Site İçi Arama

savunma

Apache Helikopterlerine Neden İhtiyaç Duyuldu? Geçen Yıl Bir Kez Uçan Türk Apache’si 10 Aydır Neden Uçmuyor?

Amerikan Kara Kuvvetleri tarafından 1976 yılında başlatılan Gelişmiş Taarruz Helikopteri Programı (Model 77) kapsamında Bell Helicopter tarafından tasarlanan AH-64 Apache, ilk uçuşunu 1979 yılında yaptı. Türk Apache'si Atak II de ilk uçuşunu 28 Nisan 2023'te yaptı.

Taarruz Helikopterleri İlk Kez Vietnam Savaşı’nda Kullanıldı

Vietnam Savaşı; helikopterlerin gerçek manada sahneye çıktığı savaştı. Vietnam filmlerine baktığımızda ağırlıklı olarak UH-1 helikopter görüntülerine rastlıyoruz. Bu savaşa damgasını vuran helikopter olarak UH-1 ve türevleri en başta sayılabilir. 1960'ların sonunda ABD Ordusu ilk taarruz (atak) helikopteri olan AH-1 Cobra helikopterini, bir yönüyle UH-1’in türevi olarak geliştirip sahaya sürdü. Esasında taarruz helikopteri ihtiyacı Vietnam Savaşı’nın doğal bir sonucuydu. Daha önce bir genel maksat (utility) helikopteri olan UH-1 Huey silahlandırılarak cephede kullanılmaya başlanmıştı. Bazı eksikliklerine rağmen silahlı UH-1; yürüyüş kolu örtmesi, silahlı keşif, kısmen yakın hava desteği benzeri görevlerde etkin bir platform olarak görev yapabileceğini kanıtlamıştı. 

Bu başarılı denemeden ilham alındı ve UH-1 Huey'den geliştirilen AH-1 Cobra, Vietnam ormanlarında yakıcı bir platforma dönüşmüştü. Ancak bu helikopter de Amerikan Ordusunun harekât ihtiyaçlarını tam karşılamak için yeterli gelmiyordu. Öncelikle, Cobra'nın sadece tek bir motoru vardı, bu da mühimmat ve biraz da yakıt taşıma kapasitesini sınırlayan bir performans eksikliğine neden oluyordu. Ayrıca Vietnam gibi dağlık ve ormanlık arazilerde taarruz helikopterlerinin daha yüksek irtifalarda tırmanabilmesi bekleniyordu ancak Cobra’ların gücü buna yetmiyordu. Bilhassa çok alçak irtifalarda düşman ateşi altında çatışmalara katılmak durumunda kalan Cobra’lar; neredeyse her operasyon görevinden ‘yaralı’ dönüyordu. Bu şartlar altında özellikle de motora isabet eden düşman mermileri ya helikopter kaybına neden oluyordu ya da zar zor çatışma bölgesi dışına çıkılmasına yetecek zamanı ancak tanıyordu. Bu arada Cobra'nın uzun menzilli bir nişangâh sistemi ve buna uyum sağlayacak uzun menzilli silahları da yoktu. Dolayısıyla Cobra pilotlarının; düşman hedeflerinin oldukça yakınına kadar yaklaşarak atışlarını yapmak zorunda kalmalarına neden olan bu eksiklik, nihayetinde, pilotu ve mürettebatı Viet Kong uçaksavar ateşine maruz bırakıyordu.

Nitekim Vietnam'da görevlendirilen diğer hava taşıtlarından daha fazla Huey tipi helikopterin düşürülmesi de bunu doğruluyor. Air & Space/Smithsonian dergisine göre, “1966 ile 1971 yılları arasında her 7,9 sortide bir Amerikan Ordusu helikopteri kaybedilmişti. Vietnam'da 1.038.969 uçuş saati olan Huey Cobra (AH-1G) dahil Huey, savaş tarihindeki diğer tüm hava taşıtlarından daha fazla muharebe uçuş süresine sahip helikopter tipi oldu. UH-1’ler ve AH-1G taarruz helikopterleri yaklaşık 16 milyon sorti uçuş gerçekleştirdiler. Ancak bunun bir maliyeti vardı. Amerikan Ordusu 5.086 adet helikopterini bu savaşta kaybetmek zorunda kalmıştı.

