Site İçi Arama

hukuk

Söz mü? Yazı mı? Yoksa İkisi de Değil mi?

Tarih boyunca insanoğlu birbirine birtakım sözler vermiş ve bir zaman söz ağızdan bir kez çıkar mantığıyla sözlerin bir değeri olmuş. Söz üzerine birçok atasözü var. • Söz var, dağa çıkarır; söz var, dağdan indirir. • Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.

Tarih boyunca insanoğlu birbirine birtakım sözler vermiş ve bir zaman söz ağızdan bir kez çıkar mantığıyla sözlerin bir değeri olmuş.

Söz üzerine birçok atasözü var.

• Söz var, dağa çıkarır; söz var, dağdan indirir.

• Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.

• Söz var, insanı yola getirir; söz var, insanı yoldan çıkartır.

• Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.

• Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.

• Söz büyüğün sus küçüğün.

• Adam olana bir söz yeter.

Bazen de sözü teyit etmek için yöntemler aranmış. Bunlardan biri ant etmek. Antlaşma dediğimiz kanla imza!

Eski Türkler su dolu bir tasa kanlarını damlatırlarmış söz verdiklerinde. Buna da antlaşma denirmiş.

• Suskunluğum asaletimdendir...

• Her lafa verecek bir cevabım var...

• Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye...

Bu dizeler Mevlâna’ya atfedilir.

Son kez bu dizeleri söyleyenin başına neler geldi biliyoruz, o yüzden söz konusunu burada bırakayım.

Tabii bir de söz ve nişan var, ama bu söz o söz değil.

Gerçi belki de tam da o sözdür.

Çünkü bir de "söz verdim" kavramı vardır.

Ama zaman içinde sözün değeri nedense düşmüş. Artık söz yetmez olmuş insanoğluna.

• Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.

• Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

• Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.

İnsanoğlu sözden daha değerli bir şeyler aramaya başlamış.

• Söz gümüşse sükût altındır.

Tabii sükût sözden daha değerli diyor atasözü, ama sözün yerini zaman içinde aslında yazılı belge almış.

Verilen sözlerden imzalanan evraklara.

• Söz uçar, yazı kalır!

Tarihimiz yazılı belgelerle dolu. Adına da antlaşma demişiz. Halbuki yukarıda yazdım aslında antlaşma ne demektir. İşin içinde kan vardır antlaşmada. Sözünden dönen kanıyla öder bedelini.

 

Günümüzde bir de sözleşme dediğimiz bir belge var. Ne kadar garip, adı bile sözden türetilmiş, ama yazılı ve imzalı evraklardır sözleşmeler. Şartları vardır, yükümlülükleri vardır. Süresi vardır. Yükümlülüklerini yerine getirmeyenler için cezaları vardır.

Sahi anayasa diyoruz, toplumsal sözleşme de deriz adına. Anayasada yazılı şartlara uyulmazsa ne olur, bilen var mı?

Kimdi o, anayasayı bir kereliğine çiğnemekten bir şey olmaz diyen? Özal mıydı?

Zamanında çok şey yaptı Özal Türkiye için, ama bazı konularda yapılmaması gereken şeyler de yaptı. Bu anayasa konusu bir örnektir mesela yanlışlarına. Bir de benim memurum işini bilir vardı galiba. Bu da yanlışlarından biriydi bence. Neyse konumuz Özal değil.

Artık galiba sözleşmelere imza atmak bile yeterli olmuyor. Yazılı evrak var diyorsun elimde, eee diyor ne yapayım varsa. Mahkemeye veririm diyorsun, yine de korkmuyor.

Zaten mahkemeler dolup taşıyor davalarla ve davacılarla.  

Bunun sonu nereye varacak inanın bilmiyorum?

Hakkını o anda aldın aldın, yoksa geçmiş olsun. Ne sözün ne de imzalı bir kağıdın önemi kalmadı galiba.

Mahkemeye git tabii ki, ama davanın süresi o kadar uzun ki, o sürede atı alan Üsküdar'ı çoktan geçiyor.

Bazen de bul bulabilirsen borçluyu. Kayıplara karışıp kaybolmuş. İmzaladığı kağıt bilmem ne firmasına ait, firmanın iflas ettiği yıllar olmuş. Sen malı başka bir yere teslim etmişsin, parasını alacağın firma ortada yok, dolayısıyla parasını alamamışsın. Böyle bir sürü olay var bu günlerde.

Kıssadan hisse, bu işin ucu nereye varacak belli değil. İnsanlar çok değiştiler.

Söz ile başlamış, yazıya dökülmüş, şimdilerde yazının bile pek önemi kalmamış.

İyi tarafına da değineyim en son. Kâğıdın hayatımızdan çıkması da başka bir olumlu tarafı son zamanlardaki gelişmelerin.

Artık birçok işlemi online ve elektronik imza ile yapıyoruz. Ne sipariş ediyorsak artık cep telefonlarından sipariş ediyoruz. Parasını bankadaki hesabımızdan ödüyoruz. Parayı elimize bile almıyoruz. Elimize kalem alıp imza bile atmıyoruz teslim aldık diye, dijital kodu okutup teslim ediyor kurye.

Bu da teknolojinin faydaları. Herşey anlık işlemlerle halloluyor günümüzde. Kodlar yeterli oluyor hemen her şey için.

İleride nereye evrilecek bu işin sonu kim bilir. Ancak teknolojinin insan hayatına faydalı olduğu da bir gerçek.

Sözden yazılıya, şimdi de dijital dünyaya dönüştü insan ilişkileri.

Bakalım daha ötesi nasıl olacak.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 19.01.2023
  • Süre : 4 dk
  • 1048 kez okundu

Google Ads