Venezuela ve İran üretimleri üzerinde ABD ambargolarının baskısı, Libya’da yıllardır süren dış destekli iç çatışmalar, vb.), OPEC’in, petrol fiyatlarının aşırı düşmesini engellemek için uygulamakta olduğu kota uygulaması ve üretim kısıtlaması kararlarının da etkisi vardır. Son yılarda OPEC’in bu politikalarına, “artı” olarak tanımlanan 10 diğer petrol ihracatçısı ülkenin aynı yöndeki ve birlikte kararları da eklenmiştir. 

OPEC + Ülkeleri: 

“OPEC’e “artı” olarak eklemle nen ve birlikte üretim kısıtlaması yapan ülkeler şunlardır: Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Bahreyn, Brunei, Malezya, Meksika, Oman, Güney Sudan ve Sudan. Brezilya da gözlemci statü sü ile toplantılara katılmakta ve kısıntılara destek vermektedir. OPEC ve “artı” ülkeleri, Nisan ve Kasım 2023 aylarında, “piyasa istikrarını sağlamak amacıyla”, toplam üretimlerinde sırasıyla 1,6 milyon varil / gün ve (ek) 2 milyon varil/gün (top lam 3,6 milyon v/g) kararı aldılar. 5 Aralık 2024 toplantısında ise, bu kesintinin Mart 2025’e kadar uzatılması kararı alındı. Tüm bu çabalara karşın, özellikle Çin ekonomisindeki durgunluğa paralel olarak talep teki düşüş nedeniyle, Brent fiyatları halen 73 dolar / varil civarında seyretmektedir. 

Ek Üretim Kapasitesi: (2) 

Bu terim, özellikle S. Arabistan’ın ve kısmen de B.A.E. gibi ülkelerin, üretme kapasitesi olmasına karşın yedekte tuttuğu petrol miktarı için kullanılmaktadır. ABD Enerji Bakanlığı “Ek Üretim Kapasitesi”ni, en çok 30 gün içinde piyasalara arz edilebilecek ve en az 90 gün süreyle bu arzı sürdürebilecek miktar olarak tanımlamaktadır. 

“Ek Üretim Kapasitesinin 2-2,5 milyon varilin altında olduğu koşullarda, piyasalarda fiyatların yukarı doğru seyri yönünde baskı oluşmaktadır. Söz konusu kapasitenin 4-5 milyon v/g ve üzerinde olduğu koşullarda ise piyasalarda bir rahatlama gözlemlenmekte ve fiyatların aşağı doğru seyri yönünde etki oluşmaktadır.

Jeopolitik Etkenler: 

Petrol, özellikle Birinci Paylaşım Savaşı’ndan bu yana, jeopolitik etkenlerle bütünleşmiş bir kaynak olarak anılmaktadır. İkinci Paylaşım Savaşı’nın da belirleyicisi, petrol kaynaklarına kesintisiz ulaşabilme unsuru olmuştur dersek, abartmış olmayız. “1973 Petrol Krizi”, Altı Gün Savaşları’nda İsrail’i destekleyen ülkelere ve İsrail’e karşı bazı OPEC üyesi ülkelerin petrol ambargosuna verilen addır. Bu ambargonun sonucunda, petrol fiyatları yaklaşık 4 kat artmış, petrol ithal eden ülkelerde büyük oranda enflasyon artışlarına neden olmuştur. 