Vietnam Savaşı’nı arkada bırakan Pentagon, 1970'lerin başında yer hedeflerine taarruz için sıfırdan tasarlanmış yeni bir taarruz helikopterine ihtiyaç olduğuna karar verdi. Vietnam’dan ders çıkaran Amerikan Ordusu, Soğuk Savaş dinamiklerinin de etkisiyle, Avrupa’da NATO'nun kapısında Varşova Paktı'na beklettiği 45.000'den fazla tankı durdurmak için kullanılabilecek bir taarruz helikopteri arayışı içine girdi. Karadaki Sovyet tanklarına karşı havada uçan bir tank yapma fikri ortaya atıldı. Böylece olası bir savaşta NATO, düşman tanklarını durdurmak için klasik tanklara ilave olarak havadaki tanklarını da kullanabilecekti.  Uçan tank katilleri (tank-killer) düşman saldırısını durdurmak için çok işe yarayacaktı. 

Öncelikle Sovyet tanklarını havadan imha etmek için Cobra helikopterleri, TOW tanksavar füzeleriyle donatıldı. Böylece Varşova Paktı envanterindeki ana tanklar olan T-62 ve T-72 gibi tankları, düşman hava savunma silahlarının menzili dışından vurabilme yeteneğine kavuşuldu. Vietnam Savaşı sırasında 5.000'den fazla helikopterini kaybeden Amerikan Ordusu, ölümcül bir hava savunma ortamında hayatta kalabilecek bir taarruz helikopteri de istiyordu. Zira dönemin Sovyet harekât konseptinde zırhlı birlikler cephede seyir halindeyken, tankların hava savunması ihmal edilmiyordu. Tanklar; SA-14 omuzdan ateşlenen füze gibi karadan havaya füzelerle; radar kontrollü seri atış yetenekli 23 mm'lik toplarla donatılmış paletli bir zırhlı araç olan ZSU-23-4 "Shilka" ile ve 9K33 "Osa" karadan havaya füze sistemiyle korunuyordu. Sovyet Hava Savunma Doktrini ve Vietnam’dan alınan derslerden yola çıkarak yeni tasarlanacak helikopterin kokpitinin zırhla kaplı olması, kanat yapısının daha fazla yük taşıyabilmesi, beka ve yedekleme için iki motorla donatılması öngörülüyordu. Bu temel bakış etrafında şekillenen AH-64 Apache, çift mürettebatlı, çift türbinli taarruz helikopteri olarak doğdu.

Apache Programı Hayata Geçiriliyor

Amerikan Kara Kuvvetleri tarafından 1976 yılında başlatılan Gelişmiş Taarruz Helikopteri Programı (Model 77) kapsamında Bell Helicopter tarafından tasarlanan AH-64 Apache, ilk uçuşunu 1979 yılında yaptı. Helikopter, her biri 1.695 şaft beygir gücü üreten ve Apache’nin saatte 189 mil azami sürate ulaşabilmesini sağlayan iki GE T700 turboşaft motorundan takat (güç) alıyordu. Dört kanatlı ana rotor C-17 ve C-5 nakliye uçaklarında taşınmak üzere katlanabilir yapılmıştı. 1984 yılında Amerikan Ordusunun envanterine giren Apache helikopterlerinin en yaygın kullanılan modelleri AH-64A ve AH-64D Longbow oldu.

Apache'leri savaş alanlarında aranan bir taarruz helikopteri haline getiren, vazgeçilmez kılan temel yeteneği, yeni AGM-114 Hellfire füzelerini atabilmesiydi. 8 kilometre menzile sahip lazer güdümlü Hellfire tanksavar füzeleri, Cobra’ların kullandığı eski TOW füzesinin iki katından daha fazla atış menzile erişme olanağı sunuyordu. Üstelik Apache, aynı anda 16 adet Hellfire taşıyabiliyordu ve tek bir helikopter teorik olarak on Sovyet tankından oluşan bir bölüğün tamamını düşman hava savunma menzilinin dışında kalarak imha edebiliyordu. Bu durum ayrıca uçuş mürettebatına hedefleri uzaktan tespit, teşhiş ve tahrip etme zamanını veriyordu. 

Alternatif bir yük konfigürasyonu olarak, 8 adet Hellfire ve 19 adet Hydra-70 70 mm güdümsüz roketten oluşan 2 adet pod (piyade birliklerine, hafif zırhlı araçlara karşı kullanılan) veya Hydra-70 roketlerinden oluşan 4 adet pod taşıma esnekliğine Apache’ler sahip olmuştu. Hesaplamalara göre, ideal koşullar altında, toplam 64 adet Hellfire füzesine sahip dörtlü Apache helikopter kolu, 31 adet T-72 tankından oluşan bir taburunu, 6-8 kilometre mesafeden yapacağı atışlarla imha edebileceği hesaplanmıştı.

