Site İçi Arama

savunma

Kendi Uçaklarımızı Yapması İçin 28 Haziran 1973’te Kurulan TUSAŞ Bugün 51 Yaşında

1973 yılında TUSAŞ’ın kurulması, 1984 yılında ABD ile TAI’nin F-16 üretimi için hayata geçirilmesi, 2005 yılında TAI-TUSAŞ birleşmesi ile %100 Türk sermayeli (%45’i SSB’ye %55’i TSKGV’ye ait) TUSAŞ çatısı altında ciddi bir yapılanma sonucunda hava uzay alanında büyük bir atılımın önü açılıyor.

TUSAŞ Nasıl Kuruldu?

1972 yılında planlanan ve kısa adıyla RE-MO olarak adlandırılan Türk Ordusunun Re-Organizasyonu ve Modernizasyonu Programı çerçevesinde Hava Kuvvetlerinin de modernizasyonuna yönelik adım atılıyor. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanları Orgeneral Muhsin BATUR (1920-1999) “Kendi Uçağını Kendin Yap” kampanyasını başlatıyor. Ülkemizde kendi uçağımızı kendimizin yapabilmesi için kampanyaya sahip çıkıyor, yardım paraları Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına akmaya başlıyor. Böylece Vakfın öncülüğünde Türk uçak sanayisinin kurulması aşamasına geçiliyor.

Millî askerî uçak fabrikasının kurulması için 1973 yılının Mart ayında TBMM’ye bir yasa tasarısı sunuluyor. Nihayetinde Türk Uçak Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ); 28 Haziran 1973 tarihinde TBMM’de kabul edilen 1784 numaralı yasa ile, Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde kuruluyor.

TUSAŞ’ın kuruluş amacı yasada şu şekilde yer alıyor: Türkiye’nin teknolojik seviyesini yükseltecek millî hasılaya katkısı yüksek, yabancı ekonomilere bağımlılığı hafifleten, dış piyasa ile rekabet edebilen, millî güvenlik ve sivil ihtiyaçlara yönelmiş bir uçak endüstrisi kurup işletmektir.

Bu yasanın çıktığı dönemde TUSAŞ’ın sahip olduğu mali kaynağın büyüklüğü, o günkü rakamlarla bile hiç azımsanmayacak bir büyüklüğe, 2.1 milyar Alman Markı’na ulaşıyor. Şirketin ana amacı olarak Türk Hava Kuvvetleri’nin eskimiş uçaklarının yerine geçecek 200 adet uçağın imali ve bakım onarım hizmetlerinin verilmesi olarak belirleniyor.

Bu çerçevede birinci aşamada 1974-1981 yılları arasında bir yabancı ortakla ortak üretim altyapısını oluşturmak, sonrasında bu uçağın seri imalat haklarına sahip olarak üretimi Türkiye’de gerçekleştirmek hedefleniyor. İkinci aşamada, birinci aşama ile bağlantılı olarak, 1977-78 yıllarından itibaren TUSAŞ’ın çok uluslu bir savaş uçağı geliştirme programına katılması amaçlanıyor. TUSAŞ’ı bugün bildiğimiz manada Türk havacılık uzay sanayisinin merkezi haline getiren bu amaç doğrultusunda, 1,5 milyar mark tutarında yatırım yapılması ve kaynağın %75’inin yurtdışından temin edilerek karşılanmasına karar veriliyor.

Aynı dönemde 5 Şubat 1975 tarihi itibariyle ABD Kongresi, tam 30 yıldır sürdürdüğü askeri yardımı, 1974 Kıbrıs Harekâtını bahane göstererek kesme kararı alıyor. Türkiye’ye karşı 1978 yılına kadar 3 yıl süren bu ambargo yıllarında, Türkiye de dışa bağımlılıktan kurtulmaya ne denli ihtiyaç duyduğunu daha iyi kavrıyor, Türk siyasetinde ve silahlı kuvvetlerde milli silah, teçhizat ve malzeme kullanımına dayalı güçlü bir ordunun inşasının önemi daha iyi anlaşılıyor.

TUSAŞ’ın İlk Uçak Üretim Denemesi

Ambargoya rağmen, bahse konu ana program çerçevesinde TUSAŞ yönetimi ilk iş olarak eğitim uçağı yapmaya yöneliyor. 10 yabancı firmadan teklif alınıyor. 5 Temmuz 1976 tarihinde açılan ihaleye katılan firmalardan dördünün ciddi manada Türkiye’de yatırım yapabilecek ve istenen uçağı üretebilmek için TUSAŞ’a katkı sağlayabilecek yetenekte olduğuna karar veriliyor. Bu firmalar: FSF (ABD), Alpha-Jet (Almanya), HSA (İngiltere) ve Macchi (İtalya). Nihai değerlendirmede, İtalyan Macchi firmasının ürettiği MB-339 ile İngiliz HSA’nın üretimi Hawk uçakları Türkiye’de üretim için uygun bulunuyor. Nihayetinde İtalyan firması ile yola devam kararı alınıyor. Macchi ile finansman olarak 138.424.022 USD kredi kullanılmasına ve bunun 10 yılda geri ödenmesinde anlaşmaya varılıyor. Böylece lisans ve imalat antlaşmasında imza aşamasına geliniyor.

