Karavanla İki Günlük Deneyim
Dünyada genellikle orta alt sınıfın tatil tercihi olan karavan, ülkemizde elit bir grubun macera arayışı olarak görülmektedir. Bu bakış açısı, karavan severlerin daha çok sorun yaşamasına neden olabilmektedir. Ancak temel sorun, insanların tercihlerinden ziyade mevzuatın yeterli şekilde düzenlenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Bazen hayatımızın bütün uğraşlara rağmen boşa geçtiğini düşünürüz. Biraz olsun bu boşluğu anlam katarak doldurmaya çalışırız. Kimi zaman bir müziğin büyüleyici notaları, kimi zaman doğada sakinlikle geçirilen zaman, bu anlam arayışının nesnesi olur. Bulunduğu ortamdan uzaklaşıp doğayı yaşamanın farklı alternatifleri vardır. Bunlardan biri de karavandır.
Dünyada genellikle orta alt sınıfın tatil tercihi olan karavan, ülkemizde elit bir grubun macera arayışı olarak görülmektedir. Bu bakış açısı, karavan severlerin daha çok sorun yaşamasına neden olabilmektedir. Ancak temel sorun, insanların tercihlerinden ziyade mevzuatın yeterli şekilde düzenlenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.
İnsanların hayalleri her zaman gerçeklerin ilerisinde koşar. Elbette hayal kurmak maliyeti olmayan bir eylemdir ama bu hayali gerçekleştirmek için atılan adımlar, çeşitli ölçülerde maliyetlere katlanma sonucunu doğurabilir. Bu nedenle beklentilerin hayaller ve gerçekler arasında bir dengeye oturması gerekir. Bu yazıda sizlere ilk defa çıktığım karavan yolculuğumda yaşadıklarımı farklı yönleriyle anlatmaya çalışacağım. Bunu yaparken, işe en başından başlamak yerine deneyim odaklı bir anlatıyı tercih ediyorum.
Karavan hayatı, tatilde lüks otel konforu arayanlar için çok uygun değildir. Çünkü karavan, minimal yaşam felsefesi üzerine kuruludur. Benim çekili karavan alırken düşüncem de buydu. İlk deneme için Ankara’da Bayındır Barajı olarak bildiğimiz, şimdiki adıyla Mavi Göl olan mesire alanını tercih ettim. Yol arkadaşım da benim gibi maceracı ruha sahip, eski meslektaşım olan bir ağabeyim oldu. Şehir trafiğine girmeden çevre yolu üzerinden Mavi Göl’e ulaştık ve hafta içi yoğun olmayan karavan parkında boş yer bulabildik.
Karavan parkı, küçük olmasının dışında elektrik ve su imkânları ile karavancılar için tatminkâr bir hizmet sunuyor. Sorumlu olan görevli, çok ilgili ve nezaketiyle etkili iletişim kuran bir kadın memurdu. Yerleşim olarak gölü tepeden gören güzel bir konumda yer alan karavan parkının daha büyük olması ve daha fazla karavancıya hizmet vermesi daha iyi olurdu. Elbette bir haftayı aşan konaklamalarda ek ücretlendirme gibi uygulamalar, daha çok insanın faydalanması için devreye sokulmalıdır. Bu arada tuvaletlerin daha iyi olması, mekânın kalitesini artırabilir.
Karavan parkı, karavancılar açısından en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle çekili karavanlar, park alanlarına daha bağımlıdır. Türkiye’de bu konuda henüz yeteri kadar yerel yönetimin sorunun farkında olduğunu söylemek zordur. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde iyi örnekler olduğunu söyleyebiliriz. Hatta yola çıkan karavancılar için uygun karavan parklarını gösteren telefon uygulamaları da bulunmaktadır.
Türkiye’de bu konuda düzenleme yapan yerel yönetimler, kurdukları sistemle gelir elde etmeyi başarabilmektedir. Doğal güzellikler açısından benzersiz örneklerle dolu olan ülkemizde yerel yönetimlerin bu alanda yapacağı düzenlemeler, hem yerel kalkınmaya katkı sağlayacak, hem de belediyelere gelir yaratabilecektir. Bunun yanında, karavanların her yerde kötü bir görüntü oluşturmasının da önüne geçilmiş olacaktır.
Karavancılar, genellikle kullandıkları park alanını temiz ve tertipli bırakma konusunda duyarlıdırlar. Bununla birlikte bu konudaki duyarsızlıklar için mutlaka caydırıcı müeyyidelerin yürürlükte olması gerekmektedir. Bu kapsamda yerleştiğimiz karavan parkı, temizlik açısından iyi düzeydeydi. Şimdi gelelim karavanın kullanımına ilişkin tecrübelerimizi paylaşmaya.
Elektrik bağlantımızı yaptığımızda diğer kampçıların uyarısı dikkate değerdi. Bağlantıyı sağlayan kablo makarayı tamamen açmamız gerektiğini söylediklerinde fizik bilgimle bunun neden gerekli olduğunu anladım ama uyarı yapılmasa dikkat etmezdim. Üzerinden akım geçen bir bobin gibi ısınan bir kablo makarası istenmeyen yangınlara sebep olabilirdi. Elektriği dışarıdan alınca kullandığınız bütün araç gereç, daha rahat kullanılabiliyor. Örneğin mevcut güneş paneliyle kullanamayacağınız su ısıtıcı ve kahve makinesi gibi araçların kullanımı mümkün oluyor.
