Site İçi Arama

savunma

İran-İsrail ve Mütekabiliyet Esası

İsrail gelmiş seni kalbinden vurmuş, komuta kademeni, nükleer tesislerini, bilim adamlarını imha etmiş, üstelik bunu ilk defa da yapmıyor, sen hala şunu yapacağım, bunu yapacağım diye konuşuyorsun. 

İsrail yine yapacağını yaptı. İran’ı kalbinden vurdu. İran’ın mütekabiliyet esaslı neler yapabileceğini gözlemliyoruz.

Geçmişte İran’ın İsrail ve ABD’ye karşılıkları hep mış gibiydi, muhtemelen yine öyle olacak. Çünkü anlaşılan o ki, İran’ın gücü, çıkan sesiyle orantılı değil. O zaman gerçek manada bir karşılık verilmediği müddetçe İsrail’in durması da zor. İran’ın bu karşılığı verme gücü geçmişte sınandı ve fos çıktı. Kendi iç kamuoyuna şirin gözükmek pahasına, karşı tarafa ciddi manada zayiat verdiremediğin suni saldırılar yapar ve düşmanına kayda değer bir zarar veremezsen, böyle büyük darbeler almak da kaçınılmaz oluyor.

İsrail hep yapıyor, İran ise hep yapacağım, edeceğim diyor.

İsrail gelmiş seni kalbinden vurmuş, komuta kademeni, nükleer tesislerini, bilim adamlarını imha etmiş, üstelik bunu ilk defa da yapmıyor, sen hala şunu yapacağım, bunu yapacağım diye konuşuyorsun. 

Konuşmak yetmez artık. Gücün varsa ve yetiyorsa artık uygulamaya geçme ve ifa etme zamanıdır.

İsrail, rejiminin ve devletinin itibarını yerle bir etmiş. Sen, bak görürsün, yok edeceğim, mahvedeceğim deyip duruyorsun. Madem İsrail’e karşı koyma veya karşılık verme gücün yoktu, neden tüm dünyaya ve kendi iç kamuoyuna rüzgar yaptın bugüne kadar diye sorarlar İran’a ve rejimine.

İran’ın en fazla yapabildiği, İsrail’e füze fırlatmak; onların da yarıdan fazlası hedefi bulmuyor. Bu mütekabiliyet değil. İran geçmişte de bu mütekabiliyeti gerçekleştirememişti. İran’ın askeri, personel, lojistik ve tesis kayıpları ortada. Karşı tarafta ise kayda değer bir zayiat yok ve olacak gibi de gözükmüyor.

İran, israil’e karşı mütekabiliyet esasına uygun bir harekat uygulayamadığı müddetçe hem devlet hem de rejim olarak yok olmaya mahkumdur artık.

Peki sıra Türkiye’de mi?

İsrail, İran’ı kalbinden vurunca, bir çoğumuz kendi kendimize eyvah sıra Türkiye’ye mi geliyor diye sormaya başladık. Bir korku var hepimizde. Hatta Türkiye’ye özgü bir politik durum gerçekleştiren iktidar destekçisi muhalefette bile benzer bir korku ve telaş olduğu görülüyor. 

Peki, İsrail, Türkiye’ye saldırır mı?

İsrail’in silahlı güçleriyle Türkiye’ye saldırmasının hiçbir mantığı yok. İsrail, bir yandan tüm Arap alemi ile sorunlarını çözmeye çalışırken, İran’ı yalnızlaştırmak için uğraşırken, Türkiye’yi düşmanlaştırmak istemez. Bir diğer husus ise, NATO üyesi bir ülkeye İsrail’in saldırması, NATO’nun 5’inci maddesinin devreye girmesine sebep olur ki, ABD böyle bir şeye asla izin vermez.

O yüzden İsrail’in Türkiye’ye saldırma ihtimali çok çok düşüktür. Olur da böyle bir olay yaşanırsa, Orta Doğu iyice içinden çıkılamaz bir duruma girer. Tüm NATO üyeleri İsrail’e karşı Türkiye’yi korumak zorunda kalır. Bir çok devletin birbirine müdahalesi başlar. Ok yaydan çıkar ve tüm büyük devletler taraflarını belli etmek zorunda kalır ki, böyle bir durumda bölgesel savaş bölgede kalmaz, dünyaya yayılır. 

O yüzden, İsrail’in Türkiye’ye saldırmasına izin verilmez. Tabii Türkiye, İsrail’e karşı bir operasyon yapmazsa. 

Peki Türkiye, İsrail’e karşı bir askeri harekat yapabilir mi? 

Ona da izin verilmez. 

Gözlerden kaçırılmaması gereken:

İsrail uçakları, İran’a yapılan operasyonda Irak, Ürdün ve Suriye'nin yanında Türk hava sahasını da kullanmış gibi gözüküyor. 

O zaman iki şık var:

Ya İsrail bu devletlere bilgi verdi ve bu devletler de hava sahalarının kullanılmasına izin verdi; ya da İsrail bu devletleri dikkate bile almadı. Irak’ın ABD’den hava sahasını koruması ile ilgili talepte bulunması, ikinci şıkkın daha olası olduğunun göstergesi. Anlaşılan o ki, İsrail, bahse konu bu ülkeleri yok sayıyor. Diğer devletler neyse de, Türkiye’nin İsrail’in Türk hava sahasını kullanmasına izin verip vermediği bilgisi kamuoyu ile paylaşılmalıdır. 

Türkiye güç ve kabiliyetinin sınanmasına izin vermeye başlarsa, sınamaların devamının gelmesi kaçınılmaz olur ve bu da Türkiye için hiç de iyi olmaz.

Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Tüm Makaleler

  • 15.06.2025
  • Süre : 2 dk
  • 1382 kez okundu

Google Ads