Bu noktada Türk Hükümeti, 15 Aralık 1976 itibariyle, “MSB’nin hangi cins uçağın üretileceği ve bu uçaktan kaç adet üretileceği hakkında görüşü alınmalıdır. Konunun taşıdığı önem ve devletimize yükleyeceği büyük mali külfet dikkate alınarak, MSB’nin önerisi doğrultusunda bahse konu lisans ve üretim antlaşmasının imzalanmasından şimdilik vaz geçilmesi” kararını alıyor ve TUSAŞ’ta uçak üretim çalışmaları bir anlamda askıya alınıyor.

F-16 Üretim Kararı ile TUSAŞ Gerçek Manada Hayat Buluyor

1980’li yılların başından itibaren TUSAŞ ana programının ikinci aşaması kapsamındaki çalışmalara başlanıyor. Türk Hava Kuvvetleri'nin savaş uçağı ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak F-16 uçaklarının kullanılması kararı ile birlikte; F-16 uçağının üretimi, uçak üzerindeki sistemlerin entegrasyonu ve uçuş testlerini yaparak Hava Kuvvetlerimize teslim etmek üzere 1984 yılında TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (Turkish Aerospace Industry - TAI), Türk-ABD ortak yatırım şirketi olarak 25 yıllığına kuruluyor. Bu noktadan itibaren, Türkiye’de neredeyse kâğıt üzerinde bir şirket olarak faaliyet gösteren tamamen milli havacılık uzay sanayisi şirketi TUSAŞ ile Türk-Amerikan ortak havacılık uzay sanayisi şirketi TAI kendi kulvarlarında faaliyet göstermeye devam ediyorlar.

2005 Yılında DÖRTKAŞLI Liderliğinde TUSAŞ Yeniden Yapılandırılıyor

25 yıllık süreç tamamlanmadan, 21'inci yılın sonunda, 2005 yılında TAI'nin yabancı hisseleri Türk hissedarlar tarafından satın alınarak şirketin yeniden yapılandırılmasına karar veriliyor. Bu kapsamda TAI ve TUSAŞ aynı çatı altında birleştiriliyor ve eski TUSAŞ’ın Genel Müdürü ODTÜ kökenli Muharrem DÖRTKAŞLI döneminde şirket gerçek manada bir havacılık ve uzay sanayisi şirketine dönüşüyor. Lisans altında üretilen F-16 sürecinde fabrikada demlenen mühendislik yeteneğinin ince işçiliğinin elinde, tadına doyum olmayan yeni ve özgün hava platformlar bir bir gün yüzüne çıkmaya, ince belli çay bardaklarından yudumlanan çay sohbetlerini tatlandırmaya, Türk milletinin gururu ürünler olmaya başlıyorlar. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. çatısı altında faaliyetler genişletiliyor.

TUSAŞ, havacılık ve uzay sanayi sistemlerinin geliştirilmesi, modernizasyonu, üretimi, sistem entegrasyonu ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye'nin hava uzay alanındaki teknoloji merkezi konumuna geliyor. TUSAŞ bu yıllarda ANKA insansız hava aracını (30 Aralık 2010), T-129 ATAK taarruz helikopterini (17 Ağustos 2011) ve HÜRKUŞ yeni nesil temel eğitim uçağını (29 Ağustos 2013) gökyüzüyle buluşturuyor. Tekâmül eğitim uçağı T-38M’lerin ve C-130 ulaştırma uçaklarının aviyonik modernizasyonu gerçekleştiriliyor. 2010 yılından itibaren Milli Muharip Uçak (MMU) programı başlatılıyor. 2011-2014 yılları arasında tüm F-16’lar (Blok-30’lar hariç) modernize ediliyor. 2013 yılında GÖKBEY helikopteri geliştirme projesine imza atılıyor. 109 adet T-70i helikopterinin Türkiye’de üretimi için Skorsky ile birlikte ortak üretim programına başlanıyor. Bölgesel Yolcu Uçağı geliştirme projesi için kollar sıvanıyor. Amerikan T-X (T-38’lerin yerini alması için geliştirilen T-7) geliştirme projesine SNC firmasıyla ortaklaşa katılım sağlanıyor. Uydu geliştirme projeleriyle uzay alanında ciddi bir aşama kaydediliyor.

