Evrensel Eğitim Hakkı Üzerine Çok Önemli Bir Emsal Karar: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 19 Haziran 2025 Tarihli Kesin Kararı Üzerine Bir Hukukî Değerlendirme
Anayasa m.42: "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz." Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında bu hak sadece eğitime erişim değil, aynı zamanda eğitimin sonucundan doğan hakların (örneğin: unvan, diploma, akademik unvan kazanımı gibi) da korunmasını kapsar.
Mahkeme: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İDD
Esas No: 2025/1374 Karar No: 2025/832 Karar Tarihi: 19 Haziran 2025
Özet
Bu makale, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin E. 2025/1374, K. 2025/832 sayılı kararı üzerinden, doçentlik unvanı başvurularının olağanüstü hâl sonrası statüsünü ve Anayasa Mahkemesi’nin E. 2018/80 – K. 2022/136 sayılı iptal kararının idare hukukuna etkilerini incelemektedir. Karar; 2547 sayılı Kanun’un 24. maddesine 7100 sayılı Kanun’la getirilen değişiklikler, 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesinin iptali, masumiyet karinesi, eğitim hakkı ve idarenin takdir yetkisinin sınırları ışığında analiz edilmiştir. Ayrıca AİHM ve Danıştay içtihatları ile birlikte kararın emsal niteliği ele alınmıştır.
1 Giriş
15 Temmuz 2016 sonrasında çıkarılan KHK’lar, kamu personeli ve akademik kariyer sahipleri üzerinde derin etkiler yaratmıştır. 672 sayılı KHK ile ihraç edilen davacı, Nisan 2016 dönemindeki doçentlik başvurusunun 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca iptal edilmesi üzerine idari yargıya başvurmuştur. İlk derece mahkemesince davanın reddedilmesi üzerine Ankara BİM 4. İDD, istinaf talebini kabul ederek ÜAK işlemini ve ilk derece kararını iptal etmiştir.
2 Olayın Özeti ve Kararın Gerekçesi
2.1 Doçentlik Sürecinin Durdurulması
- Davacı, Nisan 2016 döneminde doçentlik başvurusunda bulunmuş; eser inceleme aşamasında başarılı sayılmıştır.
- 7100 sayılı yasa doçentlik mülakat aşamasını iptal etmiştir. Davacı hukuken doçent olmuştur.
- Başvuru, 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi gerekçesiyle durdurulmuştur.
2.2 Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı
- AYM E. 2018/80 – K. 2022/136 (RG 20.07.2023) kararıyla söz konusu madde iptal edilmiştir.
2.3 BİM Kararının Temel Dayanakları
- AYM Kararının Gerekçesiyle Bağlayıcılığı — Anayasa m. 153/5 ve m. 152/3 uyarınca mahkemelerin iptal kararını gerekçesiyle birlikte uygulama zorunluluğu.
- Geriye Yürümeme İlkesinin Sınırları — İptal kararı henüz kesinleşmemiş veya sürmekte olan işlemleri kapsar.
- Eğitim ve Akademik Özgürlük Hakkı — Anayasa m. 42 ve AİHM içtihadı (bkz. Telek ve Diğerleri/Türkiye, B. 66763/17, 2021).
- Masumiyet Karinesi ve Takipsizlik — Davacı hakkında mahkûmiyet bulunmaması, Anayasa m. 38/4 çerçevesinde değerlendirilmiştir.
3 Mer’i Mevzuat ve Ulusal Yüksek Yargı Kararları
|
Kaynak |
Temel Hüküm |
Karara Etkisi |
|
2547 s. Kanun m. 24 (Değişik: 7100 s. Kanun m. 5) |
Sözlü sınavın 06.03.2018 itibarıyla kaldırılması |
Müktesep hakkın korunması |
|
7085 s. Kanun m. 4 |
OHAL sürecinde doçentlik işlemlerinin durdurulması / iptali |
AYM 2022/136 ile iptal edildi |
|
2577 s. Kanun m. 45 |
İstinaf usulü |
BİM kararı kesin |
|
AYM E. 2011/60, K. 2011/147 |
Gerekçeli kararların bağlayıcılığı |
BİM, gerekçe‑hüküm bütünlüğünü vurguladı |
|
Danıştay 8. Daire E. 2021/5288, K. 2023/2857 |
Doçentlikte asgari şartların iptali |
Bilimsel yeterlik korundu |
|
Danıştay 10. Daire E. 2024/6575, K. 2025/1374 |
Geriye yürümezlik‑hukuk güvenliği |
İlkeden sapma eleştirildi |
4 Uluslararası Hukuk Boyutu
4.1 AİHM Kararları
- Baka/Hungary (B. 20223/10, 2016) — Yargı‑akademik özgürlüğün korunması.