Apache'nin tek yerleşik silahı M320 makineli topuydu. Bu tek namlulu 30 mm.lik top, dakikada 625 mermi atabiliyordu. Bu top mermileri, kamyon ve cip gibi zırh koruması zayıf araçları ve hatta BTR-70 zırhlı personel taşıyıcı gibi hafif zırhlı araçları vurmak için tasarlanmıştı. Apache pilotlarının taktığı kaska monteli nişangâh sistemi, şimdilerde birçok taarruz helikopter pilotuna sunulan vazgeçilmez bir yetenek olarak, pilotun baktığı yerdeki hedefe silahlarını doğrultmasına ve ateş etmesine imkân tanıyordu.

Alanında öncü bir helikopter olan Apache; yine kızılötesi (IR-infrared) gece görüşü yeteneğiyle de donatılmıştı.  Hedef Tespit ve Belirleme Nişangahı/Pilot Gece Görüş Sensörü (TADS/PNVS - Target Acquisition and Designation Sight/Pilot’s Night Vision Sensor) Apache pilotlarının geceleri düşmanı hedeflemelerine ya da gündüzleri çalıların arasında ya da motorlarını çalıştırarak "sıcak" bir termal iz bırakan zırhlı araçların yerini tespit etmelerine olanak sağlıyordu. Bu aynı zamanda Sovyetlerin muharebe sahasında kendi birliklerini saklamak, görünmez kılmak için kullanabileceği suni sisleme, dumanla gizleme taktiklerini de işlemez hale getiriyordu.

Pentagon, Soğuk Savaş sırasında Apache’leri, Batı Avrupa coğrafyasında Sovyet tank saldırılarını durdurmak için Hava Kuvvetlerine ait A-10 Warthog jetleri ve Kara Kuvvetlerinin kullandığı sahra topçusu ile birlikte görev yapmak üzere tasarladı. Bu üçlü, bu doğrultuda sayısız tatbikatta birlikte görev yapmaya başladı. Müşterek Hava Taarruz Ekibi (Joint Air Attack Team) konseptine göre, topçu ateşi düşmanın hava savunma sistemlerini bastırarak düşman topçularını siper almaya zorlarken, düşman radarlarına ve füze sistemlerine de zarar veriyordu. Topçu ateşi kesildikten sonra devamında Apache’ler ve Warthog'lar devreye giriyor; Hellfire ve Maverick füzeleriyle düşman siperlerine, birliklerine ateş açarak Sovyet ilerleyişini durdurma görevini yerine getiriyordu.

AH-64'ler 1989 yılının Aralık ayında Amerika'nın Panama'yı işgali sırasında başarılı görevler yaptılar. İşgalden önce Orta Amerika’da, ABD’nin müttefiki bir ülkeye konuşlandırılan 11 adet Apache, Hellfire füzelerini kullanarak öncelikle gece operasyonlarına destek verdiler, kara birliklerinin önünü açtılar. 

Dokuz ay sonra, 101. Hava İndirme Tümeni’ne ait Apache'ler, Irak'ın Kuveyt'i işgaline karşı ABD’nin başlatmayı düşündüğü Körfez Harekâtı kapsamında Suudi Arabistan'a konuşlandırıldılar. 1991 yılının Ocak ayında harekâtı başlatan uluslararası koalisyon kuvvetlerinin bir parçası olarak görev yapan Apache’ler, toplamda 278 adet tank ve 900 adet hedefin imha edilmesinde baş rolü oynadılar.

11 Eylül'den sonra Apache'ler Afganistan'a konuşlandırıldı ve burada ABD ve koalisyon birlikleri için yakın hava desteği yanında konvoyların himayesi görevlerinde kullanıldılar. Apache'ler Suriye ve Irak'ta faaliyet gösteren İŞİD militanlarına karşı da benzer bir rol üstlendiler. İronik bir şekilde, Avrupa savaş alanı için tasarlanmış olmasına rağmen AH-64’ler hiçbir zaman Avrupa'da (Bosna-Hersek, Kosova dahil) savaşma fırsatı bulamadılar.