2016 Sonrası Temel KOTİL Yılları

2000’li yılların başında kapanma noktasına gelen TUSAŞ; DÖRTKAŞLI’nın liderliğinde 2016 yılına gelindiğinde yukarıdaki bahsettiğim projeleri hayata geçirebilecek dev bir havacılık uzay şirketine dönüşüyor. 21 Ekim 2016 tarihinde 10 milyar USD üretim iş (backlog) büyüklüğüne ulaşan TUSAŞ’ta GM koltuğuna İTÜ kökenli THY eski Genel Müdürü Temel KOTİL oturuyor. Bu dönemde de büyüme ivmesini sürdüren TUSAŞ, Boeing-Saab ortaklığının T-X projesinde ipi göğüslemesi üzerine, tekâmül eğitim uçağı geliştirme bağlamındaki kazanımlarını HÜRJET programına dönüştürüyor. Yine T-129 ATAK’tan cesaret alınarak T-929 Ağır Taarruz Helikopter programını başlatıyor. ANKA’nın çift motorlu ve daha fazla faydalı yük taşıma kapasiteli versiyonu AKSUNGUR ile modern bir muharip insansız savaş uçağı ANKA-3 programları devreye sokuluyor. 6 Eylül 2018’te GÖKBEY, 20 Mart 2019’da AKSUNGUR, Eylül 2021’de T-70i, 25 Nisan 2023’te HÜRJET, 28 Nisan 2023’te T-929, 28 Aralık 2023’te ANKA-3 ve 21 Şubat 2024’te MMU Kaan ilk uçuşunu yapıyor.

2024, TUSAŞ’ta DEMİROĞLU Dönemi Başlıyor

Türk milletinin göğsünü kabartan bu hava platformları; Türk milletinin sahibi olduğu Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının kurulmasıyla başlayan, ‘kendi uçağını kendin yap’ kampanyasının vücut bulmuş hali olarak günümüzde Türkiye’nin hava uzay alanında dışa bağımlılığının azaltılmasında ciddi rol oynamaya başlıyorlar. 1973 yılında TUSAŞ’ın kurulması, 1984 yılında ABD ile TAI’nin F-16 üretimi için hayata geçirilmesi, 2005 yılında TAI-TUSAŞ birleşmesi ile %100 Türk sermayeli (%45’i SSB’ye %55’i TSKGV’ye ait) TUSAŞ çatısı altında ciddi bir yapılanma sonucunda hava uzay alanında büyük bir atılımın önü açılıyor.

Bugün 51 yıllık geçmişi olan devasa bir hava ve uzay şirketi haline gelen TUSAŞ’ta, Havacılık Yapısalları, Uçak, Helikopter, İnsansız Hava Aracı (İHA) Sistemleri, Uzay Sistemleri, Milli Muharip Uçak ve Mühendislik Grupları altında tasarım ve üretim faaliyetleri yürütülmeye devam ediliyor. Yaklaşık 18.000 çalışan sayısına ulaşan TUSAŞ’ta 11 Haziran 2024 tarihinde alınan kararla, Helikopter Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta olan Yıldız Teknik kökenli Mehmet DEMİROĞLU, şirketin yeni gelen müdürü olarak atandı.

Havacılık ve uzay sanayisinde küresel ilk yüz oyuncu arasında yer alan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, KOTİL zamanında 5.000’den 18.000 civarına çıkarılan çalışanı ile aynı anda çok sayıda projeyi hayata geçirmeye gayret gösteriyor. 51 yılı geride bırakan şirketin DEMİROĞLU’nun liderliğinde TUSAŞ'ın artık yeni programları devreye sokmak yerine, bugüne kadar geliştirilen prototip ürünleri (HÜRKUŞ, T-625 GÖKBEY, T-929 ATAK, HÜRJET, MMU Kaan, ANKA-3) seri ürün olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim etmeye odaklanmasına, DÖRTKAŞLI döneminde kasasında artı 400 milyon USD olan şirketin KOTİL döneminde 3 milyar USD civarında ciddi bir borç yükü altına sokulduğu iddia edilen bu milli şirketimizin herşeyden önce özellikle mali yönden bir an önce düzlüğe çıkarılmasına ihtiyaç bulunduğunu değerlendiriyorum. 

Sonuç

Öz sermayesi Türk milletine ait olan bu güzide şirketimizin; 28 Haziran 1973 tarihinden bugüne geçen 51 yıllık hava uzay alanındaki engin ve derin mühendislik birikiminden, ürün geliştirme ve üretim süreçlerinden güç alarak ülkemizin 2030’lu yıllarda ihtiyaç duyacağı tüm hava platform projelerini hayata geçirerek kullanıma vereceği seri ürünlerle bizi dış bağımlılıktan tamamen kurtaracağına inanıyorum.

Diğer hava uzay şirketlerimizi ‘abilik’ etme misyonu da bulunan ve Uçuş Başkanı olarak 2014-2021 yılları arasında 6,5 yıl kadar gururla görev yaptığım TUSAŞ’ın kurulmasına, bugüne gelmesine, yarınlara umutla bakmamıza vesile olan büyüklerimize, eski ve mevcut çalışanlarına Türk milletinin bir ferdi olarak şükranlarımı sunuyor, ebediyete intikal eden TUSAŞ ailesinin emektar fertlerine Allah’tan rahmet diliyorum.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 28.06.2024
  • Süre : 6 dk
  • 754 kez okundu

Google Ads