Site İçi Arama

savunma

Savaş Tüm Avrupa’ya Sıçramak Üzere: ABD HIMARS’ı, Danimarka F-16’ları Ruslara Karşı Serbest Bıraktı… Batı Ne Yapmak İstiyor?

ABD, Karkiv bölgesi için HIMARS kullanımını Rus topraklarına karşı kullanımda serbest bıraktı. Bir yönüyle iki yıldan fazla bir süredir devam etmekte olan bu savaşı büyütmek için 'atılan' bu Amerikan adımı, Danimarka'nın F-16'lar için verdiği benzer kararla birlikte düşünüldüğünde ciddi bir tırmanışa işaret ediyor.

Amerikan yapımı çok namlulu roket atar (ÇNRA) sistemleri arasında özellikle iki sistem öne çıkıyor. Birincisi HIMARS (High Mobility Artillery Rocket System), ikincisi M270 MLRS (Multi Lanchers Rocket System) sistemidir. Esasında bu iki sistem hemen hemen mühimmatları kullanıyor olsa da; HIMARS, M270 MLRS'nin daha hafif ve modernize edilmiş bir muadili olarak biliniyor. Bununla birlikte, son birkaç aydır Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ses getiren başarılara imza atan ve mobil bir sistem olması nedeniyle M270 MLRS sistemine göre daha fazla öne çıkan HIMARS; son günlerde Harkiv bölgesinde iki taraf arasında devam etmekte olan sıcak çatışmalar esnasında Ukrayna’nın dışında, bu bölgeye yakın Rus topraklarındaki çeşitli askeri hedeflere karşı da kullanılabilecek. Bir yönüyle iki yıldan fazla bir süredir devam etmekte olan bu savaşı büyütmek için 'atılan' bu Amerikan adımı, Danimarka'nın F-16'lar için verdiği benzer kararla birlikte düşünüldüğünde ciddi bir tırmanışa işaret ediyor.

HIMARS nedir?

1980'lerde HIMARS konsepti, Amerikan Ordusunun hafif bir çok namlulu roket atar sistemine olan ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı. HIMARS, Lockheed Martin’e ait Füze ve Ateş Kontrol birimi (Loral Vought Systems) tarafından geliştirildi. Geliştirilen prototip sistemin ilk testleri 1991 yılının Nisan ayında White Sands füze atış sahasında icra edildi. Başarılı sonuçlar alınması sonucunda 2002 yılından itibaren seri üretim safhasına geçildi. 2005 yılında Amerikan Deniz Piyadeleri envanterine dahil edilen HIMARS üzerinde kullanıcıların istekleri doğrultusunda sistem iyileştirmelerine devam edildi.

Dünyanın herhangi bir yerinde Amerikan çıkarlarını riske sokan bir kriz çıktığında Pentagon’un seri müdahalesi için stratejik intikal ve operasyon bölgesindeki mobilite yetenekleri önemli görülüyor. Bu nedenle HIMARS’ı geliştirenlerin de odak noktası, platformun tekerlekli ve yüksek mobilite hızına sahip olmasıydı. Stratejik intikal kapsamında taşınabilirlik için HIMARS sisteminin C-130 Hercules ve/veya C-17 uçaklarıyla bir yerden bir yere süratle taşınabilirliği de önemliydi. Bu ihtiyaç doğrultusunda kendini kanıtlamış sistemlerin birbirine entegre edilerek HIMARS’ın ortaya çıkarılması benimsendi. Böylece M142 HIMARS olarak adlandırılan bu ürün, BAE Systems'in FMTV saha aracı üzerine Lockheed'in M270 MLRS topçu sisteminin entegre edilmesiyle mobilite kazandırılan bir ÇNRA olarak operasyon bölgelerinde boy göstermeye başladı. Afganistan'daki operasyonlarda, 2011 yılından itibaren İŞİD’e karşı Suriye topraklarında etkinlikle kullanıldı.

HIMARS Sistemi Nasıl Çalışıyor?