Isınma için karavanımda vebasto (Isıtıcı) bulunuyordu ve bunu ara ara çalıştırma ihtiyacımız oldu. Ancak çok soğuk olmayan ortamlarda ve elektriği dışarıdan aldığımız karavan parklarında, içeride küçük bir elektrikli ısıtıcının da kullanılmasının mümkün olduğunu gördük. Mevsim olarak Nisan sonunda gecelerin soğuk olduğu ve bunun dikkate alınması gerektiğini hatırlatmam gerekiyor. Özellikle karasal iklime sahip yerlerde gece gündüz arasındaki sıcaklık farkları yüksek olabiliyor.
Portatif tuvalet, tam bir tuvalet konforu sağlamasa da işe yarıyor. Elbette portatif tuvalet için doğa dostu solüsyonların kullanılmasını öneririm. Uygun kullanım olması halinde koku gibi sorunlar olmuyor. Ancak bu konuda, tuvalet kâğıdı ve tuvalet için çöp torbası gibi konuların yolculuğa çıkılmadan önce düşünülmesi gerekiyor.
Mutfak açısından alanın oldukça dar olması, yemek yaparken çok planlı çalışma gerektiriyor. Biz genellikle su imkânlarını da düşünürsek, yemek hazırlıklarını dışarıda yaptık. Ancak karavan içinde yemek yemenin keyifli olduğunu da belirtmeliyim. Yemek sonrasında suyun haricen karşılanıyor olması, bulaşıklar açısından büyük kolaylık sağlıyor. Aksi halde, artıkların ıslak havlu ile çöpe süpürülmesi ve mümkün olduğu kadar az suyla temizliğin yapılması gerekiyor. Evdeki gibi suyu bol kullanma lüksünüzün olmadığını söyleyebilirim.
Karavanda sineklik olması, sık sık girilip çıkılan kapının açık tutulabilmesini ve gerektiğinde içeriyi havalandırmak için pencerelerin açılabilmesini sağlıyor. Karavan içerisinde bir iç terlik, dışında ise bir dış terlik ile hareket etmek, büyük kolaylık ve temizlik sağlıyor. Zeminin kirlenmesini böylece önlemiş oluyorsunuz. Kamp sandalyeleri ise, büyük bir keyif sağlıyor. Çünkü zamanın büyük bölümünü karavan içinde oturarak değil, karavan dışında geçiriyorsunuz.
Karavanla hareket halindeyken buzdolabının kapağının açılabileceğini mutlaka değerlendirmek gerekiyor. Bunun da ötesinde buzdolabı içine koyduğunuz her şeyin alt üst olabileceğini hesaba katmak gerekiyor. Sadece buzdolabı için değil, raf ve dolaplara koyduklarınız için de bu geçerli. Zaten ağrılığı ön ve arkaya dengeli bir şekilde dağıtmak gerekiyor ama yolda karavanın çok fazla sarsıldığının mutlaka dikkate alınması bir zorunluluk. Bu nedenle mutfaktaki ocağın tüp bağlantısını da hareket hainde iken mutlaka kesmek gerekiyor. Ayrıca seyir halinde karavan içerisinde canlı bulunmaması gerektiğini de hatırlatmak isterim.
Banyo yapma konusunda, iki gün için bir ihtiyacımız olmadı ama bu sorunu, suyu ısıtıp kullanarak çözmenin uygun olacağını değerlendiriyorum. Zira karavana bunun için ilave donanım takılması oldukça maliyetli. Bunun için 10-15 litrelik bir kova yeterli olacaktır.
Yolculuk esnasında araçla rahat hareket edemediğinizi de bilmeniz gerekiyor. Her şeyden önce süratinizin uygun yol koşullarında bile 80 km. üzerinde olmamasında fayda bulunmakta. Bazı internet kaynaklarında uzatma aynası tavsiye edilse de eğer sakin ve düşük süratte kullanırsanız, buna ihtiyaç olmuyor. Özellikle çevre yolu ve otoyol gibi yollarda mümkün olduğunca şerit değiştirmekten kaçınmakta fayda bulunuyor. Gideceğiniz yere ilişkin plan ya da navigasyon uygulaması olması da önemli bir konu. Genellikle çekili karavanlarla yanlış yola girip dönmek zor olabiliyor.
Yazımı doğal güzelliklerin korunması konusundaki duyarlılık talebimle bitirmek istiyorum. Yurdumuzun cennet köşelerinin plastik poşet çöplüğü haline gelmemesi, oralarda piknik yapan herkesin görevi ve sorumluluğudur. Maalesef bugüne kadar gittiğim her yerde beni üzen manzaralarla Mavi Göl’de de karşılaştım. Görevlilerle sohbet imkânı bulduğumda bana bu konuda yaşadıkları sorunları anlattılar. Ceza yazma yetkileri olmadığını hatta piknikçiler tarafından hakarete maruz kaldıklarını söylediler.
Kamu görevlileri bir kamu hizmetinin sunumu için çalışırlar. Onları her anlamda korumak ise devletin birincil sorumluluğudur. Sunulan kamu hizmetinden belirtilen koşullarda yararlanmak istemeyen her kim olursa olsun, kısıtlamalara tabi olmalıdır. Özellikle Mavi Göl gibi kamuya ait mesire alanlarında mutlaka etkin cezai yaptırımlar olması gerekmektedir. Eğer ortak alanlar korunamazsa yarın hiç kimse bu hizmeti bulamayacaktır.