Para Bitti, Söz Uçtu
ABD–SDG ilişkisi hiçbir zaman tam bir ittifak olmadı. Görünen o ki, bu ilişki, Washington açısından başından itibaren düşük maliyetli, geçici ve koşullu bir kiralama modeliydi.
Türkiye Dünya Devletiyken, SDG Neye Güveniyor?
Donald Trump’ın son basın toplantısında söylediği “Kürtlere petrol karşılığında çok para verildi, bunu kendileri için yaptılar, bizim için değil” cümlesi, Suriye dosyasında bir dönemin kapandığını ilan eden net bir ifadedir. Bu söz, bir diplomatik polemik değil; çıkar ilişkilerinin son tutanağıdır.
ABD–SDG ilişkisi hiçbir zaman tam bir ittifak olmadı. Görünen o ki, bu ilişki, Washington açısından başından itibaren düşük maliyetli, geçici ve koşullu bir kiralama modeliydi.
ABD, DEAŞ’la mücadele için sahada asker kaybetmek istemedi; bunun yerine yerel bir yapıyı fonladı, donattı ve kullandı. Ancak hiçbir zaman devlet garantisi vermedi.
Trump’ın bugün açıkça söylediği gerçek şudur: Para verildi, karşılık alındı, borç kapandı.
Sahada eş zamanlı olarak yaşanan gelişmeler de bu sözleri doğrulamaktadır.
Halep’te SDG/YPG kontrolündeki mahallelerin geri alınması, Rakka–Tabka–Deyrizor hattında denklemin değişmesi, ABD koruma kalkanının gevşediğini göstermektedir.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Bu ortaklık DEAŞ’la mücadeleye dayanıyordu, şartlar değişti” açıklaması, Washington’un pozisyonunu netleştirmiştir.
ABD artık SDG’yi ayrı bir yapı olarak sürdürmek istememekte, Şam’la entegrasyonu teşvik etmektedir.
18 Ocak’ta ilan edilen entegrasyon yol haritası, SDG’nin kurumsal bir yapı olarak sona ereceğini göstermektedir. Petrol sahaları, barajlar ve sınır kapıları merkezi yönetime devredilecek; silahlı yapı bireysel entegrasyon yoluyla dağıtılacaktır. Bu süreç bir kazanım değil, kontrollü bir tasfiyedir.
Türkiye ise bu süreci başından beri duygusal değil, devlet aklıyla okumuştur. İsim değişikliklerinin tehditleri ortadan kaldırmadığını, geçici ortaklıkların kalıcı yapılar üretmeyeceğini savunmuştur.
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin bu yaklaşımı sahada ve diplomaside teyit edilmektedir.
Sonuç nettir:
Para bittiğinde söz uçar.
Çıkar değiştiğinde ortaklık biter.
Devlet olan kalır, aparat olan dağılır.