- Telek ve Diğerleri/Türkiye (B. 66763/17, 2021) — KHK sonrası akademik faaliyet engelinin eğitim hakkını ihlâl etmesi.
- Çelik ve İmret/Türkiye (B. 39182/17, 2022) — OHAL sonrası ihraçta masumiyet karinesi.
4.2 Eğitim Hakkı
AİHS Ek 1 No.lu Protokol m. 2, eğitimin sonuç haklarını (unvan, diploma) da kapsar. BİM kararı, bu yaklaşımı iç hukuka taşımıştır.
5 Kararın Emsal Değeri
- Müktesep Hak İlkesi — Eser incelemeden başarı elde eden adayların doğmuş hakkı, daha sonraki düzenlemelerle ortadan kaldırılamaz.
- İdarenin Takdir Yetkisinin Sınırı — ÜAK’ın süreç işletmeme yönündeki kararı, ölçülülük ilkesini ihlâl etmiştir.
- AYM Kararına Uyma Zorunluluğu — Mahkemeler, gerekçe +hüküm bütünlüğüne riayet etmezse Anayasa m. 153/5’i ihlâl eder.
6 Karar Öncesi Durum değerlendirmesi
A- Dava Dilekçesi ve Talepler: Davacı tarafından dilekçe kapsamlı ve iyi araştırılmış, somut olay ile Anayasa Mahkemesi kararı (E.2018/80, K.2022/136) net bağlanmış. 7100 ve 7084 sayılı yasalar arasındaki yürürlük farkı tarihleriyle birlikte doğru saptanmış, ÜAK’ın işlemlerindeki çelişkiler belgelerle gösterilmiş (DBS, yazışmalar, duyurular), hukuk güvenliği, kazanılmış hak ve geriye yürüme ilkeleri etkili şekilde dile getirilmiş.
Ankara 25. İdare Mahkemesi E:2024/1595, K:2025/202, 12.02.2025 tarihli kararı ile davacının doçentlik belgesi talebine ilişkin olarak ÜAK’ın 11.06.2024 tarihli işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Ancak söz konusu karar; dava konusu işlemin 7100 sayılı Kanun’a ve Anayasa Mahkemesi’nin E.2018/80, K.2022/136 sayılı kararına açıkça aykırılığı gözetilmeden, önceki ve farklı hukuki durumu ilgilendiren davaların gerekçeleriyle "özetlenmiş", somut olayla ilgisi bulunmayan değerlendirmelerle karar verilmiştir. Dava konusu, davacının esasen 2015 yılında eser incelemeden başarılı olarak doçentlik hakkını kazanmış olması ve 2018 yılında yürürlüğe giren 7100 sayılı Kanun uyarınca sözlü aşamanın kaldırılması ile birlikte müktesep hakkın doğmuş olmasıdır. Bu çerçevede davacı;
- Ankara 25. İdare Mahkemesi kararının kaldırılması,
- ÜAK’ın 11.06.2024 tarihli ve önceki işlemlerinin iptali,
- Davacının doçentlik unvanının 06.03.2018 tarihi itibariyle verilmesine karar verilmesi talep edilmektedir.
- Giderlerin davalı idareden tahsili taleplerinde bulunmuştur.
B- Ana Hukuki Dayanaklar: Bu davada temel üç hukuki dayanak yer almaktadır:
- 7100 sayılı Kanun (06.03.2018) ile doçentlikte mülakat aşamasının kaldırılması;
- Anayasa Mahkemesi Kararı E.2018/80–K.2022/136 ile 7084 sayılı KHK’nın 4/1 hükmünün iptali ve geriye yürümeme ilkesine bağlı olarak bu maddenin etkisinin geçmişe taşınmasının engellenmesi;
- Somut olayda 2015 yılında eser incelemesini başarıyla tamamlanması, dolayısıyla mülakat kalktığı tarihte (2018) müktesep hakkınızın zaten doğmuş olduğu gerçekleri ışığında, mahkemenin hukuk güvenliği, öngörülebilirlik ve kazanılmış hak ilkeleri çerçevesinde karar vermesi gerektiği.
C- İlk Derece Mahkeme Kararının Eleştirileri:
- Davanın özeti yanlış betimlenmiş, eski hukuki değerlendirmeler yeni dava konusuymuş gibi kullanılmış.
