Türk Hava Kuvvetleri Envanterinde F-104 Starfighter (Bölüm 5)
F-104 Starfighter tayyarelerinin diğer NATO üyesi ülkelerde olduğu üzere, 1963 yılından itibaren Türk Hava Kuvvetlerinin envanterine girmesiyle birlikte, askeri havacılık tarihimizin de en zorlu, gururlu ve unutulmaz dönemlerinden birinin kapısı da aralanmış oldu.
Kapak görselinde; Türk Hava Kuvvetlerine ait F-4E Phantom II, F-5A Freedom Fighter ve F-104G Starfighter aynı karede görülmekte. Görsel Gemini tarafından hazırlanmıştır.
F-104 Starfighter'ı incelediğim yazı dizimde Clarence "Kelly" Johnson’ın dehasıyla şekillenen tasarım felsefesinden, uçağın gökyüzünün "insanlı füzesi" haline geldiği Soğuk Savaş yıllarındaki teknolojik gelişimine, farklı varyantlarının operasyonel rollerinden dünya genelindeki askeri kariyerine uzanan geniş bir panaromayı tüm detaylarıyla sizlere aktarmaya çalıştım. Uçağın aerodinamik sınırlarını ve havacılık tarihindeki teknik evrimini mercek altına aldığım bu araştırma süreci, beni kaçınılmaz olarak bu efsanenin en yoğun ve en dinamik kullanıldığı adreslerden birine ulaştırdı. Yazı dizimde teknik ve taktik boyutlarıyla ele aldığım bu sıra dışı uçuş karakteristiği, 1963 yılından itibaren Türk Hava Kuvvetlerinin envanterine girmesiyle birlikte, askeri havacılık tarihimizin de en zorlu, gururlu ve unutulmaz dönemlerinden birinin kapısını araladı.
Yukarıdaki şemada uçağın küresel evrimi gösterilmiştir; Türk Hava Kuvvetleri bu aileden yalnızca F-104G, TF-104G, RF-104G, CF-104, CF-104D ve F-104S varyantlarını işletmiştir.
Bölüm I: İlk Tedarik, MAP Süreci ve Kuzey Atlantik Geçişi
Askeri Yardım Programı (MAP) ve Ön Teslimat Süreçleri
Türk Hava Kuvvetleri envanterinde süpersonik uçuş rejimine ve her hava koşulunda görev yapabilen modern atış kontrol radar sistemlerine geçişin miladı, F-104 Starfighter uçaklarının tedariki ile gerçekleşmiştir. Türk Hava Kuvvetlerinin jet çağındaki en kapsamlı modernizasyon hamlelerinden biri olan bu süreç, Soğuk Savaş dönemi askeri ittifak dinamikleri çerçevesinde şekillenmiş ve temel olarak Amerika Birleşik Devletleri tarafından fonlanan Askeri Yardım Programı (Military Assistance Program -MAP) kapsamında yürütülmüştür.
Resmî olarak 1965-1966 yıllarında başlayan ana tedarik takviminden önce, Türk Hava Kuvvetleri envanterine öncü bir teslimat gerçekleştirilmiştir. 17 Mayıs 1963 tarihinde, Ankara’da bulunan Mürted 4. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesinde kurulan 144. Jet Filo Komutanlığına 17 adet F-104G uçağının tahsis edilmesiyle Türk Hava Kuvvetleri, ses hızının iki katı (Mach 2) operasyonel uçuş kabiliyeti ve entegre atış kontrol radarı ile ilk kez tanışmıştır.
Bu öncü adaptasyon evresinin ardından, 1965-1966 yıllarında MAP kapsamında daha büyük ölçekli ve sistematik bir tedarik süreci işletilmiştir. Bu kapsamda, Amerikan havacılık firması Lockheed ve onun lisanslı Kanada üreticisi Canadair tarafından imal edilen 36 uçaklık ilk ana parti envantere dahil edilmiştir. Söz konusu pakette 32 adet tek kişilik F-104G muharip modeli ile uçuş eğitimlerinin standardizasyonunu sağlamak üzere tasarlanan 4 adet iki kişilik çift kumandalı TF-104G eğitim modeli yer almıştır.
