Site İçi Arama

savunma

F-22 Raptor vs MMU Kaan

Türkiye’nin kendi imkanlarıyla bir beşinci nesil savaş uçağı üretmesi; ülkemizde olduğu üzere tüm dünyada havacılık endüstrisinde yer alanların yanında özellikle askerî havacılığın meraklıları tarafından çok dikkate değer bir gelişme olarak okundu.

21 Şubat’ta Milli Muharip Uçak (MMU) Kaan hepimize gurur veren ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Önümüzdeki süreçte TUSAŞ ilave 7 geliştirme uçağını (prototip) üretmek, takiben de 2028 yılına yetiştirmek üzere 20 adet erken duhul uçağı (EDU) diyebileceğimiz Kaan’ın ilk versiyonunu Hava Kuvvetlerine teslim etmek üzere üretmek için kolları sıvadı. 2026 yılına kadar uçuş testlerinin, özellikle de uçuş zarfını açma testlerinin tamamlanması bekleniyor.

Bu süreç kendi mecrasında ilerlerken, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla bir beşinci nesil savaş uçağı üretmesi; ülkemizde olduğu üzere tüm dünyada havacılık endüstrisinde yer alanların yanında özellikle askerî havacılığın meraklıları tarafından çok dikkate değer bir gelişme olarak okundu. Bu konuda ulusal ve uluslararası medyada çeşitli değerlendirmeler yapılmaya, Kaan’ın nihayetinde beşinci nesil bir savaş uçağı olarak ilerde sahip olması beklenen konum üzerinden uçak karşılaştırmaları bile yapılmaya başlandığına şahit oluyoruz.

Bunlar arasında 28 Şubat’ta Hush-Kit isimli havacılık dergisinde/sitesinde yer alan “Türkiye’nin Yeni Stealth Savaş Uçağı Kaan ile F-22 Raptor Karşılaştırması (Turkey’s new Kaan stealth fighter aircraft versus the F-22 Raptor)” başlıklı yazı dikkatimi çekti. Bu yazıda yer alan bazı konulara değinmek istiyorum.

Nasıl oluyor da Türkiye bir 5. Nesil Savaş Uçağı prototipi geliştiriyor ve uçuruyor? 

Evet, yazı bu soruyla başlamış. Yazının yazarına göre ABD, muhtemelen tek gerçek 5. Nesil savaş uçağına sahip olduğu iddiasını koruyor. Şu ana kadar bu alanda Ruslar ve Çinlilerin yanı sıra Japonya de yer aldı, ABD ile rekabet içinde oldular. Avrupalılar mevcut ihtiyaçlarını çok yetenekli, ancak düşük görünürlüklü olmayan Rafale ve Typhoon ile karşılamış durumdalar. Avrupalılar şimdi 6. Nesil bir ürüne nasıl geçeceklerini tartışıyorlar. 

Bu arada Türkiye, ulusal bir havacılık ve uzay endüstrisi geliştirmek için on yıllardır süren bir arayışa girmişti. Şimdi yüksek teknolojili savaş uçakları, uzaktan kumandalı ve otonom sistemleri, silahları, gerekli sensörleri geliştirip entegre ediyor. Türkiye’nin büyüyen sanayi tabanı, Türkiye'yi ABD'nin F-35 programına önemli ölçüde katkıda bulunacak şekilde konumlandırmıştı. Daha önce, F-35’in Türkiye'nin hava muharebe kabiliyetinin kilit bir bileşeni olacağı beklentisini vardı. Ancak, Türkiye'nin Rus S-400 füze savunma sistemini tedarik etme kararı, F-35 programından menedilmesine neden oldu. Bu da Türk TFX savaş uçağı programının geliştirilmesinin önünü açtı. 2024'te TAI KAAN prototipinin ilk uçuşuna böylece geçildi.

