Site İçi Arama

savunma

F-104 Starfighter'ın Teknik Evrimi, Küresel Envanterleri ve Lojistik Anatomisi (Bölüm 2)

Türk Hava Kuvvetleri için 1970'lerde ABD'den Lockheed F-104 Starfighter uçaklarının alımı sırasında patlak veren küresel yolsuzluk olayıdır. "Lockheed Rüşvet Skandalı" olarak bilinen bu vakada, şirketin Türkiye'deki askeri ve siyasi yetkililere uçak satışı karşılığında rüşvet dağıttığı iddia edilmiş ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı askeri mahkemede yargılanmıştır.

F-104 Starfighter, tasarımı şekillendiren radikal aerodinamik kararları ve itki sistemindeki J79 devrimiyle havacılık tarihinde mühendislik sınırlarını zorlayan ikonik bir 'insanlı füze' olarak yerini almıştır. Ancak uçağın teknik evrimi ve sunduğu bu muazzam performans, onun sadece başlangıç hikayesidir. Bu uçak, Soğuk Savaş rüzgarlarının en sert estiği dönemde, sınırları aşan çok uluslu konsorsiyumlar, lisanslı üretim süreçleri ve müttefikler arası devasa ikinci el transfer ağlarıyla küresel savunma ekosisteminde benzeri görülmemiş bir lojistik mimari inşa etmiştir. Yazı dizimizin ikinci bölümünde;Küresel Pazarlama, NATO Üretimi ve Siyasi Skandallar üzerinde duracağız.

4. BÖLÜM: Küresel Pazarlama, NATO Üretimi ve Siyasi Skandallar 

1950'li yılların sonlarında Federal Almanya Cumhuriyeti (Batı Almanya), Varşova Paktı'na karşı savunma hattını güçlendirmek ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında büyük ölçüde yok olmuş olan havacılık sanayisini yeniden canlandırmak amacıyla kapsamlı bir taktik savaş uçağı arayışına girmiştir. Luftwaffe, sadece basit bir av önleme uçağı değil; aynı zamanda nükleer silah taşıma kapasitesine sahip bir av-bombardıman (fighter-bomber) ve taktik keşif (reconnaissance) uçağı talep etmekteydi. Bu büyük tedarik programı, askeri havacılık tarihinin en büyük savunma ihalesi olan ve "Yüzyılın Satışı" (Sale of the Century) olarak adlandırılan küresel rekabet sürecini başlatmıştır. Lockheed F-104, bu süreçte oldukça geniş ve nitelikli bir rakip listesiyle karşı karşıya kalmıştır. İhalede boy gösteren diğer platformlar şu şekildedir: 

-Grumman F-11F-1F Super Tiger 

 -Dassault Mirage III 

 -Saab J35 Draken 

-English Electric Lightning 

-Convair F-102 Delta Dagger ve F-106 Delta Dart

-Republic F-105 Thunderchief 

-Vought F-8U Crusader  

-Saunders-Roe SR.177 ve Sud-Aviation SO.9050 Trident III 

Yukarıdaki fotoğrafta Lockheed F-104 Starfighter uçakları, 1957 yılında Kaliforniya'daki Burbank fabrikasında üretim hattında. 

Bu rakipler arasında özellikle Grumman firmasının J79-GE-3A motoruyla güçlendirdiği deneysel prototipi F-11F-1F Super Tiger, teknik değerlendirme heyetlerinin büyük beğenisini kazanmıştı. Super Tiger, Mach 2,04 hıza ulaşmış, 76.828 feet ile irtifa rekoru kırmış ve en önemlisi F-104'e göre çok daha geniş kanat alanı sayesinde düşük hızlarda yüksek manevra kabiliyeti ile motor arızası sonrası güvenli süzülme (glide) özellikleri sunmuştu. Teknik açıdan çok daha güvenli bir uçuş karakteristiği sergilemesine karşın Super Tiger, Lockheed'in sahne arkasında yürüttüğü agresif pazarlama ve lobicilik faaliyetleri neticesinde elenmiş; Batı Almanya kararını F-104'ten yana kullanarak 18 Mart 1959'da lisanslı üretim anlaşmasını imzalamıştır. Bu imza, F-104'ün küresel kaderini tamamen değiştirmiştir. Orijinal olarak  gündüz av önleme uçağı olan Starfighter, Batı Almanya'nın talepleri doğrultusunda kapsamlı bir yapısal ve aviyonik mutasyona tabi tutularak F-104G (G: Germany) "Super Starfighter" modeline dönüştürülmüştür.