Orta Doğu’da yıllardır yaşanmakta olan duyarsızlıkların temelinde petrol olduğu gibi, Rusya-Ukrayna çatışmasının merkezinde de petrol ve doğal gaz kaynaklarının ticareti ve rekabeti yer almaktadır. İran ve Venezuela üzerindeki ABD ambargoları bu ülkelerin üretim kapasitelerini ciddi biçim de kısıtlamaktadır. Bu da arzın, gerçek potansiyelinin altında seyrine ve dolayısıyla petrol İran ve Venezuela üzerindeki ABD ambargoları arzın, gerçek potansiyelinin altında seyrine ve dolayısıyla petrol fiyatlarını yukarı yönde etkilenmesine neden olmaktadır. Libya’daki “iç çatışma” da sık sık ciddi arz ve ihracat kısıntılarına neden olduğundan dolayı, fiyatların yüksek yönlü etkilenmesine zemin oluşturmaktadır. Ambargolar nedeniyle yeterli yatırım yapılamayan petrol üreticisi bu ülkelerde, arz sıkıntıları daha da artacağından, uzun erimde de olumsuzluklar yaşanacaktır. 

İran ve Venezuela üzerindeki ABD ambargoları arzın, gerçek potansiyelinin altında seyrine ve dolayısıyla petrol fiyatlarını yukarı yönde etkilenmesine neden olmaktadır.

Mevsimsel Koşullar ve Hava Koşulları: 

“Seyahat Mevsimi” olarak da tanımlanan yaz aylarında; benzin, mazot, jet yakıtı vb. petrol ürünleri ne talep artacağından fiyatlar yukarı doğru yönlenmektedir. Soğuk kış aylarında ise ısınma amaçlı yakıtlara talep artmakta ve gene fiyatlar yükselmektedir. “Hava Koşulları” ile kastedilen ise, son yıllarda giderek sayı ve şiddetleri artan fırtına ve kasırga gibi doğal afetlerdir. 
Söz konusu kasırgalar, özellikle denizel alanlardaki (offshore) petrol üretimini ve taşımacılığını büyük oranda aksatmakta, arz kesintilerine ve fiyatların artışına neden olmaktadır. 

Döviz Kuru Oranları, Enflasyon: 

Uluslararası piyasalarda petrol ticareti, ağırlıklı olarak dolar üzerinden yapılmaktadır. Türkiye gibi, petrol tüketiminin büyük kısmını it halatla karşılayan ülkelerde, petrol fiyatlarının artması, ülkeden daha çok döviz çıkışına ve bunun sonu cunda döviz kurlarının ülke para birimi karşısında değerlenmesine yol açmaktadır. Bu durum, cari açığın artması başta olmak üzere yüksek enflasyon, faiz artışı gibi farklı ekonomik olumsuzlukların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. (3) 

Türkiye’nin enerji ithalat faturası (önceki sayımızda da belirttiğimiz gibi), cari açığın önemli kalemini oluşturmakta ve yıllar içinde farklı oranlarda toplam ithalat faturamızın %13,2’si ile %26,5’i arasında bir seyir izlemektedir. Küresel Ekonomik Büyüme Oranları da petrol (ve diğer enerji kaynaklar) talebinde de etkili ol makta; ekonomik büyüme oranları arttıkça, talep ve fiyatlar da artmaktadır. 

2000-2019 arası dönemde, ortalama %3,8 olan küresel ekonomik büyüme oranı, 2022’de %3,5’e, 2023’te %3’e, 2024’te (tahminen) %2,9’a gerilerken, petrol talep artışını da olumsuz etkilemiştir. 2000-2019 arası dönemde yıllık ortalama 1,2 milyon varil artış gösteren petrol talebi, 2024 yılında 0,84 mil yon varil / günlük artışta kalmıştır. (4) 

Talep artış hızındaki azalmada Çin ekonomisinde yaşanan durgunluğun önemli etkisi vardır. Yukarıda sıralanan başlıca etkenlerin dışında “Diğer” başlığı altında yer alabilecek farklı etkenler de vardır. Nitekim 2019-2020 yıllarına damgasını vuran, Çin’de ikinci bir pandemi dönemiyle ekonomide yeni ciddi sıkıntılara, büyüme oranlarında ve petrol talebinde büyük düşüşlere yol açan Covid-19 salgını buna örnek olarak gösterilebilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, 2020 yılında Brent petrolünün ortalama varil fiyatı 42 dolar olurken, yılın belli döneminde, 10 dolar / varilin altına düşen ya da vadeli piyasalarda “negatif” fiyatlar söz konusu olmuştur. 

