Site İçi Arama

savunma

F-16 Tayyaresinin Geleceği ve Türkiye’nin Özgür Projesi Üzerine Şekillenen Potansiyel İşbirlikleri

Modernizasyon faaliyetlerinin Türkiye’nin TUSAŞ firması tesislerinde yapılması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca F-16 üretiminde hatrı sayılır bir geçmişe sahip olan TUSAŞ'ın, alınacak yeni uçakların da montaj / üretimine talip olacağı düşünülebilir.

Bildiğiniz üzere rekor bir oyalama süresi sonrasında, Türkiye’nin talep ettiği yeni F-16 temini ve eldeki uçakların bir kısmının modernizasyonu talebi, ABD tarafından onaylandı. Söz konusu talebin içeriği doğrultusunda Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip filosunun belkemiğini oluşturan F-16 filolarının; ABD Block 70 modernizasyonuna uğrayacak ve yerli imkanlarla modenize edilecek F-16 Özgür’den (1,2,3 vb.) oluşacak, iki farklı yapıya bürüneceği belirtildi.

Bu kapsamda gündeme gelen bir soru da, F-16 üretim ve modernizasyonunun nerede gerçekleştirileceği oldu. Modernizasyon faaliyetlerinin Türkiye’nin TUSAŞ firması tesislerinde yapılması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca F-16 üretiminde hatrı sayılır bir geçmişe sahip olan bu firmanın, alınacak yeni uçakların da montaj / üretimine talip olacağı düşünülebilir. Zira ABD’nin F-16 için açtığı düşük yoğunluklu yeni üretim hatları, oldukça meşgul görünmektedir.

İlk uçuşunun üzerinden yarım asır geçmesine rağmen F-16, hala dış pazarda talep gören ve üretimi devam eden bir uçaktır. Bu talebin önemli bir kısmı ise, potansiyel yeni kullanıcılardan gelmektedir. ABD ile ikili ilişkileri karmaşık bir geçmişe sahip olsa bile bu potansiyel kullanıcılar, dünyanın değişen politik atmosferinde, ihmali zor bir kütleye ulaşmak üzeredir. Bu nedenle Asya-Pasifik bölgesi başta olmak üzere, bu potansiyel yeni kullanıcıları incelemek, Türk savunma ve havacılık sanayisi için de faydalı olacaktır.

Lockheed Martin ve F-16 Üretim Hattı

F-16 savaş uçağının üretimini uzun süre Dallas Forth Worth’taki ana tesislerinde gerçekleştiren Lockheed Martin firması, F-35 üretimine başlamasıyla birlikte bu tesislerini tamamen yeni uçağın üretimine odaklamıştır. Kapsamlı bir değişim ve dönüşümden geçen tesis F-35’e odaklanırken, yeni F-16 üretiminin olmadığı altı yıl yaşandı. Bu sürenin genişliğini sadece F-35’in dış satımda önceliklendirilmesi olarak görmek hata olacaktır. Zira F-16’ya olan talepler devam ettiği gibi, yeni nesil F-35 tayyaresinin satılmasının sakıncalı görüldüğü geniş bir coğrafyanın da var olduğu unutulmamalıdır.

Bu sürenin gecikmesinin gerçek sebebini, Hindistan’ın F-16 tedarik potansiyelinde aramak mantıklıdır. Bu ülkede birden fazla sefer denemelere giren uçak, sonuncu turunda F-21 adı verilen ve neredeyse tamamen yenilenmiş bir versiyonla dikkatleri üzerine çekmişti. Bu teklife güç veren en büyük teşvik ise, uçağın üretimin tamamen Hindistan’a kaydırma ve diğer uluslararası müşterilerin taleplerini de burada açılacak üretim hattından karşılama düşüncesi oldu. Bununla birlikte ABD’nin Hindistan’a açtığı sıcak kucak; ülkenin özgün politik atmosferinde soğudu ve ülke F-16 tedariğinden vaz geçti. (Bu süreçte sıkça ve sessizce dile getirilen bir başka ihtiyaç sahibi ülke ismi ise, Hindistan ve İsrail savunma ve havacılık sanayisiyle oldukça iyi ilişkileri bulunan Vietnam idi.)

Hindistan girişiminden hayal kırıklığına uğrayan Lockheed Martin, Güney Karolina Greensville’de F-16 üretim ve modernizasyonuna odaklı yeni tesisler açtı. Daha düşük yoğunluklu bir üretim felsefesiyle hayata geçirilen tesis, F-21 macerasından da elde edilen birikimlerle şekillendirilen yeni Block 70 / 72 Viper türevlerinin evi olacaktı. Elbette verilen 6 yıl arada biriken taleplerle birlikte, bu üretim hattının çabucak dolduğunu söyleyebiliriz.

