Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Çin'in Nükleer Enerji Alanında Küresel Liderliğe Yükselişi: Stratejik Bir Analiz

Nükleer enerji kapasitesini hızla genişleten Çin, 2020'lerin başında yaklaşık 50 nükleer reaktör ile işletmede olan kurulu gücünü katlamak üzere iddialı bir program yürütmektedir. Dünya genelinde 62 reaktörün inşasının devam etmekteyken Çin’in bu kapasitedeki payı ise yüzde 50’dir.

Küresel enerji paradigması içerisinde Çin Halk Cumhuriyeti, nükleer enerji alanında dikkat çekici bir stratejik konumlanma sergilemektedir. Son on yıldaki politika ve yatırım tercihleri, Pekin yönetiminin karbon-nötr bir geleceğe yönelik taahhütleri ile enerji güvenliği ve ekonomik büyüme hedeflerini dengelemeye çalıştığını göstermektedir.

Nükleer enerji kapasitesini hızla genişleten Çin, 2020'lerin başında yaklaşık 50 nükleer reaktör ile işletmede olan kurulu gücünü katlamak üzere iddialı bir program yürütmektedir. Hualong One gibi yerli teknolojilerin geliştirilmesi ve üçüncü nesil reaktörlere yapılan yatırımlar, ülkenin yalnızca bir enerji tüketicisi değil, aynı zamanda teknoloji ihracatçısı olma vizyonunu yansıtmaktadır.

Çin'in "Kuşak ve Yol İnisiyatifi" kapsamında Pakistan, Arjantin ve çeşitli Afrika ülkelerine nükleer enerji teknolojisi ihraç etme çabaları, enerji diplomasisinin sofistike bir boyutunu oluşturmaktadır. Bu girişimler, jeopolitik etki alanını genişletirken aynı zamanda nükleer tedarik zincirinde Batılı aktörlerin geleneksel dominasyonuna meydan okumaktadır. Öyle ki 2020-2024 yılları arasında inşasına başlanan 38 reaktörün 23’ü Çin yapımıdır.

Bu doğrultuda 2020 yılında yapımına başlanan 5 nükleer reaktör projesinden 4'ü Çin yapımıyken, 2021 yılında yapımına başlanan 10 projenin ise 4’ü Çin tasarımıdır. 2022 yılında 8 nükleer reaktörün inşasına başlanmasıyla birlikte bunlardan 3’ü Çin tasarımıyken 2023 yılında yapımına başlanan 6 nükleer reaktörün ise 5’i Çin yapımıdır. 2024 yılına gelindiğinde 9 nükleer reaktörün yapımına başlanmıştır. Bu reaktörlerden 6’sı Çin yapımıyken Pekin bununla birlikte küresel liderliğini bir nevi pekiştirmektedir.

Dünya genelinde 62 reaktörün inşasının devam etmekteyken Çin’in bu kapasitedeki payı ise yüzde 50’dir. Bununla birlikte uluslararası nükleer yönetişim rejimleri içerisindeki varlığını güçlendiren Çin, Nükleer Tedarikçiler Grubu (NSG) ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gibi kurumlarda proaktif bir tutum benimsemektedir. Bu durum, küresel nükleer normların şekillendirilmesinde artan bir etkiyi işaret etmektedir.

Bununla birlikte, Çin'in nükleer yükselişi bazı epistemolojik ve ontolojik sorgulamaları da beraberinde getirmektedir. Zira bu durum sadece Çin’in yükselişi anlamına gelmekte ve aynı zamanda nükleer enerjiye doğru bir yönelimin de olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla netice itibariyle, Çin'in nükleer enerji alanındaki yörüngesi, sadece teknolojik bir dönüşümü değil, aynı zamanda küresel enerji düzeninde bir paradigma kaymasını temsil etmektedir. Bu sürecin uluslararası enerji ilişkileri ve emisyon azaltım hedefleri üzerindeki uzun vadeli implikasyonları, dikkatle izlenmesi gereken stratejik bir parametre olarak değerlendirilmelidir.

Doç.Dr. Anıl Çağlar ERKAN
Doç.Dr. Anıl Çağlar ERKAN
Tüm Makaleler

  • 01.04.2025
  • Süre : 2 dk
  • 942 kez okundu

Google Ads