Batı Karadeniz Su Temelinde Kalkınma Turizm ve Strateji Zirvesi (Düzce - 15 Mayıs 2026)
Düzce Belediyesi ve BAKFED iş birliği ile hazırlanan “Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi” Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde düzenlendi. Kastamonu başta olmak üzere çevre illerden gelen konuklar ve ilgili akademisyenlerin katılımıyla düzenlenen çalıştayda Düzce’nin su gücü ve su kaynakları sayesinde geliştirilecek stratejiler tartışıldı.
Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi Düzce’de Gerçekleştirildi: Bölgesel Kalkınmada Yeni Vizyon Su ve Turizm Ekseninde Şekilleniyor
GİRİŞ
Düzce, Batı Karadeniz’in geleceğine yön verecek stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. “Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi”, bölgenin su kaynakları, turizm potansiyeli, altyapı yatırımları ve kurumsal kalkınma modelleri çerçevesinde çok sayıda akademisyen, kamu yöneticisi ve sivil toplum temsilcisini bir araya getirdi. Zirvede, Batı Karadeniz’in “seller bölgesinden göller bölgesine dönüşüm” vizyonu ve su temelli kalkınma yaklaşımı kapsamlı şekilde değerlendirildi. Öncelikler ortaya çıkıyor. İlk bakışta şu başlıklar öne çıktı:Batı Karadeniz Su Temelinde Kalkınma Turizm ve Strateji Zirvesi Düzce’de Düzenlendi Düzce Önemli Bir Toplantıya Ev Sahipliği Yaptı. Başkan Dr. Faruk Özlü: “Bölgemizin En Büyük Değeri Turizmdir” “Düzce’den Sinop’a Kadar Olan Bölgeyi Kalkındıralım İstiyoruz” Milletvekili Ayşe Keşir: “Su, Günün ve Geleceğin En Önemli Meselesi”. BAKFED Genel Başkanı Moderatör Doç. Dr. Selahattin Ateş: “Batı Karadeniz İsviçre Kadar Üretebilir, Cide Türkistan’ın Davos’u -Düzce Dubai’nin Yerine Küresel Finans Merkezi Olmalıdır” Batı Karadeniz Bağımsız Gazeteciler Cemiyeti Başkanı-BAKFED Yönetim Kurulu Üyesi Erol Tayhan: “Batı Karadeniz Su Temelinde Kalkınma Turizm ve Strateji Projesi Düzce-Sinop Hattında 7 İli Kapsayan ve Türkiye’nin İmar ve Kalkınma Konusunda Geleceğini Belirleyen Bir Yaklaşımdır”. TÜED Genel Başkanı ve Batı Karadeniz Konseyi Kurucu Başkanı Kazım Ergün: “Batı Karadeniz’i Türkiye’nin Yeni Kalkınma Lokomotifi Olarak Vizyona Yerleştiren Bu Kalkınma ve Vizyon Hareketine Ev Sahipliği Yapan Sayın Bakan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü Beyefendiyi ve Eğitim Koordinatörü ve Moderatör BAKFED Başkanı Doç. Dr. Selahattin Ateş’i Gönülden Tebrik Ediyorum”.
Düzce Belediyesi, Batı Karadeniz Konseyi ve BAKFED iş birliği ile hazırlanan “Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi” Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ’nün ev sahipliğinde düzenlendi. Kastamonu başta olmak üzere çevre illerden gelen konuklar ve ilgili akademisyenlerin katılımıyla düzenlenen çalıştayda Düzce’nin su gücü ve su kaynakları sayesinde geliştirilecek stratejiler tartışıldı.
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, BAKFED üyeleri, akademisyenler ile Batı Karadeniz illerinin temsilcilerini Düzce’de düzenlenen “Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi”nde ağırladı. Düzce başta olmak üzere su kaynakları bakımından zengin olan Batı Karadeniz illerinin gelişim sürecinin tartışıldığı çalıştaya, AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Batı Karadeniz Konseyi Kurucu Başkanı ve TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün, ilgili kurum müdürleri ve akademisyenler katıldı.