Kaan ve F-22’nin Karşılaştırmalı Analizi

Anlaşıldığı kadarıyla bu çalışmada Kaan ile F-22 karşılaştırmasında, elde mevcut veriler ışığında bu uçakların sürekli dönüş hızı, anlık dönüş hızı, maksimum hız ve benzeri konularda nasıl karşılaştırılacağı gibi sorular değerlendirilmiş. Gerçekten de bu gereksinimler, hava üstünlüğü sağlaması beklenen, düşman toprakları üzerinde tehditlere maruz kalma olasılığının belki de en yüksek olduğu ve görüş menzili içinde (Within Visual Range - WVR) it dalaşına veya bir füze saldırısından kurtulmak için kaçınma manevraları yapmaya ihtiyaç duyulabilecek bir savaş uçağı için önemli gereksinmelerdir. Örneğin F-22 tasarımı, hem WVR hem de görür ötesi menzilde (Beyond Visual Range - BVR) başarılı olması amaçlanan bir uçaktır. Nihayetinde bu tür uçakların uzun menzilli radara ve birbirine entegre güçlü sensörlere, yüksek manevra kabiliyetine ve görüş içi ve görüş ötesi menzillerdeki hava hava füzelerini taşıyabilmesi gerekiyor. 

Tüm bunlar düşük görünürlüklü bir savaş platformunda gerekli midir? Birincil rolü kendi toprakları üzerinde hava savunması yapmak, tehdit uçaklarına taarruzlarına karşı caydırıcılık sağlamak ise belki de bu kadar yüksek gereksinime ihtiyaç bulunmuyor diyebiliriz. Belki ABD gibi küresel hava hakimiyetini hedefleyen bir ülke için bunlar gerekiyor iddiasında bulunabiliriz. Ancak Türkiye için gerekiyor mu sorusunun cevabı sanki yazar tarafından biraz müphem bulunuyor çıkarımını yaptım. 

Oysa Türkiye bölgesel bir güç iddiasında olan bir ülkedir. Hava savunma, mukabil hava harekâtı isterleri küresel bir ihtiyaç değil beynelmilel kabul gören bir ihtiyaçlar manzumesine sahip olmayı gerektiriyor. Bu nedenle Kaan’ın F-22 kadar olmasa da beşinci nesil bir uçaktan beklenen tüm gereksinimleri karşılaması gerektiğine inanıyorum.

Türk Hava Kuvvetlerinin envanterinde F-35'in olmaması, AESA radarı dahil beşinci nesil bir uçakta bulunması gereken sistemlerin, sensör ve yeteneklerin tedarikinde ABD tarafından Türkiye’ye kolaylık gösterilmesi söz konusu değildir. Bu nedenle Türkiye, Kaan’ı realize ederken, ABD’siz opsiyonları da hayata geçirebilecek birtakım adımlar atmayı gerektiğinde düşünecek şekilde yol almaya çalışıyor. 

Yazar, mevcut şartlarda Kaan hakkındaki verilerin karşılaştırma için gereken tüm verileri içermediğini (örneğin maksimum kalkış ağırlığı, radar kesit alanı vb.), bu nedenle ihtiyatlı bir karşılaştırma yapmak zorunda kaldığının altını çiziyor. Kaan’ın performans verileri görev, konfigürasyon veya yük ile bağlantılı olarak henüz paylaşılmıyor. Bununla birlikte, aşağıdaki tablo F-22 ve KAAN için bazı kritik veriler sağlayacak şekilde yazar tarafından oluşturulmuş. Kanaatimce ilk etapta resmi görebilmek, Kaan ile F-22 arasındaki sayısal verileri karşılaştırmalı olarak görebilmek için kullanışlı bir tablo olmuş. 