Uçakların Kuzey Atlantik üzerinden Türkiye’ye nakliyesi, dönem şartlarının gereği olarak deniz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Amerika ve Kanada’daki üretim tesislerinden limanlara sevk edilen Starfighter gövdeleri, askeri kargo gemileri vasıtasıyla İzmir Limanı'na ulaştırılmış; burada gemiden indirilerek montaj alanlarına alınmış ve test uçuşlarının ardından uçarak Mürted’deki görev üslerine intikal etmiştir. Bu transfer mekanizması, Türk Hava Kuvvetleri'nin yalnızca taktik envanterini genişletmekle kalmamış, aynı zamanda yüksek irtifa seyrüseferi ve süpersonik uçuş fizyolojisi alanlarında yeni bir askeri doktrinin kapısını aralamıştır.
Mürted 4. Ana Jet Üs Komutanlığı: F-102 Delta Dagger’dan F-104’e Geçiş ve Av-Önleme Konsepti
F-104 Starfighter uçaklarının ana üssü olarak belirlenen Mürted 4. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesindeki 141. ve 142. Filolar, Türk hava savunma felsefesinin kökten değiştiği merkezler olmuştur. F-104'lerin envantere girişinden önce, bu filoların ve genel olarak Türk Hava Kuvvetleri'nin her hava şartında av-önleme (AWX - All Weather Interceptor) ihtiyacı F-102 Delta Dagger uçaklarıyla karşılanmaktaydı. F-102A, gövde içi silah bölmesindeki kızaklarında taşıdığı 6 adet Falcon (AIM-4G) radar ve kızılötesi güdümlü füzenin yanı sıra, toplu kol uçuşuyla taarruza gelen Sovyet ağır bombardıman uçaklarını imha etmek üzere tasarlanmış 24 adet 2.75 inçlik FFAR roketleriyle donatılmış özel bir platformdu. F-102 doktrini, Yer Kontrollü Önleme (GCI) istasyonlarının yönlendirmesine dayalı, uçağın o dönem için oldukça gelişmiş yarı otomatik atış kontrol sistemini kullanan, ancak manevradan ziyade doğrusal atış rotalarına odaklanan bir konsept üzerine kuruluydu.
F-102 Delta Dagger ve F-104G Starfighter Karşılaştırma Tablosu |
||
|
Parametre / Yetenek |
F-102 Delta Dagger (AWX Konsepti) |
F-104G Starfighter (Yeni Av-Önleme Konsepti) |
|
Azami Hız |
Mach 1.25 (Harici tanklarla Mach 0.95) |
Mach 2.0+ (Kesintisiz süpersonik rejim) |
|
Tırmanma Oranı |
Sınırlı ve hantal tırmanma performansı |
Dakikada 15.000 metre (Muazzam kinetik enerji) |
|
Birincil Silahlar |
Gövde içi 6x Falcon (AIM-4) & 24x FFAR |
Kanat ucu/gövde altı AIM-9 Sidewinder & M61 Vulcan |
|
Aviyonik / Radar |
Hughes Atış Kontrol Radarı |
Autonetics NASARR F15A Çok Amaçlı Radar |
|
Manevra Kabiliyeti |
Geniş delta kanat avantajıyla kararlı dönüşler |
Jilet ince kanatlar, geniş dönüş yarıçapı, yüksek stall hızı |
F-102'lerden F-104 Starfighter'lara geçiş, av-önleme konseptini statik bir füze platformu mantığından, dinamik, son derece hızlı ve enerji yönetimine dayalı bir reaksiyon kabiliyetine dönüştürmüştür. F-102'nin harici yakıt tankları takılıyken hızı süpersonik sınırın altına düşerek hızlı Sovyet penetrasyon uçaklarını yakalamakta yetersiz kalmaktaydı. F-104G ise güçlü General Electric J79 turbojet motoru ve aerodinamik yapısı sayesinde dakikada 15.000 metre tırmanma hızı ve Mach 2+ sürat sunarak ani reaksiyon (Scramble) sürelerini kritik seviyede düşürmüştür.
Ancak bu yüksek kinetik performans, F-104'lerin jilet kadar ince, kısa ve slatsız kanat tasarımı nedeniyle dar dönüş yarıçapından mahrum kalmasına ve yüksek hızlarda kararlı olmasına rağmen yakın hava muharebesinde(close air combat) diğer bir deyişle it dalaşı (dogfight) manevra kabiliyetinin zayıflamasına yol açmıştır. Bu durum, Türk Hava Kuvvetleri av-önleme felsefesini, hedefle yakın mesafeli dönüş muharebelerinden ziyade, yüksek süratli "vur-kaç" (hit and run) ve radara yakalanmadan önleme yapabilen ınterceptor odaklı taktik bir çizgiye çekmiştir.
Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığı Konumlandırmasının Stratejik ve Coğrafi Değerlendirmesi
F-104G ve RF-104G modellerinin konuşlandırıldığı bir diğer kilit üs ise Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığı olmuştur. Balıkesir bünyesinde konuşlu 191. ve 192. Filoların coğrafi konumlandırması, Soğuk Savaş dönemi jeopolitik risk haritaları incelendiğinde üstün bir stratejik değer taşımaktadır. Balıkesir, hem Balkanlar üzerinden gelebilecek olası bir Varşova Paktı tehdidine karşı batı savunma hattını tutmakta hem de Ege Denizi üzerindeki hava sahası egemenliğinin korunmasında kilit rol oynamıştır.
Mach 2 hızındaki Starfighter’ların bu üsse konuşlandırılması, Ege üzerindeki olası bir tırmanmada saniyelerle ölçülen reaksiyon sürelerini Türk Hava Kuvvetleri lehine optimize etmiştir. Ayrıca, 192. Filo bünyesinde işletilen taktik foto-keşif kabiliyeti sayesinde, Balkanlar ve Ege havzasındaki askeri hareketliliklerin havadan erken teşhisi ve yüksek irtifa istihbarat akışı kesintisiz olarak sağlanabilmiştir. Balıkesir'deki bu konuşlanma, Batı Anadolu'nun derinliklerindeki hava üsleri için bir erken savunma kalkanı oluştururken, Türk ve NATO planlamacılarının bölgedeki caydırıcılık hesaplarında ana parametrelerden biri haline gelmiştir.
Bölüm II: "Dünyanın En Heterojen Filosu" - Müttefiklerden Devredilen İkinci El Envanter
Türk Hava Kuvvetleri, İtalya'dan sonra dünyadaki en büyük ikinci F-104 operatörü haline gelerek, yaklaşık 390 ila 433 adet uçağı içeren devasa ve karmaşık bir transfer ekosistemini yönetmiştir. Dokuz muharip filo ve bir operasyonel dönüşüm biriminden ‘’Operational Conversion Unit-OCU’’ (Operasyonel Dönüşüm Birimi veya sıklıkla Harbe Hazırlığa Geçiş Birimi/Filosu) oluşan bu yapı, "Dünyanın En Heterojen Filosu" unvanını almıştır. Bu heterojenlik, uçağın tek bir kaynaktan doğrudan fabrikasyon alımlarla tedarik edilmemesinden, NATO müttefiklerinin envanter dışına çıkardığı farklı blok, üretim standardı, motor varyantı ve aviyonik konfigürasyondaki ikinci el uçakların hibe veya sembolik bedellerle devralınmasından kaynaklanmıştır. Bu durum, bakım-onarım (Maintenance, Repair, and Overhaul-MRO), parça standardizasyonu ve lojistik zincir idamesi açısından olağanüstü zorlukları beraberinde getirmiştir.
Türk Hava Kuvvetlerinde F-104 Platformunun Küresel Tedarik Süreci ve Operasyonel Yapısı |
|||
|
Kaynak Ülke |
Alınan Adet |
Temel Model / Tip |
Operasyonel / Lojistik Etki |
|
Batı Almanya |
120 - 170 |
T/RF-104G |
Sayısal omurgayı oluşturdu; MRO yükünü artırdı. |
|
Hollanda |
53 |
F-104G, RF-104G, TF-104G |
75.000 $ sembolik bedel; Orpheus podsuz taktik keşif. |
|
Kanada |
50 |
CF-104, CF-104D |
CAS rolü, Orenda motorlu, hava-yer NASARR optimizasyonu. |
|
İtalya |
40 |
F-104S |
Ambargo döneminde satın alındı; AIM-7 Sparrow & J79-GE-19 entegre. |
|
Belçika |
17 - 18 |
F-104G |
Parça yedekleme ve ikame desteği. |
|
Norveç |
13 |
F-104G/RF-104G, TF/CF-104 |
Filo çeşitliliğini artıran ufak ölçekli transfer. |
|
İspanya |
10 - 11 |
F-104G, TF-104G |
1972 Mürted takviyesi. |
|
Notlar: |
|||
Batı Almanya Envanteri: Hacimsel Sürdürülebilirlik ve Omurga Entegrasyonu
Batı Almanya, Türk F-104 envanterinin açık ara en büyük tedarikçisi konumundaydı. Luftwaffe ve Bundesmarine envanterinden emekliye sevk edilen, sayıları 120 ile 170 arasında değişen (resmi lojistik kayıtlarındaki alternatif verilere göre 165 adet F-104G ve 36 adet TF-104G) devasa bir T/RF-104G filosu kademeli olarak Türkiye’ye transfer edilmiştir.