Batı Karadeniz Konseyi Başkanı Dr. Faruk Özlü: “ARTIK TÜRKİYE’NİN GÜNEYİNDEN ÇOK, KUZEYİ CAZİP”
Programın açılışında konuşan Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, toplantının ana gündeminin su olduğuna değinerek, “Bu toplantının ana gündemi su. Su tabiî ki çok önemli. Su kaynaklarımızın korunması, geliştirilmesi, depolanması önemli. Dünyanın 2 önemli sorunu var. Su depolama ve enerji depolama. Her ikisi de önemli. Toplantının hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
Başkan Özlü, konuşmasının devamında, Düzce başta olmak üzere Batı Karadeniz illerinin en önemli kalkınma stratejisinin en bakir olduğu alan olan turizm konusunda yapılması gerektiğine vurgu yaparak; Türkiye’nin güneyinden çok artık kuzeyinin daha cazip bir bölge haline geleceğini öngördüğünü ifade etti.
“DÜZCE’DEN SİNOP’A KADAR OLAN BÖLGEYİ KALKINDIRALIM İSTİYORUZ”
“Kalkınma kelimesi çok geniş anlamlı bir kavram. Biz burada bir odak noktası seçmek durumundayız. Batı Karadeniz dediğimiz bölge de bakir turizmi ile ön plana çıkıyor” cümleleriyle konuşmasını sürdüren Başkan Özlü, şunları dile getirdi; “Batı Karadeniz Turizm Birliği olarak turizmi geliştirme noktasında TÜRSAB ile çalışma yaptık. 2027’den itibaren yakın Karadeniz turları diye çalışma yapacağız. Bu bölgede bizim odak noktamız turizm olacak. Ben hepinizi Batı Karadeniz Turizm Birliği faaliyetlerini desteklemeye, katılmaya davet ediyorum. Bayramdan sonra 6+1 ili ziyaret edip bu illerin belediye başkanları, özel idare başkanlarını bizim birliğe katılmaya davet edeceğiz. Ağırlıklı tanıtım ve program faaliyetleri yapacağız. Projeler yazacağız. Dünya Bankasından Japon Bankasından bir takım imkanlar getirmek için çalışacağız. Kültür ve gastronomi temelinde hazırlanacak bu plana ek olarak Karaelmas Tren Hattı’nı canlandırmak, Çaycuma havalimanını canlandırmak için de girişimler yapacağız. Bugün Düzce’de 6 adet uluslararası marka otel yatırımı eş zamanlı sürüyor. Bu kolay bir şey değil. Biz istiyoruz ki, kavşak noktasındaki Düzce’den başlamak üzere Kastamonu’ya Sinop’a kadar olan bölgeyi kalkındıralım, geliştirelim. Ben çok değerli konuklarımıza davetimize katıldıkları için teşekkür ediyorum.”
AYŞE KEŞİR: “7 ŞEHRİN GÜÇLERİNİ, ÖZ KAYNAKLARINI BİRLEŞTİRMESİ VERİMLİ OLACAK”
AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, yeni dünyada kalkınmanın artık bölgesel olduğunu ifade ederek konuşmasına başlarken, Düzce ölçeğindeki illerde özellikle bölgesel kalkınmanın çok daha önem arz ettiğini söyledi. Keşir, “Sayın Bakanımla da zaman zaman istişare ederiz; ilimizde çöp arıtma tesisi var ama bunun bir nüfus ölçeği var. Bunun bölgesel olması, imar, ulaşım ve pek çok şeyin bölgesel olması gibi pek çok başlık hem maliyetin azaltılması, hem verimliliğin arttırılması açısından son derece kıymetli olacak. Batı Karadeniz’in özellikle İstanbul gibi bir metropole yakın olması açısından başta turizm, sanayi, hatta eğitim için büyük bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirmek için 7 şehrin güçlerini, öz kaynaklarını birleştirerek bir plan dâhilinde hedeflerini ortaya koyması son derece verimli bir çalışma olacak. Su, günün ve geleceğin en önemli meselesi. O anlamda toplantının su merkezinde yapılmasını gayet önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
TÜED GENEL BAŞKANI VE KURUCU BAŞKAN KAZIM ERGÜN: “Dünya bizim geleceğe tertemiz bırakmamız gereken bir emanettir. Sayın Özlü ve Sayın Ateş’e teşekkür ediyorum. “
Batı Karadeniz Konseyi Kurucu Başkanı ve TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün ise çalıştayın dünyaya, ülkemize, insanlığa faydalı olmasını gönülden temenni dileklerini paylaşarak, “Biz insanlar dünyaya yemeye, içmeye, dünyayı kirletmeye gelmedik. Aksine bizden sonraki nesillere pırıl pırıl bir dünya, pırıl pırıl bir Türkiye bırakmakla borçluyuz. TÜED genel başkanı ve Batı Karadeniz Konseyi kurucu başkanı Kazım Ergün: “Batı Karadeniz’i Türkiye’nin yeni kalkınma lokomotifi olarak vizyona yerleştiren bu kalkınma ve vizyon hareketine ev sahipliği yapan sayın bakan Düzce belediye başkanı Dr. Faruk Özlü beyefendiyi ve eğitim koordinatörü ve moderatör BAKFED başkanı Doç. Dr. Selahattin Ateş’i gönülden tebrik ediyorum”.” diye konuştu.