Uluslararası Enerji Ajansı, Aralık 2024 Aylık Petrol Piyasası Raporu’nda, “2024 yılında bir önceki yıla kıyasla 0,84 milyon varil artış gösteren petrol talebinin, 2025 yılında (2024’e göre 1,1 mil yon varil /gün artış göstereceğini, tüketimin ise 103,9 milyon varil/güne yükseleceğini” öngörmektedir. 

2024 ve 2025 talep artışında petrokimya sektörü talebinin belirleyici olacağı, ulaştırma sektörü talebinin ise teknolojik gelişmeler ve tüketici davranış eğilimleri nedeniyle baskı altında (sınırlı) kalacağı da öngörüler arasında yer almaktadır. Küresel petrol arzı Kasım 2024’te Libya ve Kazakistan üretimlerindeki artışlarla 130 bin varil/gün yükselmiş ve 103,3 milyon varil/gün olarak gerçekleşmiştir. 

Küresel petrol arzı Kasım 2024’te Libya ve Kazakistan üretimlerindeki artışlarla 130 bin varil/gün yükselmiş ve 103,3 milyon varil/gün olarak gerçekleşmiştir.

OECD dışı ülkelerdeki talep artış hızı, özellikle Çin’de belirgin bir şekilde yavaşlarken, gelişmekte olan Asya ülkelerinin, 2024 ve 2025’te artışlara öncülük etmeye devam edecekleri de tahmin edilmektedir. Küresel petrol arzı ise Kasım 2024’te Libya ve Kazakistan üretimlerindeki artışlarla 130 bin varil/gün yükselmiş ve 103,3 mil yon varil/gün olarak gerçekleşmiştir. Petrol fiyatları, tüm bu değişken etkenlerin kimi zaman ağırlıklı olarak bir ya da ikisinin, kimi zaman ise çok daha fazla etkenin, aynı zaman dilimindeki etkilerinin bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır.

Kısa ve Uzun Dönem İçin Petrol Fiyatı Tahminleri

Başta Uluslararası Enerji Ajansı, ABD Enerji Bakanlığı, Dünya Bankası, Büyük Enerji şirketleri, Yatırım Bankaları olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluş; kısa -orta ve uzun vadeli petrol fiyatı tahminleri yapmaktadırlar. 

ABD Enerji Bakanlığı’nın Enerji Enformasyon Ajansı (Energy Information Energy) web sayfasında, Aralık 2024 Kısa Dönem Enerji Görünümü Raporu, 2024 yılı ortalama petrol fiyatını 80 dolar / varil, 2025 tahminini 74 dolar / varil olarak vermektedir.

Dünya Bankası, (benzer biçimde) 2024 yılında Brent ortalama fiyatının 80$ / varil (varil başına) olacağını; 2025 yılında 73 dolar / varil ve 2026 yılında 72 dolar / varil seviyelerine gerileyeceğini öngörmektedir.

IMF’nin 2024 için tahmini 81,3 dolar / varil, 2025 tahmini 72,8 dolar / varil olarak verilmektedir.  

J. P. Morgan’ın 2024 yılı tahmini 80 dolar/varil, 2025 tahmini 73 dolar/varildir. 

Uzun vadeli fiyat tahminleri için, Uluslararası Enerji Ajansı’nın Ekim 2024’te yayınladığı “World Energy Outlook” (WEO-2024) raporunda 3 ayrı senaryo için 2030, 2040, 2050 yılı öngörüleri yer almaktadır. Bu senaryolar arasında “baz senaryo” olarak tanımlayabileceğimiz Açıklanan Po-litikalar Senaryosu’nun (“STEPS”: Stated Policies Scenario); 2030 -2040 -2050 yılları için fiyat öngörüleri ise sırasıyla 82-79-77 dolar/varil olarak verilmektedir.

