Site İçi Arama

savunma

Suriye’nin Kuzeyine Hava Harekâtında Amerikan F-16’sının Düşürdüğü Türk SİHA’sı Bağlamındaki Türk-Amerikan Gerginliği Büyür mü?

ABD güçleri, SİHA’ların Haseke yakınlarında hava taarruzları yaptığını gördü. Havadan yere taarruzların bazıları, Amerikan güçlerinin faaliyet gösterdiği alan içerisindeydi. Taarruzlar, sığınaklara inen ABD askerlerinin bir kilometre kadar uzağındaki noktalara gerçekleştirildi. ABD’li komutanlar, ABD güçlerine 500 metreden daha yakın olan SİHA’nin olası bir tehdit olduğuna karar verdi ve meşru müdafaa olarak vuruldu. (Türk SİHA’larının taarruzları esnasında) Türkiye’nin kasıtlı olarak ABD askerlerini hedef aldığına dair bir belirti yoktu.

Hakan FİDAN: Suriye’de Teröristlere Ait Hedefleri Vuracağız. Uzak Durun!

4 Ekim Çarşamba günü Dışişleri Bakanı Hakan FİDAN, bir basın toplantısı düzenledi ve Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan, burasını terör operasyonları için adeta bir üs olarak kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin bulunduğu noktaların ve lojistik tesislerinin vurulacağını açık bir şekilde beyan etmişti. 

Dışişleri Bakanı Hakan FİDAN, geçtiğimiz Pazar günü İçişleri Bakanlığı'na yönelik terör saldırısı girişimine ilişkin de, “Terörle mücadelede Türkiye'nin tavrının ne kadar net olduğu bilinen bir husustur. Bu son olaydan sonra da istihbarat ve güvenlik güçlerimizin yaptığı çalışmalar neticesinde iki teröristin Suriye'den geldikleri, burada (Suriye) eğitim gördükleri açıklığa kavuşmuştur.” demiş ve özetle, “PKK/YPG tesisleri artık Türkiye için meşru hedeftir!" açıklamasında bulunmuştu. 

Aynı gün Milli Savunma Bakanı Yaşar GÜLER de, Ankara’daki terör saldırısını gerçekleştiren teröristlerin PKK/KCK PYD/YPG üyesi olduklarını ve Suriye’den geldiğini belirterek, “Öncelikle Suriye ve Irak’ta PKK/KCK, PYD/YPG’nin tüm tesis ve faaliyetlerinin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da meşru hedefimiz olacağının herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar, artan bir şiddetle, azim ve kararlılıkla terörle mücadelemiz devam edecektir." ifadelerini kullanmıştı.

Aslında iki bakan, beraberlerinde İçişleri Bakanı Ali YERLİKAYA, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin GÜRAK ve MİT Başkanı İbrahim KALIN olmak üzere, bu açıklamaları yapmadan önce Milli Savunma Bakanlığı’nda bir araya gelmişlerdi.

İki Türk Bakanın açıklamasına tepki gösteren PKK/YPG terör örgütü, “Türkiye’nin tehditleri, uluslararası koalisyonla birlikte İŞİD ve hücrelerine karşı verdiğimiz savaşı sekteye uğratıyor.” klişe açıklamasını yapmaktan geri kalmadı.

Öte yandan Bakanların açıklaması sonrasında kimse bir kara harekâtı da beklemiyordu. Her ne kadar Cumhurbaşkanı ERDOĞAN, Pazar günkü Ankara’daki terör saldırısı sonrasında, “bir gece ansızın gelebiliriz!” demişse de, karadan ziyade hava operasyonlarının daha noktasal hedeflere yöneltileceği değerlendirmeleri Türk basınında yer bulmaya başlamıştı. Yine de Millî Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayanan Reuters ve Al Arabiya, Türk tarafının; “Hedefimiz Türkiye için tehdit teşkil eden terör örgütünü imha etmek. Bu tehdidi ortadan kaldırmak için kara harekâtı değerlendirdiğimiz seçeneklerden biri ama tek seçenek değil.” ifadelerine yer vermişti.