Apache’ler Derin Harekât Yapabilir mi?

1990'larda ve 2000'lerin başında Apache'lerin düşman hatlarının gerisindeki hedeflere karşı da etkinlikle kullanılması, bir anlamda Hava Kuvvetlerinin yükünün bir bölümünü alması, “derin harekât” yapması beklentisi yaygındı. Türkiye dahil birçok ülke ordusu tarafından da benimsenen derin harekât beklentisinin gerçekçi olmadığı 2003 yılında Irak'ın işgali sırasında 11. Taarruz Helikopter Alayına bağlı 32 adet Apache helikopterinin Irak’ın Medine Tümenine karşı düzenledikleri ‘derin harekât’ esnasında ortaya çıktı. Düşman geri bölgesine sızabilmek için uzunca bir mesafeyi alçaktan uçmak zorunda kalan 31 adet helikopterden oluşan ‘paket taarruz kolu’ içinde yer alan helikopterlerin neredeyse yerden açılan ateş nedeniyle isabet aldılar. Bu taarruz görevinde bir adet Apache, aldığı isabet sonrası geriye dönme fırsatı bulamadı. Helikopter Irak topraklarına düşerken, pilotları da esir düştüler. Bu muharebe denemesi, Apache'nin ya da herhangi bir silahlı helikopterin düşman mevzileri üzerinde uçması, bir yakın hava desteği uçağı (örneğin A-10) gibi görev yapması hülyasının sonunu getirdi. Bu tarihten itibaren taarruz helikopterlerinin ateş destek koordinasyon hattının dost birliklerin yer aldığı tarafında görev yapması birçok ordu tarafından ister istemez benimsenmek durumunda kaldı. Bundan pek ders almadığı anlaşılan Rus Ordusu; 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda taarruz helikopteri kayıpları vermeye devam ediyor.

Afganistan ya da Irak işgali sonrası gibi daha düşük yoğunluklu muharebelerde Apache’ler; kara birliklerine yakın hava desteği, yürüyüş kolu örtmesi, muharebe sahası silahlı keşfi, konvoyun himayesi gibi görevlerde mükemmele yakın başarı gösterebildiğini kanıtlama fırsatı buldular. Karadan havaya füzelerin ya da uçaksavar silahlarının olmaması Apache'leri düşman ateşine karşı büyük ölçüde savunmasız kılıyordu ve hızları ve çeviklikleri düşmanla temas halinde olan birliklerin raporuna hızla tepki verebilecekleri anlamına geliyordu.

Apache’lerin Geleceği

AH-64 Apache helikopterlerinin en az 20 yıl daha, 2040’lı yıllara kadar Amerikan Ordusu envanterinde kalması öngörülüyor. En son versiyon olan AH-64E Apache Guardian, üçüncü Apache neslidir ve Modernize Hedef Tespit Nişangahı/Pilot Gece Görüş Sistemi (MTADS/PNVS); Hellfire füzesinin yerini alan yeni Müşterek Havadan Yere Füze (JAGM); geliştirilmiş motorlar; kompozit rotorlar; denizde hedef arama yeteneğini içeriyor. Ayrıca günümüzde MQ-1 Gray Eagle ve MQ-2 Shadow gibi insansız hava araçları da Apache birlikleriyle entegre edilmiştir. Bu entegrasyon; uçuş mürettebatı görev bölgesine sokulmadan önce, yüksek tehdit ortamında, önce insansız hava araçlarının kullanılmasına, helikopterleri ve mürettebatı tehlikeye atmadan tehditlerin ve hedeflerin tespit edilmesine olanak tanıyor.

 

 

Türk Apache’si T-929 Atak II, İlk Uçuşunu 28 Nisan 2023’te Gerçekleştirdi

AH-64 Apache; taarruz helikopterleri için öncü bir platform işlevi görüyor. Halihazırda Eurocopter Tiger, Ka-52 Alligator ve Changhe Z-10 gibi bir dizi uluslararası rakibi ortaya çıktı. Bununla birlikte bu helikopterlerin hiçbiri Apache kadar etkileyici bir savaş siciline sahip olamadı. Ka-52’ler Ukrayna’da beklenen etkiyi gösteremedi. 