- ÜAK’ın 27.12.2024 yazısı ve DBS sistemi açıklamaları dikkate alınmamış.
- “İptal kararlarının geriye yürümeyeceği” argümanı, davacının 2015’te kazanılmış hakkı nedeniyle somut olayda geçersiz hale gelmiş.
- Doçent unvanının bilimsel yeterlik üzerinden müktesep hakkın doğduğu vurgusu göz ardı edilmiş.,
D- Eğitim Hakkının Evrenselliği ve Anayasal Temeller:
- Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak:
- Anayasa m.42:
"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz."
Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında bu hak sadece eğitime erişim değil, aynı zamanda eğitimin sonucundan doğan hakların (örneğin: unvan, diploma, akademik unvan kazanımı gibi) da korunmasını kapsar.
- Evrensel hukukta korunan hak:
- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m.26,
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol m.2
Eğitim hakkı, sadece bir sürecin değil; sürecin sonunda elde edilmesi gereken hakların da tanınmasını zorunlu kılar. “Doçentlik unvanı akademik bir sonuçtur; eğitim hakkının sadece sürece değil, sonucu doğuran hakkın da teslimine dair anayasal güvence altındadır”
E- KHK ile İhraç ve Takipsizlik Kararının Hukuki Etkisi:
- Ceza hukukunun masumiyet karinesi ilkesi
Anayasa m.38/4: "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Davacı hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet olmadan, yalnızca KHK ile idari işlem tesis edilmiştir.
Ancak ceza soruşturmasında takipsizlik verilmiştir. Bu, davacının cezai sorumluluğunun bulunmadığını ortaya koyar.
- Disiplin ve idari işlemlerin hukuki temeli çöker
Ceza hukukunun temel prensibi idare hukukuna da sirayet eder.
Takipsizlik kararı, idarenin gerekçe gösterdiği dayanakları ortadan kaldırır.
Bu durumda akademik bir unvanın engellenmesi açıkça hukuka aykırı hale gelir.
"Davacı hakkında yürütülen adli süreç takipsizlikle sonuçlandığından, doçentlik gibi kazanılmış akademik bir hakkın, artık ortada olmayan cezai bir şüpheyle sınırlandırılması açıkça masumiyet karinesinin ve hukuk devleti ilkesinin ihlalidir."
F- Müktesep Hak ve Geriye Yürümezlik İlkesine Aykırılık:
- Müktesep hakkın unsurları:
- Yeterli eser ve yayınlara sahip olunması,
- Bilimsel jüri değerlendirmesinde başarılı olunması,
- Başarı tarihinin 7100 sayılı Kanun öncesi olması ancak sözlü sınavın 2018’de kaldırılması,
- Unvanın verilmesini engelleyen 7084 sayılı Kanun’un 7100 sayılı Kanun’dan sonra yürürlüğe girmesi.
- Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı etkisi
- 7084 sayılı Kanun’un ilgili hükmü iptal edilmiştir (AYM E.2018/80, K.2022/136).
- Anayasa Mahkemesi kararları genel kural olarak geriye yürümez, ancak:
- İptal edilen düzenleme, geçmişte kazanılmış bir hakkı ihlal ediyorsa, bu durumda iptal kararı ihlali ortadan kaldırma işlevi taşır.
- Davacı, zaten 2015’te eser incelemesinden başarılı olmuş ve müktesep hakkı doğmuştur.
"İptal edilen düzenlemenin (7084 SK 4/1), 2015’te doğmuş bir akademik kazanımı etkisiz bırakması mümkün değildir. AYM kararı bu nedenle sadece soyut norm denetimi değil, somut bir hakkın ihlalini gidermeye yönelik doğrudan etkili bir karardır."
G- İdarenin Kendi Çelişkili İfadeleri-İyi Niyet kuralı İhlali:
ÜAK, 27.12.2024 tarihli yazısında "başvuru yaparsanız değerlendirilecektir" diyerek açıkça doçentlik hakkının önünü açtığını ifade etmiş, ancak sonrasında "işlem yapılamaz" şeklinde yanıt vererek hukuki güvenliği zedelemiştir. Kaldı ki, bu iyi niyet kuralı ihlali bir hata olmaktan çıkmış tüm kurumu kapsayan bir kurumsal kültüre dönüşmüş görünmektedir. (1)
Aynı konuda farklı tarihlerde farklı işlemler tesis edilmesi, hukuki öngörülebilirliği ve eşitlik ilkesini zedelemektedir. "İdarenin bir yazısında başvuru hakkının var olduğunu belirtip, başka bir yazısında işlemin yapılamayacağını ifade etmesi, hukuk devleti ilkesine ve idari istikrar ilkesine aykırıdır.