Türkiye, 5 Ekim’de Suriye’nin Kuzeyindeki PKK/YPG Terör Örgütüne Ait Hedefleri Havadan Vurmaya Başladı

Nitekim bugün beklenen oldu. Bugün yoğun bir şekilde Türk silahlı İHA’ları kullanılarak başlatılan, önceden belirlenen Suriye’deki PKK/YPG hedeflerine gerçekleştirilen taarruzlar bir anda Türk ve Dünya basınında geniş bir yer buldu. Haberlere göre MİT ve Hava Kuvvetlerine ait 15 kadar SİHA, Suriye’nin kuzeyindeki hedefleri vurmak için görevlendirilmişti. Yerel kaynaklara göreyse, özellikle Suriye’nin Haseke bölgesi üzerinde çok sayıda Türk SİHA’sı uçuş gerçekleştirmekteydi. MENA Report’a dayandırılan bir habere göreyse, Türk SİHA’ları tarafından Suriye’de vurulan hedeflerin bazıları şunlardı:

  • Amude’de bir örgüt kampı, 
  • Cevadiye bölgesinde örgüt mevziileri, 
  • Mişeyrife kampındaki terör hedefleri ve aynı bölgedeki Amerikan üssüne 500 metre kadar mesafedeki örgüt üyelerini taşıyan bir araç, 
  • Ayn el-Arab hattında örgüte ait bir araç tamir merkezi, örgüt üyelerini taşıyan bir araç, 
  • Dırbesiye ve Haseke hattında örgüt kontrolündeki dört petrol sahası
  • Kamışlı hattında bir elektrik tesisi
  • Haseke’de örgüte ait iki tesisi, PKK/YPG’nin sözde liderlerinin toplantı yaptığı bina vb.  

Vurulan hedeflere bakıldığında, bunun, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından YPG/PKK mevzilerine karşı yürütülen topyekûn bir savaş olduğu anlaşılıyordu. Türk SİHA’larının aralıksız sürdürdüğü hava operasyonu esnasında, PKK/YPG terör örgütü elebaşlarından Salih Müslim: “Uluslararası güçler, Türk Devletinin (sözde) vahşetine artık son vermeli ve hava sahasını kapatmalı. Türk devletinin yaptıkları tehdit teşkil ediyor. Sonuna kadar mücadele edeceğiz, halkın direnişi kazanacak!” gibi laflar sarf etmeyi ihmal etmedi.

Yine sözde özerk yönetimin başkan yardımcısı Bedran Çiya KURD, Türk SİHA operasyonlarına şu sözleriyle açık bir eleştiri getirdi ve müttefiki/garantörü olarak gördükleri ülkelerden yardım/destek istedi: “Başta ABD ve Rusya olmak üzere garantör tarafları açık bir pozisyon almaya çağırıyoruz, yoksa bu saldırılar kaosa, felakete neden olacak krizlere ve herkes için olumsuz sonuçlara yol açacak. Bu saldırılara karşı sessiz kalınması ve harekete geçilmemesi kabul edilemez. Varlığımızı ve kazanımlarımızı koruyacağız!”

Oysa operasyon öncesinde Dış İşleri Bakanı Hakan FİDAN, üçüncü ülkelere uyarı çağrısı yapmıştı. “Başta dost ve müttefik ülkeler olmak üzere diğer ülkelerin bu teröristlerin yakınlarında bulunmamaları gerektiğini her zaman ifade ediyoruz.” 

Bu durumu bilen ve Associated Press için çalışan gazeteci Matt Lee, dün Türkiye saatiyle akşam saatlerinde ABD Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü Vedant Patel’e şöyle bir soru yöneltmişti: “PKK’nın teşkil ettiği tehdit konusunda Türkiye’nin yanında olduğunuzu söylüyorsunuz. ABD hâlâ YPG ile PKK’nın ayrı olduğunu ve YPG’nin tehdit olmadığını mı düşünüyor?” 

