Site İçi Arama

kultur-sanat

Doğru Ama Kime Göre Doğru?

Matematikte problemlerin hem çözüm yoları birden çok olabiliyor, hem de çözümün sonucunda birden çok doğru cevap bulabiliyoruz. Normal hayatta bu kural niye geçerli olmasın?

Ben hep inandığım doğruları söyledim!

Ya senin inandığın ve doğru diye bildiğin doğru değilse?

Nedir doğru?

Matematikten bahsediyorsak basitçe iki noktadan geçen düz bir çizgiye doğru diyoruz, eğri olmayan, doğru! Ama bu tanım bile aslında çok yetersiz bir tanım. Konu matematik olmadığı için daha fazla detayına girmeyeceğim.

Kavram olarak doğru ise sözlük tanımıyla: gerçek, yalan olmayan demek.

Bir başka tanımı akla, mantığa, gerçeğe ve kurala uygun olan.

Sözcük olarak diğer sözlük anlamlarına girmeyeceğim, yoksa doğru derken doğru yol bu yönde dediğimiz de oluyor. 

“Dosdoğru git” dediğimiz doğru da bir başka kullanımı.

“Akşama doğru başım ağrımaya başladı” dediğimiz doğru da bir başka kullanımı. 

“Doğru soruyu sormak gerekir” cümlesindeki doğru ise tam da bu yazıda bahsi geçen doğru. 

***

Kavram olarak kullandığımız bir sürü doğru var da “Ben hep inandığım doğruları söyledim!” derken ki “doğru” sanırım biraz da inanmayla ilintili.

Ancak sözlükte doğrunun bu inanca bağlı olması durumu belirtilmemiş nedense!

Sözlükte “akla, mantığa, gerçeğe ve kurala uygun olan” denmiş, inandıklarımızın doğru olarak kabul edildiği ise yazılmamış!

***

Ben doğrunun konumuza uygun olan en doğru tanımı “akla, mantığa, gerçeğe ve kurala uygun olan” tanımı olmuş diyorum.

Bakın ben bile doğrunun tüm tanımları içinden bu sonuca varırken aklımı kullandım, tanımların hepsini mantık süzgecimden geçirdim ve bu sonuca vardım. 

Bu bilginin gerçekliği konusunda bir şüphe yok sanırım, tanımlara sözlükten bakıyoruz sonuçta, hem de Türk Dil Kurumu sözlüğünden. 

Ama cümle içinde kullanımını da dikkate alarak kuralına uygun en uygun tanımın bu olduğu kararına varabiliyoruz. Doğrunun kuralına uygun olması da bir başka özelliği. 

Diğer bir tanımı olan yalan olmayan olması zaten kesin de ancak yanlış bilgi mi bu tanım, işte orasına aslında çok da emin olamayız bence.

İşte bu durumda da inanç boyutu devreye giriyor. Bu bilginin yanlış olmadığına inanıyoruz ve o yüzden doğru diyoruz. 

Bu yüzden baştaki cümlenin içinde bir de inanmak geçiyor.

Ben hep inandığım doğruları söyledim!

***

Gerçi buradan cümleyi biraz değiştirirsek inanmadığımız doğruların da olabilirliği mümkünmüş gibime geliyor benim.

Bu cümleyi şöyle de anlayabiliriz:

Ben inandığım doğruları söylerim, inanmadığım doğruları söylemem!

Ya da bunu derken ben bana doğru denilen her şeye inanmam da anlaşılabilir. 

Yukarıdaki tanımına uygun olarak bilginin önce aklıma, mantığıma, gerçeklere ve kurallara uygun olup olmadığına bakarım, doğruluğuna kani olursam ancak o zaman onun doğru olduğuna inanırım, inandığım için de gündeme getiririm, benim ağzımdan çıkan sözler doğru olduğuna inandığım sözlerdir!

Ben hep inandığım doğruları söyledim!

Yani hep söylediklerimin doğru olduğuna inandım!

***

İşte bu noktada dönüyoruz o ilginç soruya, ya senin inandığın ve doğru diye akıl süzgecinden de geçirerek bir karara vardığın şey gerçekte doğru değilse?

Bilerek yanlış ya da yalan söyleyenleri bu yazıda göz ardı ediyorum.

Bu yazıda söylediği bir şeyin doğru olduğuna kalben inanan ve doğru söylediğini düşünerek fikir beyan edenlerden bahsediyorum.

Bunun bir de eğer siz güvenilir biriyseniz söylediklerinizin başkalarını etkilemesi boyutu var. Bu da büyük sorumluluk!

Doğru diye kendi kıt aklımızla karara vardığımız bazı şeyler gerçekte doğru olmayabilirler mi acaba?