Batı Karadeniz Bağımsız Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erol TAYHAN: Türkiye’nin kalkınma ve imar anlayışı doğa dostu olacak.
Batı Karadeniz Bağımsız Gazeteciler Cemiyeti Başkanı-BAKFED Yönetim Kurulu Üyesi Erol Tayhan, Batı Karadeniz Su Temelinde Kalkınma Turizm ve Strateji projesinin Sinop dahil 7 ili kapsayan, Türkiye’nin kalkınma ve imar konusunda geleceğini belirleyecek bir proje olduğuna değinerek, katılımcılara ve ev sahibi Sayın Özlüye içten teşekkür etti.
2026 Ankara Batı Karadeniz Çalıştayından sonra bölge illerinde yapılan ilk etkinlik olan Düzce Zirvesinin verimli olduğu ve bir sonrakinin de Kastamonu da yapılacağı ve bölgenin her alanda gelişeceği vurgulanmıştır.
ATEŞ: Batı Karadeniz vatan savunması için ne kadar vazgeçilmezse, ulusal birlik, iktisadi kalkınma ve sosyal gelişme için de o kadar vazgeçilmezdir. Cide Türkistan’ın Davos’u, Düzce Küresel Dünyanın Yeni Dubai’si olmalıdır”.
Açılış konuşmalarının ardından çalıştayın ilk oturumu Moderatör Doç. Dr. Selahattin Ateş yönetiminde gerçekleştirilmiştir. 23 yıl önce İSKİ’nin Melen suyundan vazgeçme niyetini gören ATEŞ, teftiş raporunda bu sudan vazgeçilemeyeceğini ve böyle bir durumda milyonlarca dolar kişi borcu çıkacağını belirtmesinin ardından yeniden projelendirildiğini, İstanbul suyunun üçte birinin bu sudan sağlandığını, hatta an itibariyle yüzde 47’sinin Düzce’den sağlandığını belirtmiştir. Oysaki yıllık 1 milyar metreküp temiz su üreten Melen Suyu yanında Filyos Çayının 3 milyar, Sakarya Nehrinin 6 Milyar, Melet Irmağının 1.5 milyar, Kızılırmak’ın (yeterince temiz olmasa da) 8 milyar ve mikro havzalarında 1.5 milyar metreküp su üretme kapasitesi olduğunu ve bununda Türkiye’nin ihtiyacının üçte birini karşılayacağını eklemiştir. Yeni Su Kanunu hazırlıklarında planlamanın suya dayandırılmasının Türkiye için devrim niteliğinde bir çevrecilik ve strateji değişimi olduğunun altını çizmiştir.
BAKFED genel başkanı moderatör Doç. Dr. Selahattin Ateş daha sonra yaptığı açıklamada : “Batı Karadeniz İsviçre kadar üretebilir, Türkiye G-10 içine girebilir. Cide Türkistan’ın Davos’u, Düzce Küresel Dünyanın yeni (Dubai’si) finans merkezi olmalıdır.” eğerlendirmesinde bulunmuştur.
Çeyrek asırdır bir “Batı Karadeniz Hayali” olduğunu belirten “Batı Karadeniz Su, Kalkınma, Turizm ve Strateji Zirvesi” akademik koordinatörü ve moderatör Doç. Dr. Selahattin Ateş, 2005’teki “Batı Karadeniz” makalesiyle başlayan, 2019’da kurduğu Batı Karadeniz Fırsat Eşitliği Derneği (BAKFED) ve Kızılcasu Bildirgesi ile ile kurumsallaşan; Batı Karadeniz Konseyi ve Batı Karadeniz Platformu ile halka yayılan ve bir dizi Çalıştaylarla Batı Karadeniz Hareketi”ne dönüşen bir bölgesel kalkınma lokomotifi ile Ulusal Kalkınma vizyonu oluştuğunu ifade etti.