Seri üretime girdiği ilk yıllarda Norveç Hollanda, Belçika ve Danimarka’dan oluşan bir Avrupa konsorsiyumuna da; bu ülkelerin endüstriyel dahliyle ihraç edilen F-16, kıta Avrupasında kalıcı bir üretim hattına sahip olamadı. Güney Kore’de KAI tesislerinde lisans altı üretim gerçekleştirilmiş olsa bile, projenin bitimini müteakiben söz konusu üretim hatları da kapandı. İsrail IAI tesislerinin F-16 işbirliği ise, kendisine has ve özel bir yapı taşımaktaydı. F-16 uçağının dış üretimi hususunda en uzun soluklu ve ihracat başarısı da bulunan (Mısır) iş birliği Türkiye ile gerçekleştirilmişti. Ayrıca Türkiye’nin TAI / TUSAŞ tesislerinde Pakistan ve Ürdün’e yönelik F-16 Modernizasyonu ihracatı da yapıldı. Peace Onyx projeleriyle başlayan Türk F-16 macerasının, 21. yüzyıla da uzayacağı,  son onayla birlikte kesinleşmiş oldu.

Türkiye’nin F-16 Özgür Projesi

Türk savunma ve havacılık sanayisini uzun süredir takip eden biri olarak, Özgür projesine karşı farklı bir bakış açısına sahip olduğumu söylemeliyim. Dolayısıyla bu projeyi bir süreç ve macera olarak değerlendirmeyi daha doğru buluyorum. Bu sürecin köleri ise oldukça eskiye dayanmaktadır.

Türkiye, İsrail işbirliğiyle F-4 2020 Terminatör ve F-5 modernizasyonlarını gerçekleştirdiğinde, bir uçağın dahili elektronik sistemlerine hakim olmanın tadına ve sağlayacağı avantajlara uyandı. Bunun üzerine söz konusu modernizasyon projelerinden elde edilen bilgi birikimini, F-16 gibi modern bir tayyare üzerinde kullanabilme düşüncesi doğdu. Evet, F-4 2020 projesiyle kodlarına ulaşabildiğimiz bir hava platformuna sahip olmuştuk. Fakat F-16 bambaşka bir mecra idi. Bu nedenle ilk defa ABD’den F-16 görev bilgisayarlarının kaynak kodlarının temini meselesi gündeme geldi.

Uzun pazarlıklar sonucunda ABD, F-16 Block 40 tayyaresinin kaynak kodlarını Türkiye ile paylaşmayı kabul etti. Enteresandır, bu paylaşımın hemen sonrasında Hava Kuvvetleri envanterine kaynak kodları bize kapalı olan Block 50 tayyareleri girmeye başladı. Daha sonra gerçekleştirilecek CCIP modernizasyonuyla birlikte, Block 40 tayyarelerin de neredeyse tamamı Block 50 standardına modernize edilecekti. Sadece 401. Test ve Değerlendirme Filosu kapsamında bir miktar tayyare, hakim olduğumuz Block 40 konfigürasyonunda muhafaza edilecekti.

Böylece Block 40 temelli, oldukça rahvan ilerleyen, F-16 Özgür modernizasyonun erken devri başlamış oldu. Bu projenin sakin ve yavaş ilerletilmesini, zamanın politik atmosferinde ihtiyaç duymamızda da aramak gerekir. Böylece F-16 Özgür, bir kabiliyet edinme çabası olarak, bir yerlerde çalışılmaya devam ediyor idi.

ABD ile derin çıkar ve görüş ayrıklarına düştüğümüz bir süreç yaşadık. Bu süreç Türkiye’nin yerli ve milli savunma ve havacılık projelerine öncelik vermesiyle de paralel idi. Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan, ilk temin edilen, en yaşlı ve yıpranmış durumda olan Block 30 tayyarelerinin ömrünün uzatılması söz konusu olduğunda; eldeki imkanların tekrar değerlendirilmesi gerekmişti. Bu kapsamda 3 ana aşamadan oluşan bir süreç gözlemliyoruz:

1. Aşamada ABD Lockheed Martin’den temin edilen yapısal gövde ömrü uzatma kitleri, Türk TUSAŞ tesislerinde uçaklara uygulandı.

