logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ekonomi

Haydi Geleceğimizi Planlayalım: Bölüm-2

Koyun çobanlığından başlayıp M.Ö.312 yılında ilk devletimizi kurmuşuz, Büyük Hun Devleti, sonra da M.Ö.209 yılında Hun İmparatorluğu kuruluyor. Bu bilgilerin kaynağı Çin kaynakları. Bu kaynaklar M.Ö.3000 yıllarına kadar uzanıyor.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 01.07.2022
  • Süre : 4 dk
  • 133 kez okundu

Biz Türkler Kimiz?

Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Evet, ilk etap otuz yıl sonra dedik, biz kendimizi nerede görüyoruz? 

Bunu daha iyi anlayabilmek için tarihten dersler almaya çalışalım. 

Tarihimize birazcık göz atarsak kaynaklar Türk kültürünün koyun çobanlığı ile başladığını yazıyor. M.Ö. 6000 yıllarından bahsediyorum. Daha Türk adı bile yok. İlk kez M.S.600 yılında Çin kaynaklarında yazılana kadar da Türk nedir kimse bilmiyor. Göçebe bir kültür. İlk kez at binip süvari düzenini dünyaya öğretmişiz, ama yerleşik düzen için daha çok uzun yıllar geçmesi gerekecek.

Bize ait bulunabilmiş en eski yazılı kaynak Orhun yazıtları. M.S.735 yılından kalma. Yani 6735 yıl aslında kayıp, ancak dilden dile ne aktarıldıysa. Bir de yaşadıkları yerde belki henüz yazı denemeyecek birtakım bulgular. Belki avcılık ve hayvancılık için taştan ve bakırdan yapılmış eşyalar.

Ama savaşçı bir kültür olduğu belli. Göktürk anıtlarından:

"kagan süsi böri teg ermiş, yagısı koñ teg ermiş" 

Bugünkü Türkçesi ile: 

"kağan ordusu kurt gibi idi, düşman koyun gibi idi"

Diye yazıyor, daha birçok bilgi var savaşçı bir topluluk olduğumuza dair. 

Bu arada "koyun" ve "böri" sözcükleri Orhun yazıtlarında geçiyor. "Böri" yerine bugün biz "kurt" diyoruz, aslında "kurt" sözcüğü de var o zamanlar, ama gerçek anlamı ağaç kurdu, böri ise aslında bugün yabani kurt dediğimiz. 

Tahminen bir zamanlar adını anmayalım, yoksa kapımızda biter diye "böri" demekten vazgeçmişiz. O zamanlar batıl inançlar çokmuş. Gerçi bugün de var. O yüzden de "böri" yerine "kurt" demeye başlanmış diye bir yerde okumuştum. Kim bilir, belki de doğrudur, eski zamanlarda insanların farklı farklı batıl inanışları varmış.

İlk Türk Devletleri:

Ama demek ki o zamanlar da ordu disiplinimiz varmış, düşman dediklerimizden daha güçlüymüşüz. Tarihten alacağımız ilk ders gelecekte de tarihimizdeki gibi gücümüzü korumamız gerektiği.

Evet koyun çobanlığından başlayıp M.Ö.312 yılında ilk devletimizi kurmuşuz, Büyük Hun Devleti, sonra da M.Ö.209 yılında Hun İmparatorluğu kuruluyor. Bu bilgilerin kaynağı Çin kaynakları. Bu kaynaklar M.Ö.3000 yıllarına kadar uzanıyor. Bugün Çince bilip eski Çin kaynaklarını inceleyenimiz var mıdır bilmiyorum. Tarihimize ait ilk kaynaklar Çin kaynakları ise, bence sadece Çince bilen değil, komple Çin kültürünü inceleyen bir üniversitemiz olmalı bence. Ben böyle bir üniversitemiz olduğunu duymadım, varsa bilen söylesin. 

Evet, karşımıza aldığımız ilk ülke Çin, çok savaşmışız zamanında. Orhun yazıtlarından da anladığımız gibi koyun çobanı Türk kültürü zamanla savaşçı bir kültür olmuş ve tarihimiz şanlı devletler ve imparatorluklarla dolu. Ancak her biri bir diğerini yıkmış, yani aslında kardeş kavgaları ya da farklı kavimler arası kavgalar çok etkili olmuş, demek ki ikinci ders de birliğin korunması. 