Ateş özetle şu temel unsurlara vurguladı:
• Fırsat Eşitliği ve Bölgesel Adalet: Batı Karadeniz’in (en azından bir kısmının TR 82- Kastamonu, Sinop, Çankırı) Türkiye’nin en geri kalmış/yoksul bölgesi olmaktan çıkarılması, kalanının da coğrafi zenginliğinin halka yansıtılması,
• Su Temelli Kalkınma Modeli: Su güvenliği, sel/su kaynaklarının akıllı yönetimi, suyun turizm ve kalkınmayla entegre edilmesi, İstanbul, Kocaeli, Ankara ve Eskişehir’e tutulacak suyun satılarak kaynak oluşturulması, “Batı Karadeniz, Su ve Medeniyet” yaklaşımıyla bölgenin su kaynakları üzerinden dönüştürülmesi,
• Turizm ve Doğal Zenginlik Odaklı Ekonomi: Muhteşem orman, dağ, sahil, kanyon ve biyolojik çeşitliliğin İsviçre modeli gibi değerlendirilmesi, bölgenin büyük kısmını turizm alanı ilan ederek, eko-turizm, doğa turizmi, sürdürülebilir kalkınma sağlanması,
• Altyapı ve Entegrasyon: Filyos, Cide, İnebolu, Sinop Limanları, Demiryolu, sahil yolu, hızlı tren gibi bağlantı projeleriyle bölgenin merkeze ve ülkeye entegre edilmesi, YHT nin katalizör hale getirilmesi,
• Yönetişim ve Demokrasi Pratikleri: Batı Karadeniz Konseyi gibi bölgesel platformlar/konseyler kurarak yönetişim ve demokrasi pratikleri geliştirilmesi, diaspora entegrasyonu, yerel STK’lar ve akademiyle güç birliği, daha fazla siyasi temsil (bakan, üst düzey bürokrat) sağlanması,
• Bölgesel kimlik İnşası: “Batı Karadeniz Modeli” ile “hareket” “işbirliği” ve “yardımlaşma” sağlanması,
• High-Tech Bölgesi: Bölgenin bir kısmının High-Tech ve yazılım bölgesi olarak planlanması;
• İstanbul’un Güvenli Alternatif Yaşam ve Tahliye Sahası: Göller Bölgesi sahasında oluşan yatay mimarili citta slow lar ile (YHT ile) kolay ulaşılır, güvenli ve temiz yaşam alanları oluşturulması,
• Kurumsal Yapılanma: Batı Karadeniz Kalkınma Projesi (BAKAP) oluşturulması ve Batı Karadeniz Kalkınma İdaresi (BAKİ) kurulması,
• Genel Hikâye ve Hedef: İsviçre kadar üretecek Batı Karadeniz’i Türkiye’nin yeni kalkınma lokomotifi yaparak Türkiye’nin G-10 içine yükseltilmesi,
• Kapalı Eko-Sistem (Doğal Kaynaklar, Sermaye ve İşgücü): Batı Karadeniz Doğalgazı, Zonguldak Kömürü, Küre Bakırı, Karabük Demir-Çeliği, Batı Karadeniz Orman Envali, Diasporadaki insan kaynakları, tutulacak suyun vatandaşa belediyeler vasıtasıyla satılması ile kapalı bir eko sistem inşa edilmesi ve dış sermayeden bağımsız bir kalkınma hamlesi gerçekleştirilmesi gerekir.
Batı Karadeniz fakirlik değil zenginlik, felaket değil fırsat bölgesidir. Seller bölgesi olmayı değil göller bölgesi olmayı hedeflemektedir. Dağlık, ormanlık, dağınık yerleşim yapısından kaynaklanan tarihsel atomizasyonu aşarak ortak bir bölgesel vizyon (“Batı Karadeniz 2035”) oluşturulması elzemdir.
Görünür tek bir liderden ziyade -bir “primes interpares”- ile, kalıcı sistem ve kurumlar üzerinden bölgeyi, Türkiye’nin en üst lige çıkmasında lokomotif bir modele dönüştürmek gerekmektedir. Bu vizyon, zirveler, çalıştaylar, protokoller ve projelerle adım adım hayata geçiriliyor.
Bu kalkınma hareketinde, BAKFED ve yeni kurulmakta olan Avrupa Batı Karadeniz Vakfı gibi kurumlar yanında Batı Karadeniz Konseyi Kurucu Başkanı ve TÜED Genel Başkanı Kazım ERGÜN, Batı Karadeniz Platformu öncüsü Haydar ÇOLAKOĞLU, Düzce Belediye Başkanı ve Batı Karadeniz Kalkınma Birliği (Turizm Birliği) Başkanı Dr. Faruk ÖZLÜ gibi aktörlere çok iş düşmektedir. Özellikle Sayın ÖZLÜ’nün başında bulunduğu birlik vasıtasıyla bir Batı Karadeniz Kalkınma Planı için hızla harekete geçmesi beklenebilir. Zira siyasi müktesebatı ve idari liderlikleri toplumsal dönüşüm planlaması yapmaya yetkin bulunmaktadır.
