Site İçi Arama

dinfelsefe

Ahlâk, Cömertlik ve Sabır Üzerine Düşünceler

İnsana gerçek anlamda huzur ve mutluluk veren temel noktalar hiç gündeme getirilmiyor. İyi ahlâk, cömertlik, doğruluk, sabır ve dengeli yaşamın sırlarından söz eden olmuyor. Bu temel erdemler neredeyse yok sayılıyor.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliklerinden biri de tarihe yazılı kayıt bırakmasıdır. İnsandan başka hiçbir canlı organizmada bu özellik yoktur. Peki bu yazılı kaydın en önemli unsuru nedir? Tabii ki sözcükler ve bu sözcükleri yazmamızı sağlayan, yazım dilini oluşturan alfabedir. Kelimelerin sihirli gücüne ve bunların sosyal hayatımızdaki önemine inananlardanım. Yazmak da konuşmak da önemlidir. Her birimiz az ya da çok yazıyoruz, birilerine bir şeyler anlatıyoruz. Bu fiilleri yaparken, kelimeleri cümlelerin içinde kullanarak karşımızdaki muhatabımıza, bizi dinleyenlere esasında kendimiz hakkında da dolaylı bir fikir veriyoruz. Her şeyden önce bizi dinleyen insanlara kültür seviyemizi de yansıtmış oluyoruz. Sadece konuşma ve yazma becerilerimizin seviyesine göre içinde bulunduğumuz toplum içinde bizlere toplum bir tür sosyal statü verir. Kelimeleri doğru yerde, doğru zamanda kullanma yeteneği ve kabiliyeti olan insanların toplum içindeki saygınlığı da artar. Gözlemlerim de bunu doğruluyor.

İnsanlık bilimsel ve teknolojik anlamda hızlı bir yükselme, çeşitlilik ve değişim yaşıyor. İnsanlığın ilerlemesini beraberinde getiren bu değişim ve ilerleme, medeniyetin tekamülü tüm insanlığı kısa sürede kapsaması, insanlara daha rahat, kolay bir yaşam sunması açısından çok sevindirici ve herkesin benimsediği bir gelişme olarak fayda sağlıyor. Madalyonun görünen yüzü budur. Madalyonun görünmeyen yüzü ise hiç de iç açıcı, memnuniyet verici, sevindirici değil. Görünen yüzü tüm basın, medya, internet ve benzeri araçlardır. Bunlar parlak ve göz alıcı yeni teknikleri ile, çok sık hatta hiç ara vermeden başımıza vura vura adeta beynimizi yıkıyorlar. 

Öte yandan insana gerçek anlamda huzur ve mutluluk veren temel noktalar ise hemen hemen hiç gündeme getirilmiyor. İyi ahlâk, cömertlik, doğruluk, sabır ve dengeli yaşamın sırlarından söz eden olmuyor. Bu temel erdemler neredeyse yok sayılıyor. Bu yok olmanın içinde insanlar da çeşitli nedenlerle farklı antidepresanlar, uyuşturucular hatta aşırı alkol ile yaşamın gerçeklerinden kaçıyorlar. Ruh sağlığı, ahlaklı davranış, olumlu düşünme, iyi insan ilişkileri ve yardımlaşmanın manevi gücü hızla unutuluyor. İnsan kendisini gerçekleştirmedeki becerisini, derinliğini, yaşamına katacağı güç ve mutluluğun değerini ıskalıyor. Bunların farkında bile olmuyor. 

Oysaki mutluluk, gerçek akıl ve ruh sağlığı, huzur ancak insanın kendi çabası ile gerçekleşir. Bu çaba, bilgi ve iyi ahlak, akıl ve gönül temizliği ile mümkündür. Hırs, öfke, kıskançlık gibi güdüler terbiye edilmedikçe insanı kendine ve başkalarına zarar vermeye götürür. Günümüzde unutulan, insanların hem iç hem de dış güzelliğinin olması gerçeğidir. İç ve dış güzelliğin birlikteliği maddi durumu hangi düzeyde olursa olsun, insan için çok ama çok önemlidir. İyi ahlak sahibi olmak, kötülüğün iyiliği yenmesine engel olur. İnsanı mutlu eder, dost kazandırır. Adını hatırlamadığım bir sosyoloğun “Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelere, güzel binalara ve milli gelirine değil, insanlarının ahlaki değerine bağlıdır.” sözleri sanırım anlatmak istediklerimin güzel bir ifadesidir. 

Roma’nın en ünlü filozof ve aynı zamanda önde gelen imparatorlarından biri olan Marcus Aurelius’un “Ahlakın bozuluşu, medeniyetlerin çöküşüne zemin hazırlar" deyişi de, tarihte koskoca Roma dahil pek çok büyük imparatorluğun neden fiilen çöktüğünü bizlere hatırlatır, anlatır. 