HIMARS sisteminde üç personel görev yapıyor. Mürettebat, tekerlekli aracın kabini içinde birlikte oturur. Aracı kullanan sürücü solda otururken, sağdaki geniş koltuğu nişancı ile bu üç kişilik timin komutanı birlikte paylaşırlar. Sistem özünde bilgisayar tabanlı atış kontrol sistemine sahip atış kontrol modülü, gerektiğinde tek kişinin yeterli olduğu kompakt bir mekanizma olarak tasarlanmıştır. Bu durumda aynı kişi aracı kullanır ve uygun yerde aracı sabitleyip, hedeflere nişan alıp atış yapabilir. Zira tek bir askerin sistemi yükleyip boşaltmasına olanak tanıyan bir yükleme istasyonu kurgulanmıştır.

M270 MLRS, her biri 6 adet fırlatıcısı olan iki konteyner kullanırken, HIMARS’ta mobilite ve taşınabilirlik gereksinimleri doğrultusunda MLRS’nin 6 adet fırlatıcısı olan tek bir konteyner olarak sisteme entegre edilmesi yeterli görüldü. Bu düzenleme sonucunda, HIMARS M142'nin boş ağırlığı 29,800 pound (13,517 kg) ve savaş yüklü ağırlığı 35,800 pound (16,238 kg) civarında gerçekleşti. Klasik yapıdaki MLRS M-270 ÇNRA sistemi ise yaklaşık 57,544 pound (26,101 kg) olduğundan, taşınabilirlik yönüyle iki sistem birbirinden oldukça farklı bir yapıda ortaya çıkmış oldular. Kısaca, MLRS M270 dediğimizde akla ‘hantallık’ gelirken, HIMARS ismi geçtiğinde ise ‘çeviklik’ geliyor. Neticede, daha hafif olan HIMARS, C-130 uçaklarında taşınabilirken, M270’leri taşımak için daha büyük ulaştırma uçaklarına, C-141 veya C-5’lere ihtiyaç duyuluyor.

HIMARS ve Ukrayna

Güçlü bir roket sistemi olan HIMARS, çok kısa bir süre içinde atış yapmaya hazır hale getirilebiliyor. Çok farklı tür ve ağırlıktaki roket ve/veya füzeleri atabilen HIMARS, 20 saniye içinde atış yapmaya hazır olabilir. Takiben 45 saniye içinde sisteme yüklü 6 adet roketin hepsi fırlatılabilir. Gerektiğinde mürettebat, sistemin bir parçası olan ve MTVR MK37 ikmal aracıyla taşınan entegre vinç yardımıyla roketleri fırlatma kapsülüne 4 ila 5 dakika içinde yeniden yükleyebiliyor.

HIMARS’a yüklenen mühimmat içinde GPS güdümlü roketler ve/veya mermiler, hassas vuruş kabiliyetini sisteme kazandırdıkları için öne çıkıyorlar. Her biri yaklaşık 100.000 USD olan GPS güdümlü roketlerin vuruş hassasiyetlerinin oldukça yüksek olduğu biliniyor. HIMARS benzeri sisteme Ruslar da sahipler. Bununla birlikte GPS güdüm yeteneği, Rus Smerch füzelerine kıyasla HIMARS’ın daha etkin bir silah olarak görülmesine neden oluyor. Sabit hedeflerin kesin koordinatları HIMARS atış kontrol sistemine yüklendiğinde, hedefin tam merkezinden vuruş gerçekleştirebiliyor. Ancak mobil, hareketli hedeflerde doğal olarak HIMARS bu kadar etkili vuruş yapamıyor.

Yine taktik füze olarak bilinen, 1,7 ton ağırlığındaki GPS güdümlü bir adet ATACMS (M39A1) füzesini atabilir. Bu füze atıldığında 186.4 mil (yaklaşık 300 km.) uzaklıktaki hedefleri vurabilen HIMARS, bugünlerde Ukrayna Ordusunun yaptığı üzere birtakım stratejik sonuçlara imza atabilir. Daha önce Amerikan yardımları kapsamında 20 adet HIMARS bataryası Ukrayna’ya intikal ettirilmişti. Ancak verilen sistemler, düşük menzilli (70-80 km civarında) HIMARS bataryalarıydı. Gerçekte bunlar bile obüslerin sahip olduğu 24 millik (38 kilometre) menzilin çok ötesinde, 50 mil (80 kilometre) menzile sahip bataryalar olarak cephede ses getirecek şekilde kullanılmaya başlandılar.