Patel: “Evet, ABD’nin uzun süredir devam eden siyasetinde bir değişiklik yapmak için burada değilim” diyerek soruyu geçiştirmek istemişti. Aynı gazetecinin, “O zaman Türkiye’nin güçlü şekilde yanında değilsiniz yani?” sorusuna ise yarım ağızla, “Türkiye’nin yanındayız…” cevabını vermişti. Devamla Matt Lee, “PKK konusunda. Ama onların (Türkiye’nin) genel pozisyon itibariyle yanlarında değilsiniz, kabul etmiyorsunuz?... Türkiye hem PKK hem de YPG’nin tehdit olduğunu söylüyor. İkinci kısım kabul etmiyorsunuz.” dediğinde, Patel; “PKK’nın oluşturduğu meşru ulusal güvenlik tehdidinin farkındayız. Türkiye’nin yanındayız.” kaçamak cevabını vermeye devam etmişti. Bir başka gazetecinin kendisine; “Türkiye, YPG’nin tehdit teşkil ettiğini söylüyor ve siz onları destekliyorsunuz, neden?” diye sorduğunda ise, Patel, yine aynı tür cevapların arkasına sığınmayı tercih etmiş, “PKK konusunda çok açığız, onları yabancı terör örgütü olarak kabul ettik (daha ne istiyorsunuz!), Türk müttefiklerimizin yanındayız, teröristlerin Suriye’den çıktığı konusunda size verebileceğim bir şey yok.” ifadelerinin arkasına sığınmıştı. Nihayetinde Patel, “ABD, PKK’ya karşı mücadelesinde NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanında. (Ancak) Elimizde Türkiye’nin iddialarını teyit edebilecek kadar yeterli bilgi yok.” deyivermişti.

Şüphesiz İŞİD bahanesiyle hem YPG’nin Türkiye’ye karşı ‘koruyuculuğunu üstlenen’ ABD’nin Suriye topraklarındaki büyük siyasetini sözcü Patel’in açık etmesi gerekmiyordu. Zira bunu daha önceki ABD Başkanı Trump, “We control Syria’s oil (Suriye'nin petrolü bizim kontrolümüzde!)” zaten açık etmişti. İŞİD’le silahlı mücadele görevinin karşılığında YPG’ye sıkı bir şekilde destek veren ABD, bu terör örgütüne tırlarca silah ve mühimmatı göndermeyi, kendi savunma bütçesinden her yıl yüklü miktarda pay ayırmayı hiçbir zaman ihmal etmedi.

Bu arada Suriye’nin toprak bütünlüğüne de açık bir tehdit olan, neredeyse Suriye’nin kuzeyinde sözde özerk bir fiili yönetim kuran YPG, Türkiye’nin SİHA operasyonları karşısında Şam’dan örgüt elebaşlarından Fevza Yusuf’un ağzından yardım dilendi: “Suriye yönetiminin (Türk hava harekâtına) sessiz kalması kabul edilemez ve utanç verici. Saldırılar Suriye halkına ve topraklarına yapılıyor. Bu durum sorumluluk duygusuyla bağdaşmıyor. Suriye hükümeti egemenliğini korumalı ve sorumluluğunu yerine getirmeli!”

ABD Uçaklarının Operasyonda Görev Alan Bir Türk SİHA’sını (ANKA-S) Vurdu mu?

The Wall Street Journal’e dayandırılan bir habere göre, 5 Ekim’de, “ABD F-16 savaş uçağı Suriye üzerinde silahlı bir Türk insansız hava aracını düşürdü!” Daha öncesinde F-35 tarafından düşürüldüğü iddia edilen SİHA’nın sonrasında yapılan açıklamalarla F-16 tarafından düşürüldüğü ortaya çıktı. F-16'lar ABD Hava Kuvvetleri tarafından Ürdün'deki Muwaffaq Salti Hava Üssü'nde konuşlandırıldığı biliniyor. Muhtemelen MİT’a ait uydu kontrollü ANKA-S tipi Türk SİHA’sının hangi tip Amerikan savaş uçağı tarafından vurulmuş olması sadece operasyonel bir ayrıntıdan öteye bir şey değildir. Ama vurulması önemli bir hadisedir, nereden baksanız yanlıştır. Bu konuya tekrar geleceğim.