Lockheed, gövdeyi güçlendirmek için 96 yeni dövme çelik parça eklemiş, iniş takımlarını daha büyük tekerlekler ve disk frenlerle revize etmiş, kanat yapısını sertleştirmiş ve uçağa genişletilmiş kuyruk dikmesini (F-104B/D çift kişilik versiyonlarından alınan) entegre etmiştir. Uçağın her hava koşulunda görev yapabilmesini (all-weather capability) sağlamak amacıyla burun kısmına Autonetics NASARR F15A-41B çok modlu atış kontrol radarı (havadan havaya önleme, yer haritalama, kontur haritalama ve yer engellerinden kaçınma yeteneklerine sahip) yerleştirilmiştir. Bu radar sistemiyle entegre çalışan Litton LN-3 Ataletsel Seyrüsefer Sistemi (Inertial Navigation System - INS), askeri havacılık tarihinde bir üretim uçağına monte edilen ilk INS sistemi olarak tarihe geçmiştir. Litton LN-3, dört halkalı (four-gimbal) stabil bir platform üzerinde yer alan jiroskoplar ve ivmeölçerler vasıtasıyla uçağın rotasını dış dünyadan tamamen izole bir biçimde, radyo sinyallerine ihtiyaç duymadan milimetrik olarak hesaplayabiliyordu. Bu aviyonik devrim, Soğuk Savaş'ın nükleer sızma doktrinine uygun olarak uçağın düşman radarlarına yakalanmadan alçak irtifadan hedefine ulaşmasını sağlamıştır. 

Askeri Yardım Programı (MDAP) kapsamında ise  o dönemde ABD, jeopolitik açıdan önemli gördüğü  müttefiklerini takviye etmek amacıyla Starfighter transferleri gerçekleştirmiştir. Tayvan, Pakistan, Ürdün gibi ülkelere yapılan bu sevkiyatlar, Sovyetler Birliği ve bölgesel müttefiklerine karşı caydırıcı bir süpersonik kalkan oluşturmayı amaçlamıştır.

Endüstriyel İş Birliği ve Avrupa Üretim Grupları

Lockheed, uçağın tasarımcısı olarak hem ana üretim merkezlerini işletmiş hem de diğer ülkelerdeki lisanslı üretimlere parça ve teknik destek sağlamıştır.XF-104 prototipleri, YF-104A ön üretim serisi, F-104A, B, C, D modelleri ve çift kişilik eğitim uçağı olan TF-104G'lerin büyük bir kısmı. Özellikle Burbank ve Palmdale (Kaliforniya) tesisleri ana üretim noktalarıydı.

F-104G programının onaylanmasıyla birlikte NATO, tarihinin en geniş kapsamlı çok uluslu endüstriyel üretim konsorsiyumunu hayata geçirmiştir. Avrupa havacılık endüstrisini canlandırmak amacıyla kıta genelinde dört ana üretim grubu kurulmuş ve bu gruplar arasında yoğun bir parça, komponent ve montaj akışı organize edilmiştir. 

F-104 Endüstriyel İş Birliği ve Avrupa Üretim Grupları 

Üretim Grubu

Katılımcı Ülkeler 

ve Şirketler

Üretim Sorumluluğu ve Teknik Dağılım

Nihai Montaj ve Dağılım Detayları

Güney Grubu (Arge-Süd)

Batı Almanya:Dornier (Münih), Heinkel (Speyer), Messerschmitt (Augsburg), Siebel (Donauwörth)

Gövde orta ve ön bölümlerinin imalatı; Manching tesislerinde nihai montaj ve uçuş testleri. J79 motorları BMW/MAN-Turbo tarafından üretilmiştir.

210 adet F-104G (Tamamı Luftwaffe'ye teslim edilmiştir; 7000 serisi inşa numaraları).

Kuzey Grubu (North Group)

Hollanda ve Almanya:Fokker (Schiphol/Dordrecht), Aviolanda, Focke-Wulf, Hamburger Flugzeugbau, Weserflugzeugbau

Fokker liderliğinde yürütülen entegre montaj hatları; gövde parçalarının ve alt sistemlerin montajı.

231 adet F-104G/RF-104G (Hollanda Kraliyet Hava Kuvvetleri - RNLAF ve Luftwaffe için).