Cömertlik, dinlerde ve derin öğretilerde ahlakın ve ruh olgunluğunun en önemli göstergesi olarak kabul edilir. Hırs, bağımlılık, nefret gibi olumsuz davranış biçimlerini ciddi şekilde engelleyen bir özelliktir. Eli cömert insanın gönlü de cömert ve zengindir. Tanrı ve insan sevgisi üst düzeydedir. Hırs barındırmaz, kişiliğinde nefrete izin vermez. En makbul cömertlik, başkalarının haz alması, hoşlanması için en değer verdiğimiz şeyleri bile duraksamadan vermektir. İnsanın verdiğinde gözü kalmamalıdır. Bir büyüğümün bu konuda yaptığı bir tavsiye kulağımdan hiç çıkmamıştır. Bize, birine yardım yapacaksanız, ilk karar verdiğinizde hemen yapın. Sakın ertelemeyin. İhtiyacı olan birine 200 lira mı vereceksiniz, hemen verin. Çünkü ertesi güne kaldığınızda, büyük bir ihtimalle şeytan size fısıltıyla, boş ver, 100 lira da olsa o adama yeter diyecektir. Siz de aklınızı tam kullanamadığınız o anda bu fısıltıya yenik düşüp daha az yardım yapacak, kazanacağınız sevap da aynı oranda azalacaktır demişti. Şüphesiz bu konular herkesin dünya görüşüne dini inancına ve olaylara bakış açısına göre farklılık gösterebilir ancak yukarıdakine benzer şeyleri siz de kendi hayatınızda hiç yaşamadınız mı?

Olgunluğa ermiş kişi, ego baskısı ve dürtüsü ile hareket etmez. Başkalarına, yaşamlarına katkıda bulunacak şekilde hizmet ederek, düşüncesi ile, duyguları ile, yaptıkları ve söyledikleri ile en azından onların gönüllerini alır. Aslında vermek bir fedakârlık değildir. Tüm insanlara duyulan şefkat, feragat, ahlaklı olma yetkinliklerinde gelişen doğal bir başkalarıyla bütünleşme biçimidir. 

Sabır önemlidir. Örneğin kendi yaşamıma şöyle bir geriye dönüp hayalen baktığımda ne zorluklar ne sıkıntılar çekmiş olduğumu görüyorum. Sayısız mücadelelerin içinden geçmişim. Sadece benim değil, her birimizin yaşamı çoğu zaman meşakkatli engeller, yokuşlar ve güçlüklerle doludur. İşte doğum ile ölüm arasındaki bu zamanı yeterince ve usulünce çalışmak, sıkıntılarla, zorluklarla geçen dönemleri telaşsız ve korkusuz aşmak, yoldan çıkarıcı etkenlere direnebilmek, nefsi kontrol altında tutmak ve tüm bunlar gerçekleşirken şikâyet etmeden ama boyun da eğmeden mücadele etmek, her şeyden önce sabır gerektirir.

Sabır zordur. İrade, manevi güç, inanç ve akıl desteği gerektirir. Sabır her zaman tam anlamıyla başarılamaz ise de yılmadan yola devam etmek, kişiye yeni güçler ve olanaklar sağlar. Sabır ile direnme gücü ve enerji insanın içinde yeniden yeşerir. Tanrı sabredenleri sever. Sabır, hareketsiz durmanın, donup kalmanın, tembelce bekleyişin tam tersidir. Olay karşısında aklın emrettiği girişimler ve önlemler alındıktan sonra, sakin ve huzurlu bekleyebilmektir. İşte sabır budur. Hangi konuda olursa olsun, sabır insanı sonuca ulaştırır. Sabreden derviş muradına ermiş sözü yaşanmış, tecrübelerin imbiğinden geçmiş bir sözdür, doğruyu, gerçeği yansıtır. Öte yandan sabır, insana harekete geçmeden önce düşünme alışkanlığını kazandırır. Hiddet ve kini yenmede gösterilen sabır, kişiyi sakin ve yumuşak huylu yapar. Yumuşak huy, akıl ve bilgi eşliğine bir de tatlı dil eklendiğinde, yılanı bile deliğinden çıkarmak çok kolay oluverir. 

Ahlâk, cömertlik ve sabır: işte bu üç yetkinlik elde edilirse, ruhsal ve zihinsel uyum insan sağlığıyla bütünleşir. İyi olmak, sevgi, iç dünyamızdaki denge, kararlılık, doğruluk gibi olumlu özellikler insanlığın geleceği adına hava ve su kadar yaşamsal önem taşıyor. Özellikle günümüzde insanlık çok kritik bir dönemden geçiyor. Bu dönem hem ülkemizin hem de türümüzün yazgısını hızla belirginleştiriyor. Çevre ve kaynak sorunları dev adımlarla üstümüze geliyor. Her yıl dünyamızda milyonlarca insan, kötü beslenme nedeniyle ölüyor. Hava ve su kirliliği tarım ve doğa kaynaklarını yok ediyor. Bu tehditlerin doğrudan insan kaynaklı olması nedeniyle de, maalesef benzersiz bir tablo ile karşı karşıyayız. Bugünkü bunalımları yaşamamız ve yok oluşa giden yolda ilerlememiz. Bu bunalım ya da bunalımlar hırs, korku, nefret, bencillik, cehalet, ruhsal hamlık, düşünce kıtlığı gibi temel nedenlere dayanıyor. İnsan faktörünü çözemezsek, bu bunalımı ve kötü gidişi durdurmak da imkânsız olacaktır. 

İnsanlık tarihi taş devrinden bugünkü medeniyet düzeyine bin bir zahmet içinde yükselmiştir. Her kademeye hayır ile şer, hak ile haksızlık, doğru ile yanlış, iyi ile kötü arasındaki seçiminden sonra geçmiştir. Yarınlar için de önce sevgi diyerek, insanlığın yolunu açabiliriz umudundayım. Umarım her birimiz ahlakı esas alan, cömertliği kendisinden çok karşısındaki insanlar için isteyen, sabrın sonu güzelliktir diyerek iki düşünüp bir konuşan insanlardan olmayı başarabiliriz.

Saygı dolu sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 22.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 600 kez okundu

Google Ads