Bu transferin yarattığı hacimsel etki çift yönlü olmuştur. Bir yandan Türk Hava Kuvvetleri'nin operasyonel uçak mevcudu zirve noktasına ulaşmış ve Ege-Akdeniz ekseninde muazzam bir caydırıcılık çarpanı yakalanmıştır. Diğer yandan ise Alman hava kuvvetlerinin nemli kuzey iklimi koşullarında ve son derece yıpratıcı alçak irtifa nükleer saldırı profillerinde uçurduğu bu gövdeler, metal yorgunluğu ve yapısal deformasyon sınırlarında teslim alınmıştır. Bu durum, Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi (HİBM) üzerinde daha önce görülmemiş bir depo seviyesi bakım, gövde çatlak tamiri ve parça yenileme yükü yaratmıştır.
Hollanda (1980-1984): Sembolik Maliyetler ve Orpheus Keşif Podu Sorunu
1980-1984 yılları arasında Hollanda Kraliyet Hava Kuvvetleri (KLu) envanter dışına çıkardığı F-104'leri, uçak başına 75.000 dolar gibi sembolik bir bedelle Türkiye'ye devretmiştir. Bu paket toplamda 53 uçağı (25 F-104G, 18 RF-104G, 10 TF-104G) kapsamaktaydı. Hollanda kaynaklı bu transferlerde ayrıca ABD tarafından onaylanan ve daha önce Hollanda'ya teslim edilmiş olan 16 adet MAP uçağından 6 adedi de Türkiye'ye yönlendirilmiştir. Bu transferin en kritik boyutu, RF-104G taktik foto-keşif uçaklarının durumuydu.
Hollanda envanterindeki RF-104G modelleri, geleneksel trimetrogon gövde içi kamera sistemlerinin yerine, uçağın gövde altı merkez hattına monte edilen ve bünyesinde yüksek çözünürlüklü kızılötesi ve optik kameralar barındıran "Orpheus" taktik keşif podunu kullanacak şekilde modifiye edilmişti. Ancak yapılan ikili anlaşmalarda, Orpheus keşif podları transfer paketinin dışında tutulmuş ve Hollanda tarafından teslim edilmemiştir. Bu durum, Türk Hava Kuvvetleri envanterine giren Hollanda üretimi RF-104G'lerin en birincil taktik keşif enstrümanından mahrum kalmasına yol açmıştır. Keşif yeteneklerindeki bu açık, Türk Hava Kuvvetlerini gövde içi kameralara sahip standart RF-104G'lerin kullanım sürelerini zorlamaya ve emektar RF-5 uçaklarının uçuş yükünü artırmaya mecbur bırakmış, taktik istihbarat planlamalarında operasyonel boşluklar yaratmıştır.
Türk Hava Kuvvetleri bu istihbarat açığını tamamen çaresizce izlememiştir. Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi (1.HİBM) mühendisleri, podsuz gelen bu Hollanda RF-104G'lerinin bir kısmına, eldeki diğer donörlerden ve kazalı uçaklardan sökülen dahili KS-67A trimetrogon kamera sistemlerini gövde içine başarıyla modifiye ederek entegre etmiştir.
Kanada: CF-104/D Envanteri ve Diyarbakır’da Yakın Hava Desteği (CAS) Tercihi
Kanada Hava Kuvvetleri (RCAF/CAF) envanterinde görev yapmış ve daha sonra Almanya konuşlu üslerinden emekliye sevk edilmiş olan 44 adet tek kişilik CF-104 ve 6 adet çift kişilik CF-104D uçağı (toplam 50 uçak), 1986 yılında Türkiye'ye hibe edilmiştir. Bu uçaklar, Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı bünyesindeki 181. ve 182. Filolara tahsis edilmiştir.
Bu uçakların Diyarbakır’da av-önleme değil de Yakın Hava Desteği (CAS) ve taktik taarruz rolünde konumlandırılmasının ardında çok net teknik ve doktrinel gerekçeler bulunmaktaydı:
-Radar ve Aviyonik Konfigürasyon: CF-104'ler, Avrupa coğrafyası taktik nükleer taarruz ve alçak irtifa yüksek hız penetrasyon görevleri için özel olarak optimize edilmişlerdi. Burnundaki Autonetics NASARR radarı, hava-hava modları elenerek "R-24A" standardında yalnızca hava-yer arama, arazi haritalama ve seyrüsefer modlarına göre uyarlanmıştı. Bu radar altyapısı, uçağı düşman uçaklarını tespit ve takip etmeye odaklı av-önleme görevlerinden tamamen uzaklaştırmıştır.