2. Aşamda ise CCIP modernizasyonundan elde kalan ve her halükarda Block 30 aksamlarından daha gelişmiş olan, Block 40 elektronik (aviyonik) parçaları, söz konusu uçaklara transfer edildi. Böylece kaynak kodlarına da hakim olduğumuz, yerli mühimmat entegrasyonuna daha açık, bir filo elde edilmiş oldu.

3. “Özgür Projesi” olarak adı verilen ve bütçesi ayrılan bir süreç başlatıldı. Bu süreç sonrasında uçağa eklenecek yerli ve milli alt sistemlerle, modern tayyarelerle yarışabilecek bir platforma sahip olunacağı açıklandı.

Elbette, yukarıdaki üç süreci müteakip, yerli AESA radar gibi çok daha önemli teknolojileri de barındıran, kapsamı ise sadece Block 30 değil, Viper modernizasyonuna uğramamış tüm diğer tayyareleri de içerecek, yeni bir Özgür türevinin hayata geçirilmesi, bir sonraki hamle olacaktır.Bu sebepledir ki Özgür’ü bir projeler silsilesi olarak görüyorum ve zaman içerisinde gelişerek birden fazla tipi kapsamasını bekliyorum. F-16 Özgür 0, 1, 2, 3,.. gibi.

Sabrı Tükenmiş Savunma Tedarikleri Dönemi

Açıkça görüldüğü üzere dünya, savunma ve güvenlik kaygılarının tavan yaptığı özel bir zaman diliminden geçmektedir. Bu zaman diliminin fiili perde açılışını yapan Ukrayna harbi, tüm dünya savunma uzmanlarının düşüncelerini değiştiren birçok gelişmenin de ev sahipliğini yapmıştır. Alınan derslerin içerisinde, savunma ve havacılık programlarındaki endüstriyel ekosistemin karmaşıklığı, üretim adetlerinin azlığı ve gecikmeler, mühimmat tedariğinin sürekliliği gibi önemli hususlar yer almaktadır. Bu durum ülkeleri, daha hevesli, hızlı, kapsamlı, sürdürülebilir ve teknolojik açıdan yeterli savunma tedariklerine yöneltmektedir.

Yaşadığımız özel zaman dilimine, ABD ile endüstriyel işbirliği potansiyelleri ve F-16 platformu çerçevesinden bakmanın faydalı olacağı kanaatini taşıyorum. Normal şartlar altında, hele ki bir de kendi ülkesinde yeni bir üretim hattı açmışken, ABD’nin Türkiye üzerinden F-16 üretmesi ve satması pek düşük bir olasılıktır. Hele ki bu tip bir satışa Türk savunma ve havacılık sanayisinin ürünü yerli mühimmatları ve alt sistemleri de dahil etmesi, daha da düşük bir ihtimaldir. Fakat belirttiğim gibi özel bir zaman dilimi içerisindeyiz ve bu tip zamanlarda özel çözümler mümkün hale gelir. Hele söz konusu olan ABD çıkarları ve hassas Asya-Pasifik askeri dengeleri ise. Bu sebepledir ki sizleri, birlikte bir ufuk turuna çıkmaya davet ediyorum.

Filipinler’in Modern Savaş Uçağı İhtiyacı

Oldukça karmaşık ve ABD ile de dolanık bir tarihe sahip olan Filipinler, uzun zamandır modern savaş uçağı ihtiyacı içerisindedir. Bu arayışını Çin ile olan kara suları ve münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıkları alevlendirmiş ve 35 milyar USD’lik yeni bir silahlanma programının başlamasına yol açmıştır. Tayvan’ın hemen altında yer alan bu fakir ve kalabalık adalar ülkesi, ABD teşviğiyle birlikte nitelikli ve modern silahlardan oluşan bir kuvvet oluşturma çabasındadır.

Türk savunma ve havacılık sanayisiyle de iyi ilişkiler içinde olan ülke, TUSAŞ ATAK saldırı helikopterinin ilk fiili yabancı müşterisi olmuştur. Filipin Hava Kuvetleri, Güney Kore’den FA-50PH (KAI T-50 Golden Eagle’ın ülkeye özel geliştirilen hafif saldırı türevidir.) ve Brezilya’dan aldığı EMB 314 Super Tucano uçaklarıyla asimetrik harp alanında yeterli bir kuvvete sahiptir. Bununla birlikte hava sahasını koruma adına gerekli platformlardan mahrum olduğu görülmektedir. Bu hususta maliyeti dikkate almak zorunda olan ülke, Amerikan yapımı F-16 ve İsveç üretimi Gripen platformları arasında sürekli gidip - gelmektedir. Bu acil ihtiyacın, gelecek üretimi rezerve edilmiş ABD üretim hatlarından karşılanması ise oldukça zor görünmektedir.