Batı Grubu (West Group)

Belçika:SABCA ve Avions Fairey (Gosselies ortak tesisi); Fabrique Nationale (FN - Brüksel)

Gosselies'de nihai montaj hatları; FN Brüksel tesislerinde J79-GE-11A motorlarının lisanslı üretimi.

188 adet F-104G (Belçika Hava Kuvvetleri - BAF ve Luftwaffe için).

İtalyan Grubu (Italian Group)

İtalya:Fiat (Torino - ana yüklenici), Aerfer-Macchi, Piaggio, SACA, SIAI-Marchetti, Alfa Romeo Avio

Fiat liderliğinde İtalyan uçak endüstrisinin tam katılımı; Alfa Romeo ve Fiat tarafından ortak J79 motor imalatı.

169-199 adet F-104G (İtalyan Hava Kuvvetleri - AMI, Luftwaffe ve RNLAF için).

Kanada Ortaklığı (Canadair)

Kanada:Canadair (Montreal), Orenda Engines

Lisanslı CF-104 üretimi; ayrıca Avrupa konsorsiyumları için 121 set kanat, arka gövde ve kuyruk takımı imalatı.

200 adet CF-104 (RCAF); ayrıca Askeri Yardım Programı (MAP) kapsamında müttefiklere 140 F-104G.

Uçağın Avrupa'daki lisanslı montaj hatları faaliyete geçene kadar, eğitim süreçlerinin aksamaması amacıyla Lockheed firması doğrudan kendi tesislerinde ürettiği ilk 66 adet F-104G uçağını Luftwaffe'ye teslim etmiştir. Konsorsiyum kapsamında üretilen ilk Avrupa yapımı Starfighter'ların ilk uçuş tarihleri müttefikler arasındaki entegrasyonun hızını göstermektedir: Batı Almanya 5 Ekim 1960, Belçika 3 Ağustos 1961, Hollanda 11 Kasım 1961 ve İtalya 9 Haziran 1962. Batı Almanya, bu üretim hatlarından çıkan farklı uçakların birleşimiyle toplamda 915/916 adet Starfighter (30 F-104F, 96 Lockheed üretimi F-104G, 136 TF-104G, 255 Kuzey Grubu, 210 Güney Grubu, 88 Batı Grubu, 50 İtalyan Grubu ve kayıpların yerine MBB tarafından üretilen 50 yedek F-104G) işleterek uçağın dünyadaki en büyük kullanıcısı konumuna gelmiştir. Japonya’da Mitsubishi Heavy Industries (MHI), Nagoya'daki Komaki tesislerinde Japon Öz Hava Savunma Kuvvetleri Japonya'ya özel önleme versiyonu olan F-104J ve F-104DJ modellerini (yaklaşık 210 adet) üretmişti. J79-IHI-11A motorları Japonya'da Ishikawajima-Harima tarafından üretilmiştir.

Yukarıdaki fotoğrafta Kanada üretilen  CF-104’ün kokpiti görülmekte.

F-104 Starfighter Programı Lisanslı Üretici Konsorsiyumları ve Varyant Dağılımı 

Lisanslı Üretici Konsorsiyumu

Menşei Ülke

Üretilen Varyant

Toplam Üretim Adedi

Lockheed Aircraft Corp.

ABD

Prototip, F-104A/B/C/D/G, TF-104G

789

SABCA

Belçika

F-104G

188

Canadair Ltd.

Kanada

CF-104, F-104G

340

Fiat / Aeritalia

İtalya

F-104G, RF-104G, F-104S

445

Mitsubishi Heavy Industries

Japonya

F-104J

207

Fokker (Arge Nord)

Hollanda

F-104G, RF-104G

350

Messerschmitt (Arge Süd)

Almanya

F-104G

260

Kritik Bileşenlerin Üretimi

Uçağın sadece gövdesi değil, karmaşık sistemleri de dünya çapında lisans altında üretilmiştir:

-Motor (J79): ABD (General Electric), Batı Almanya (BMW), Belçika (FN), İtalya (Fiat ve Alfa Romeo), Kanada (Orenda) ve Japonya (IHI) tarafından üretilmiştir.

-Radar (NASARR): ABD'li Autonetics tasarımı olan radar sistemi; Almanya'da Telefunken, Hollanda'da Philips ve Belçika'da MBLE tarafından imal edilmiştir.

-Atış Kontrol ve Aviyonik: Litton tasarımı atalet seyrüsefer sistemleri Almanya ve Belçika'daki tesislerde üretilmiştir.