Yazar; F-22 için, bir hava muharebesi konfigürasyonu için brüt ağırlığı boş ağırlık, artı tam yakıt, artı 6 x AMRAAM, 2 x AIM9X ve pilot ekipmanı, lançerleri hesaba katmış. Ancak Kaan için açık kaynaklarda çok az verinin mevcut olmasına rağmen uçağın boş ve azami kalkış ağırlığına ilişkin veriler kullanılmış. Buradan yola çıkan yazar, haklı olarak Kaan’ın azami kalkış ağırlığını esas alarak uçağın manevra performansı değerlendirmesi yaptığında, performansın yeterli olmadığını savunuyor. Yine de Kaan’ı %50 yakıt yüklü olarak kıyaslamada değerlendirmeye tabi tutuyor. Bununla birlikte yazar, bu ilk prototipin bir fikir vermekle birlikte tam manasıyla nihai uçak konfigürasyonunun ne olacağını garanti etmeyeceğini göz önünde bulundurmamız gerektiğini söylüyor. Zira, Kaan’a daha fazla sistem entegre edildikçe geliştirme sırasında uçakta ağırlık artışı olması muhtemeldir değerlendirmesinde bulunuyor. 

Olası gereksiz ağırlık artışı, benim de en çok korktuğum alan. F-35 geliştirilirken bu sorun yaşandı. Fazla ağırlık demek, uçağın performansının düşük olması, kendisinden beklenen performans kriterlerini karşılayamaması demektir. TUSAŞ mühendisliğinin gereğinden ağır uçak yapma konusunda sicili bozuktur. Geçmişte Hürkuş’ta böyle olmuştur. Hürjet için benzer duyumlarım var. Umarım sorun olmaz. Birçok sistemin iç içe gireceği Kaan’da da eğer en baştan iş sıkı tutulmaz ise, gelecekte ağırlık sorunuyla karşı karşıya kalınması, bu nedenle bile Kaan’ın performans düşüklüğü yaşama olasılığı bulunmaktadır. 

Yazar, Kaan’daki ikinci büyük sorun alanı olarak, hepimizi rahatsız eden uçakta ‘ithal motor’ olması ile bunun henüz düşük görünürlük özelliklerini karşılayabilecek ölçekte bir motor olmaması olarak belirliyor. Türkiye’nin motor sorununu çözmek için ağırlık, itki ve konfigürasyona doğrudan etkisi olan bir çözüm geliştirme isteği olduğunu ancak nihai üründe bu isteğini yerine getirebilecek bir uygun motoru bulamama olasılığı bulunduğunu söylüyor.

F-22 vs Kaan Karşılaştırma Verileri

Tırmanış Sürati: 

F-22; Kaan’a göre itki/ağırlık avantajına sahip bir uçaktır. Bu durum tırmanma süratinin F-22 için daha yüksek olacağını dikte ettiriyor. Kaan, F-22'den daha uzun bir gövdeye sahiptir, bu da daha düşük sürüklenmeye maruz kalabileceğini ve en azından transonik ve süpersonik uçuştaki itki dezavantajını kısmen bu gövde yapısının Kaan lehine telafi edebileceğini düşündürüyor.

Sürekli Dönüş Oranı (Sustain Turn Rate):

Uçağın bulunduğu irtifasını korurken, aynı zamanda süratini düşürmeden ulaşabileceği azami dönüş hızıdır. Dönen uçağın sürüklenmesinin mevcut azami itki gücüne eşit olduğu bir durumu temsil eder. Bu durum, uçağın uçuş zarfı boyunca değişiklik gösterir. Zarfın büyük bir kısmında, uçak mevcut kaldırma ve itki kuvveti ile değil, esasen pilot sınırlamaları nedeniyle ortaya çıkan yaklaşık 9 G'lik yapısal G limiti sınırı ile sınırlandırılır. Yüksek G’li sürekli dönüş oranı ne kadar iyi ise, görüş içinde gerçekleştirilecek füze angajmanlarında ve olası it dalaşlarında, dönüş oranı yüksek olan uçak daha avantajlı bir pozisyona sahip olacak demektir. Sürekli dönüş oranı, WVR için önemli bir kriterdir.