Kısaca, teşebbüs, su ve stratejik doğal kaynaklar ile bundan kazanılacak gelir , insan kaynakları, doğa, planlama, turizm ve kurumsal birlik Batı Karadeniz’in Türkiye için itici bir YHT lokomotifi olmasını kolaylaştırmaktadır.
DSİ 55. Şube Müdürü Deniz Yıldız: Düzce Seller Bölgesinden Göller Bölgesine dönüşmekte, Düzce’nin suyu İstanbul su ihtiyacının yarısını karşılamaktadır. Dahası Sel Yönetiminin maliyeti Su Yönetiminin maliyetinden çok yüksektir. ”
DSİ 55. Şube Müdürü Deniz Yıldız, Seller Bölgesinden Göller Bölgesine adlı sunumunda 60 yılda 33 taşkın yaşandığını, sel yönetiminden havza temelli su yönetimine geçmenin hem daha maliyetsiz hem de daha karlı olduğunu vurgulamıştır. 75 proje, baraj ve göletle bir göller bölgesi vizyonunun Ankara ve İstanbul’u da çok rahatlatacağını Düzce’yi de dirençli bir bölge haline getireceğini belirtmiştir. Taşkına karşı depolama ve entegre su yönetiminin önemi vurgulanmıştır.
Batı Karadeniz Su yönetimine geçerse 9 vilayetinde su kıtlığı kalmaz, etrafındaki 7 büyükşehirin içme suyu ihtiyacını da karşılayabilir. Sel baskınları tarihe karışır. Az para ile çok kaliteli bir su arzı oluşur ve bu zenginliğe dönüşür.
Düzce Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Kara: “Su Temelli Bölgesel Dönüşüm Gerçekleşmeli, Batı Karadeniz Kalkınma Planı BAKAP bir an önce yapılmalıdır. Biz Hazırız. Hazım Tütüncüoğlu’nun adı bir tesise verilmelidir. “
DÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Kara, “Su Temelli Bölgesel Dönüşüm: Batı Karadeniz Kalkınma Planı: BAKAP” adlı sunumunda kalkınma ilkelerinin Batı Karadeniz Bölgesinde doğru kullanımı ile fevkalade sıçramalar yapılabileceğini belirtmiştir. GAP planlamasının bölgede yaptığı yapısal değişimin BAKAP planlaması ile Batı Karadeniz’de yapılmamasının bir eksiklik olduğunu, bölgesel kalkınma yerine bölgesel eşitsizliklerin ortadan kaldırılması tanımlamasının daha doğru olacağını öne çıkarmıştır. Su stratejisinin önemli olduğunu ancak dengesiz kalkınma yerine dengeli kalkınma modelinin tercih edilmesi gerektiğini, kaynak dar boğazını aşmak için bölgenin doğalgaz, kömür, bakır, orman envali, insan kaynakları ve demir-çelik imkanlarının harekete geçirilmesi gerektiğini ve kritik sektörlerde kalkınmanın itici bir etki yapacağını vurgulamıştır. Türkiye’nin kalkınmanın henüz son aşamasına gelemediğini ve 4. Aşamada bulunduğunu belirten Kara, ilk kurucular olmanın önemine değinmiştir. Her aşamayı geçmek için kısa, orta ve uzun vadeli planların yapılması gerektiğinin ve ilk (merkezdek)i planlamanın önemli olduğunun altını çizmiştir.
Düzce Üniversitesi Öğr. Gör. İlyas Temel Şafak: “Batı Karadeniz Bölgesel Kalkınma İdaresi: BAKİ kurulmalıdır. GAP İdaresi gibi BAKİ idaresi de bölgeyi zenginleştirecektir.”
Öğr. Gör. İlyas Temel Şafak ise “Batı Karadeniz Bölgesel Kalkınma İdaresi: BAKİ” kurulmasının GAP İdaresi kurulmasında olduğu gibi önemine değinmiştir. BAKİ kalan bu kubbede hoş bir sada imiş diyerek idari yapılanmanın önemini vurgulamıştır. Batı Karadeniz ve İsviçre benzetmesinden yola çıkarak 9 çekirdek bölge ve 4 makro etkileşim alanı ile Türkiye’nin nüfusunun yarıdan fazlasını doğrudan kalanını da dolaylı etkileme kapasitesini öne çıkaran Şafak, BAKFED Başkanı ve Batı Karadeniz Konseyi kurucularından Doç. Dr. Selahattin ATEŞ’in Strasam başta olmak üzere yıllardır yazdıklarının bugün hayata geçme aşamasında olduğunu ifade etmiştir. Çifte YHT yapılması ve göller bölgesi vizyonuyla sadece Türkiye’nin değil Dünyanın yeni bir parıldayan bir bölgeye kavuşacağının altını çizmiştir.