AH-1 Cobra sınıfında bir helikopter olan T-129 Atak ile kazanılan teknolojik bilgi birikiminden ve operasyonel tecrübe kazanımlarından yola çıkan Türk Kara Kuvvetleri, daha gelişmiş ve Apache benzeri bir taarruz helikopterine ihtiyaç duyuyor. TUSAŞ bu ihtiyaçtan yola çıkarak Apache benzeri özelliklere ve yeteneklere sahip olacak bir platform olarak Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri Projesini başlattı. TUSAŞ sayfasında yer alan tanımlamaya göre, Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri Projesi; artırılmış faydalı yük ve mühimmat kapasitesi (lançerler hariç 1.200 kg), gelişmiş modern aviyonik sistemler, düşürülmüş lojistik maliyet ve yüksek performans hedefleri doğrultusunda tamamen yerli ve milli kabiliyetler ile tasarlanıyor. Helikopterin yüksek sıcaklık dahil kötü hava koşullarında ve yüksek arazili coğrafi koşullarda görev yapabilmesi amaçlanıyor.

2 adet Sich TV-117VMA-SBM1V Serisi turboşaft motordan (her biri 2.500 beygir gücünde – 1.864 kW) güç alacak helikopterin azami kalkış ağırlığının (MTOW-Maksimum Takeoff Weight) 10 tonun üzerinde (11.500 kg.) olması hesaplanıyor. İki pilotlu T-929 Atak II’nin 20. 000 feet irtifalara kadar çıkabilmesi, azami hız olarak 170 Knot üzerinde seyredebilmesi bekleniyor. Tasarım isterleri çerçevesinde helikopterin sahip olacağı toplam 6 adet kanat altı yük istasyonunda taşınacak mühimmat yelpazesinde neredeyse her şeyin olması öngörülüyor. 30 mm (20 mm) Top Sistemi, Güdümsüz Roket, Güdümlü Roket, Hava Yer Füzesi, Hava Hava Füzesi, Serbest Düşmeli Mühimmat, Radar Güdümlü Füze ve Lazer Silahı olması beklenen yetenekler olarak öne çıkıyor. Atak II’lerin 20+ km menzilden hedefini vurabileceği konuşuluyor. Halihazırda T-129 Atak helikopterleri 8 km menzile sahip. 20 kilometrelik yeni menzil hedefinin gerçekleşmesi halinde, ki buna hiçbir engel yok, muharebe sahasında Kara Kuvvetlerinin birçok görevi daha etkinlikle yapmasına katkı sağlayabileceğini değerlendiriyorum. Yine hem kara hem de hava hedeflerine uzaktan angaje olabilecek Atak II’nin sahip olması hedeflenen yeteneklerinin önemli bir kuvvet çarpanı olacağına inanıyorum.

Atak II projesi, 17 Şubat 2019 tarihinde başlatıldı. Tasarım ve yapısal üretim faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından yer testleri büyük ölçüde tamamlandı ve projenin en önemli virajlarından biri olarak kabul edilen ilk motor çalıştırma da 23 Nisan 2023 tarihinde başarıyla gerçekleştirildi. Beş gün sonra da, 28 Nisan 2023 tarihinde, saat 15.00’te, 15 dakika kadar süren ilk test uçuşunu (yerden kesme) icra etti. Bu tarihten itibaren herhangi bir uçuş yapmaması dikkat çeken bu ilk prototipinin henüz uçar vaziyette olmadığı, helikopterin ikinci uçuşu yapmak için ilave çalışmaların tamamlanmasının beklendiği sosyal medya ortamlarında ifade ediliyor. İlk uçuşunu 2018 yılının 6 Eylül sabahında gerçekleştiren T-625’te de ikinci uçuş için beklenilmişti ama bu kadar ara verilmemişti. Umarım çok yakında Atak-II’yi tekrar havada görebiliriz.

 

 

Kaynakça

TUSAŞ Website, https://www.tusas.com/urunler/yeni-projeler

https://tr.wikipedia.org/wiki/TUSAŞ_T-929_Atak_2

SavunmasanayiST.com, “ATAK-2 Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri ilk uçuşunu yaptı”, 28 Nisan 2023, https://www.savunmasanayist.com/atak-2-agir-sinif-taarruz-helikopteri-ilk-ucusunu-yapti/

Kyle Mizokami, “Why the AH-64 Apache Is Such a Badass Helicopter”, 20 Aralık 2023, https://www.popularmechanics.com/military/aviation/a45839783/what-to-know-about-ah-64-apache/

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 13.02.2024
  • Süre : 5 dk
  • 2299 kez okundu

Google Ads