1 adet Türk SİHA’sının düşürüldüğü haberinin uluslararası basın tarafından dünyaya servis edildiği saatlerde, örgütün sözcülerinden Mahmud Habib: “Uluslararası koalisyonun bir Türk SİHA’sını vurması, Türkiye’nin hava sahası konusunda izin verilen sınırları aşamayacağına dair bir mesaj.” olduğunu iddia etmişti. 

Oysa Türkiye’nin kimseye pabuç bırakmaya niyeti yoktu. MİT’e ait olduğu çeşitli kaynaklar tarafından ifade edilen 1 adet ANKA-S’in düşmesine (veya düşürülmesine) rağmen Türkiye’nin SİHA ağırlıklı hava operasyonu devam etti. Yerel kaynaklara göre, Haseke kuzeydoğundaki Kahtaniye kırsalında terör örgütünün kontrolündeki Tel Hatun petrol sahası da vuruldu. Yine aynı saatlerde, Anadolu Ajansı’na dayandırılan bir habere göre, MİT’in Suriye’de düzenlediği operasyonda PKK/YPG’ye ait silah ve mühimmat depoları ile saldırı ve sabotaj birimlerinin yer aldığı binalar ile Kamışlı beldesinde teröristlere ait bir mühimmat deposu vuruldu. Yapılan hava harekâtının bazı video görüntüleri basınla paylaşıldı.

Hatta Türk Dışişleri Bakanlığından yapılan açııklamada, "(SİHA olayı) Söz konusu hadise, (PKK/YPG’ye karşı) devam eden operasyonun icrasını ve tespit edilen hedeflerin vurulmasını hiçbir şekilde etkilememiştir" denildi. Buna rağmen Salih Müslim yardım çağrılarını sürdürmeyi ihmal etmedi: “Bugün (sözde) Rojava, Türk devletinin hedefidir, sessiz kalınmamalı… Umut ediyoruz ki Suriye üzerindeki savaş uçaklarının uçuşu engellenir ve bizde kendimizi savunuruz.”

Öte yandan düşürülen ANKA-S’in, Türk yetkililer tarafından gündeme getirilmemesini dikkat çekici buluyorum. ABS News’e göre, ABD, Türk ordusunun Suriye’ye gerçekleştirdiği hava operasyonlarıyla ilgili Türkiye ile diplomatik temaslar gerçekleştirmekte olduğunu biliyoruz. ABD’nin Suriye’de 900 civarında askeri çeşitli Amerikan üs ve tesislerinde konuşlu bulunuyor. Zaman zaman YPG elebaşları ile açık temaslardan geri kalmıyorlar. Bu da Türkiye’yi rahatsız ediyor. Bu operasyon esnasında, Washington’un Ankara’dan Haseke yakınlarındaki Amerikan askerlerinin tehlikeye atılmamasını istediğine dair uluslararası basında bir bilgi paylaşımı yapıldı. 

Dün geç saatlerde basın temsilcilerine bir açıklama yapan Pentagon sözcüsü Pat Ryder: “Savunma Bakanı Lloyd Austin, Türk Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü. Austin, ABD’nin DEAŞ karşıtı faaliyetler için Suriye’de olduğunu belirtti. Ayrıca Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarına değindi ve ABD güçlerine tehdit oluşmaması için yakın koordinasyonun önemine değindi. (ABD) Savunma Bakanlığı, Türk İçişleri Bakanlığı önündeki terör saldırısını kınıyor.” ifadelerini kullandı.

Türk SİHA’sının vurulması konusuna da değinen Ryder: “Türkiye, en güçlü ve en değerli NATO müttefiklerimizden, bu nedenle bu olay üzücü. ABD güçleri, SİHA’ların Haseke yakınlarında hava taarruzları yaptığını gördü. Havadan yere taarruzların bazıları, Amerikan güçlerinin faaliyet gösterdiği alan içerisindeydi. Taarruzlar, sığınaklara inen ABD askerlerinin bir kilometre kadar uzağındaki noktalara gerçekleştirildi. ABD’li komutanlar, ABD güçlerine 500 metreden daha yakın olan SİHA’nin olası bir tehdit olduğuna karar verdi ve meşru müdafaa olarak vuruldu. (Türk SİHA’larının taarruzları esnasında) Türkiye’nin kasıtlı olarak ABD askerlerini hedef aldığına dair bir belirti yoktu.” dedi.