Şafak sonraki değerlendirmesinde ise sunumunu şöyle özetlemiş ve değerlendirmiştir: “15 Mayıs'ta Düzce Belediye Başkanı ve Batı Karadeniz Konseyi Başkanı Sn. Dr. Faruk Özlü'nün ev sahipliğinde düzenlenen "Batı Karadeniz Su Temelli Kalkınma Turizm ve Strateji Zirvesi"nde panelist olarak yer almaktan büyük bir onur duydum. Zirvede, bölgenin yapısal eşitsizliğini kıracak ve parçalı coğrafyayı bütünleştirecek olan kurumsal çözüm önerimi, BAKİ (Batı Karadeniz Kalkınma İdaresi) vizyonunu katılımcılarla paylaştım. 9 çekirdek il ve 4 makro-etkileşim bölgesini kapsayan bu vizyonu 6 stratejik sütun üzerine inşa ediyoruz:
-
Lojistik & Mega Ulaşım: Çifte YHT ve kesintisiz otobanlarla Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan yeni lojistik koridoru.
-
Mavi Altyapı: Selleri durduran, mega kentlerin temiz su rezervini garanti altına alan yepyeni bir "Göller Bölgesi" modeli.
-
Tech-West Vadisi: Tersine beyin göçünü tetikleyecek, Türkiye'nin yeni teknoloji ve inovasyon üssü.
-
Bütünleşik Turizm: Sermaye tekelleşmesini önleyen, doğayı ve endüstriyel mirası "yaşayarak koruyan" makro turizm destinasyonu.
-
Tarımsal Reform: Bölgenin cevheri olan kestane ve aromatik bitkiler için ivedilikle çıkarılması gereken Stratejik Ürün Kanunu.
-
Markalaşma: Filyos'un gazından Kastamonu'nun bakırına; düşük katma değer sarmalını kırıp hammaddeden küresel markaya geçiş.
Zaman, koltuktan değer kazanma değil, koltuğa değer katma zamanıdır. Bâkî'nin de dediği gibi: "Âvâzeyi bu âleme Davud gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş." Bölgenin geleceğine ışık tutan bu zirvede emeği geçen, katkı sunan başta Doç. Dr. Selahattin Ates olmak üzere tüm katılımcılara ve organizasyon ekibine teşekkürlerimi sunuyorum.”
STRASAM Direktörü Dr. Hüseyin Fazla: “Batı Karadeniz Zengin Olmalıdır.”
“Batı Karadeniz Coğrafyasının Stratejik Gücü” adlı sunumunda STRASAM Direktörü E. Pilot Tug. Gen. Dr. Hüseyin Fazla dikkatle dinlenen anlatımları ile su temelinde kalkınma politikaları üzerine yapılan araştırmalarını paylaşırken;
Bölgenin zor zaman dostu olduğunu, su kaynakları, kanyonlar ve orman gibi tabiat zenginlikleri yanında rezervi çok daha fazla çıkacak doğalgaz, kömür, bakır gibi stratejik doğal kaynakları ve demir-çelik endüstrisi gibi önemli üretim üssü olduğu ancak, nüfusun üçte ikisinin ekmeğinin kazanmak üzere İstanbul başta olmak üzere gurbete gittiğini, ancak bölgenin zenginleşmesi halinde bu nüfusun geri geleceğinin altını çizmiştir. Fazla Paşa dışardan ve yukarıdan bir bakışla şöyle yorumda bulunmuştur:
“İnsan zenginliğin peşinden koşar. Batı Karadeniz zengin olmalıdır. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. Türkiye’nin enerji ve sanayi hammaddesi için güzide coğrafyası Sakarya-Karabük-Zonguldak hattıdır. Gaz sahası 3-4 trilyon metreküp rezerve sahiptir. Doğu Akdeniz neyse Batı Karadeniz de odur. Bartın-Cide-Sinop hattı da doğal güzellikleri ile meşhurdur. Filyos Limanı çeken mekanizmadır. Cide ayrı bir büyük liman olabilir. İpek yolunun orta yolunun Türkistan-Batı Karadeniz Hattı olduğu açıktır. Güvenlidir. Bu hattın gerçekten yüksek hızlı tren hatlarıyla ve tünellerle kolay ulaşılabilir olması çok önemlidir. Hala tamamlanmayan Karadeniz Otobanının da tamamlanması gerekir. Entegre turizm ve yeni göller bölgesi vizyonu bölgenin turizm ve su merkezi olmasında stratejiktir. Bölge kaynakları kullanılarak YHT yapılırsa sadece iç turizm değil dış turizm de de bölge önemli bir cazibe merkezi olur. Düzce de bir finans merkezi, bir Dubai olabilir”.
