Site İçi Arama

kultur-sanat

Toplumsal Bilinç Nasıl Oluşuyor?

Yahudiler, düne kadar Almanların Yahudi ırkına karşı soykırım suçu işlediğine dair tüm dünyanın ortak kabulü ile belki de bugünün İsrail devleti topraklarında kendilerine bir ülke kurmalarına müsaade edilmiş bir toplum.

Dün bilinç demiştim. Daha önce de yazdım, ama gelin bugün de dünkü kişisel bilincin daha geniş boyutu olan toplumsal bilince biraz daha yakından göz atalım.

Evet, tüm kanallarda İsrail’in hastane saldırısı gündem olmuş durumda. 

Bu bir insanlık suçu mu?

Kesinlikle!

Bir hastane, içinde hastaların olduğu kesin. Çocuğu da var, yaşlısı da var, kadını da erkeği de.

İsrail boşaltın Gazze’nin kuzeyini, vuracağım diyordu. Onca insan, boşaltsalar nereye gidecekler? Mısır sınır kapılarını açmadı ki!

Ve gece müthiş bir saldırı. Sabah ise ortaya çıkan görüntüler hastanenin otoparkının vurulduğuna dair görüntüler.

Hastanenin ise camları kırılmış.

Haberlerde dezenformasyon boyutu oldukça yüksek. 

İsrail ben yapmadım, Hamas’ın attığı roketler hastaneye denk gelmiş olabilir diyor. Hamas ise İsrail hava saldırısı diyor!

Kime inanacağız? 

Kime inanırsanız inanın, sonuç en az 300 ölü.

İnsanlar buraya bir şey olmaz diye hastaneye sığınmışlar, ancak burası bile ölüm getirmiş durumda.

Sığınanlar, ya da buraya saklananlar arasında Hamas mensupları yok mudur?

Kesinlikle vardır. 

Peki bunun böyle olması hastaneye saldırı yapılmasını haklı kılar mı?

Tabii ki hayır!

Dedim ya, bu bir insanlık suçu. Bu emri verenlerin uluslararası mahkemede insanlığa karşı işlediği bu suçtan yargılanması gerekir!

***

Gelelim başta söylediğim toplumsal bilinç konusuna.

Yahudiler, düne kadar Almanların Yahudi ırkına karşı soykırım suçu işlediğine dair tüm dünyanın ortak kabulü ile belki de bugünün İsrail devleti topraklarında kendilerine bir ülke kurmalarına müsaade edilmiş bir toplum.

Yaptıkları bunca şiddete, bunca teröre rağmen, arkalarına aldıkları “big brother” gücü ile hiçbir devletin de bugüne kadar ciddi bir itirazına maruz kalmadılar.

Biz bile bir zamanlar “one minute” çıkışı ile ilişkilerimizi kesme durumuna gelmiş olsak da, ülke olarak İsrail devletini resmi olarak tanıyan ülkelerden biriyiz. Bugün ise devlet ilişkilerimizi normalize etme çabası içindeydik.

Çevresindeki onca Arap devleti ise bir zamanlar İsrail ile yaptıkları savaşlara rağmen ya güçleri yetmediğinden, ya da zaten Filistin ile mezhepsel ve başka ayrılıkların da etkisiyle yeterince konuya müdahil olmak istemediklerinden, bugün artık bir İsrail gerçeğini hepsi kabul etmiş durumdalar.

Son gelişmeler ile aynı zamanda hepsi İsrail ile iyi ilişkiler kurmuş durumdaydılar.

***

Toplum olarak tarih boyunca oradan oraya savrulmuş olsalar da, hatta sonra da adeta tüm dünyaya yayılmış olsalar da, Yahudiler bu topraklarda zorla kendilerine bir ülke kurmayı tercih etmişler.

Evet, zorla diyorum, çünkü neredeyse tüm hayatım boyunca İsrail-Filistin sorunu ile yaşıyorum. Belli aralarla sürekli bu bölgeden şiddet haberleri gündem olur. 

Kim bilir bu sorun daha ne kadar dünya gündemini meşgul edecek!

Sebep?

Vaat edilmiş topraklar!

Dini inançlar!

***

Evet, bugün İsrail kendince dini kurallar ile yönetilen bir devlet. 