"Yüzyılın Satışı" ve Lockheed Rüşvet Skandalları 

Ancak bu devasa askeri satın alma süreci, tarihsel açıdan büyük politik ve ekonomik skandallarla gölgelenmiştir.

Lockheed F-104 Starfighter projesi, teknik niteliklerinin ötesinde, Soğuk Savaş savunma sanayinin en büyük etik ve finansal yozlaşma skandalının odağında yer almaktadır . 1975-1976 yıllarında ABD Senatörü Frank Church liderliğindeki bir alt komite tarafından yürütülen tarihi soruşturmalar, Lockheed Corporation'ın uçak satışlarını garantilemek ve rakiplerini egale etmek amacıyla müttefik hükümetlerin üst düzey yetkililerine, kraliyet ailelerine ve savunma bakanlarına toplamda 22 milyon doları aşan rüşvetler dağıttığını ortaya çıkarmıştır. Bu rüşvet ağı, askeri tedarik kararlarının teknik ve mali rasyonaliteden ziyade siyasi erişim ve finansal usulsüzlüklerle şekillendiğini kanıtlamıştır. Hollanda Krallığında yaşanan skandalın merkezinde, Kraliçe Juliana'nın eşi ve Hollanda Silahlı Kuvvetleri Müfettişi olan Prens Bernhard yer almıştır. Prens Bernhard'ın, Fransız yapımı Dassault Mirage III uçağına karşı Lockheed F-104G'nin seçilmesini sağlamak amacıyla Lockheed yöneticilerinden 1.1 milyon dolar değerinde rüşvet aldığı kesinleşmiştir.

Soruşturma komisyonunun raporlarının ardından Prens Bernhard, tüm askeri unvanlarından, resmi görevlerinden ve üniforma giyme hakkından feragat ederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Almanya’da ise Lockheed firmasının Avrupa genelindeki karar vericilere, özellikle de Alman Federal Savunma Bakanı Franz Josef Strauss gibi isimlere rüşvet verdiğine dair iddialar kamuoyunda büyük sarsıntı yaratmıştır. Bu duruma karşı çıkan ve uçağın nükleer taarruz rolünde kullanılmasının Alman coğrafyasında felakete yol açacağını savunan, dönemin efsanevi as pilotu Albay Erich Hartmann, askeri karar vericiler tarafından pasifize edilerek erken emekliliğe zorlanmıştır.

Almanya cephesinde ise skandalın odağındaki isim, uçağın Luftwaffe envanterine girmesinin baş mimarı olan Federal Savunma Bakanı Franz Josef Strauss'tu . Eski bir Lockheed lobicisi olan Ernest Hauser, ABD Senatosu müfettişlerine verdiği yeminli ifadede, Strauss ve partisi Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU), 1961 yılında 900 adet F-104G uçağının satın alınması anlaşması karşılığında en az 10 milyon dolar (bazı belgelere göre 700 uçak için 12 milyon dolar ) rüşvet aldığını iddia etmiştir.

Hauser ile Strauss'un ilişkisi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Hauser'ın ABD istihbaratında görev yaptığı ve Strauss'un onun Bavyera Schongau'daki tercümanlığını üstlendiği döneme kadar uzanmaktaydı. İddialara göre, Alman Federal İstihbarat Teşkilatı (BND) ajanları, rüşvet kanıtlarının ortaya çıkmasını engellemek amacıyla 1962 yılında Lockheed'in Burbank'teki fabrikasında çalışan bir Alman denetçiyi (auditor) alelacele görevden uzaklaştırmıştı. Strauss iddiaları reddederek Hauser'a iftira davası açmış ve 1977'deki parlamento soruşturmalarında somut delil yetersizliğinden aklanmış olsa da, Federal Savunma Bakanlığı bünyesindeki Starfighter alımına ilişkin resmi evrak ve belgelerin neredeyse tamamının henüz 1962 yılında imha edilmiş olması bu aklanmanın üzerindeki şüpheleri kalıcı kılmıştır.

