Site İçi Arama

savunma

Çaycı Paşa, İstifa

Toplantıdan yansıyan video görüntüsünde, ayakta duran bir Korgeneral figürü vardı. Nedense masada kendine yer verilmemişti. Teşrifatçı gibi ayakta duruyordu. Herhalde bu toplantıda Silahlı Kuvvetleri temsilen Millî Savunma Bakan Yardımcısı Yunus Emre KARAOSMANOĞLU’nun bulunması yeterli görülmüştü. Yine bu Korgeneral, masada içilen çay bardakları boşalınca, sanki o salonda görevli “garson” edasıyla çay boşlarını toplamaya başladı. Gözlerim şaşkınlıktan yerinden fırlayacak gibi oldu!

İsveç ve Finlandiya ile Daimî Ortaklık Mekanizması Toplantısı

29 Haziran 2022 tarihinde imzalanan Madrid Üçlü Mutabakatı ile, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyelik süreci devam ediyor. Bu çerçevede kurulan Daimî Ortaklık Mekanizması üçüncü toplantısı 9 Mart 2023 tarihinde Brüksel’de, NATO Karargahı'nda yapıldı. Toplantıda Türkiye’yi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KALIN ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak AKÇAPAR temsil etti. 

Üçlü toplantıdan sonra, NATO Karargahında, 15 Ocak 2023 tarihinde Türkiye'nin NATO Daimî Temsilcisi olarak göreve başlayan Büyükelçi Zeki Levent GÜMRÜKÇÜ’ye bağlı Türk sivil personelin görev yaptığı ‘milli delegasyon’ da denilen NATO Daimî Temsilciliğinde, İbrahim KALIN başkanlığında, milli bir değerlendirme toplantısı yapıldı.

Normalde bu tür bir toplantının basına kapalı olması beklenirdi ama nedense Anadolu Ajansı da toplantıya davet edilmişti. En azından toplantının bir bölümünden ajansın görüntü almasına izin verilmişti. Bu görüntüler söz konusu ajans tarafından daha sonra Türk medyası ile paylaşıldı. Servis edilen bu görüntülerde, yayınlanan videoda izleyen herkesi rahatsız eden bir şeyler de vardı. 

Toplantıdan yansıyan video görüntüsünde, ayakta duran bir Korgeneral figürü vardı. Nedense masada kendine yer verilmemişti. Teşrifatçı gibi ayakta duruyordu. Herhalde bu toplantıda Silahlı Kuvvetleri temsilen Millî Savunma Bakan Yardımcısı Yunus Emre KARAOSMANOĞLU’nun bulunması yeterli görülmüştü. Yine bu Korgeneral, masada içilen çay bardakları boşalınca, sanki o salonda görevli “garson” edasıyla çay boşlarını toplamaya başladı. Gözlerim şaşkınlıktan yerinden fırlayacak gibi oldu!

Kimdir bu üniformalı şahıs?

Bilmeyenler için söyleyeyim. NATO Karargahında, Türkiye’nin NATO Askerî Temsilcisi olarak görev yapan, Askeri Komite toplantılarına Genelkurmay Başkanı adına katılan, Brüksel’de daimî görevlendirme ile bulunmakta olan Hava Tümgeneral Göksel KÂHYA idi. Türkiye’yi NATO’daki toplantılarda ve müttefiklerle yapılan görüşmelerde, Türkiye’yi siyasi kanatta Büyükelçi GÜMRÜKÇÜ ve askerî kanatta ise Tümgeneral KÂHYA temsil ediyordu. Videoya dikkat edilirse, KÂHYA’nın Tümgeneral değil Korgeneral rütbesini taşıdığı görülecektir. 

Bu itibari veya temsili KORGENERAL rütbesi, kendisine geçici olarak verilmişti. Neye göre verildiğine bakalım. 27 Temmuz 1967 tarihli, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasına, 23 Haziran 2016 tarihinde kabul edilen kanun değişikliği ile aşağıdaki bent eklendi.