Sözcü Ryder devamla: “PKK’ya karşı savaşında Türk müttefiklerimizin ve Türk halkının yanındayız. PKK, yabancı bir terör örgütü olarak tanımlanmalı. Türkiye ve Türk halkına karşı her türlü terörü kınıyoruz. Suriye’ye gelecek olursak; o bölgedeki bir askeri gerilimin sonuçları nedeniyle endişeliyiz. Bu gerilim, DEAŞ’ın son unsurlarını bitirmeye odaklanmamıza engel olabilir. Hiçbir zaman Türkiye’nin (kendi) halkını teröristlere karşı korumaya yönelik meşru hakkını sorgulamayacağız.” diyerek, klasik Washington politikasını tekraren söyledi.

Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütlerine yönelik Türkiye’nin hava operasyonları onlarca yıldır Ankara-Washington hattında gerçekleştirilen görüşmeler ve sıkı koordinasyon neticesinde icra edildiğini Türkiye’de sanıyorum bilmeyen yoktur. Şüphesiz hangi hedeflerin vurulacağına kadar bir istihbarat ve harekât detayının paylaşılmasını iki taraf da beklemez, buna gerek de yoktur. Ancak, NATO müttefiki olan iki ülkenin Suriye ve Irak topraklarında kendilerine göre hak ve menfaatleri olabilir. Bazı çakışan çıkarları da bulunabilir. Bunların bir kısmı açık bir şekilde basın önünde siyasiler arasında ‘söz düellosu’ şeklinde tartışmaya da açılabilir. Ama çoğunluğunun Dış İşleri ve Savunma Bakanlıklarının ilgili birimleri arasında, bilmesi gereken prensibine göre, görüşülmeye, tarafların olabildiğince diplomatik bir dille karşılıklı birbirlerine yoklama çekerek ilerlemeye çalıştıklarına, kaçınılmaz olarak harekât yapma noktasına gelindiğinde ise, her zaman olmasa da %90-95 oranında ön koordinasyonun yapılarak, özellikle hava operasyonlarının yapılmakta olduğuna inanıyorum. Bu sayede ‘müttefik ya da dost ateşi’ ile uçak, İHA, helikopter kaybının yaşanmaması, Amerikan tarafının yerdeki unsurlarının Türk ateşinden zarar görmemesi konusuna her iki taraf da sıkı bir şekilde özen gösteriyor diye değerlendiriyorum.

Türk SİHA’sı, Amerikan Uçakları Tarafından Niye Bilerek Düşürüldü?

Kanaatimce, Dış İşleri Bakanı Hakan FİDAN’ın operasyon öncesinde yaptığı açıklamasında yer alan “uzak durun!” ifadesi ABD’ye verilen açık bir mesajdı. Anlaşıldığı kadarıyla, Türkiye’nin geçtiğimiz Pazar günü gerçekleşen Ankara’daki terör saldırısına cevap vermek için yapmayı planladığı PKK/YPG’nin öncelikle Suriye’nin kuzeyindeki tesislerine yönelik hava harekâtına, Amerikan tarafı sıcak bakmamıştı. FİDAN’ın açıklaması da yeterli olmamıştı. Neticede dün, 5 Ekim’de başlayan hava harekâtı ciddiyetini tam olarak Amerikan tarafına göstermek için yeterli olmuştu. 