Cephe hattında, Donbas ve Herson’da ve özellikle de Kırım yarımadasında bulunan Rus ikmal depoları, helikopter üsleri benzeri sabit hedefler Ukraynalılar için bir anda HIMARS sayesinde kolay lokma oluverdiler. Ruslar ağır zayiat vermeye başladılar. Bu saldırılarından kurtulabilmek için, Rusların HIMARS menzili dışına ikmal depolarını, destek birliklerini, hava üslerini taşıma gayretinde oldukları görüldü. HIMARS kullanımının, Ukrayna’nın doğusunda savaşın gidişatını değiştirmese de Rus ordusunu önemli ölçüde yıprattığı, bazı bölgelerde ilerleyişini ciddi ölçüde yavaşlattığı bir hakikat olarak ortaya çıktı.

Şimdi ABD, Rus topraklarındaki hedeflere karşı da daha uzun menzilli HIMARS bataryalarının kullanılabileceğine izin verdiğini ima eden bir yaklaşım geliştirdi. Son günlerde Biden’ın savaşı Rus topraklarına taşıyan tavrındaki değişikliğe Putin’i verdiği tepkileri anlayışla karşılamak gerekir kanaatindeyim. Kaldı ki belirli ölçüde modernize edilerek, Batılı ülkelerde eğitilen Ukraynalı pilotların kullanımına verilen F-16 savaş uçaklarının da sahneye çıkmaları an meselesidir. Üstelik, Ukrayna'ya varışları yaklaşan F-16 savaş uçakları için Danimarka, Kiev'in Rusya içindeki hedefleri vurması için söz verdiği F-16 savaş uçaklarını kullanmasına izin verdiğini açıkladı.

Ukrayna cephesinin düşmemesi için Ukraynalıların ne pahasına olursa olsun Ruslara karşı vurucu silahlarla desteklenmesi ve bu kapsamda savaşın başından bu yana Ukrayna Hükümetine, Rus topraklarına verilen silahların atılmaması, hibe edilen platformların uçurulmaması gibi konulan kısıtların bugünlerde teker teker Batılı ülkeler tarafından kaldırılmakta olduğuna şahit oluyoruz. Savaşın başlamasından bu yana Ukrayna, Batılı müttefiklerinin çoğu tarafından savaşın tırmanmasından korkulduğu için verilen silahların sadece Ukrayna içinde kullanmakla sınırlandıran ortak bir politika güdüyorlardı. Şimdilerde bu politika değişti. Danimarka böylece F-16’larını Ukrayna’nın istediği gibi Ruslara karşı kullanmasına izin veren ilk ülke oldu.

Daha önce Almanya, Kanada, Fransa, Polonya ve İsveç de verdiği silahların Rusya topraklarına karşı kullanılmasının önündeki kısıtlamayı kaldırdıklarını beyan etmişlerdi. Uçak boyutunda bu ilk izin olarak dikkatleri çekti. ABD de aynı şekilde Karkiv bölgesinin ileriden savunmasına katkı sağlayacak şekilde HIMARS bataryalarının kullanımı kapsamında Kiev’in elini rahatlatma yoluna gitti.

Moskova Şimdi Ne Yapacak? Savaş Daha Geniş Bir Bölgeye mi Yayılıyor?

Batı, neredeyse topyekûn bir şekilde Rusya-Ukrayna Savaşında Kiev’i desteklerken, savaşı ilk defa Rus topraklarına taşıması için Kiev’i cesaretlendirecek adım attı. Bir çok yerde bu savaşa ilişkine ‘Olası Tırmanma’ senaryoları konuşuluyor.

Danimarka’nın F-16 kararı Moskova'yı hemen harekete geçirdi ve Rusya'nın Danimarka Büyükelçisi Vladimir Barbin kararın savaşta “kontrolsüz bir gelişmeye yol açabileceğini” söyledi. Bu hamle nedeniyle olası bir tırmanmadan korkup korkmadığı sorulan Danimarka Savunma Bakanı Rasmussen’in “hiç endişeli olmadığını” söylemesini ise manidar buluyorum. Batı hesaplı bir tırmanmayı istemese, Rasmussen’in bu şekilde bir aymazlık içinde olamayacağı, ölçüsüz konuşamayacağı kanaatini taşıyorum. “Eğer topraklarımıza yönelik fiili bir saldırı riskinden bahsediyorsak, bu benim endişelendiğim bir şey değil” diye yaptığı vurguyu, eğer savaş tüm Avrupa’yı sararsa, tarih kendisine nasıl soracak merak ediyorum.