İtibari rütbe: Yurt dışı sürekli veya geçici görevlere atanan ya da görevlendirilen subay ve astsubaylara, özellik arz eden durumlarda, görev süresince rütbesinin bir üst rütbesinde verilen rütbedir.

Resmi Üniforma ve TSK Kıyafet Yönetmeliği

Askeri okullara adımını atan her askeri öğrenciye, ilk önce resmi elbiseyi taşımanın kuralları öğretilir. Millet bu şerefi sana tanımış, adam gibi resmi üniformayı taşımasını bilmelisin denir. Ben ve devre arkadaşlarıma, 1980 yılında Kuleli Askerî Lisesinde askerlik hayatımızın ilk günlerinde, öğretilen birinci kural buydu. Türk Silahlı Kuvvetleri Kıyafet Yönetmeliğinde yer alan bu kuralda ne yazıyordu? 

“Resmi kıyafetle umuma açık yerlerde alkollü içki içilmez. Sakız çiğnenmez, poşet taşınmaz, ağızda sigara veya eller cepte dolaşılmaz. Üniformanın şeref ve saygınlığını zedeleyecek, göze çirkin görünen veya toplumca yadırganabilecek tavır ve davranışlarda bulunulmaz.”

Resmi üniformalı, Korgeneral rütbesini taşıyan şahsın, çay boşlarını toplaması çirkin bir görüntüydü. Türk toplumu bunu yadırgadı. Üniformanın şeref ve saygınlığını zedeleyen bir tavır ve davranış olarak niteledi. Evet, hepsi birden, tek bir görüntü ile bir anda oluverdi. 

Bir Anı

Buna yönelik müsaadenizle bir anımı anlatayım. Askeri okuldayım. İlk tatil boşluğunda memleketim Saruhanlı/Manisa’ya gittim. Rahmetli babam kahvehane işletiyordu. Ben de kendisine abimle birlikte yardımcı oluyordum. Sivil kıyafetliyim tabii ki. Ama bir gün, kahvehanedeki müşterilerden biri uzaktan, oturduğu yerden herkesin duyacağı şekilde bana seslendi. "Komutan, bize iki çay getir!" dedi. Hadise, 12 Eylül’den bir ay kadar sonra oluyordu. Ufacık adama bile, eğer asker ise, Komutan derdi o dönemde halkımız. Bana seslenen kişinin elbette kötü bir niyeti yoktu ama ben rahatsız olmuştum. Bu kişiye cevap bile veremeden, soluğu babamın yanında aldığımı hatırlıyorum. “Bana Komutan diye seslenenlere benim garsonluk yapmam, çay servisi yapmam bana doğru gelmiyor baba!” dedim. Rahmetli durumu hemen kavradı, biraz da mahcup oldu. “Tamam oğlum, haklısın, senin artık bu işlere girmen doğru olmaz, servis yapma!” dedi. O gün, asker kişiliğimle çay servisi yapmamam gerektiğini acı bir şekilde bizzat yaşayarak öğrenmiş oldum.

Anadolu Ajansı Bu Görüntüleri Neden Servis Yaptı?

Havacılıkta gelenektir, yakın devrelere, az büyüklere, “Abi” diye hitap edilir. Havacılar için sevgi ve saygının en güzel ifadesi budur. Sevmediğiniz büyüğünüze Abi demezsiniz. Şimdi, Göksel Kâhya denen eski Abim bir halt etmiş. Bunun üzerine, Anadolu Ajansı da bilerek, kasti olduğuna inandığım katmerli bir halt etmiş ama beni bu olayda Anadolu Ajansından ziyade Göksel Kahya’nın resmi üniformalı densizliğine değinmeyi önemsiyorum. Öte yandan, TBMM açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920 tarihinde kurulan, Türk istiklal harbi ve sonrasında Türkiye’nin sesi olan bu ajansa bu tür bir haber servisini yakıştıramadığımı da ifade etmek isterim. 