Bu nedenle sürekli dönüş hızının veya oranının korunabilmesi için uçağın itkisinin de yüksek olması, güç kaybı yaşanmaması gerekiyor. İtki gücü ne kadar yüksek ise dönüş oranı o kadar yüksek olur. Bunun yanında sürükleme ne kadar yüksek olursa, dönüş oranı da o derece düşük olmak durumundadır. 

F-22’nin gövdesi Kaan’dan kısadır. Daha düşük en-boy oranlı bir kanada sahiptir. Bu durum uçağın dönüşleri esnasındaki sürükleme katsayısını artıran bir faktördür. Bununla birlikte F-22, Kaan’a kıyasla daha yüksek itki/ağırlık oranına ve daha büyük kanat yüzey alanına sahiptir. Bu nedenle F-22’nin Kaan’dan daha iyi bir sürekli dönüş oranına sahip olması hesaplanıyor. Bu karşılaştırma makalesinin yazarı Jim Smith, normalde iki uçağın sürekli dönüş oranının birbirine yakın gerçekleşeceğini beklerken, F-22 lehine ortaya çıkan duruma biraz şüpheyle yaklaşıyor diye değerlendiriyorum.

Anlık dönüş oranı (Instantaneous Turn Rate)

Anlık dönüş oranı, uçak military (art yakıcı kullanmadığı azami güç devri) takatta uçarken, azami kaldırma katsayısına ulaştığında elde edilen dönüş oranıdır. Burada da, sürekli dönüş oranındakine benzer şekilde, uçağın yapısal limitleri ve pilotla ilgili hususlar anlık dönüş oranını sınırlayan bir işleve neden olur. Anlık dönüş oranının yüksek olması; görüş içi angajmanlarda pilotun sahip olduğu enerji seviyesini kullanarak ya daha iyi füze atış manevrasını almak için uçağını taşımasında veya kendisine atılan bir füzeden anlık yüksek G’li manevra ile kaçınmasını sağlamak için gereken bir özelliktir. Hatta AMRAAM benzeri uzun menzilli hava hava füzelerinden kaçınmak için yapılan kaçınma manevralarında da anlık dönüş oranını iyi olması beklenir ki uçak ve pilot hayatta kalabilecek manevrayı yapabilsin. Burada da yazarın değerlendirmesine göre, elde mevcut veriler kullanıldığında F-22’nin Kaan’dan daha iyi anlık dönüş oranına sahip olması bekleniyor.

Sürat Karşılaştırması

F-22, Kaan’dan daha yüksek bir azami sürate ulaşabiliyor. Bu durum şimdiki şartlarda Kaan’ın sahip olduğu motorların performanslarının düşüklüğünden kaynaklanıyor. TR Motor 35.000 pountluk jet motorlarını geliştirip Kaan’a entegre ettiğinde, F-22’nin Kaan’a göre sahip olduğu sürat avantajının ortadan kalkması bekleniyor. 

Düşük Görünürlük, Düşük Radar Kesit Alanı

Smitih, Kaan’ın en azından bu aşamada F-22'nin VLO (very low observability) özelliklerine ulaşamayacağını değerlendiriyor. Türkiye, Kaan ile gövdesel olarak düşük görünürlülük gerekliliklerini karşılayacak bir tasarıma imza attığını kabul ediyor. Bununla birlikte, F-22'nin VLO'suna ulaşmak için Kaan’ın daha fazlasına ihtiyacı olduğunu ima ediyor. Bu da Kaan’ın fiziki görüntüsünden ziyade başka faktörlerle ilişkilini bulunuyor. Türkiye'nin F-22 ve F-35'te bulunan gerekli stealth kaplamaları, işlemleri ve cihazları Kaan’a entegre etmemesi için hiçbir engelleyici neden görünmüyor. Ancak, halihazırda Kaan prototipinde bu ayrıntıların uygulandığına dair hiçbir kanıtın bulunmuyor olması, VLO konusunda yazarı kesin konuşmaktan alıkoyuyor. Yazar, ilk prototipte altın yaldızlı bir kokpit, kenarların ve panel bağlantılarının düşük görünürlük için işlenmiş olması gibi şeyler beklediğini ancak göremediğini ifade ediyor.