Ya da dün için belki doğruydu da o doğru dediğimiz, bugün artık başka bir sabaha uyandık sonuçta, dün doğru olan şey bugün artık doğru olmayabilir. Bu mümkün mü?

Sonuçta dört boyutlu bir evrende yaşıyoruz. Zaman da evrenimizin boyutlarından biri!

Ne kadarımız zamanın bir boyut olduğunun farkında?

Olayları değerlendirirken zaman boyutunu da dikkate almamız gerekiyor sanırım.

İşte doğruların bu zaman boyutunu da dikkate alırsak ortaya pragmatizm çıkıyor!

Pragmatizm o kadar da doğru bir şey değil!

Hayır, bence bir şey doğruysa her zaman doğrudur!

Doğru değişmez! Zamanla da olsa değişmez!

Bu da takıntı boyutu oluyor doğruların.

Takıntılı çok insan var ülkemizde. Sizin çevrenizde bile vardır birkaç kişi.

Evet, doğrunun zaman içinde değişiyor olması da doğru, o kadar değişken bir şey olmadığı da.

Demek ki öngörülebilirlik diye de bir şey var.

Doğru zaman içinde bile çok fazla eğrilip bükülmez! 

Bükülüyorsa çok da doğru olmayabilir. 

Bazı şeyleri aklınızda tam olarak tartamıyorsanız matematikten faydalanın. O zaman doğrusunu bulursunuz. 

Doğrunun zaman içinde yolculuğu biraz karışık bir konu.

***

Tabii bir de birilerinin bilerek bizi kandırdığı durumlar oluyor.

Bazen öyle şeyler gösteriyorlar ki, öyle şeyler söylüyorlar ki, yanlışı doğru zannediyorsunuz!

Bu biraz da sarı ışık altında maviyi yeşil olarak görmeye benziyor. Aldanıyorsunuz bazen, algıda aldanma deniyor buna.

Gözümle gördüm diyorsun, kulağımla duydum diyorsun, işte tam da böyle oldu diyorsun, ama bakıyorsun, manipüle edilmişsin! 

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. (Yahya Kemal Beyatlı)

Milletimiz affetsin bizi, kandırılmışız!

Bu itiraf bir çıkış yolu olabilir belki, inandırabilirsen…

Ancak yaptığımız yanlışların her zaman geri dönüşü olmaz. 

İnsanlar bazen inanmış gibi yaparlar, ancak kalben aslında inanmazlar. O an için inanmış gibi görünmek doğru gelir insanlara.

Gerçekte ise o bardak yere düşüp kırıldıysa, bardak kırılmış demektir. Artık ne yapsan düzelmez, ne yapsan sağlamı gibi olmaz.

O yüzden çok saf olmayacaksın bu dünyada, insanların seni kandırmasına müsaade etmeyeceksin!

Ne kandıran ne kandırılan olacaksın!

Doğru söz söyleyeni dokuz köyden kovmuşlar. Bakın bu da doğru!

***

Doğruluk konusunda söyleyecek son bir şey daha var sanırım.

Doğru tek midir? 

Yoksa birden çok doğru olabilir mi?

Matematikte problemlerin hem çözüm yoları birden çok olabiliyor, hem de çözümün sonucunda birden çok doğru cevap bulabiliyoruz. 

Normal hayatta bu kural niye geçerli olmasın?

Yani bazen karşımızdakine itiraz ederken biraz sakin olmayı mı denesek?

Durup bir düşünebiliriz bence, belki o da doğru söylüyordur. 

***

Nasreddin Hoca ile bitireyim bugün. Bilirsiniz Hocanın hikayesini.

Hoca da demiş ya kadılığında birbirine hasım olan şikayetçilerin ikisini de dinleyip her ikisine de sen de haklısın demiş. Olur mu öyle şey Hoca diyen hanımına da sen de haklısın hatun diyerek sözünü bitiren Hoca bu birden çok doğru olması durumunu zamanında fıkrayla özetlemiş aslında.

Bazen herkes haklıdır!

Ancak gerçek doğru bizim doğru olduğuna inandığımızdır. 

Çünkü insan ancak inanarak yaşayabilir, bu inanç diye bahsettiğim ise sadece dini inanç anlamında değil, her doğru bildiğimizi doğruluğuna inandığımız için doğru olarak nitelendiririz.

Yalan söylediğimiz zaman bile yalan söylemenin doğru olduğuna inandığımız için yalan söyleriz.

Ben hep inandığım doğruları söyledim!

İnanıyorsanız bana takip edin.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 02.04.2024
  • Süre : 4 dk
  • 143 kez okundu

Google Ads