Turizm ve Gastronomi Gurmesi Orhan Genceli: “Türkiyenin ilk Blue Zon’u Türkiyenin Yeni Göller Bölgesi Adayı Batı Karadeniz Olmalıdır. Bunun için Uzungölde Ne Yapıldıysa Batı Karadeniz’de Bunun Yapılmaması Yeterlidir”.
Öğleden sonraki oturumda ise GNC Hospitality Management Consulting Sahibi turizm ve gastronomi gurmesi Orhan Genceli, “Batı Karadeniz doğru yer doğru destinasyondur” ifadesini seslendirdi. Orhan Genceli'nin "Beş Duyu, Bir Destinasyon" konsepti, Batı Karadeniz'i yalnızca görülecek bir yer değil, bütünüyle hissedilecek bir deneyim ekosistemine dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Batı Karadeniz’de Yeni Bir Yaşam Kurgusu: Türkiye’nin Yeni Göller Bölgesi Nasıl Bir Ekosisteme Dönüşür? Başlıklı sunumunda Genceli ayrıca şu sonuca varmaktadır: Turizmde geleneksel gezme anlayışını yıkan bu yaklaşım, bölgenin potansiyelini beş duyu üzerinden şöyle kurgular: “Görme: Bölgenin zengin yeşil tonları, kanyonları ve sisli dağları görsel bir şölen sunar. İşitme: Karadeniz'in hırçın dalgaları, yayla sessizliği ve kuş sesleri destinasyonun müziğidir. Kokma: Orman altı florası, yöresel bitkiler ve temiz hava doğanın kokusunu yaşatır. Dokunma: Yöresel dokumalar, soğuk yayla suları ve toprakla temas fiziksel bir bağ kurdurur. Tatma: Bölgenin coğrafi işaretli ürünleri ve zengin gastronomi kültürü damaklarda iz bırakır.”
Genceli, Batı Karadeniz'i su kaynakları, tescilli gastronomisi ve doğasıyla bütünleşen, yüksek gelir odaklı küresel bir yaşam ekosistemi olarak hayal ediyor. Bölgeyi, beş duyuya hitap eden "Yeni Göller Bölgesi" markası altında konumlandırarak uzun ve sağlıklı yaşam vadeden bir Blue Zone destinasyonuna dönüştürmeyi hedefliyor. Bu bütünsel vizyon; sağlık, doğa, su temelli yatırımlar ve yerel kültürün harmanlandığı, otel doluluğunu değil yüksek katma değerli deneyimi esas alan bir turizm kurgusu sunuyor.
Hızel Otel Müdürü Dr. Mustafa Said Kocabıyık: “Bütünleşik Deneyim Turizmi Batı Karadeniz’in Gelecek Vizyonudur. Arının, yumurtanın ve çileğin nasıl bir cazibe olduğunu hiç tahmin edemezsiniz”.
Hızel Otel Müdürü Dr. Mustafa Said Kocabıyık hem alaylı ve hem de mektepli bir turizmci olarak küçük dokunuşlarla insan ve tabiatı bütünleştirmenin önemini vurguladı. Kocabıyık Sel ve Göl Denkleminde Batı Karadeniz’e Entegre Düzce Turizmi adlı sunumunda: “Tüm söylenen ve altı çizilen önerileri birebir destekliyorum. Bütünleşik Deneyim Turizmi Batı Karadeniz’in Gelecek Vizyonudur. Arının, yumurtanın ve çileğin nasıl bir cazibe olduğunu hiç tahmin edemezsiniz”.