F-16’lar tarafından Rus erken uyarı radar sistemleri havadan vurulabilir. Buna engellemek için Moskova'nın Kiev’i durduracak asimetrik yeteneklerine, taktik nükleer silahlara başvurabileceği konuşuluyor.

Bu arada, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov dün yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın Rusya içindeki hedefleri vurmak için Washington tarafından sağlanan silahları kullanmasına izin vermemesi konusunda Moskova'nın uyarılarını dikkate almaması halinde ABD'nin “ölümcül sonuçlarla karşılaşabileceği, Rusya’nın verebileceği cevabın ciddiyetini hafife alınmakta olduğunu ihtar etmesini önemsiyorum. Putin, Ukrayna'nın Rusya'nın derinliklerine olası taarruzları için Batı'nın doğrudan desteğine ihtiyaç duyacağını ve bu durumda Batı uydularının, istihbarat ve askeri yeteneklerinin devreye sokulacağını, dolayısıyla bunun Rusya ile Batı ülkeleri arasında bir savaşın başlaması anlamına geleceğini söylemişti.

Vladimir Putin de geçen hafta NATO ülkelerinin ateşle oynadıklarını ve daha derin bir küresel çatışma riskini göze aldıklarını ifade etmesini ayrıca önemli buluyorum. Ancak Putin’in sözlerini muhtemelen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg önem vermiyor veya önem vermiyormuş havasında konuşmaya devam ediyor. Stoltenberg geçen hafta yaptığı açıklamada NATO'nun Ukrayna'nın kendini savunma hakkını korumasına yardım etme hakkına sahip olduğunu ve bunun NATO'yu çatışmanın bir tarafı haline getirmediğini iddia etmişti.

Moskova, Batı ülkelerine ciddi bir tırmanma riskine ilişkin bir dizi uyarlar yapmaya devam ediyor ancak Batı nedense bu uyarıları ciddiye almıyor endişesini taşıyorum.

Sonuç

ABD’nin envanterindeki en gelişmiş çok namlulu roket atar sistemi olarak tanımlayabileceğimiz, klasik obüs ve toplardan çok daha uzun menzillere atış yapabilen HIMARS’ların birim fiyatının 5,1 milyon dolar civarında olduğu biliniyor. Bu mobil ve çevik sisteme Amerikan Ordusu (Deniz Piyadeleri dahil) dışında Ürdün, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri ve Romanya da sahiptir. Hollanda, Litvanya, Fas, Polonya ve Avustralya da bu sistemi satın almak için ABD ile tedarik sözleşmesi imzalamışlardır. Ayrıca Amerikan silah yardımları çerçevesinde Ukrayna Ordusu da HIMARS kullanmakta olup, yakın zamanda bu sistemin en uzun menzilli versiyonu olan 300 km menzilli HIMARS’lar da Kiev’in kontrolüne verilmiştir. Üstelik, gerektiğinde Karkiv’in düşmemesi için Rus ordusunu durduracak şekilde bu bölgeye yakın Rus üslerinin, lojistik tesislerinin vurulmasında HIMARS kullanımına Washington sıcak baktığını deklare etmiştir.

Ukrayna uzun zamandır Batı tarafından tedarik edilen silahları kullanmasına getirilen kısıtlamaların kendisini savunma kabiliyetini ciddi şekilde sınırladığını savunuyordu. Geçen hafta sonu Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy, Kiev'in Harkiv bölgesinde ABD’nin verdiği HIMARS sistemini kullanmasına izin verdiği için Washington'a minnettar olduğunu ifade etti. Zelenskyiy aynı minnettarlığı Hollanda için de duyuyor olmalı. Zira dün dün itibariyle Danimarka Savunma Bakanı da Kiev’in kullanımı için hibe ettikleri F-16 savaş uçaklarının gerektiğinde Rus topraklarını bombalamak için kullanılabileceğini beyan etmişti. Yine ABD ile birlikte Almanya, Kanada, Fransa, Polonya ve İsveç de verdiği silahların Rusya topraklarına karşı kullanılmasının önündeki kısıtlamayı daha önce kaldırmışlardı. Başka ülkelerin de bu kervana katılmasını, pek tasvip etmesem de, bekliyorum.