Artık bağımsız bir sürü Türk devleti var. Ama konumuz tarih değil, o yüzden tarihe bu kadar göz atmak şimdilik yeterli sanırım. Son söz yüzümüzü batıya çevirip Avrupa kapılarına kadar gelmişiz. Yayılmacı bir kültürümüz yok, ama her zaman hür bir devletimiz olmuş ve bağımsız olarak yaşayabilmek için hep güçlü olmuşuz. 

Demek ki plan yapabilmek için tarihimizden alabileceğimiz bilgi bağımsızlık, birlik ve güç. Her üçü de bizim karakterimiz. Güç kısmı bugün artık yöntemler değiştiği için, yani savaşlarda bile teknolojik üstünlük büyük rol oynamaya başladığı için biraz da ekonomik anlamda güçlü olmaya dönüştü. Yani artık eskisi gibi güçlü değiliz. Eski gücümüzü kazanmak için önce ekonomik olarak güçlenmemiz lazım. Ama bağımsızlık ve birlik dikkate alınmalı. Yalnız yine bağımsızlık da birkaç türlü artık. Politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, kültürel bağımsızlık. Politik olarak yine söyleyecek sözüm yok. Ama ekonomik bağımsızlık konusunda sınıfta kaldık diyebilirim. Kültürel bağımsızlık ise eh işte hem Avrupa hem Arap camiası hem de İran ile çok geçişkenlikler var. Yine de sloganımız:

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” 

Güç Birlikten Doğar:

Amaç bağımsızlık, birlik ve güçlü olmaksa şimdi artık yakın gelecekte bunu gerçekleştirmek için neler yapmalıyız ona bakalım.

Öncelikle güç birlikten doğar derler, demek ki bizimle aynı hayali kuran topluluklarla birlik olacağız. Öncelikle de ortak tarihimiz olan topluluklarla, yani Türk toplulukları ile. Eğer gelecek dünyada bir söz sahibi olmak istiyorsak buna mecburuz. Bu durumda iki amacı beraber çözebileceğiz, birlik ve güç.

Üçüncü amaç bağımsız kalmak, demek ki her anlamda bağımsızlıktan bahsediyorsak öncelik ekonomik bağımsızlığımızı sağlamalıyız.

Hatırlayalım, bu konuda neyi yapamadık bugüne kadar? Ya da diğer bir deyişle neyi yanlış yaptık? 

Enerji Sorunu:

En büyük handikabımız enerji sorunumuz. En büyük döviz harcamamız aynı zamanda. Gerçi dışarıdan ithal ettiğimiz özellikle teknolojik ürünler için yaptığımız harcamayı bir hesaplarsak, en az enerji kadar da onlara ödüyoruz aslında.

Peki, gelecekte enerji kaynağının değişeceğini yazmıştım önceki yazılarımda, hidrojen konusu. Ancak hidrojen üretiminde uzun bir süre yine fosil yakıtlara bağımlı olacağımızı da yazmıştım. Eğer enerji bağımsızlığından bahsediyorsak, demek ki bu konuda yatırımlar yapmak zorundayız. Eğer Türk dünyası ile birliktelik geliştirilebilirse fosil yakıtlar konusunda biraz rahatlama ihtimalimiz var. Bir de zaten kendi sınırlarımız içinde de araştırmalar var. Belki biraz daha kendi kaynağımız bulunabilir ileride. Ama dediğim gibi zaten etrafımız denizlerle kaplı, yani doğru yatırımlar yaparsak en azından kendi hidrojen ihtiyacımızı kendimiz karşılayabiliriz, dışarıya bağımlı olmayız. 

Anlaşıldı, fosil yakıtlardan hidrojen üreten tesisler yapıyoruz, bir de denizlerden hidrojen üretebileceğimiz tesisler kuruyoruz. Bu şekilde en azından ihtiyacımız olan yakıt çözülmüş oluyor.

Ekonomik bağımsızlık için bakalım daha neler yapabiliriz, yarın devam ediyoruz.

Şimdilik Moskova'dan sevgi ve saygılar


Google Ads