Eğer Türk Hava Kuvvetleri için üretilecek uçaklar, TUSAŞ’ta kurulacak üretim hatlarından teslim edilecek ise, bu hatların Filipinler’in acil ihtiyacına da cevap verebileceğini var sayabiliriz. Ayrıca gerek pilot gerek yer destek personeli eğitimi hususunda, Türk Hava Kuvvetleri’nin oturmuş altyapısından faydalanma imkanı da sunabiliriz. Komisyon gibi yumuşak yöntemlere son derece eğimli ülke yetkililerinin, bu ihtimali gerçekleştirmek adına lobi yapmaya gönüllü olacakları kabul edilebilir. Bu sayede sadece F-16 değil, Türk üretimi çeşitli akıllı mühimmatların da bu pazara açılması, talep doğrultusunda kolaylaşacaktır. Zira kalabalık Çin deniz ve hava gücü karşısında ülkenin, çok sayıda akıllı mühimmat taşıma gereksinimi, Türkiye tarafından ABD’den çok daha iyi kapsanmaktadır. (Tolun, Çakır, Kuzgun, vb.)

Bunu Özgür etkisi minimum olan bir dış satış olarak düşünmenizi rica edeceğim. Sadece ülkeden talep görecek Türk mühimmatlarının Block 70 sertifiyesi sonrasında, ABD FMS kanalından satışı olarak kurgulayınız. Yani Türk savunma ve havacılık sanayisinin ABD’ye satış yapması, bu ülkenin de uçakları Filipinler’e yönlendirmesi, ideal bir yöntem olacaktır. Filipin Hava Kuvvetleri’nin FA-50PH deneyimi, bu uçağın F-16’nın da üretici olan Lockheed Martin ile birlikte geliştirildiği gerçeğiyle birleştiği için, F-16 ‘ya geçiş sürecinin oldukça yumuşak olacağını öngörebiliriz.

Ayrıca ülkenin kuzek komşusu Tayvan da, dünyanın en sadık F-16 kullanıcıları arasındadır. Bu nedenle olası bir müşterek harekatta; Filipinler, ABD ve Tayvan (listeye F-16 kullanıcısı olan Singapur, Güney Kore ve Endonezya da ilave edilebilir) hava kuvvetleri arasındaki uyumun sağlanması ancak söz konusu platformun temini ile mümkün olacaktır.

Ayrıca şunu da hatırlatmak isterim: Asya-Pasifik bölgesi ülkeleri, Türk İnsansız Hava ve Deniz Araçları için, oldukça nitelikli bir potansiyel müşteri konumundadır. Bu tip bir satışı, Türk SİHA ve SİDA’larının da satışı da takip edecektir. Bu araçlar doğal olarak, F-16’larla ağ merkezli müşterek harekat icra etme ve ortak mühimmat kullanma imkanına sahip olacaktır.

Vietnam’ın NATO Standardı Savaş Uçağı Arayışı

ABD’den dışında Çin ile de savaşan ve galip olan Vietnam’ın, geleneksel silah tedarikçisi Rusya olmuştur. Hava kuvvetlerini de en moderni Su-30MK2 olmak üzere, Rus yapısı savaş uçakları üzerine inşa eden ülke, bu platformların zaaflarına düğer tüm dünya ülkelerinden önce vakıf oldu. Aldığı yeni ve modern Su-30’lar ile geçekleştirdiği hava devriyeleri sırasında Çin uçaklarıyla bolca yüzleşen ülke pilotları, uçakların özellikle elektronik açıdan teknik yetersizliklerinden şikayetçi oldu. (Bu durum Rusya ve Vietnam arasında örtülü br diplomatik ve teknolojik kriz yaşanmasına da sebep olmuştur.) Yaşadığı gerçeklerden yola çıkan ülkenin, 2015 yılından günümüze batılı uçak üreticileriyle sıkça görüştüğünü biliyoruz.