Bakan Strauss'un adı, askeri alımlardaki şaibelerin ötesinde, Alman demokrasi tarihinin en büyük anayasal krizlerinden biri olan 1962 "Spiegel Skandalı" (Spiegel-Affäre) ile de kesişmiştir. Der Spiegel dergisi, 10 Ekim 1962 tarihli sayısında gazeteci Conrad Ahlers imzasıyla yayınlanan "Bedingt abwehrbereit" (Kısmen Savunmaya Hazır) başlıklı kapak haberinde, NATO'nun "Fallex 62" tatbikatının gizli raporlarına dayanarak Bundeswehr ve Luftwaffe'nin olası bir Sovyet işgaline karşı ülkeyi savunma yeteneğinin son derece zayıf olduğunu, F-104G alımlarının ve taktik planlamaların askeri bir fiyasko teşkil ettiğini ortaya koymuştur.Bu eleştirileri devlet sırlarını ifşa etmek ve vatan hainliği (Landesverrat) olarak nitelendiren Savunma Bakanı Strauss, anayasal yetkilerini aşarak ve Adalet Bakanı Wolfgang Stammberger'i tamamen devre dışı bırakarak derginin Hamburg'daki merkez ofislerini bastırmış, yayıncı Rudolf Augstein'ı ve tatilde olan yazar Conrad Ahlers'i İspanya'da illegal bir şekilde gözaltına aldırmıştır.

Kamuoyunda büyük infial yaratan bu yasadışı baskı ve sansür girişimi, haftalar süren protestoların ardından liberal koalisyon ortağı FDP bakanlarının istifası ile sonuçlanmış ve Başbakan Konrad Adenauer, Strauss'u kabineden ihraç etmek zorunda kalmıştır.Spiegel Skandalı, her ne kadar Strauss'un Başbakanlık (Şansölye) hayallerini kalıcı olarak suya düşürmüş olsa da, Alman siyasi kültüründe otoriter devlet yapısından modern, özgürlükçü bir demokrasiye geçişin en önemli milatlarından biri olarak kabul edilmektedir. 

Türk Hava Kuvvetleri için 1970'lerde ABD'den Lockheed F-104 Starfighter uçaklarının alımı sırasında patlak veren küresel yolsuzluk olayıdır. "Lockheed Rüşvet Skandalı" olarak bilinen bu vakada, şirketin Türkiye'deki askeri ve siyasi yetkililere uçak satışı karşılığında rüşvet dağıttığı iddia edilmiş ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı askeri mahkemede yargılanmıştır. Bahsi geçen rüşvetleri ABD Senatosu'nda (Church Komitesi) itiraf eden Lockheed firmasının o dönemki Başkan Yardımcısı ve Başkanı A. Carl Kotchian'dır. Kotchian, 1976 yılında verdiği ifadede Japonya, Hollanda, İtalya ve Türkiye gibi ülkelerde uçak ihalelerini kazanmak için milyonlarca dolar rüşvet dağıttıklarını kabul etmiştir.

Kıbrıs Barış Harekatı sonrasındaki dönemde gerçekleşen bu F-104 alımlarıyla bağlantılı olarak, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya'nın rüşvet aldığı iddia edildi. Alpkaya görevinden istifa ederek askeri mahkemede yargılandı ve yargılamanın sonucunda beraat etti. Türkiye'de açılan meclis araştırmalarında ise olayın siyasi düzeyde örtbas edildiği yönünde raporlar hazırlandı.

Gerekçesi ne olursa olsun, bu tür yozlaşmaların üzerine kararlılıkla gidilmediği ve sorumlular caydırıcı yaptırımlarla karşılaşmadığı sürece; yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma pratiklerinin kurumsallaşarak artması kaçınılmazdır. 

Yukarıdaki fotoğrafta 6897 kuyruk nolu Türk Hava Kuvvetlerine ait  F-104S Akhisar Meydanında park halinde görülüyor. Fotoğraf Roel van Gestel 

Yazı dizisinin 2. bölümünün sonuna geldik. 3. Bölümde görüşmek üzere. Kaynakça dizinin son bölümünde yer alacaktır. İlk bölümü okuma fırsatınız olmadıysa aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

F-104 Starfighter'ın Teknik Evrimi, Küresel Envanterleri ve Lojistik Anatomisi (Bölüm 1)

https://strasam.org/savunma/havacilik-ve-uzay-sanayii/f-104-starfighterin-teknik-evrimi-kuresel-envanterleri-ve-lojistik-anatomisi-bolum-1-4211

Araştırmacı Yazar Burak ÖZCAN
Araştırmacı Yazar Burak ÖZCAN
Tüm Makaleler

  • 11.07.2026
  • Süre : 3 dk
  • 154 kez okundu

Google Ads