Ancak, bir yerde Türk tarafının, büyük ihtimalle bir ön koordinasyon eksikliğinden veya SİHA’ların hedeflerini vururken patern kurdukları bölgenin farkında olmadan dışına çıkmaları neticesinde, Amerikan üssüne 500 metre kadar yakın bir mesafede bir Türk SİHA'sının olması, genel hava harekâtı prensipleri ve uygulamaları yönüyle bir emniyetsizlik doğurur. Değil Amerikan askeri, Türk askerlerinin 500 metre yakınındaki bir noktaya bomba atılması, çok yüksek seviyede bir risk alınmasını gerektirir kanaatindeyim. Bu nedenle, şüphesiz Amerikan karar vericilerinin fevri davranıp veya Türk tarafına adeta bir “ders vermek” adına operasyondaki savunmasız Türk SİHA’sını düşürmesini tasvip etmem söz konusu değildir. Bu düpedüz yanlıştır. Amerikan tarafının bu tür nazik harekât şartlarında daha temkinli davranması, hemen silaha sarılmaması gerekir. Kaldı ki kendileri de Amerikan askerine Türk SİHA'sını bir tehdit olmadığını kabul ediyorlar. Arada iletişim hatlarının açık olduğu da biliniyor. Neden düşürüyorsun?

Bu olayda sevindirici olan tek şey, düşürülen uçağın insanlı bir platform olmaması, bir pilotumuz şehit olmasına Amerikan ateşinin neden olmamasıdır.

Nitekim Amerikan tarafınnı Türk SİHA’sının kendi askerlerine çok yakın mesafede oluşunu bahane olarak kullanmak ve bir anlamda Türkiye'yi uyarmak adına bu düşürme hadisesinde rol aldığını değerlendiriyorum. ABD'li yetkililere göre, bir Amerikan F-16 savaş uçağı Suriye'deki Amerikan birliklerinin yakınında faaliyet gösteren silahlı bir Türk insansız hava aracını çeşitli uyarıların ardından düşürdü. Uçağın düşürülmesi, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke yakınlarında bulunan ABD kara birliklerinden uzak durması için defalarca yapılan uyarıların ardından gerçekleşti. Bildiğim kadarıyla ABD'nin NATO müttefiki olan Türkiye'ye ait bir SİHA’yı ilk kez bu şekilde düşürdü. Müttefikliğe yakışmayan bir durum ortaya çıktı.

Neticede, iki ülke arasında harekât öncesi tam bir koordinasyon yapılması yönünde bir istekliliğin bulunmadığını değerlendiriyorum. Şimdi, en baştan yapılması gereken Ankara-Washington arasındaki sıkı koordinasyonun bu satırları yazdığım şu saatlerde, 5/6 Ekim gecesi yapılmakta olduğunu değerlendiriyorum. Zira açıklamalar ve satır araları o yönde gelişmelerin olduğunu bizi anlatıyor. Her halükarda Türk siyasi ve askeri yetkililerinin SİHA düşürülmesi olayını doğru bulmasalar da, büyütmemelerini çok yerinde buluyorum. Neticede daha önceki başka operasyonlarda da, ABD haricindeki başka ülkeler tarafından da çok sayıda Türk SİHA düşürüldü ya da düşürülmüş olabilir. Bunu teyit etmem mümkün değil. Yine de önemli olan şey, şimdi iki taraf arasında karşılıklı diyaloğun bu hava operasyonuna yönelik ciddi bir şeklide yapılıyor olmasına, Amerikan F-16’sı tarafından düşürülen SİHA’nın zemin hazırlamış olmasıdır. Bunu iki tarafın da bir fırsat olarak görmesinin işbirliğine ve diyaloğa hazır bir tavır sergileyerek ortaya çıkan koordinasyon problemlerinin çözülmesi yönünde karşılıklı adımların atılmasının en doğru çözüm yöntemi olacağını düşünüyorum.

Sonuç

Halihazırda, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütüne karşı başlatılan hava harekâtı gece operasyonu şeklinde 5/6 Ekim gecesi de devam ediyor. Uluslararası basın tarafından, ABD üslerinde tüm askerlerin ikinci bir emre kadar sığınaklarda kalmaları yönünde emir verildiğine dair duyumlar paylaşılıyor. Türk savaş uçakları, Derik (el-Malikiyah), Tirbe Spiyeh (el-Qahtaniyah) ve Rmelan kentlerine yoğun bombardımana devam ediyor.

