Site İçi Arama

egitim

Aykırı, Sıradan Olmayan İnsanlar Neden Değerlidir?

Aykırı insanlar yaradılışları gereği düz yolda yürüyüp biat etmektense, “itaat et, rahat et” modunda yaşamaktansa, önlerine çıkan veya kasten konan engellerin etrafından dolaşmayı, gerektiğinde üstlerinden atlamayı severler.

Aykırı insanları ve isyankâr ruhları her zaman sevmişimdir. Aykırı insanlar her ne kadar basit bir hayat isteseler de hayatı basit yaşayamazlar. Sorgularlar, araştırırlar ve mutlak bir şekilde toplumların doğasında var olan sürü psikolojisini kökten reddederler. Benimseyemezler.

Bu tip insanlar genelde Varoluşçuluk felsefesini yaşarlar ve dünyaya da o gözle bakarlar. Araştırırlar, çok okurlar. Biraz da egoları vardır ama egolarını kontrol etmeyi de iyi becerirler. Ağızlarından çıkacak kelimeler öyle herkesin kafa yoracağı cinsten değildir. Susuyorlarsa mutlaka karşısındaki insanın onu anlamayacağını düşündüğünden susarlar. Dayatmalara her zaman karşı dururlar. Akıl ve beceriye değer verirler, biraz da seçicidirler. Hayatı olduğu gibi kabul etmezler, mutlaka içine çeşni katarlar. Doğru bildikleri yoldan giderler, yapacaklarını başkasına pek sormazlar. Hoş, bu tür insanların etraflarında akıl danışabilecekleri pek kimse de olmaz. Olsa zaten aykırı olmazdı!

Sert görünüşlerinin arkasında mutlaka bir gizem vardır. Bu görüntü toplumda genellikle onların ‘aykırı’ olarak görülmelerine, hatta çoğu kişi tarafından kendilerine söylenmese de itici bulunmalarına neden olur. Gerçi onlar bunu hissederler ama pek de oralı olmazlar. Zira kendilerini aşmakla meşgul olduklarından, kendileriyle aşık atanlarla da uğraşmak istemezler, pek oralı olmazlar.

Onlar çok gerekmedikçe hangi konuyla ilgili olursa olsun açıklama yapma gereğini bile duymazlar. Çünkü insanları kabullenmeyen, aykırı düşünceleri reddeden ya da küçümseyen bu tür insanlara bir şey anlatmak için kendilerini boş yere yormak istemezler. “Ne atlatsam sana boş!” edasıyla karşısındaki muhataplarına bakarlar. Belki de muhataplarını da en fazla rahatsız edici, aykırı bulundukları an da bu tür zamanlardaki tavır ve duruşlarıdır.

Bu tür insanların çoğunluğu biraz vücut yapısı olarak zayıf olurlar. Vücutları, duruşları iyi olsa bile biraz kırılgan, her an yıkılacak gibi dururlar. Çok azı kabadayı, güçlü yapılı bir vücuda sahip olur. Sağlığı, sağlıklı yaşamın kıymetini bilirler ve önceliklerini akıl sağlıklarını korumaya, akıl kaslarını geliştirmeye verdiklerinden, kaslı olmaya çabalamazlar. Ama yine de göründüklerinden güçlüdürler.

Bu tür insanlar aykırı olduğundan, içinde bulunduğu topluma sözünü geçirmek isteyen, kendini çıkarını toplumdaki diğerlerini kullanarak en üst noktaya çıkarmak isteyen sözde güç sahipleri, onların da kendilerine biat etmelerini, itaat etmelerini beklerler. Ruhları buna pek müsait olmayan aykırı insanları onlar pek anlayamazlar. Bu nedenle onları ya dışlamaya ya da kendisine biat ettirmeye çalışırlar. Doğal olarak bu olmayınca da aykırı tipolojilere hoşgörü gösteremeyen bu tipi tipler sürekli bu iyi insanların önüne engel çıkarırlar. Kendi hallerine yaşamalarına tahammül edemezler.

Oysaki aykırı insanlar yaradılışları gereği düz yolda yürüyüp biat etmektense, “itaat et, rahat et” modunda yaşamaktansa, önlerine çıkan veya kasten konan engellerin etrafından dolaşmayı, gerektiğinde üstlerinden atlamayı severler.

Bu arada aykırı insanların çok verici olduklarını, özellikle de değer verdikleri insanlara bunu kelimelerle anlatmasa da onlar için her şeyi yapabildiklerini gözlemleme fırsatınız olmuştur. Zaten bu satırları şu anda okuyan aykırı bir tipseniz, bunu en iyi yine kendiniz bilirsiniz.

Bu tür insanların az konuşmaları, etrafında olup biten, akıp giden kargaşalı yaşamı önemsemeyen tavır ve davranışlarına aldanmamak lazımdır. Çünkü o o sıralarda bu bozuk düzeni nasıl düzeltebilirim diye düşünmekle meşguldür. Yani o kargaşadan orada bulunan herkesten daha fazla rahatsızdır. Tek farkı o çare düşünür, diğerleri şikâyet eder durur.

Bu nedenle de sıradan insanlar aykırı bir insanın aklından geçen düşünceleri kestirmekte zorlanırlar. Kargaşalı yaşamları içinde onları anlamaya vakit ayırmak bile istemezler, vakit ayırma düşüncesinden bile rahatsız olurlar. Oysaki o aykırı bulduğu insan, kendisinin kargaşalı hayatına düzen getirmek için tam gün aklının labirentlerinde dolaşıp durmaktan hiç de rahatsız olmamaktadır.

