Küresel Krizler Yaklaşıyor, Hazır mısınız?
Stratejist, evet ve hayırın dışındaki mevcut şartlara uyum sağlayan ve üçüncü şıkkı bulan insandır.
Teknolojik, demografik ve sosyal çevresel değişiklikler sürekli olarak işletmelerin ürünlerinin evsafını, modelini hatta müşteri tercihlerini değiştirerek işletmelerin uyum ve esneklik kabiliyetlerini test etmektedir.
Örneğin geçmişte çok yoğun yaşadığımız pandemi hizmet ve üretim sektörlerini darmadağın etmiştir.
Küresel iklim değişikliğine bağlı temiz su ve gıdaya erişim engelleri, küresel politik sıkıntılar, yoğun yasadışı göç ve hatta robotlaşma gelecekte korkarım benzer etkiler yapacaktır.
Ama sorarım size pandemide tüm sektörler mi kaybetti?
Örneğin ilaç sanayi, otomotive bilişim, konserve sizce ne durumdaydı?
Daha da ilgincini söyleyeyim mi?
Bazı danışman büyüklerimi aradım. Kafalarını kaşıyacak zamanları yoktu.
Diyeceksiniz ki binlerce insan lokantalardan işsiz kaldı.
Diğer yandan bakıyorum lojistik sektöründe hala binlerce açık var.
Çanakkale’de konuştuğum bir dotcom şirketinin müdürünün deyimi ile ” e-ticaret Avrupa’daki kadar gelişse lojistikçiler asfaltta tekerlek yakar”.
Diyeceksiniz ki robotlaşma başladı bile bir süre sonra tüm o işleri robotlar yapacak.
Doğru 50 yaşımda öğrendiğim şeyler var. Çalışmak büyüklerimin dediği gibi sadece ter akıtmak değil. Hatta çalışmak ve kazanmak için daha önemli şeyler var.
Birincisi sabretmek.
Çünkü zamanı gelen fikirden daha güçlü bir araç yok. Eğer gerçekten hak ediyorsanız “Tren bir şekilde bir gün o istasyona geliyor”.
Yani bir gün tüm krizler bitecek.
Tamam, sabredeceksiniz ama o güne kadar nasıl ayakta kalacaksınız?
Bunun cevabı da basit; değişim.
Yeni durumlara kolayca ve en hızlı uyum sağlayanlar, her zaman diğerlerine göre rekabet avantajı kazanmakta ve piyasada var olma şansı elde etmektedir.
Benim annem emekli olmadan hemen önce üniversiteyi bitirdi. Ama akşamları ders çalışırken ne kadar zorlandığını hatırlıyorum. Hatırlamada irtifa kaybeden bir beyinin İngilizce ve matematikte nasıl bir süreç yaşadığını hayal edebilirsiniz sanırım. (Şimdi düşündüm de ben de doktoradan dört defa atılıp, iki üniversitede üç tez yazmamı müteakip 20 yıl sonra, tam da emekli olmadan önce doktormı bitirebilmiştim!)
Birçok danışman uzaktan bilgi aktarımını aktif olarak kullanmaya başladı. Hatta bazıları artık bilgi birikimini sosyal medyaya taşıdı. Kolay mı bu yaştan sonra teknolojiye intibak etmek?
Diğer hizmet sektörleri de benzer durumdaydı.
İşte strateji burada başlıyor.
Elinizdeki mevcut yetenekle kısa, orta ve uzun vadede ne yaparak hayatta kalabilirsiniz.
Kısa zamanda hangi ilave yetenekleri kazanmalısınız?
Geleceğin nasıl olacağı üç aşağı beş yukarı belli oldu.
Uzmanlar yiyecek arzında %20 daralma olacağını söylüyor.
Ayrıca konuşulanlar doğruysa küresel ısınmaya karşı ileride tarım yapmak için Çinliler Afrika’da büyük topraklar alıyorlarmış.
Peki siz tekrar toprağa dönmeyi düşünmez misiniz?
Gördük ki krizde binlerce insan memleketine döndü.
Sonuç olarak yeni yetenekler kazanmak zorundasınız.
Peki sürekli değişen bu ortamlarda başarılı olmak için şirketlerin ne yapması gerekir?
Bu konuda Steiber ve Alänge (2016) üç temel strateji ön görmektedir;
* Girişimler, sürekli genişleyebilecek büyük bir vizyona sahip olmalıdır.
Sadece kendi işine odaklanmak bir süre sonra körlüğe yol açar. Örneğin Google kendini arama motoru olarak değil "Dünya'nın bilgi organizatörü" olarak konumlandırmaktadır. Bu yüzden vizyonu her türlü bilgiyi toplamak ve sunmaktır.
Steve Jobs, Apple şirketinin iş tanımlamasından bilgisayar ibaresini çıkartmıştır.
Şirketler, daha kuruluş aşamasında uluslararası pazarlara nasıl açılacağını düşünmek zorundadır. Örneğin Jack Ma, Şirketine neden "AliBaba" ismini seçtiği sorulduğunda tüm Dünya'da tanındığını ve Latin Alfabesine göre sözlükte en başlarda geldiğini belirtmiştir.
* Sürekli inovasyon için açık bir ağ temelli yaklaşım kullanmalıdır.
Dikey büyüyen ve dağıtım kanalına yayılan şirketlerin en büyük avantajları, müşteri ile bire bir temas eden satış güçleridir. Müşterilerin geri beslemeleri yeni inovasyonların da yolunu açar.
Ancak özellikle Internet temelli teknolojiler; bilginin toplanması, üretimi, transferi, depolanması ve kullanılması için daha kolay yöntemler de sunmaktadır. Örneğin müşteri fan kulüpleri, tartışma platformları bunlardan bazılarıdır.
Ayrıca özellikle pazara, teknolojiye ilişkin dışsal bilginin şirket içine nüfusu ve dağıtımında portallar önemli vazifeler görmektedir. Diğer yandan toplanılan bilgiler, malumat seviyesindedir. Söz konusu bilginin; ivedi olarak inovasyon, AR-GE ve her seviye kararda kullanılacak sosyal ve bireysel mekanizmaların şirket içinde kurulması gerekir.
* Yeni bir ürün yelpazesine geçerken startup girişkenliğine ve esnekliğine sahip olunmalıdır.
Ürün tabanlı ya da yalın organizasyonlar, çoğu zaman işletmelere bu avantajı sağlayabilir.
Ancak Steve Jobs'ın yaptığı gibi gerekirse bazı ürünlerden tamamen çıkılarak tek bir üründe odaklanmak daha iyi sonuç verebilir. Bu konuda Jobs'a kulak verelim;
"Apple'da kaç komitemiz var biliyor musun? Sıfır. Startup gibi organize olduk. İPhone OS yazılımından bir kişi sorumludur. Mac donanımından bir kişi sorumludur. Şirket, bir startup gibi organize edilmiştir. Gezegendeki en büyük startup'ıyız biz. Ancak tüm grup haftada üç saat bir araya geliyorlar. Yaptığımız her şey hakkında konuşuyoruz."
Sizce bu seçenekleri bir birey olarak arttıramaz mıyız?
Uzun lafın kısası;
Stratejist, evet ve hayırın dışındaki mevcut şartlara uyum sağlayan ve üçüncü şıkkı bulan insandır.
Kaynakça
Annika Steiber ve Sverker Alänge (2016), The Silicon Valley Model, Switzerland: Springer International Publishing, pp 11)