Daha çok İslami devletler için kullanılan bir tanım olsa da, İsrail de Yahudi şeriatının yaşandığı bir ülkedir.

Dünyadaki tek bağımsız Yahudi devlettir aynı zamanda. Rusya toprakları içerisinde federal yapıya dahil bir tane daha Yahudi bir bölge olsa da, sonuçta bu bölge en azından dış işlerinde Rusya’ya bağımlı bir bölgedir.

***

İsrail hem de toplum olarak “kısasa kısas” mantığı toplumsal bilinçlerine kazınmış bir ülkedir.

Yani başlarından geçmiş olması yüzünden toplum olarak bir başka topluma rahatlıkla soykırım uygulayabilecek bir toplum bilinçleri vardır.

Bir taraf işgal edilmiş topraklarından Yahudileri kazıma hevesinde, diğer taraf da buralar bize tanrı tarafından vaat edilmiş topraklar diyerek kısasa kısas bilinci ile bölgeye ne olursa olsun yerleşme hevesinde.

Bu sorunun çözümü var mı?

Bence yok!

Dünya toplumları bu konuya müdahil olmalı mı?

Olsa ne olacak?

Araya birleşmiş milletler barış gücü mü yerleştirecekler?

Bu bir çözüm olsaydı bugüne kadar yapılmaz mıydı?

Bugün “Birleşmiş Milletler” diye bir şeyin varlığı bile tartışmalı hale gelmiş durumda. 

Bunca şiddet dünya gündemine oturmuş, ama siz Birleşmiş Milletler’i toplantıya çağıran bir ülke duydunuz mu? Birleşmiş Milletler’den durum için bir açıklama yapan var mı?

Yani o konuyu geçin artık.

Çin ve Rusya?

Bunların derdinin Amerika olduğu kesin, İsrail üzerinde baskı yapma niyetleri olabileceğini mi düşünüyorsunuz?

İran?

Ne kadar gücü var ki İran’ın? 

Amerika’nın derdi zaten İran duruma müdahil olsa da İran’a da bir el atsam. Bu yüzden de İran’dan bile çıkan sesler oldukça zayıf.

Bizi zaten hiç aklıma bile getirmek istemiyorum. Bu işe bir taraf olarak karışırsak Amerika’nın gözünü İran’dan bize çevireceği kesin. Zaten İsrail olmasa da yapacağını yapıyor. 

Daha dün İHA’mızı düşürmekten bile çekinmedi. Bizim ise sesimiz bile çıkamadı. Devlet olarak İHA’nın bizim olmadığına dair inkâr açıklaması tapmamız da bu konunun ne kadar kritik bir konu olmasının cabası.

Yani biz şu andaki tarafsız tutumumuzu sürdürmek zorundayız, duruma müdahil olmak için ne ekonomik gücümüz var, ne de savaş gücümüz Amerika gibi bir devlet yanında yeterli değil.

***

Evet, toplumsal bilinç diyorum. Daha önce de yazdım. Madem İsrail bu bölgeye tarihi ya da dini sebeplerle yerleşmeyi kafasına koymuş, üstelik bunca yılda bunu dünyaya kabul ettirmiş de, öyleyse bir devlet gibi davranmak zorunda. 

Amerika’nın gazına gelip bölgede terör estirmeye devam ederse, aslında dini açıdan tarih boyunca en çok sorun yaşadığı Hristiyan devletlerin de tepkisini çekeceği kesin.

Şimdilik yaptıkları ile Müslüman toplumların daha çok tepkisini çekmesi, bu durumun da Hristiyan devletlerin işine gelmesi, onu insanlığa karşı işlediği suçlar konusunda kurtaracak değil.

En azından ben gün gelecek ve Hristiyan toplumları da bu kadar da olmaz diyerek İsrail’e bir dur diyecekler diye ümit etmek istiyorum.

Aksi durumda dünyayı gerçekten bu sorun daha başka bir aşamaya sürükleme potansiyeli içeriyor.

Ben insanlığın bugün her ne kadar bu kadar farklı toplumlara ayrışmış olsa da, mutlaka toplumsal bilinç sağduyusuna sahip olduklarına inanmak istiyorum.

Umarım yanılmıyorumdur.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla 

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 19.10.2023
  • Süre : 3 dk
  • 788 kez okundu

Google Ads