Türkiye bu yönüyle Batı’dan ayrışan bir tutum geliştirdi. Geçtiğimiz hafta içinde Prag’da yapılan NATO Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın; “Türkiye olarak biz Ukrayna konusunda yardımların devam etmesini, Ukrayna'nın caydırıcılık konusunda yeterli olmasını destekliyoruz ama NATO'nun bu savaşın bir parçası olmasını da istemiyoruz. Bu ikisi arasındaki dengenin, NATO ülkeleri tarafından gözetilmesi ve NATO'nun teşkilat olarak gözetmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu görüşümüz de genel kabul gören bir görüş. O hattın tutulması gerekiyor. Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü sağlamak ve topraklarını özgürlüğe kavuşturmak için desteklenmesi bir süreç ama NATO'nun bu savaşa taraf olması başka bir konu. Bu daha büyük bölgesel yaygınlaştırmayı krizleri beraberinde getirir. Türkiye'nin, Ukrayna'ya desteği tamdır…” ifadesini özetle Brüksel’e, Kiev’e ve Moskova’ya verdiği açık bir politika beyanı olarak okuyorum. Türkiye’nin izlediği bu askeri politik strateji, Rusya-Ukrayna Savaşının başından bu yana izlediği tutumla uyumludur. Bununla birlikte, Türkiye’nin vurguladığı, görmek istediği NATO politikasının değişmekte olduğunu değerlendiriyorum. ABD’nin HIMARS ve Danimarka’nın F-16 kararlarını, Temmuz ayında gerçekleştirilecek Washington’daki NATO zirvesinde Rusya’ya karşı alınacak kritik kararın öncü adımları olarak görüyorum. Bu savaşın genişleme ihtimali hiç bu kadar belirgin bir şekilde artmamıştı. Erdoğan Hükümeti’nin, tıpkı İkinci Dünya Savaşındaki İnönü yönetiminin yaptığına benzer şekilde, biraz ikircikli de olsa, büyük bir savaşın parçası olmaktan Türkiye’yi kurtaracak Büyük Politikaya sıkı sıkıya sarılı kalmaya devam etmesini, kendisine yüklenen tarihi bir sorumluluk olarak görüyorum.

Kaynakça

Joe Saballa, “Denmark Allows Ukraine Use of F-16s for Strikes Inside Russia”, The Defense Post, 3 Haziran 2024, https://www.thedefensepost.com/2024/06/03/denmark-ukraine-f16-russia/

Stavros Atlamazoglou. “Putin Has A Problem: U.S. HIMARS Are Rocking Russian Forces In Ukraine”. 1945, 4 Temmuz 2022. https://www.19fortyfive.com/2022/07/putin-has-a-problem-u-s-himars-are-rocking-russian-forces-in-ukraine/

Military.com, M142 HIMARS, https://www.military.com/equipment/m142-himars

Skyler Bernards. “HIMARS: A Comprehensive Guide to High Mobility Artillery Rocket System”. Executivegoverment. 13 Ekim 2023. https://executivegov.com/articles/himars-a-comprehensive-guide-to-high-mobility-artillery-rocket-system/

Reuters, “Russia warns US against 'fatal' miscalculation in Ukraine”, 3 Haziran 2024, https://www.reuters.com/world/europe/russia-warns-us-against-fatal-miscalculation-ukraine-2024-06-03/

ANKA Haber Ajansı, “Hakan Fidan: NATO’nun nasıl Ukrayna’da işgale karşı gösterdiği bir duruş var. Aynı şekilde Filistin’de de göstermesi gerekiyor”. 31 Mayıs 2024. https://ankahaber.net/haber/detay/hakan_fidan_natonun_nasil_ukraynada_isgale_karsi_gosterdigi_bir_durus_var_ayni_sekilde_filistinde_de_gostermesi_gerekiyor_182168

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 03.06.2024
  • Süre : 7 dk
  • 457 kez okundu

Google Ads