Silah Taşıma Kapasitesi

Kaan’da ABD yapımı olmayan silahlar için silah taşıma kabiliyetini optimize etme arzusu açıkça görüldüğünü söyleye yazar, bu isteğin uçağın daha uzun gövdeli yapılmasının bir nedeni olabilir iddiasında bulunuyor. Kaan’ın büyük gövdeli olması, çok çeşitli silahların uçağa entegre edilmesi yanında daha yüksek bir yakıt taşıma kapasitesine de Kaan’ın sahip olabileceği anlamına geliyor.

Kaan nasıl bir uçak olacak? Öncelikli görevi ne olacak?

İlk uçuşunu 1997 yılında gerçekleştiren F-22, en başından itibaren bir hava üstünlüğü uçağı olarak tasarlandı ve üretildi. Şimdilerde birkaç hava yer mühimmatı F-22’ye entegre edilmiş olsa da bu uçağın asli rolü, hava savunma ve/veya hava üstünlüğü rolü geçerliliğini koruyor.

Bu konuda Kaan için Türkiye’nin hangi role öncelik vereceğinin önemli olduğunu söyleyen yazara ben de katılıyorum. Okumalarıma göre Kaan’dan beklenen öncelikli göre hava üstünlüğünü tesis etmesi değildir. Türkiye, Kaan’ı da F-16 gibi çok rollü, çok maksatlı kullanmayı düşünüyor. Çünkü ABD gibi sadece tek göreve dedike edeceği savaş uçağı çeşitliliğine, zenginliğine maalesef Türkiye sahip değildir. Türkiye ABD değildir. Her ülkenin kendi coğrafyası ve askeri hedefleri göz önüne alındığında, farklı harekât konseptlerinin benimsemesi normaldir. 

Yazarın da ifade ettiği üzere, ABD'nin Türkiye’ye F-35 satışına izin vermemesi, Türkiye açısından Kaan programının kritikliğini ve önemini artıran bir faktör olmuştur. Türkiye, Kaan’da daha büyük bir silah yuvası ve genel olarak daha fazla silah taşıma kabiliyeti ile daha fazla havadan havaya ve havadan yere füze ve mühimmat kabiliyeti kazanmayı hedefliyor.

Sonuç

F-22 ile Kaan’ın beşinci nesil platformlar sınıfında birlikte ele alınıyor olmasını değerli buluyorum. Kaan’ın şimdi olmasa da gelecekte yer alacağı askeri havacılıkta üst katmandaki yerinin aynı zamanda Türk havacılık ve uzay sanayisinin eriştiği, erişmeyi hedeflediği seviyenin de bir göstergesi olarak görmemiz ve bu bilinçle Kaan’ın aerodinamik bütünlük ve düşük görünürlük özellikleri yanında çok gelişmiş aviyoniklere, sensörlere, özellikle iyi bir AESA radarına, organik elektronik harp yeteneklerine, dronlarla birlikte görev yapabilir kabiliyetlere, ağ destekli harekât icra edebilme özelliklerine sahip olması gerekiyor. Uçak kadar uçağı tamamlayıcı sistemler ve sensörlerde kaydedilecek gelişmeler, Kaan’ın F-22’den daha iyi bir savaş uçağı olabilmesini garanti edeceğine inanıyorum. 

Kaynakça

Jim Smith, "Turkey’s new Kaan stealth fighter aircraft versus the F-22 Raptor", Hush-kit, 28 February 2024, https://hushkit.net/2024/02/28/turkeys-new-kaan-stealth-fighter-aircraft-versus-the-f-22-raptor/

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 06.03.2024
  • Süre : 6 dk
  • 8300 kez okundu

Google Ads