H- Kısa Gerekçe:
1. Eğitim Hakkının Evrenselliği ve Bilimsel Unvanlara Erişim Hakkı
Anayasal Dayanak:
- Anayasa m. 42: “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.”
- AYM’nin 2022/136 sayılı iptal kararı: Doçentlik unvanının yalnızca kamu hizmetine girişle ilişkilendirilemeyeceğini, bilimsel yeterliliğin özel sektörde de kullanılabilen bir hak olduğunu vurgulamıştır.
Eğitim hakkı sadece öğrencilikle sınırlı olmayıp, akademik kariyerin her aşamasında geçerli bir temel haktır. Doçentlik unvanına erişimin engellenmesi, bilimsel ilerlemenin ve ifade özgürlüğünün de ihlali anlamına gelir. AYM’nin gerekçeli kararında bu hakların demokratik toplumda zorunlu bir kamu ihtiyacına dayanmadan sınırlanmasının kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir
2. KHK ile İhraç ve Takipsizlik Kararının Hukuki Etkisi
- 672 sayılı KHK ile ihraç edilen davacının, herhangi bir yargı kararıyla mahkûm edilmediği, hatta hakkında takipsizlik kararı verildiği dosyada yer almaktadır.
AYM kararında belirtildiği gibi, doçentlik unvanı doğrudan kamu görevi sağlamaz; dolayısıyla kamu görevine dair şartların yokluğu, unvana erişime engel oluşturamaz. Takipsizlik kararı verilmiş bir bireyin terör örgütü mensubu olduğuna dair herhangi bir somut yargı kararı bulunmaksızın haklarından mahrum bırakılması masumiyet karinesi (Anayasa m. 38/4) ile çelişir. AYM'nin kararında da belirtildiği üzere, kişilerin cezai bir hüküm olmaksızın bilimsel unvanlardan menedilmesi, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırıdır
3. AYM Kararlarının Gerekçesiyle Birlikte Bağlayıcılığı
- Anayasa m. 153/son: AYM kararları yasama, yürütme, yargı ve idare makamlarını bağlar.
- AYM içtihadı: Kararın gerekçesi de bağlayıcıdır (örn. E.1988/11, K.1988/11).
Mahkeme, kararın sadece hüküm fıkrasına değil, gerekçesine de uymak zorundadır. AYM açıkça, doçentlik unvanının bilimsel yeterlilik göstergesi olduğunu, kamu görevinden çıkarılmış olmanın bu unvana erişimi mutlak olarak engellemeyeceğini belirtmiştir. Dolayısıyla 7085 sayılı maddenin iptali, yalnızca ileriye dönük etki doğurmaz; aynı zamanda halen süreci devam eden veya iptal edilen başvurular için de uygulanması gereken bir gerekçedir. İlgili AYM kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra yapılan işlemlerin aksi yönde devam ettirilmesi, Anayasa m. 152/3’e açıkça aykırıdır.
Bilimsel unvanın evrensel hak olarak değerlendirilmesi ve sadece kamu görevi ile ilişkilendirilmemesi gerekir. Doçentlik başvurusunun kaldığı yerden sürdürülmesi, davacının hem akademik emeğine hem de Anayasal haklarına saygının gereğidir. 7100 sayılı yasa mülakat aşamasını kaldırdığından söz konusu yasa ile davacı doçent olmuştur. Davacının lehine verilmiş bir takipsizlik kararı, idari işlemin dayanağını açıkça çürütmektedir. AYM kararları hem maddi anlamda hem de yorumuyla gerçek ve tüzel kişileri bağladığından, bu gerekçeye aykırı idari işlemler geçersizdir.
8 Ankara BİM 4. İDD 19 Haziran 2025 Karar Tarihli E:2025/1374 K: 2025/832 Kararının Önemi:
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nin 19.06.2025 tarihli kararı (doçentlik başvurusunun reddine ilişkin işlemi iptal eden ve istinaf talebini kabul eden karar), gerekçesi ve sonuçları bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Aşağıda bu kararı anayasal ilkeler, idari yargı içtihadı ve bireysel haklar bağlamında ayrıntılı tahliline yer verilmiştir:
1. Kararın Özeti ve Hukuki Dayanağı
Konu: Davacının Nisan 2016 döneminde yapmış olduğu doçentlik başvurusu, 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi gerekçesiyle iptal edilmişti. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan, başvurunun kaldığı yerden devam ettirilmesi gerekirken, Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) (doçentlik belgesi vermek zorunda olduğundan) bunu reddetmişti. İlk derece mahkemesi de reddi hukuka uygun bulmuştu.
