Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Tahıl Koridoru Uğruna Türk ve Rus Donanmaları Karadeniz’de Karşı Karşıya Gelebilir mi?

Tahıl Koridoru Antlaşmanın en büyük özelliği, gıda yüklü gemilerin Karadeniz’de mayınlı alanlardan güvenli bir şekilde geçip Moskova garantörlüğü altında saldırıya maruz kalmadan Karadeniz’i kat ederek Ukrayna limanlarının kullanılabilmesine olanak tanıyordu.

Türkiye’nin öncülüğünde başlatılan Tahıl Koridoru Antlaşması bugün itibariyle, en azından şimdilik sona erdi. Oysaki, Ukrayna limanlarından kalkan 1000’inci gıda yüklü Lady Marel isimli gemi, 8 Temmuz 2023 tarihinde, bundan 10 gün kadar önce İstanbul’a ulaştığında, Rus tarafının antlaşmayı uzatacağı beklentisi yüksekti, hâlâ umutlar vardı. 

Rusya Tahıl Koridoru Antlaşmasını Neden Uzatmadı?

Dün Rusya'nın Birleşmiş Milletler Daimî Büyükelçi Yardımcısı Dmitry Polyansky tarafından yapılan açıklamada, tahıl anlaşmasıyla ilgili kararın nihai olduğunu ve daha fazla müzakere planlanmadığını tüm dünyaya duyurdu. Moskova ise, "Karadeniz Tahıl Antlaşması 18 Temmuz itibariyle sona erecek. Rusya (antlaşma kapsamında tahıl) gemilerine verdiği güvenlik garantisini geri çekiyor, denizdeki insani koridoru kapatıyor. Sadece vaatler değil somut sonuçlar görüldüğü taktirde Karadeniz Tahıl Antlaşmasına geri dönmeyi değerlendirebiliriz." açıklamasını yaptı. Rusya’nın, Batı'nın Rus gıda ve gübresine yaptırım uygulamaktan vazgeçmesi halinde Tahıl Koridoru Antlaşmasına geri dönüş yapabileceği değerlendiriliyor.

Şüphesiz Rusya’nın antlaşmayı bir anlamda rafa kaldırmasına dünyadan tepkiler geldi. Özellikle ABD ve Birleşmiş Milletler, bu insanî yardım koridorunun tek taraflı bir kararla devre dışı bırakılıyor olmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Rusya'nın anlaşmadan çekilmesinin bedelini milyonlar ödeyecek." uyarısında bulunurken, Washington yönetimi, "Rusya'yı kararı tekrar gözden geçirmesi konusunda uyarıyoruz." demekle yetindi.

Tahıl Koridoru Antlaşmasının Rusya’dan sonraki en önemli tarafı olan Ukrayna ise kendine çıkış yolu aramaya başladı. Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Rusya olmasa da Karadeniz koridorunu kullanabilmemiz için her şey yapılmalı." sözleriyle beklentisini dile getirdi. 2022 yaz aylarında Guterres’le birlikte antlaşmasının imzalanmasına önayak olan Erdoğan'a, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması'na benzer bir anlaşmanın devam ettirilmesine yönelik neler yapılabileceğine ilişkin resmi mektuplar gönderdiğini ifade etti. Zelenskiy’e göre, Ukrayna, BM ve Türkiye, Karadeniz’de ortaklaşa gıda koridorunun işletilmesini ve gemilerin denetlenmesini sağlayabilir. Anlaşıldığı kadarıyla, Kiev, Rusya olmasa da tahıl tedarikine devam etmeyi umuyor. Zelenskiy yönetiminin beklentilerine karşılayacak yanıtlar, henüz ne Türkiye’den ne de BM’den geldi.

Daha önce antlaşma özellikle Erdoğan’ın girişimiyle iki kez (27 Kasım 2022 ve 19 Mart 2023), dörder aylık sürelerle uzatılmıştı. 18 Temmuz’da üçüncü uzatmanın yapılabileceği değerlendiriliyordu ancak olmadı. Şimdi tekrar 22 Temmuz 2022 öncesine dönülmüş oldu. Tahıl Koridoru Antlaşmasının işleyişi, gemilerin uygunluğu ve denetimleri İstanbul’da kurulan merkez tarafından yapılıyordu. Bu merkezde Rusya, Ukrayna, Türkiye ve BM temsilcileri birlikte görev yapıyordu. Bu antlaşmanın en büyük özelliği, gıda yüklü gemilerin Karadeniz’de mayınlı alanlardan güvenli bir şekilde geçip Moskova garantörlüğü altında saldırıya maruz kalmadan Karadeniz’i kat ederek Ukrayna limanlarının kullanılabilmesine olanak tanıyor olmasıdır. 

