Site İçi Arama

ekonomi

Türk Ekonomisinde 10 Yıl Krizi ve Kurban Bayramı'nda Görülen Etkisi

Ekonomik kriz hayatın her yönünde hissediliyor. 

Cumhuriyetin yüzüncü yılı sonunda TÜİK’e göre hissedilen enflasyon yüzde 96. 

Kurban bayramı da bundan nasibini alıyor. 

Örneğin kesilen kurban sayısı geçen yıla göre yüzde yirmi azalmış. 

Bu kriz Nisan 1994 krizinden küçük değil. 

2000 ve 2001 yıllarındaki milenyum krizinden de derin. 

2008 Ekonomik krizine ise hiç benzemiyor. Emlak krizinin belki de öncülü. 

2018-2023 döviz ve borç krizi, Cumhuriyet tarihinin en yüksek cari açık ve yabancı para borcunun oluştuğu bir tabloyla sonuçlandı. 

Ancak bu krizi daha farkı kılan on yıl krizi diye adlandırılacak olmasıdır. 

Zira yüksek enflasyon ve durgunluğun bir stagflasyona yöneldiği açık.

Alınan tasarruf tedbirlerinin de mali disiplini hemen sağlama gücü yok. 

20 yılda neredeyse üç kat artan kamu çalışanları ve EYT ile emekli sayısının 16 milyona yaklaşması sadece özel sektör üzerinden alınan önlemleri etkisiz kılabilir. 

Kaldı ki ülkemizde emeklilerin maaşları, son on yılda maaşı artan Avrupa ülkeleri emeklilerinin aksine yüzde 34 azaldı ve büyük bir memnuniyetsizlik var. Bulgaristan da olmasa 32 ülke arasında en dipte…

KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR ON YILDIR ARTMIYOR, MİLLİ GELİRİMİZ YİRMİ YIL ÖNCEKİ SIRAYA GERİLEDİ 

Kişi başına milli gelir 2013 yılında 13.000 dolar bandına yakındı. Dünyada 66. sırada yer alıyordu. 

Bu Dünya ortalamasının 1.500 dolar üstünde bir değerdi. 2023 yılında da aynı bantta. 

Fakat Dünya ortalamasının 500 dolar altında. Ve 72. sıraya gerilemiş durumda. 

Kaldı ki, Mahfi Eğilmez’in öngördüğü Türk vatandaşı olmayan ve sayıları milyonlarca olan mülteci ve göçmenler eklenirse, 10.000 dolar civarında bir milli gelir oluşur. 

Bu da Dünya ortalamasının 3.500 dolar altında bir milli gelir ve Brezilya’nın altında 82. sırada bir yere gerilemek demektir. 

Dolar’ın baskılanması da eklenirse, durumun vehameti daha da artar. 

İlk yüze girdik diye sevinmek durumunda kalırız. 

Bunda devletin yetişmiş elemanlarının haksız tasfiyesinin yeri nedir, diye sorgulanması gerekir. 

KURBAN FİYATLARI ARTTI, SATIŞLAR DÜŞTÜ

Yazımın bu bölümü hayatın akışında elde edilen ve gözlemlenen tecrübi bilgiler olacak. On yıl krizi nasıldı? diye soran olursa yaşanan olaylardan kesitler bulabilsin. 

Kurban fiyatları algılanan enflasyona yakın artış gösterdi. 2023 yılına göre yüzde 88-100 artış gösterdi. 

Kurban sayısı yüzde 20 düştü. 

Burada Türk insanının pratik zekasından ve adaptasyon sürecinden de bahsetmek gerekir. 

Kurban kesmek sadece mali bir ibadet değil, kestiğiniz zaman bunun fiziksel yorgunluğu da var. 

Yurt dışında kurban kesme ve bağışlamanın hem ekonomik bir yanı var, Türkiye’den en az bir en çok dört katı daha ucuz. Hem de fiziksel olarak yorucu değil. Ekonomik kriz kurban kesimini yerellikten küreselliğe doğru eviriyor. 