Aykırı görünen insanlar vatanına, bir ferdi olduğu milletine aşıktırlar ve bu değerlere tutkuyla bağlıdırlar.

Doğayı, doğada olmayı severler. Onları en çok rahatlatan şey doğa ile baş başa kalmalarıdır. Üzüldüklerinde, kırıldıklarında herkesten uzaklaşırlar. Kendileri ile kalmayı severler. Aykırı dediğimiz bu insanları bu tür bir davranışa iten şey esasında kendilerinden daha çok etraflarındaki insanları incitmekten korktukları içindir.

Bu tür insanların yapacakları şeyleri önceden tahmin etmek, kestirebilmek pek olası değildir. Onlar hep bir sonraki hamleyi düşünerek adım atarlar. Attıkları adım onların yakınındakiler açısından pek anlamlı olmasa da onlar için çok anlamlıdır. Bu nedenle başkalarının ne dediğinden, hakkında ne düşüneceğinden ziyade kendi iç benliklerinin ne düşüneceğine daha odaklı karar verirler. Başkalarının değil ama içindekinin onu sorgulamasına hiç de katlanamazlar. Ona hesap verebildiği an huzurludur. Veremediği an sorunludur. Dünyayı karşısına almaya hazırdır ama içindeki asla karşısına almak istemez. İç huzuru onun için her zaman dış huzurundan önce gelir. Bir gün, “akşam yastığa başımı koyduğumda uyumak gibi yok” dediğini duyarsanız, onun kafasındaki problemi çözdüğünü de anlarsınız.

Soğuk dış görünüşleri onlara ulaşılamaz havası estirse de, aslında yakınındaki güvendiği ve sevdiği insanlar, onların ne kadar sıcakkanlı olduğunu bilirler. Bu tür aykırı insanlar, kendilerini tanımayanların sandığı gibi yalnız değillerdir. Etraflarında hiçbir kimse olmasa da yalnız değillerdir. Başkalarının yalnızlık olarak gördüğü şey onlar için ruh dinginliği, kendisiyle baş başa kalma fırsatını yakalama zamanıdır. Böyle zamanlardan şikâyet etmek bir yana bilakis keyif alırlar.

Bununla birlikte bu tür insanlar arkadaş konusunda biraz seçicidirler. Bu tür insanlarla arkadaş olmak isteyenler, kimsenin onun hakkında ne düşündüğü umursamadığını bilmesi gerekir. Başkalarına iyi görünmek için rol yapmayacağını kabullenmesi lazımdır. Başkaları onlar için “havasından geçilmiyor” ya da “elinden ekmeğini alsan, bunun sesi çıkmaz!” sanmalarının yanlış olduğunu kavramış olması gerekir. Sabırlı olduğunu, boş kavgalara girmemek için sabretmeyi tercih ettiğini anlaması gerekir. Hele ki tüm çabasına rağmen etrafındakilerin kendisini yanlış anladığını çıkışının biraz sert olacağını da bilerek bu tür insanlarla arkadaşlık kurmanız beklenir.

Kendilerine göre doğru olanı her yerde söylerler. Bundan çekinmezler, yanlış anlaşılmaktan korkmazlar. Esasında kimseden korkmazlar, güçlüden yana değil, haklıdan yana olmak tek dertleri olduğu için haklıyı üzmekten çok korkarlar. En başta söylediğim gibi sürü psikolojisi bunların semtine uğramamıştır. Uğrasa bile onlar doğru bildikleri yolda gitmekte olduklarından, sürü bunlara yetişemez.

Velhasıl, mantık dışı yapılanmalara ve normlara uymayan insanlar aykırı insanlardır. Bu tür insanlara, biraz alaycı biraz da aşağılayıcı mahiyette kısaca ‘aykırı insan’ denilmesi, bu kişilerin aykırı olduklarından değil, sürüye katılmadıkları, katmaya çalışanlara kibarca direndikleri içindir.

Aykırı insanlar toplumsal sorumluluklarının bilincindedirler. Onlar, bananeci değillerdir. Onların toplumdaki sayıları azdır. İçinde bulunduğu toplum kendisini pek anlayamasa da onlar her durumda yeni fikirlerin, toplumsal ilerlemelerin öncüleri olarak milletinin faydasına çaba göstermeye devam ederler.

Size tavsiyem, başınızı biraz yukarı kaldırın ve çevrenize şöyle dikkatlice bir bakın, her güzel şeyde onların izini görmeye başlayacaksınız. Yeter ki bakmak isteyin. Nihayetinde yanınızda aykırı bir insan varsa ona kızmak, hayıflanmak yerine onu sahici bir samimiyetle anlamaya çalışın. Onun değerini bilin, kızmak yerine bir hazine bulmuşçasına onu sarıp sarmalayın. Şakşakçılara ve bozuk düzenin muhafızlarına biat etmek yerine aykırı insanlara yakın olun. Ancak o zaman biatçı geleneksel insanın ‘itaat et, rahat et’ modundan kurtulup hakiki rahatlığa, vicdan rahatlığına erişmiş olursunuz.

Sevgi dolu saygıyla

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 15.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 660 kez okundu

Google Ads