Brüksel’deki En Üst Rütbeli Subay, Komutan: Korgeneral Göksel Kâhya

Brüksel’de Korgeneral itibari rütbesiyle görev yapan Sayın Göksel Kâhya, oradaki tüm askerî erkanın Komutanı. En üst rütbeli askerî personel. Daha büyüğü yok. Herkes ağzının içine bakıyor. Bu yaşanan olayla anladık ki, o da başkalarının ağzının içine bakıyormuş. Emrinde sayısız sivil personel de var. Dünya kadar garson tutabilecek güç ve kudreti, bu kolaylığı devletimiz kendisinin emrine vermiş. 

Sayın Göksel KÂHYA’ya sesleniyorum: Allah aşkına söyleyin lütfen! Brüksel’de, sizden başka çay servisi yapacak hiç mi bir Allah’ın kulu kalmadı? Nereden çıktı bu çay servisi? Bari sivil kıyafetli olsaydınız, belki yutabilirdik bu yaptığınızı. Koskoca mavi üniformanın itibarını ne hakla yok etmeye cüret edebildiniz? Siz subaylık yıllarınızı kenara bırakın, son 13 yıldır General rütbesiyle bu Ordu’nun ekmeğini yediniz. Hiçbir Türk astsubayına/subayına dahi yakışmayacak bir çay servisi görüntüsünü nasıl, ne hakla, bu milletin gözünün içine baka baka verebildiniz? Hiç mi öğretmediler size 42 yıllık askerlik hayatınızda, resmi üniformalı iken bu işlerin yapılmasının yakışık almayacağını? Askerî terbiyemizde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin iki bin yılı aşan geleneklerinde, “Komutanlar çay servisi yapar” diye bir şey var da benim mi haberim olmadı bugüne kadar? 

Bir köşe yazarımız evvelki gün, “Savaş sırasında söz verdiği zamanda tepeyi ele geçiremediği için onur intiharı yapan Reşat Çiğiltepe’lerden çay servisi yapan paşalara nasıl geldik?” diye köşesinde sormuş. Evet, ben de merak ediyorum. Sahi buralara nasıl ve ne ara geldik Kâhya Paşam?

“Bu Millete Uşaklığı Öğretemedim!”

Bilirsiniz, Atatürk; 4 Eylül 1936’da İngiliz Kralının onuruna Dolmabahçe Sarayında bir akşam yemeği verir. Servis yapan garsonlardan biri yemek salonuna girdiğinde heyecanlanır, elindeki tabakla yere yuvarlanır. Yemekler de halılara dağılır. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesilirler. Fakat Atatürk Kral’a eğilerek: "Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim," der.

Atatürk hayatta olsaydı, size herhalde, “Bu millete uşaklığı öğretemedim ama siz ne güzel öğrenmişsiniz Paşam, tebrik ederim.” derdi diye aklımdan geçmiyor değil. 

Sonuç

Sizin şahsınızda tüm Türk Ordusunun aşağılanmasına ve hor görülmesine gönlünüz nasıl razı olabildi, Paşam? Subay, subaylık şerefini korumasını bilendir. Subaylık izzetinefsini, şerefini bilen bir General rütbesindeki sizin gibi bir insan, kendisine tasarlanan veya reva görülen bu tür bir oyunun içine nasıl düşürülebildi? 

Sizi, çay boşlarını toplarken görmekten inanın ben utandım. Siz kendinizden utanmadıysanız, size diyecek hiçbir şey bulamıyorum. Artık o çok istediğiniz üçüncü yıldızı takarlar mı bilemiyorum ama ben sizin yerinizde olsam, omzumdaki bütün yıldızları sökerim, saygıyla Hava Kuvvetlerine iade ederim, bu milletten özür dilerim ve bir daha da o mavi üniformayı hiç giymem. Giyemem…

Yazıktır. Bunu bize yapmayacaktın be Çaycı Paşam! 

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 12.03.2023
  • Süre : 6 dk
  • 4681 kez okundu

Google Ads