Site İçi Arama

kultur-sanat

Nerede Şimdi O Eski Dostlar?

“Unutulmuş isimlerde, Bilinmez ki nasıl, nerde, Şimdi yalnız resimlerde, eski dostlar eski dostlar”

"Unutulmuş birer birer, eski dostlar, eski dostlar" 

Bu şarkıyı yeni nesil bilir mi bilmem ama bizim gibi yaşı kemale ermiş insanların çoğunun bildiğini adım gibi biliyorum. Ezgisi bir yana, şarkının sözleri kulağıma çalındığında, elimde ne varsa bırakıp düşüncelerimin engin okyanusuna dalıyorum. 

Eski dostlar deyince, bu yaşıma değin kimler gelip geçmedi, kimler dokunmadı ki hayatıma. Belleğimin insan galerisinde, kimler yer almadı ki. Yıllar boyunca anılarımdaki yerlerini koruyanlar, unuttuklarım, unutmak istediklerim ama bir türlü unutamadıklarım yanında yaşantıma illaki bir şekilde anlam katanlar. Düşündüğümde, her birinin hayatımda farklı bir yeri olduğunu görüyorum. Zira eski dostlar tüm yaşanmışlıklarıyla kendilerini her fırsatta anımsatıyorlar. 

Şarkının sözleri eskiye dair ne varsa önüme seriyor. Artık biraz da duygusala bağladığım gönlümle beraber “Unutulmuş isimlerde, Bilinmez ki nasıl, nerde, Şimdi yalnız resimlerde, eski dostlar eski dostlar” dizelerini büyük bir huşu içinde dinliyorum gecenin zifir karanlığının sessizliğinde. Şimdi, anımsamaya çalışıyorum. Gerçekten de dostlarımın birçoğu yalnızca resimlerde kaldı. Kimi bir başka kentte, kimi bir başka ülkede yaşamını sürdürüyor, kimi de ne yazık ki aramızdan erkenden ayrılıp ebediyete intikal etti! Fotoğraflara baktığımda, aramızdan erken ayrılanların çekildikleri yaştaki canlılıklarıyla anılarımızda yaşamaya devam ettiklerini görüyorum. Biliyorum ki eski dostlarımla, birbirimizi özlemiş olsak da, yaşamlarımız farklı yönlerde gitti, gidiyor. Yeniden bir araya gelmek bazen istesek de pek olmuyor. Bazı eski dostlarımla zamanla tekrar bir araya gelirken, bazılarıyla sadece anılarımda varlıklarını koruyorlar. Buluşalım, buluşmayalım, eski dostlarımı unutmuyorum, unutmak istemiyorum. Çünkü yine biliyorum ki onları unutmak demek, kendimi, yaşadıklarımı, geçmişimi unutmak demektir.

Öte yandan bugünlerde gün geliyor kalabalıklar içinde kendimizi ne kadar yalnız hissediyoruz, değil mi? İnsanlarla birlikteyiz, gülüyoruz, konuşuyoruz ama onlarla bazen duygu ve düşüncelerimizi paylaşmakta zorlanıyoruz. Sürekli adını koymakta zorlandığımız bir boşluk aramızdaki uzaklığı koruyor. Kimiyle zorunlu bir birliktelik yaşıyoruz, kimiyle bir çeşit çıkar ilişkisi içinde devam ediyoruz. Kimiyle de gelip geçici bir buluşma, yakınlaşma yaşayıp sonra farkında olmadan yollarımızı ayırıyoruz. Hayatımıza ilerleyen yaşlarımızda giren bazılarıyla söyleşilerimizde, sohbetlerimizde nedense bir anlaşılamama, yanlış anlaşılma durumu yaşıyoruz. Hâl böyle olunca da onları incitme kaygısıyla sözcükleri daha özenli seçme ihtiyacını hissediyoruz. Bu da aramızda bir boşluk, bir duvar olmasına neden oluyor.

Oysa eski dostlarla birlikteyken öyle midir? Nitekim uzun yıllar görüşmediğimiz bir sebeple görüşemediğimiz arkadaşlarımız ve can dostlarımızla yıllar sonra bir araya geldiğimizde, her birimiz için ayrı ayrı akıp gitmekte olan hayat denen zamanda hiç kesinti olmamışçasına sarılıp, kucaklaşıp kendimizi ortak bir duygu seline kaptırıyoruz. Gözlerimizden akan o yaşlar bu yalancı dünyada birbirimizi özlemenin duygu yoğunluğunun boşalmasından başka hiçbir şey değil sanki. Eski dostlarla bir araya geldiğimizde, geçen yıllara inat yaşımızı, sosyal konumumuzu bir anda unutuyor, çocuklaşıyoruz, şakalaşıyoruz, birbirimize takılıyoruz. Torunlarımızın yaşındaymışçasına ‘oyun’ oynamak istiyoruz. Çünkü eski dostlarımızla eskiye, birlikte dostluğumuzu inşa ettiğimiz çocukluğumuza, gençliğimize, iş yaşamlarımızdaki erken dönemlerimize gidiyoruz, geçmişe döndüğümüzü hissediyoruz. Hiçbir kaygı duymadan, önyargısız, birbirimize gücenmeden, sevecenlikle hep beraber olalım istiyoruz. Bu yakınlık, geçmiş onca yıla karşın sıcaklığını sanki ilk günkü gibi koruyor. 

Tanrım ne güzel şey bu dost yüzü! İnsanın kalbine dolan bu bakış! Yıllar sonra iki eski dostun bu ölümlü fani dünyada bir araya gelmesi böyle şeyler çağrıştırıyor. Eğer uzun yıllardır bulamadığınız dostlarınızı bulursanız, sarılın onlara ve hiç bırakmayın. Çünkü artık o eski dostları yeniden inşa edecek vaktiniz yok.

Saygı ve sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 07.02.2024
  • Süre : 3 dk
  • 866 kez okundu

Google Ads