Bununla birlikte savaş uçağı alımının, pakt seçmeye denk uzanan bir diplomatik gölgesi olması; Vietnam’ı hızlı karar vermekten alı koymuştur. ABD başta batılı ülkelerden direkt silah satın almak istemeyen ülke, dolaylı yolları araştırmıştır. Dost olarak gördüğü ve savunma alımları da yaptığı Hindistan’ın HAL Tejas uçağını, birçok açıdan yetersiz bulmuştur. Ayrıca Güney Kore F/A-50 gibi alternatifleri de incelemiş ve kinematik açıdan isteklerini karşılamadığı sonucuna ulaşmıştır. İsveç Saab Gripen uçağının son versiyonunu beğemekle beraber, söz konusu ülkeyi yeterince güvenilir bir partner olarak değerlendirememiştir. Ülkenin, eski sömürgesi olarak Fransa ile limoni bir geçmişi vardır. Hindistan’ın F-16’yı seçmemesi neticesinde, F-16 yada 21 türevi bir tayyareye kavuşma ihtimali de akamete uğramıştır.

Tüm bu faktörler göz önüne alındığında Vietnam’ın, menfaat çakışması olmayan Türkiye’den temin edebileceği F-16 Özgür türevi bir uçak, en ideal çözüm olarak pazarlanabilir. Filipinler örneği aksine bunu endüstriyel işbirliğini de içeren kapsamlı bir proje olarak değerlendirmenizi isteyeceğim. Bu varsayımsal projeyi F-16 FVV (Free Vietnam Viper / Vietnam Özgür Projesi) olarak kısaltacağım.

Tamamen NATO standardı olsa da, mümkün olduğunca Türk malı alt sistem ve mühimmat kullanımının gözetileceği bir F-16 FVV kurgulayalım. Bu kapsamda kendimiz için geliştirdiğimiz özgün görev bilgisayarının da, biraz daha açık mimarili bir türevini düşününüz. Bu sayede ülkenin Türk, ABD ve İsrail alt sistemlerinin karmasından oluşan bir çözüme ulaşması mümkün olacaktır. Elbette Türk malı aviyonikler, entegrasyon maliyeti de çıkarmayacağı için, rakiplerinden öne çıkacaktır.

ABD’nin bu tip bir satışa sıcak bakıp bakmayacağı sorusu aklınıza gelebilir. Açıkçası Türkiye üzerinden bile olsa bu ülkeyi etki alanı altına almak, Çin’e karşı etkin ve geçmişi olan bir müttefike kavuşmak düşüncesi, söz konusu projeye sıcacık bir kucak sunabilir. Vietnam için ise istediğinde müşterek harekat icra edebileceği, istediğinde ise diğer tüm batı yapımı tayyareleri de hedefleyebileceği bir F-16 FVV; bağımsızlığın sürdürülebilir teknolojik garantisi olarak görülecektir.

Bu noktada uçağın gövde partçalarının üretiminde oldukça kısıtlı bir işbirliği hayal ediyorum. Tavsiyem Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinin F-16 macerasının, örnek olarak sunulmasıdır. Bildiğiniz üzere biz işe F-16 üzerinden kullanabileceğimiz yerli ve milli mühimat ailelerini üreterek başlamıştık. Vietnam’a da bu yolu önerebilir ve bu açıdan yardımcı olabiliriz. Açıkçası hem bu ülke için türevlendirilecek mevcut yerli mühimmatlar, hem yeni geliştirlecek ortak mühimmatlar, hem de bu ülke üretim hatlarından çıkacak farklı mühimmat türevlerini de kullanabilecek olmak, Türkiye’nın caydırıcılığına güç katacak ve olası ambargolara karşı dayanımını arttıracaktır. Ayrıca bu uçaklarda kullanılacak daha fazla GE F110 motorunun Türkiye’nin TEI üretim hatlarından çıkmaya başlaması, KAAN dahil olmak üzere, birçok savunma projemize güç katacaktır.

F-16 FVV fikrinin açacağı yolu sadece ANKA-3 ve KIZILELMA değil; HÜRJET, HÜRKUŞ, KAAN’da takip edebilir. Ayrıca ülkeyle kurulacak savunma ve havacılık sanayisi ilişkisi, Endonezya ile birlikte geliştirdiğimiz Kaplam MT tankına ilgisini açıkça beyan eden Vietnam’ın, zırhlı araçlar başta birçok diğer uzmanlık alanlarımıza da ilgisini arttıracaktır. Ayrıca Rusya ve Ukrayna örneğinde görüldüğü gibi, Türkiye’nin eşsiz konumu, Çin’in tepkisini ölçeklendirerek bu satışı gerçekleştirebileceğimiz olasılığına işaret etmektedir. 