İstinaf Mahkemesinden Tarihi Karar:
Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin kararını gerekçesiyle birlikte bağlayıcı kabul ederek:
- İlk derece mahkemesi kararını kaldırdı,
- ÜAK’ın işlemine yönelik iptal kararı verdi,
- Doçentlik sürecinin kaldığı yerden devam etmesi ve davacının doçentlik belge düzenlenmesinde 2018 baharının esas alınması gerektiğine hükmetti (2).
2. Kararın Hukuki ve Anayasal Değeri
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İDD hukukun idare üzerindeki denetimi açısından hukuksal ve anayasa hukuku ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması yönünde tarihi bir emsal karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararlarının Gerekçesiyle Bağlayıcılığı
- Karar, Anayasa m. 153/son hükmünü doğrudan uygulamıştır: “Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme, yargı ve idare makamlarını bağlar.”
- Ayrıca, yalnızca iptal hükmüne değil, “AYM kararının gerekçesine de uyulması” gerektiğini açıkça ifade etmiştir.
- Bu yaklaşım, AYM’nin 24.05.1988 tarihli, E:1988/11, K:1988/11 kararında ortaya konulan "gerekçelerin bağlayıcılığı" ilkesiyle birebir örtüşmektedir.
Geriye Yürümeme İlkesinin Sınırlandırılması
- Mahkeme, Anayasa m. 153'te yer alan "iptal kararları geriye yürümez" ilkesine rağmen, devam eden idari uyuşmazlıklar açısından iptal kararının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
- Anayasa m. 152/3’e de atıf yapılmıştır: “İtiraz yoluyla yapılan başvuru sonucunda verilen iptal kararları esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.”
Bu gerekçelerle, istinaf mahkemesi hukuk devleti ilkesi ve anayasa üstünlüğü ilkelerini esas almıştır.
3. Kararın Bireysel Haklar Açısından Önemi
Akademik Kariyer Hakkı ve Eğitim Hakkı
- Mahkeme, doçentlik unvanının bir kamu göreviyle doğrudan bağlantılı olmadığını, bu unvanın bilimsel bir yeterlilik göstergesi olduğunu vurgulamıştır.
- AYM’nin 2022/136 sayılı kararına paralel olarak, bu unvanın sadece kamu hizmeti için değil, özel üniversiteler, yurt dışı kurumlar ve akademik yayınlar gibi çok sayıda alanda geçerli olduğunu kabul etmiştir.
Masumiyet Karinesi ve Takipsizlik
- Karar, davacı hakkında mahkûmiyet kararı olmaması ve takipsizlik verilmesi gerçeğine dolaylı olarak atıf yaparak, şüpheden sanık yararlanır ilkesine uygun şekilde bir değerlendirme yapmıştır.
- Bu yönüyle, cezalandırıcı idari işlemlerin somut yargı kararı olmaksızın yapılamayacağı yönündeki yerleşik içtihadı da yansıtmaktadır (Bkz. Danıştay kararları; AİHM - Baka v. Hungary, Çelik ve İmret v. Türkiye).
4. Usul ve Yargılama İlkelerine Vurgu
Gerekçeli Karar Zorunluluğu
- Karar, Anayasa m. 141/3 hükmüne yer vererek, gerekçesiz bir idari işlemin hukuka uygun olamayacağını hatırlatmıştır.
- ÜAK’ın kararının gerekçesiz olduğu, AYM kararı sonrası yeniden değerlendirme yapmadığı vurgulanarak ölçülülük ve orantılılık ilkeleri temelinde iptal kararı verilmiştir.
Yargılama Giderleri
- Toplam 3.438,30 TL yargılama giderinin idareye yüklenmesi, haksız idari işlemlerin mali sorumluluğunu ortaya koymak açısından anlamlıdır.
- Aynı zamanda, kamu otoritelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarını göz ardı etmesinin maddi yaptırımı olabileceğini gösteren simgesel bir karar özelliğindedir.
5. Kararın Öncül Niteliği (Precedent)
Bu karar;
- 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesi gerekçesiyle doçentlik başvurusu iptal edilmiş tüm bireyler için “emsal karar” niteliğindedir.
