Bulanık mantık ve ABD-İran savaşı
Her iki tarafın kesin sonuca ulaşamadığı, belki de ulaşmak istemediği, özellikle muğlakta bıraktığı, önümüzdeki dönemdeki iç ve dış politik durumlara göre kullanacağı bu dondurulup, ısıtılan muğlak savaşın tam manasıyla kazanan tarafı yoktur. Kaybedeni ise çoktur.
Mantık kesindir. Bulanık mantık ise muğlaktır. Bulanık mantık, Azeri ünlü matematikçi Lotfi A. Zadeh tarafından bulunmuş ve geliştirilmiş bir yöntemdir. Benim yüksek lisans tezim de bu bulanık mantığın uygulanması ile ilgiliydi.
Kısaca açıklayalım.
Bulanık mantık, değişkenlerin doğruluğunun sadece "0" (yanlış) veya "1" (doğru) gibi kesin değerlerle değil, 0 ile 1 arasındaki tüm ara değerlerle ifade edildiği bir akıl yürütme yöntemidir. Bu yöntem bilgisayarların, tıpkı insan zihni gibi, "biraz sıcak" veya "oldukça hızlı" gibi belirsiz kavramları anlamasını sağlar. Klasik mantıkta bir durum ya siyahtır ya da beyazdır; ara tonlar yoktur. Ancak bulanık mantıkta, grinin tonları da hesaba katılır. Örneğin, bir insanın boyu için "uzun" veya "kısa" demek yerine, bir üyelik fonksiyonu ile "0,75 oranında uzun" gibi derecelendirmeler kullanılır.
Başka bir örnek de boşluk dolulukta kullanılır.
Kesin Doğru (1): Tamamen dolu.
Kesin Yanlış (0): Tamamen boş.
Bulanık Değerler (0.6): Yarıdan biraz fazla dolu gibi.
Kesin mantıkta çocuk 0-25, genç 25-50, olgun 50-75, yaşlı 75-100 arası yaş kategorisi kullanılırken, bulanık mantık her kategori için farklı üyelik değerleri belirler ve ona göre değerlendirir. 40 yaşında yaşlı kategorisine giren üyelik değeri az da olsa kişiler olabileceği gibi, 80 yaşında bile hala genç kategorisine girenler olur ve değerlendirmeler bu üyelik değerlerine göre yapılır.
Gelelim ABD-İran savaşına.
Kazananın muğlak olduğu, kaybedenin olmadığı, her iki tarafın da kazandığını iddia ettiği bu savaşı, klasik mantıkla değil bulanık mantıkla değerlendirmek gerekir.
Önce neler oluyor ABD-İsrail savaşında, bir hatırlayalım.
İlk operasyon ABD tarafından nükleer tesislere B-52 ağır bombardıman uçaklarıyla kıtalar arası hava saldırısıyla gerçekleşmişti. Tüm dünyaya kuvvet gösterisi yapan ABD, binlerce kilometre uzaktan başta yer altındaki Fordow nükleer tesisini vurmuş ve tek bir uçağı zarar görmeden operasyonunu tamamlamıştı.
İkinci operasyon, tam da görüşmeler devam ederken, İran’ın lider kadrosuna yapılarak başladı ve neredeyse tüm lider kadro bir anda imha edildi. Arkasından İsrail’in de müdahil olmasıyla, ABD-İsrail/İran savaşını, füzeleri ve bombaları izledik.
Tam yeniden uzlaşma oluyor, görüşmeler iyi gidiyor derken, ABD bu sefer de Hürmüz boğazındaki anlaşmazlığı sebep gösterdi ve üçüncü safha başladı. ABD, yeni bahanesiyle 5 gündür Iran’ı bombalıyor. İran da karşılık olarak körfez ülkelerindeki ABD üs ve tesislerine saldırılar gerçekleştiriyor. ABD-İran savaşı, bir donuyor, bir ısıtılıyor, 3’üncü periyoduyla devam ediyor.
Hem ABD, hem İran, kesin sonuç almadan, muğlaklığın devamıyla çatışma veya savaşa devam ediyor. Evet ABD, İran ordusuna ve nükleer tesislere zarar verdi, lider kadroyu imha etti ama kesin sonuca ulaşamadı. İran rejimini deviremedi, üstelik İran halkının çoğunluğunun bıktığı, bunaldığı ve artık istemediği molla rejiminin İran halkı nezdinde yeniden konsolide olmasına sebep oldu. Bu kadar askeri güç kullanmasına, ekonomik ambargo uygulanmasına rağmen, müzakerelerden netice alamadı. ABD’nin İran adalarını işgal etmesi veya bombardımanı artırması tartışılıyor. ABD klasik manada biz kazandık deyip dursa da, bulanık manada üyelik değeri olsa olsa en fazla 0,6 olur.
Gelelim İran’a.
ABD hegemonyasına bu kadar direnebilmek ve rejimin devrilmemesini tam tersine halk nezdinde konsolide olmasını sağlamak bile başlı başına biz kazandık demek için yeterli olabilir. Öte yandan, hava sahasını kullanamayan, nükleer tesislerini ve lider kadrosunu koruyamayan, sadece çoğu çelik kubbelerde imha olan füzelerle karşılık vermeye çalışan ve Hürmüz boğazında egemenliğini sağlayamayan İran’ın kesim mantıkla bu savaşı kazandık demesi doğru değildir. İran’ın üyelik değeri de en çok 0,4 civarı gibi gözükmektedir.
Ezcümle, her iki tarafın kesin sonuca ulaşamadığı, belki de ulaşmak istemediği, özellikle muğlakta bıraktığı, önümüzdeki dönemdeki iç ve dış politik durumlara göre kullanacağı bu dondurulup, ısıtılan muğlak savaşın tam manasıyla kazanan tarafı yoktur. Kaybedeni ise çoktur.
Demokrasi, insan hakları, Birleşmiş Milletler, meşruiyet, uluslararası hukuk, öldürülen siviller, dünya ekonomisine negatif etkiler, silahlanmaya harcanan paralar ve otokrat liderlerle iyice çılgınlaşan dünya kaybedenlere verilebilecek örneklerdir.