Antlaşmanın geçerliliği kalmadığına göre, bundan böyle Rus donanması, Karadeniz’de Ukrayna limanlarından çıkabilecek başta tahıl olmak üzere gıda ürünlerinin çıkışına engel olabilir. Ruslar Karadeniz’de seyir halindeki Ukrayna tahılını taşıyan gemilere saldırabilir. Bu olasılık her zaman var. Öte yandan, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, dünyanın birçok ülkesi Rus ve Ukrayna tahılına ihtiyaç duyuyor. Tahılın her iki ülkeden 22 Temmuz antlaşmasıyla ihraç edilebilirliğinin önü açılmıştı. Ancak, Rusya’nın birçok ülkede bulunan bankaları, şirketleri, hesapları ABD öncülüğündeki Batı ülkeleri tarafından bloke edildiğinden, diğer yaptırımlardan fazlasıyla etkilenen, ekonomisi darbe alan Rusya’nın hiç olmazsa tahıl koridoru antlaşmasından yararlanarak gıda ürünleri ihracatını devam ettirme beklentisi oluşmuştu. Ne var ki, Batı’nın yaptırımları Moskova’nın beklentilerine set çekmeye devam etti. Bu nedenle de Tahıl Koridoru Antlaşmasına son verme kartını kullanma ihtiyacı hissediyor. Kremlin, bir şekilde tekrar masaya oturması halinde, mutlak bir surette gıda ürünleri ihracatında kendi oynama alanını genişleterek kalkmak istiyor. Batı dünyasının bu beklentiye ne ölçüde rıza göstereceği henüz berraklaşmadı. Bunun için öncelikle Karadeniz’de suların durulması gerekiyor.

Tahıl Koridoru İçin Türkiye Tekrar Devreye Girer mi?

Ankara’nın daveti üzerine, 7 Temmuz 2023 tarihinde Erdoğan-Zelenskiy görüşmesi İstanbul Vahdettin Köşkü’nde gerçekleşmişti. Görüşme sonrasında Erdoğan, “Geçen sene temmuz ayında ise BM ile yürüttüğümüz arabuluculuk neticesinde İstanbul’da atılan imzalarla Karadeniz Tahıl Girişimi’ni hayata geçirdik. 1 yılda 33 milyona yakın tahıl ihtiyaç sahiplerine ulaştıran girişimin 17 Temmuz’da dolacak süresinin yeniden uzatılmasını temenni ediyorum. Süreyi iki yıla çıkarmak gibi bir gayretin içinde olacağız.” ifadelerini kullanmıştı. Ancak Erdoğan’ın Vilnius Zirvesi öncesinde, Ukrayna’nın NATO üyeliğini hakkettiğini ve Türkiye’nin bunu desteklediğini vurgulaması Rus tarafında soğuk duş etkisi yapmıştı. Üstelik, Türkiye’de misafir edilmekte olan Azak Taburu mensuplarının Zelenskiy’e bir jest olarak serbest bırakılması da Moskova-Ankara arasında bir anda gerginliğe neden oldu.

BM verilerine göre, tahıl anlaşması kapsamında Afganistan, Etiyopya, Kenya, Somali, Sudan ve Yemen'deki insani yardımlar için Ukrayna'dan 625.000 ton sevkiyat yapıldı. 2022 yılında Dünya Gıda Programı tarafından satın alınan buğdayın yarısından fazlası Ukrayna'dan geldi. Her ne kadar bahse konu fakir ülkeler bu koridorun tekrar açılmasına yönelik müjdeli bir haber bekliyor olsalar da, Erdoğan’ın Karadeniz’i bloke etme gücünü elinde bulunduran Putin’le bir araya gelip, kendisini ikna etmesi gerekiyor. Erdoğan’ın beklentisi, Karadeniz’de farklı koridorların olması yönünde. Rusya’nın gıda nakliyata yapan gemilere ateş etmemesini sağlamak gerekiyor. Erdoğan, bu konunun sadece Putin’in insafına kalmış olmasından ayrıca rahatsız olduğunu saklamıyor: “… bu Tahıl Koridoru sadece bir devletin isteklerine bağlı olmamalı.” 