- “AYM kararlarının sadece ileriye dönük değil, hâlihazırda devam eden süreçlerde de uygulanması gerektiğini” tescillemiştir.
- Doçentlik başvurusunda “takipsizlik kararı almış kişilerin bilimsel kariyerlerine devam etmelerinin önünü açmıştır.”
Bu karar, genel anlamda T.C.’nin demokratik bir hukuk devleti olduğu yönünde zayıflayan inancın restorasyonu için güçlü kanıtlar sunmakta, hukuk devletinin geç de olsa işleyeceği yönünde yeniden ümitler yeşertmektedir. Hiç kuşkusuz bu karar hukuk devleti ilkesi, bilimsel özgürlük ve anayasal bağlayıcılık açısından çok güçlü bir içtihat oluşturmuştur. Davacıya ise:
- Doçentlik başvurusunun kaldığı yerden devam etmesi ve geçmiş tarihten geçerli olmak üzere unvanın iadesi hakkı tanınmıştır.
- Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasına karşı yargının etkin bir denetim gerçekleştirdiği gösterilmiştir.
Sonuç
BİM E. 2025/1374, K. 2025/832 kararı, OHAL döneminde durdurulan doçentlik süreçlerine ilişkin en kuvvetli yargı içtihatlarından birini teşkil eder. Karar, eğitim hakkını akademik unvanla ilişkilendirerek, AYM iptal kararlarının gerekçe‑hüküm bütünlüğüyle bağlayıcı olduğunu vurgular. Bu yönüyle, 7085 sayılı Kanun’un 4. maddesine dayalı tüm iptal/durdurma işlemleri açısından emsal oluşturmaktadır.
Dipnotlar
(1) Davacının şu anısı da iyi niyet kuralı ihlalinin kurumsal kültüre yansımasını göstermektedir: “16 Temmuz 2025 tarihinde (Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı-ÜAK) gittim. Bir mahkeme kararı sundum. Yarım kalan bir romanı tamamlamak istiyordum. Katillerin bile eğitim hakkının olduğu bir Dünyada eğitim hakkımın engellenmesine sitem ettim. Görevli kısa ama net konuştu”:
“Burada (Üniversiteler Arası Kurul Başkanlığı) hiç kimse bir KHK’lıya yardım edemez.” “Burada bir KHK’lının doçent olması mümkün değildir.”“Ancak Mahkeme Kararı olursa bu mümkün olur.” “O’da ancak kurul kararı ile…”
(2) Karar da: “…ayrıca davacının Nisan 2016 döneminde yaptığı doçentlik başvurusunun eser inceleme aşamasında başarılı olduğu da görülmektedir. Bu durumda; 7085 sayılı Kanun'un 4. maddesinin yukarıya içeriği aktarılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle, davacının Nisan 2016 Dönemi doçentlik sürecinin devamına engel bir hususun kalmadığı dolayısıyla davacının bahse konu başvurusuna istinaden, doçentlik sürecine ilişkin işlemlerin kaldığı yerden devamına karar verilerek, davacının Nisan 2016 döneminde yaptığı doçentlik başvurusunun eser inceleme aşamasında başarılı olduğu; sözlü sınav aşamasının 06/03/2018 tarihi itibarıyla kaldırıldığı ve doçentlik başvurularının değerlendirilmesine yönelik yapılan ilk yönetim kurulu toplantısının 19/04/20218 tarihinde yapılmış olduğu hususu da gözetilmek suretiyle, sürecin sonuçlandırılması gerekirken, söz konusu başvurunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinden bahisle reddi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir .Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu mahkeme kararının kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 3.438,30 TL yargılama giderinin davalı tarafından davacıya verilmesine” karar verildiği belirtilmiştir.
Kaynakça
- T.C. Anayasa Mahkemesi, E. 2018/80, K. 2022/136, 9 Kasım 2022.
- T.C. Anayasa Mahkemesi, E. 2011/60, K. 2011/147, 27 Ekim 2011.
- Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İDD, E. 2025/1374, K. 2025/832, 19 Haziran 2025.
- Danıştay 8. Daire, E. 2021/5288, K. 2023/2857, 2 Şubat 2023.
- Danıştay 10. Daire, E. 2024/6575, K. 2025/1374, 5 Mart 2025.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Baka v. Hungary, B. 20223/10, 23 Haziran 2016.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Telek ve Diğerleri v. Türkiye, B. 66763/17, 21 Eylül 2021.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Çelik ve İmret v. Türkiye, B. 39182/17, 26 Nisan 2022.