-Yapısal ve Motor Dayanıklılığı: Kanada üretimi bu gövdelerde, lisans altında Orenda firması tarafından üretilen J79-OEL-7 motorları kullanılmıştır4. Gövde yapısı, alçak irtifadaki yoğun türbülans yüklerine ve yüksek dinamik basınçlara dayanacak şekilde mukavim kılınmıştır.
-Silah Sistemlerinin Dönüşümü: CF-104'ler nükleer taarruz rolleri nedeniyle ilk üretimlerinde gövde içi 20 mm M61 Vulcan döner namlulu topundan yoksun olarak teslim edilmiş, bu bölgeye ek yakıt tankları yerleştirilmiştir. Ancak 1972 yılından itibaren Kanada tarafından yapılan revizyonla Vulcan topları gövdeye yeniden entegre edilmiştir.
-Sarp Coğrafya ve Terörle Mücadele İhtiyacı: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun zorlu dağlık coğrafyasında, terörle mücadele harekatlarında sığınak ve hareketli hedeflere yönelik hassas ve yüksek süratli nokta taarruzları düzenleme ihtiyacı, hava-yer odaklı CF-104’leri bölgedeki en etkili yakın hava desteği (Close Air Support-CAS) platformu haline getirmiştir.
CF-104'ler Kanada'da nükleer taarruz rolleri için tasarlanırken, sarp dağlık arazilere ve kısa pistlere yüksek hızla yaklaşabilmek adına motor kompresöründen hava üfleyerek kanat kaldırma kuvvetini artıran Sınır Tabakası Kontrolü (Boundary Layer Control -BLC) sistemiyle donatılmıştı. Bu sistem Diyarbakır'ın sarp coğrafyasında uçağın stall’a girmesini engelleyere pilotlar için önemli bir avantaj sağlamıştır.
Kanada'dan gelen CF-104'ler Türkiye'ye ulaştığında orijinal "Kanada Yeşili" boyasına sahipti. Türk envanterine girdikten sonra Eskişehir'de bakım dalgalarında standart Güneydoğu Asya (SEA) kamuflajına boyanmışlardır.
İtalya ve F-104S Tedariği (1974-1977): Ambargo Döneminin Stratejik Önleme Gücü
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hemen ardından Amerika Birleşik Devletleri Kongresi tarafından Türkiye’ye uygulanan silah ambargosu, Türk Hava Kuvvetleri'nin muharip uçak yedek parça tedarikini ve modernizasyon projelerini durma noktasına getirmiştir. Bu kritik kriz döneminde, hava savunma açığını kapatmak amacıyla doğrudan İtalya'dan (Aeritalia/Fiat) satın alınan 40 adet F-104S (S-Sparrow) uçağı, Türk askeri tarihinin en stratejik tedarik hamlelerinden biridir. 18 ve 22 uçaklık iki ayrı grup halinde envantere giren F-104S, Starfighter ailesinin ulaştığı en gelişmiş ve en güçlü uçak modelidir. Bu alımın finansmanında, dönemin jeopolitik ittifakları çerçevesinde Libya Hava Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması için Türk Hava Kuvvetleri tarafından verilen danışmanlık üzerine; jest olarak Libya lideri Muammer Kaddafi tarafından Türkiye'ye sağlanan finansal desteğin kullanıldığı yönündeki iddialar da askeri-tarihsel belgelere yansımıştır.