Toparlarsak; doğal olarak, başta Orta Doğu bölgesi olmak üze re, dünyanın birçok bölgesinde savaş ve işgallerin sürdüğü ve uzun süre sürecek görüntü vermesi dikkate alınırsa, söz konusu öngörüleri önemli ölçüde değiştirebilecek etkenlerin başında “jeopolitik etkenler” gelmektedir. Yeni keşifler olmaması ve petrol arz ve talebinin mevcut seviyelerde devamı halinde, üretilebilir petrol rezervlerinin ömrü 51 yıldır. Dolayısıyla, rezervlerin yeterliliği açısından bir sorun yoktur. Ancak “Enerji Dönüşümü”nün önümüzdeki yıllardaki gelişim hızı, yatırım maliyetlerinin teknolojilerdeki ilerlemelere koşut olarak düşüş seyri, petrol talebini ve fiyatları etkileyebilecek önemli bir diğer etkendir. 

Uluslararası Enerji Ajansı (WEO-2024) raporunda, iki farklı senaryoya da yer verilmektedir (Announced Pledges Scenario (APS), Net Zero Emissions by 2050 (NZE)). Bu senaryolar, Açıklanan Politikalar Senaryosu’na göre, fosil yakıtların enerji karışımındaki paylarının daha köklü oranda azaltılabilmesini hedefleyen iyimser senaryolardır. Söz konusu senaryolardan APS, 2030-2040-2050 yılları için petrol fiyatı tahminlerini, 72-63-58 dolar/ varil; 2050 yılında enerji faaliyetlerinden kaynaklanan karbon salımlarının “sıfırlanacağı” varsayımını hedefleyen NZE Senaryosu için tahminler ise sırasıyla 42-30-25 dolar/varil olarak öngörülmektedir. 

Fosil yakıt tüketimleri toplamı, enerji karışımı içinde %81 olan ve bu kaynakların tüketiminde %90’ın üzerinde ithalata bağımlı olan Türkiye için, yapılması gereken en acil politika değişikliği, fosil yakıt bağımlılığını hızla azaltmak ve yerli/yenilenebilir kaynakların enerji karışımındaki payını hızla arttırmak olmalıdır. Zengin güneş, rüzgâr (karasal ve denizel) potansiyelimiz başta olmak üzere, Türkiye’nin zengin yenilenebilir kaynakları âtıl beklemektedir. Enerji üretiminde kullanılan donanımın (rüzgâr türbini, güneş panelleri, vb. yerli üretimi de yoğunlaşılması gereken bir diğer stratejik alandır. 

(*) Not Baremi: Bu yazı, daha önce Başkent Üniversitesi’nin “Bütün Dünya” adlı dergisinin Ocak 2025 sayısında yayımlanmıştır. 

Kaynakça

(1)    https://www.opec.org/opec_web/en/data_graphs/330.htm

(2)    Spare capacity 

(3)    Türkiye Ekonomisinde Dünya Petrol Fiyatları ve Döviz Kuru İlişkisi: AMPİRİK ANALİZ, Mustafa Şit, Erdal ALANCIOĞLU; Harran Üniversitesi İİBF Dergisi Cilt: 3 Sayı: 3 Yıl: 2019 

(4)    World Oil Market Report (Dünya Petrol Piyasası Raporu), Aralık 2024, Uluslararası Enerji Ajansı “İnsanınkinden kurtulması en yüksek umuda götüren köprü ve uzun süren kötü havalardan sonra görülen gökkuşağıdır.” “İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.” “Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh…”-Friedrich Nietzsche 

Enerji Uzmanı ve Akademisyen Ahmet Necdet PAMİR
Enerji Uzmanı ve Akademisyen Ahmet Necdet PAMİR
Tüm Makaleler

  • 03.01.2025
  • Süre : 6 dk
  • 5820 kez okundu

Google Ads