Bu hava harekâtı olması gerektiği gibi, planlama doğrultusunda devam ederken; sonuç olarak Türkiye’nin, ABD’ye rağmen dün hava operasyonunu başlattığını değerlendiriyorum. Bunu yaparken de asgari risk seviyesinde bir harekât olmasına, olası bir kayıp yaşanacaksa da, bu kaybın insansız platformlarda yaşanmasına baştan Türk hava harekâtı planlamacılarının razı olduklarını, beklediklerini kıymetlendiriyorum. Bu yönüyle bakıldığında, Türkiye açısından SİHA kaybı yönüyle sürpriz bir durum ortaya çıkmamıştır. 

Türkiye’nin hava harekâtı için seçtiği hedeflerin daha önemli olduğuna inanıyorum. Özellikle PKK/YPG’ye ait veya kontrolündeki mühimmat depoları ile petrol tesisleri gibi enerji kaynaklarına ve hatlarına, lojistik merkezlere havadan yere taarruzlar icra edilmiştir. Tali hedefleri vurmaktan bilerek uzak durulduğu anlaşılıyor. Yerinde bir karar ve harekât icrası olarak değerlendirdiğimi ifade etmek isterim.

Rus vatandaşı Türk tarihçi, devlet danışmanı ve Kremlin eski çalışanlarından olan Yavus Akhmadov’un dediği gibi, “Türkiye’nin dış politikası çok pragmatik ve dikkatli. (Harekete geçmeden önce) pragmatik planlar ve ılımlı siyasi hesaplar yapıyor.” Gerçekten de, Azerbaycan’da da görüldüğü üzere, Türkiye, silaha sarılmadan önce tüm diyalog yollarını peşinen açma ve kullanma derdinde olan bir ülkedir. Suriye’de bulunan sözde İŞİD karşıtı koalisyon güçlerinin, PKK/YPG’nin doğal müttefik olduğunu bilerek hareket ediyor. Olası itirazları ve uluslararası kamuoyunda boş yere haksız duruma düşmeyecek şekilde planlama yapıyor. Tüm operasyonlarında BM’nin 51’inci maddesini kendisine referans alıyor, meşru müdafaa şartlarının oluşmasına özen göstererek terör yuvalarını vuruyor. Kudretli ve güçlü bir ülke olarak, vurmaya da bu şekilde titizlikle devam edecektir inancındayım. Dileriz artık ABD, sözde İŞİD’le mücadele uğruna YPG’ye destek vermekten vaz geçer ve gerçek müttefiki Türkiye ile birlikte, varsa eğer bir İŞİD sorunu, birlikte çözüm yolları arar, geliştirir. İki ülkenin yakın tarihi de bu işbirliğine açıktır. Yeter ki Washington-Ankara bu iradeyi göstermek için istekli olsunlar.

Kaynakça

Michael R. Gordon, Nancy A. Youssef, “U.S. Jet Shoots Down Turkish Drone Over Syria”, The Wall Street Journal, 5 October 2023, https://www.wsj.com/world/u-s-jet-shoots-down-turkish-drone-over-syria-21634844

Eleanor Watson, “U.S. F-16 fighter jet shoots down an armed Turkish drone over Syria”, CBS News, 5 October 2023, https://www.cbsnews.com/news/u-s-f-16-shoots-down-armed-drone-turkey/

Haberler.com, 5 Ekim 2023, https://www.haberler.com/politika/abd-disisleri-bakanligi-pkk-ya-karsi-turkiye-nin-yaninda-durdu-16398229-haberi/

CNN Türk, “Bakan Fidan'ın 'uzak durun' uyarısı kime? İşte yeni dönemin şifreleri”, 4 Ekim 2023, https://www.cnnturk.com/turkiye/bakan-fidanin-uzak-durun-uyarisi-kime-iste-yeni-donemin-sifreleri

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 06.10.2023
  • Süre : 6 dk
  • 5212 kez okundu

Google Ads