Hızel Otel Müdürü Dr. Mustafa Said Kocabıyık’ın altını çizdiği yaklaşım; Batı Karadeniz’de sel ve göl dengesini yalnızca bir çevre meselesi değil, turistik bir deneyim mimarisi olarak ele alıp ‘bütünleşik deneyim turizmi’ çerçevesinde insanı tabiatla mikro ölçekte temas ettiren, arıdan yumurtaya, çilekten suya kadar en sıradan görünen yerel üretim unsurlarını yüksek algı değerine dönüştürerek turistin sadece görsel değil duyusal, davranışsal ve duygusal katılımını sağlayan, böylece kısa süreli ziyaretleri kalıcı bağlılığa ve tekrar talebine çeviren sürdürülebilir bir destinasyon modeli önerisidir.
Prof. Dr. İlhan Genç: “Batı Karadeniz’in bir Hazım Tütüncüoglu’na ihtiyacı var. Düzce’nin seller bölgesinden göller bölgesine, afetler şehrinden dirençli bir kente dönüşmesinde O’nun etkisi inkar edilemez.”
Prof. Dr. İlhan Genç “Afetlerden Dirençli Bölgeye Düzce Örneği” adlı sunumunda “Selahattin Ateş Hocam Keban Kaymakamlığı yapmış ve Türkiye’nin ilk Su Festivalini burada düzenlemiş. Keban DSİ bölge müdürü olan ve sonra DSİ genel müdürü olarak atanan Hazım Tütüncüoğlu var. Hem Keban Barajı hem GAP Projesine emeği çok. Batı Karadeniz’in bir Hazım Tütüncüoglu’na ihtiyacı var. Düzce’nin seller bölgesinden göller bölgesine, afetler şehrinden dirençli bir kente dönüşmesinde O’nun etkisi inkar edilemez. 1965 ve sonrasında 33 felaket yaşayan Düzce DSİ Genel Müdürü Tütüncüoğlu’nun projeleriyle her felaketi hafifleterek atlatmış, deprem sonrası da doğa ile barışık bir kentleşmeye geçmiştir. Geçmişte Menzil seyahatleri vardı. Postalar ve yolcular bir kervansaraydan diğerine gider, bir menzilden diğerini atlar değiştirilirdi. Batı Karadeniz’de turizm de menzil seyahatleri mantığıyla yapılmalıdır. (Menzil Turizmi-Bütünleşik Turizm- Deneyim Turizmi-MBD ”
Batı Karadeniz Konseyi Kastamonu Başkanı Sadık KIŞLI:
“TÜED Genel Başkanı ve Batı Karadeniz Konseyi Kurucu Başkanı Sayın Kazım ERGÜN ev sahipliğinde gerçekleşen Ankara Çalıştayı, Batı Karadeniz Konseyi İstanbul Başkanı ve Kastamonulular Platformu Başkanı Sayın Haydar ÇOLAKOĞLU’nca düzenlenen İstanbul Büyük Batı Karadeniz İftarı ve şimdi de Batı Karadeniz Konseyi ve BAKAB Başkanı, Düzce Belediye Başkanı Sayın Dr. Faruk ÖZLÜ organizesindeki Düzce Su, Turizm, Kalkınma ve Strateji Zirvesi başarılı olmuştur. Bir sonraki destinasyonumuz Batı Karadeniz’in Paşa Sancağı Kastamonu’da gerçekleşecektir. Kastamonu Turizm ve Gastronomi Zirvesine hepinizi davet ediyorum. Sizleri ağırlamaktan onur duyarım.”
Program il dışından gelen konukların Konuralp Antik Tiyatrosu, İçme Suyu Altyapı Yatırım ve Tesisleri ve Aydınpınar Sosyal Tesisleri ve Şelale gezisinin ardından sona erdi.
SONUÇ
Düzce’de gerçekleştirilen zirve, Batı Karadeniz’in kalkınma perspektifinde su, turizm ve stratejik planlamanın birlikte ele alındığı yeni bir yaklaşımın kurumsallaşma sürecine işaret etti. Katılımcılar, bölgenin sahip olduğu doğal kaynakların bütüncül bir planlama ile ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiği konusunda ortak bir irade ortaya koydu.
Zirvede dile getirilen görüşler; Batı Karadeniz’in yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de stratejik bir kalkınma hattı olabileceğini gösterirken, su yönetimi, turizm entegrasyonu ve altyapı yatırımlarının birlikte ele alınmasının gerekliliği vurgulandı.
Genel değerlendirmede, Düzce Zirvesi’nin Batı Karadeniz için yeni bir kalkınma paradigmasının başlangıç noktası olduğu ve bu sürecin Kastamonu, Zonguldak ve Karabük başta olmak üzere bölge illerinde devam edeceği ifade edildi.