F-104G ve F-104S Teknik Karşılaştırması |
||
|
Özellik |
F-104G (Standart NATO) |
F-104S (İtalyan / Aeritalia) |
|
Motor Varyantı |
General Electric J79-GE-11A |
General Electric J79-GE-19 |
|
Kuru / AB İtiş Gücü |
45,20 kN / 70,51 kN |
52,69 kN / 79,45 kN |
|
Radarı |
NASARR F15A |
NASARR R-21G/H (MTI uyumlu). "Look-down/Shoot-down" (Aşağı Bak/Aşağı Vur) kabiliyetinin kısıtlı da olsa ilk kez bu radarla (R-21G) gelmiştir. |
|
Hava-Hava Füzeleri |
AIM-9 Sidewinder (Kızılötesi) |
AIM-7 Sparrow (Yarı Aktif Radar) & AIM-9 Sidewinder |
|
Harici Pilon Sayısı |
5 Adet |
9 Adet |
|
Makinalı Top |
20 mm M61 Vulcan |
Kaldırıldı (Önleme konfigürasyonunda) |
F-104S'in Türk Hava Kuvvetlerine kazandırdığı en radikal kabiliyet, NASARR R-21G/H radarı vasıtasıyla AIM-7 Sparrow yarı aktif radar güdümlü orta menzilli hava-hava füzelerini ateşleyebilme yeteneğidir. Önceki tüm Starfighter versiyonları yalnızca kısa menzilli kızılötesi güdümlü AIM-9 Sidewinder füzeleri taşıyabilirken, F-104S ile Türk Hava Kuvvetleri F-104 özelinde ilk kez "Görüş Ötesi" (BVR - Beyond Visual Range) hava muharebesi yeteneğine kavuşmuştur. J79-GE-19 motorunun sunduğu %13 ilave güç ve uçağa kalkışta ek hava sağlamak üzere entegre edilen yardımcı hava emiş (blow-in) kapakçıkları, uçağın tırmanma ve yüksek hızlı kesme (interception) performansını maksimize etmiştir.
F-104S uçağına AIM-7 Sparrow füze sisteminin aviyonik ekipmanları ve bilgisayarları entegre edilirken gövde içinde yer kalmadığı için, uçağın standart silahı olan 20 mm M61 Vulcan döner namlulu topu tamamen sökülmüştür. Bu durum, F-104S'i sadece füze odaklı bir interceptor yapmış, füzelerin tükendiği veya dogfight (it dalaşı) mesafesine girilen durumlarda uçağı yakın savunmasız bırakmıştır.
Ambargo yıllarında Ege üzerindeki Yunan avcı uçaklarına karşı hava üstünlüğünün korunmasında bu 40 adet F-104S kritik bir denge unsuru olmuştur. Ancak bu üstün teknik performansın yanı sıra uçaklar, zorlu limitlerde uçurulmaları ve yüksek operasyonel tempoları nedeniyle kaza-kırım istatistiklerinde de ağır bir paya sahip olmuş; envanterdeki 40 uçağın 25'i çeşitli kazalarda kaybedilmiştir.
Diğer Donörler: Belçika, Norveç ve İspanya'dan Gelen Parçalı Transferler
Filodaki çok uluslu yapıyı tamamlayan diğer müttefik hibe ve transferleri ise şu şekildedir:
-Belçika: Belçika Hava Kuvvetleri (FAB) envanter dışına çıkardığı F-104G'lerden 17 adedini (bazı arşiv belgelerinde 18 adet) Türkiye’ye transfer etmiştir. Bu gövdeler, operasyonel filoların yıpranma paylarını karşılamak üzere ikame gövde ve yedek parça havuzu olarak kullanılmıştır.
-Norveç: Soğuk iklim koşullarında korunmuş ve görece düşük uçuş saatlerine sahip 12 adet RF-104G taktik keşif uçağı ile 1 adet TF-104G (bazı kayıtlarda 3 adede kadar TF/CF-104 varyasyonu) teslim alınarak keşif filoları tahkim edilmiştir.
-İspanya (1972): Mürted 4. Ana Jet Üssü'ndeki squadrons varlığını güçlendirmek amacıyla İspanya Hava Kuvvetlerinden 9 adet F-104G ve 2 adet TF-104G hibe olarak alınmıştır. Alternatif İspanyol askeri arşivlerinde bu envanter 8 adet F-104G ve 2 adet RF-104G olarak listelenmiştir.
Bu parçalı donör yapısı, Türk Hava Kuvvetleri envanterinde aynı anda Amerikan, Kanada, Alman, Hollanda, Belçika ve İtalyan standartlarında kablolama şemalarına, farklı dillerdeki kokpit göstergelerine ve hatta farklı vida/diş ölçülerine (metrik ve inç bazlı sistemlerin bir arada bulunması) sahip uçakların yan yana uçmasına neden olmuştur. Eskişehir 1. HİBM mühendisleri ve teknisyenleri, her bir donör ülkenin kendine özgü teknik el kitaplarını (Technical Orders - T.O.) entegre etmek ve birbiriyle uyumlu hale getirmek için olağanüstü bir lojistik mühendislik sergilemiştir.