Rusya’nın antlaşmayı uzatmaması halinde, Türkiye’nin, Ukrayna tahılını taşıyan gemileri Karadeniz’de kendi donanma unsurlarıyla koruyacağına dair haberler son günlerde gündeme gelmeye başlamıştı. Bunun olabilirliğini zaman gösterecek.

Aslında bu tür değerlendirmeler, Erdoğan’ın farklı gıda koridorları olmalı yönündeki açıklaması ile örtüşüyor. Bu arada Rusya, Zelenskiy'nin Türkiye ziyaretini ve Azak Taburu mensuplarının salıverilmesini vb. konulardaki protestosunu sürdürüyor. Ayrıca Lavrov, Fidan’a Kiev'e askeri teçhizat sevkiyatının devam etmesinin "yıkıcı" olduğunu söylemesi de bunun bir parçası olarak görülüyor. Baykar’ın Ukrayna’da faaliyete geçirmek için çaba harcadığı İHA üretim fabrikasının geleceği dahil, Kiev-Ankara hattında savunma bağlamındaki temaslar Rusları rahatsız ediyor. Neticede, son günlerde Ankara-Moskova arasında ikili ilişkilerde konjonktürel bir gerginlik yaşanıyor. Koridor konusundaki Türk tarafının alternatif rota değerlendirmelerinin de bu gerginliğin bir uzantısı olarak görülmesi gerektiğini söyleyenler var. 

Sonuç

Türkiye; Ukrayna limanlarından (Chornomorsk, Odesa ve Yuzhny/Pivdennyi) gıda sevkiyatının yapılmasını kendi donanmasıyla garanti altına alma yönünde inisiyatif alabilir mi? Karadeniz’de olası bir Rus saldırısı karşı, Türk ve Rus Donanmalarının karşı karşıya gelmesi riskini almaya Ankara hazır mı? Bu olasılığın oldukça düşük olduğunu, Türkiye'nin risk almak istemeyeceğini değerlendiriyorum. Geçen yıl Karadeniz’de bir NATO ortak gücünün tesis edilmesi ve Ukrayna gemilerinin bu NATO gücü tarafından korunması da dillendirilmişti ancak Türkiye haklı olarak buna sıcak bakmamıştı. O günlerden bugüne Ankara’nın Karadeniz’de Ruslara karşı siyasetinde bir değişikliğe gitmesine sebebiyet verecek bir gelişme (son dönemdeki suni gerginlik hariç) yaşanmadı. Bununla birlikte ekonomisi alarm zilleri çalan Türkiye’nin her yerden ‘para arayışı’ devam ediyor. Erdoğan bugün Körfez’de para arıyor. Öncesinde Cevdet Yılmaz ve Mehmet Şimşek Körfez ülkelerini ziyaret etmişti. Muhtemelen onlardan gelen olumlu sinyal, bugün Erdoğan’ın çeşitli yatırım antlaşmalarına Körfez sermayesini razı etmesinin önünü açacak. Benzer arayışlar Batı finans kurumları nezdinde de devam ettiği biliniyor. Batı’dan yüklü bir finans girdisi olması halinde, Karadeniz’de Türk-Rus statükosu, Kiev ve genelde Batı lehine rafa kalkabilir. En azından son dönemdeki açıklamalar, Türkiye’nin Vilnius’ta her zamankinden daha fazla ‘NATO’cu duruşu’ buna işaret ediyor diye değerlendiriyorum.

Kaynakça

Ahmet Yiğit Kale, “Karadeniz Tahıl Koridoru Antlaşması”, Küresel Siyaset Merkezi, Temmuz 13, 2023, https://www.kureselsiyaset.org/karadeniz-tahil-koridoru-antlasmasi/

Visegrad24, 9 Temmuz, https://twitter.com/visegrad24/status/1678101901085229058

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 18.07.2023
  • Süre : 5 dk
  • 1017 kez okundu

Google Ads