Ayrıca, Afganistan ya da Afrika ülkeleri gibi kurbanın yerini bulduğu ve fakir insanlara gittiği düşünülürse vicdanen müsterih olmakta ayrı bir güzelliği…

Çocuklar bayram harçlığına ve hediyesine bayılır. 

Ama kurban eti onlara çok ham gelir, kokusunu da pek sevmezler. 

Ama bu yeni yöntem onlarda bir yoksunluk oluşturur. 

Çözüm yine basittir. 

Marketten çocuklara yeni kurban iktisadıyla tasarruf edilen paradan istedikleri işlenmiş ve taze et kokusu olmayan nitelikli mangal ürünleri almak.  

ÖZEL SEKTÖR KRİZLERİ

Kriz yüzde yüz hissediliyor. 

Özel sektör krizin kısa sürede bitmesini beklemiyor. 

Umut olmaması en derin kriz. 

Bu yıl geçti artık ama seneye de düzelmez diyor. 

Çark dönsün yeter modunda. 

Kar beklemiyor. 

Devletin denetimleri de görünür oldu. 

Herkes 2027 sonunu işaret ediyor. Seçim 2028 yılında olursa ancak seçimlere musluklar açılır diyor. 

Bu iktidara düzelmiş bir ekonomi ile seçime gitme, muhalefete de düzelmiş bir ekonomi devralma fırsatı verir diyor. Alan razı satan razı.   

İşte bu nedenle 2018 yılında başlayan bu krizin adı 10 yıl krizi…

Yazımı birkaç anekdotla tamamlayayım. 

GİMAT’ta en küçük işlemi yüz bin TL olan toptancı “20 gündür tek bir siftah yapmadım” diyor. 

Kurumsal markaları olan beş komşu beyaz eşya şubesi “geçen yıla göre çok gerilerdeyiz” şeklinde birbirlerini hem teselli hem tasdik ediyor. 

Ankaralı büyük halıcılar krize karşı ortak strateji için toplanıyor. 

Banka kredileri çok yükseldi.

Kredi kartlarına 9 taksit yapılınca bankalar yüzde yirmisine el koyuyor. 

Vergi şampiyonları yine bankalar olacak.

Banka sahiplerinin çoğu da yabancılar. 

Üretimin artı değeri yurt dışına gidecek. 

Dış borçların ödenmesi de artı değerin dış ülkelere gitmesi demek. 

Yeni alınan milyarlarca dolar dış borçla dolar kuru da baskılandı. 

ON YIL KRİZİNİN başında değiliz. Ama sonuna da çok var. 

Musluklar açılmazsa kepenkler gündüzden kapanacak. 

Bu kriz çok derin.

Çünkü bu ekonomik krizin nedeni hak ve hukuk eksenli…

“Yeni bir programa ihtiyaç duyulmaktadır. Hak, hukuk, adalet, özgürlük, demokrasi, şeffaflık, hesap verilebilirlik, denetim kavramları getirilecek programın ilk satırında yer almalıdır.” (Nur Keyder)

İşte tam da bu alanlarda restorasyona ihtiyaç var: ‘Hadi hukuku uygulayalım’

Hukuk kökenli bir kriz hukukun uygulanmasıyla sona erer. Çünkü her krizin nedeni güven ortamının bozulmasıdır. 

Ve bu krizin ortaya çıkması hukukun uygulanmaması ile oluşan güven bunalımıdır. 

Kurban bayramı kutlu olsun. 

Dış bağış, içteki çocukların ihmaline neden oldu. 

Doç. Dr. Selahattin ATEŞ
Doç. Dr. Selahattin ATEŞ
Tüm Makaleler

  • 20.06.2024
  • Süre : 4 dk
  • 241 kez okundu

Google Ads