Site İçi Arama

kultur-sanat

“Bir Tişört Kadar Yok mu Bunların Değeri?”

Duvarındaki 1933 yazısı dikkatimi çekti. Sonra tepesindeki Latince sözler: “Jus est ars boni et aequi.” Çevirisine bakınca: “Hukuk, iyi ve adil olanın sanatıdır.”

Pazar günleri öyle sessiz oluyor ki buralar. Hele de hava yağmurlu ve kapalıysa… Böyle zamanlarda insan, şehrin sokaklarında kaybolup uzun uzun yürümek istiyor. Kimi zaman doğayla bütünleşip kuş sesleri eşliğinde huzuru arıyor kimi zaman da her sokağın köşesinde karşısına çıkacak küçük bir sürprizin ritmine kendini bırakıyor.

Biz de kızımla öylece yürüyüşe çıkmıştık, nereye gideceğimizi bilmeden…

Yol bizi Hamburg’da görkemli bir binanın önüne götürdü. Buraya ilk defa geliyordum ama nedense bu bina bana yabancı gelmiyordu. Duvarındaki 1933 yazısı dikkatimi çekti. Sonra tepesindeki Latince sözler:

“Jus est ars boni et aequi.” Çevirisine bakınca:

“Hukuk, iyi ve adil olanın sanatıdır.”

Bir adalet sarayının önünde duruyordum. Hamburg’da, memleketimden yüzlerce kilometre uzakta…

Tam o sırada, yakın zamanda izlediğim Sarı Zarflar filmi gözümde canlandı:

 Filmin başındaki, “Berlin as Ankara, Hamburg as İstanbul.”

 Ve filmin adalet sarayındaki sahnesi…

Evet, bu bina o binaydı. DTCF’li hocaların yargılandığı sahnenin çekildiği bina… Türkiye’de geçen bir hikayenin başka bir ülkede yeniden kurulmuş hali.

Bir süre sustum. Kızım ne düşündüğümü sordu.

Ona son günlerde haberlerde sıkça gördüğüm özel okul öğretmenlerinin mücadelesini anlattım. Türkiye’nin farklı şehirlerinden Ankara`ya gelen haklarını alabilmek için seslerini duyurmaya çalışan öğretmenleri… İyisiyle kötüsüyle yıllarca özel okul öğretmenliği yapmış, kıyısından köşesinden de olsa sistem içinde ben de belli tokatlar yemiştim. Kızıma, öğretmenlerin yıllar önce, 1965’te çıkarılan bir yasayla devlet okullarındaki meslektaşlarıyla aynı taban maaşı alma hakkına sahip olduklarını, ama sonradan bu hakkın ellerinden alındığını anlatmaya çalıştım.

Beni sessizce dinledi.

Sonra hiç beklemediğim bir şey söyledi:

— Ama anne, Türkiye’de bir mağazadan aldığın tişörtün üzerinde bile “Alınan mal iade edilmez” yazıyor. Bu insanlar bir hak kazanmışlar. Neden hakları geri alınmış ki? Bir tişört kadar yok mu bunların değeri?

Bir an böylesi bir benzetmeye yanıt veremedim çünkü bazen çocuklar, yetişkinlerin yıllarca tartışıp karmaşıklaştırdığı meselelerin tam kalbine bir cümleyle dokunabiliyor. İşte şimdi de tam böyle oldu.

“Bir tişört kadar yok mu bunların değeri?”

Ben Hamburg’da, duvarında “iyi ve adil olanın sanatı” yazan bir adalet sarayının önünde duruyordum. Aklım ise Türkiye’de, seslerini duyurmaya çalışan öğretmenlerde ve kızımın o yalın, dolambaçsız sorusundaydı:

“Bir tişört kadar yok mu bunların değeri?”

Belki de bazı kelimeler sınır tanımıyor.

Adalet gibi…

Bazen bir film sahnesiyle, bazen bir binanın cephesindeki eski bir yazıyla, bazen de bir çocuğun sorduğu tek bir soruyla çıkıyor karşımıza ve insan o zaman anlıyor:

Bazı gerçekler ne bir binanın duvarlarına ne bir filmin sahnelerine ne de birkaç satır habere sığar.

Peki, kalbimin o mücadeleyle attığını nasıl dile getirebilirdim kilometrelerce uzaklıktan? Bu satırlarla sanırım çünkü yazmak da, uzak coğrafyalar arasında kurulan görünmez bağların ve içimizi sızlatan soruların hafızasıdır.

Araştırmacı Yazar, Akademisyen Özlem İBİŞ YILMAZ
Araştırmacı Yazar, Akademisyen Özlem İBİŞ YILMAZ
Tüm Makaleler

  • 17.06.2026
  • Süre : 2 dk
  • 88 kez okundu

Google Ads