Ayrıca Türk Hava Kuvvetleri ve Savunma ve Havacılık Sanayisinin engin F-16 deneyimi, söz konusu uçağın Vietnam Hava Kuvvetlerinde gerçekleştirilmesi gereken kapsamlı dönüşümü, mümkün olan en yumuşak geçişle gerçekleştirebileceğini söyleyebiliriz. Zira Azerbaycan Su-25 modernizasyonu vb. Projelerle, Rus kökenli platformlarla ve havacılık ekolleriyle çalışma deneyimimiz de bulunmaktadır. Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya geçmesi ve bu süreci bir NATO üyesi olarak yakından takip etmiş olmamız, bu duruşumuzu güçlendirmektedir. Ayrıca inşaat sektöründeki gücümüz, altyapı çalışmalarından doğacak kazanç kalemlerini maksimize edecektir.

Unutmamalıyız ki F-16, Vietnam’ın beğendiği ve teminine de son derece sıcak yaklaştığı bir tayyaredir.

Sonuç:

Bildiğiniz üzere, yerli ve milli havacılık platformlarından çeşitli dış tedariklere kadar uzanan, askeri havacılık açısından oldukça hareketli bir dönemden geçiyoruz. F-35 JSF projesinden çıkarıldık ve rekor bir süre sonrasında F-16 temin ve modernizasyon projemize onay aldık. Bu süreçler hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son demecini hatırlatmak istiyorum: “Artık F-16'ya kilitlenmiş vaziyetteyiz.”

Bu beyandan ilham alarak, uzun süredir aklımda olan düşüncelerin bir kısmını sizlerle paylaşmak cesareti buldum. İçinden geçtiğimiz küresel gerilim sürecinde, F-16 üzerinden ilave kazanç yolları yaratma imkanımız da bulunmaktadır. Söz konusu kazanç potansiyeli sadece uçağın son versiyonu olan F-16 C/D Block 70 tayyaresini değil, ülkemizin milli Özgür projesini de kapsamaktadır. Bu hususta odağımız hem ülkemizin hem de ABD’nin ortak çıkarlarını gözetebileceğimiz pazarlar olmalıdır.

Politik destek ve aktif katılım, sadece savunma ve havacılık sanayisinin güçlenmesinde değil, sürekliliğinde de büyük bir önem taşımaktadır. Ancak ilgili makamların yönlendirme ve dahliyle, bu gibi büyük projelerin gerçekleşme şansı doğar. Konuyla ilgilenen kurum ve kuruluşlarımızın dikkatine, söz konusu potansiyelleri, saygılarımla arz ederim.

Kaynaklar:

https://tolgaozbek.com/savunma/hava-kuvvetleri/f-16da-yeni-sayfa-block-70/

https://tolgaozbek.com/savunma/ozgur-projesinde-kapsam-genisliyor/

https://www.defenceturk.net/aselsan-f-16-ozgur-modernizasyonunda-ilk-teslimatlari-gerceklestirdi

https://tr.wikipedia.org/wiki/General_Dynamics_F-16_Fighting_Falcon

https://www.f-16.net/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Filipin_Hava_Kuvvetleri

https://youtu.be/dwz7xK4E0_Y?si=PGOrZUksvHQ8ZIhW

https://www.defenceturk.net/filipinler-gripen-savas-ucagi-ile-ilgileniyor

https://www.defenceturk.net/filipinlere-t129-atak-helikopteri-teslimati

https://www.savunmasanayist.com/filipin-ordusu-icin-modernizasyon-onayi-35-milyar-dolar/

https://www.savunmasanayist.com/ayni-hedefe-ayni-anda-4-tolun-aselsan-zoru-basardi/

https://en.wikipedia.org/wiki/Vietnam_People%27s_Air_Force

https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_equipment_of_the_Vietnam_People%27s_Air_Force

https://www.reuters.com/article/idUSKBN0OL04K/

https://www.voanews.com/a/vietnam-reportedly-seeking-military-aid-from-both-moscow-and-washington/7283324.html

https://www.thinkchina.sg/will-vietnam-turn-russia-or-america-its-new-jet-fighter

https://theaviationgeekclub.com/vietnam-could-buy-the-f-16-block-70-72-the-newest-and-most-advanced-viper-production-configuration/

https://bulgarianmilitary.com/2023/09/23/f-16-viper-could-fly-alongside-su-30-in-vietnam-peoples-air-force/

https://www.bloomberght.com/erdogan-f-16-ya-kilitlendik-2348264

Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Tüm Makaleler

  • 05.03.2024
  • Süre : 6 dk
  • 2545 kez okundu

Google Ads