Site İçi Arama

savunma

Yasa Dışı Silah Ticaretinde Amerikan Silahlarının Pazar Payı Neden Çok Arttı?

ABD’nin çekilmesinin ardından Afganistan ve Irak’ta (ve hatta Suriye’de) uzun yıllar boyunca istikrarın sağlanmasını imkânsız hale getirmiştir. Çünkü, bugün mevcut olan ve gelecekte kurulabilecek olan herhangi bir terör örgütü, hiçbir zaman silah ve mühimmat temin etme sıkıntısı yaşamayacaktır.

Eski gazete veya dergilere bir bakın. Yada internetten eski haberleri inceleyin. Eskiden, dünyanın neresinde olursa olsun, tüm terör örgütü militanlarının genellikle eski Sovyet dönemi (Rus) silahlarını taşıdığını göreceksiniz.

Bu silahlar; (Avtomat Kalashnikova) AK-47 veya AK-74 piyade tüfekleri, PK (Pulemyot Kalaşnikova) makineli tüfekleri ve (Ruçnoy Protivotankoviy Granatamyot) RPG-7 tanksavar silahlarıdır. 

Şimdi de son zamanlarda çekilmiş herhangi bir terör örgütü militanının resmine bakın. Bu durumun tamamen değiştiğini göreceksiniz. Örneğin El-Kaide, Taliban, İŞID, PKK ve onun Suriye kolu olan PYD’nin militanlarının resimlerine bakıldığında, hemen hepsinin Sovyet-Rus silahları yerine Amerikan silahları taşıdıkları anlaşılmaktadır.

Bunun temel sebebi, ABD’nin Afganistan ve Irak işgalleri sırasında bu ülkelerde bıraktığı silahların teröristlerin eline geçmesidir. En azından ABD’li yetkililer böyle söylemektedir. Ancak PYD örneğinde olduğu gibi bu silahların hepsi terör örgütleri tarafından ele geçirilmemiş, bir kısmı bizzat Amerikan ordusu tarafından onlara verilmiştir.

Bununla birlikte, Amerika’nın iş bilmezliği sebebiyle teröristlerin eline geçtiği söylenen silahlar, ABD ordusunun bilerek terör örgütlerine verdiği silahlardan çok daha fazladır.  Ancak ABD yetkililerin raporlarına bakıldığında, terör örgütlerinin bir şekilde ele geçirdikleri silahlardan çok daha fazlasının kayıp olduğu anlaşılmaktadır. Yani henüz terör örgütlerinin eline geçmemiş ve nerede olduğu bilinmeyen silahlar da bulunmaktadır.

Kayıplar, Irak ve Afganistan’da kurulan kukla yönetimlerin güvenlik güçlerine ve ordularına verilen silahlardandır. 2017 tarihli bir rapora göre ABD ordusu, 2003 ve 2016 mali yılları arasında yaklaşık 599.690 piyade tüfeği, 7.000’den fazla makineli tüfek ve 20.000’den fazla el bombasını Afgan Milli Ordusu’na vermiştir. Irak hükümetine verilenlerle birlikte tüfek sayısı, 1,5 milyonu aşmaktadır.

Bu silahlar; hırsızlık, yasadışı yollardan satış ve çatışmalarda teröristlerce ele geçirilme gibi sebeplerle daha dağıtıldıkları ilk günlerden itibaren kaybolmaya başlamıştır. Zamanla, Irak ve Afgan güvenlik güçlerine sağlanan 1,5 milyon silahın neredeyse yarısı kaybolmuştur.

Bu silahların en büyük kısmının Taliban’ın eline geçtiğine şüphe yoktur. Nitekim, ABD Afganistan’dan çekildikten sonra hızla Kabil’e ilerleyen Taliban savaşçılarının basına ve sosyal medyaya yansıyan fotoğraflarında, çoğunun Amerikan silahı taşıdığı görülmektedir.

Üstelik Taliban, kukla Afgan hükümetini dağıtıp ülkenin tamamını ele geçirince, Afgan güvenlik güçlerinin (ordunun ve polisin) depolarındaki silahlar ile ABD’nin çekilirken sağda solda bıraktığı çok sayıda uçak, helikopter, top, zırhlı araç ve hafif silahı da ele geçirmiştir.

Bu silahların Taliban’ın eline geçmesi, ABD’nin Afganistan’da uğradığı yenilgiyi hüsrana çevirmiştir. Bununla birlikte, Taliban tarafından ele geçirilmemiş olan silah ve araçların ABD açısından daha önemli olduğu değerlendirilmektedir. Çünkü, bazı pilotlar uçaklarla birlikte komşu ülkelere sığındıklarından, bunların bir kısmının Çin ve Rusya’nın eline geçtiği muhakkaktır. 

Bu durum, ABD için silah ve araçlarının teknolojilerinin kopyalanması gibi bir risk taşımaktadır. Bu durum ABD için kötü olsa da Afganistan ve çevresindeki bölgesel istikrar için o kadar önemli değildir. Fakat hafif silahlardaki durum, oldukça farklıdır. 

Hafif silahların da hepsi, Taliban’ın eline geçmemiştir. Dağılan Afgan ordusundan ve güvenlik güçlerinden kaçan askerlerin ve polislerin çoğu muhtemelen silahını alıp köylerine gitmişlerdir. Bir kısım silah da bölgedeki ve dünyanın değişik bölgelerindeki terör örgütlerine satılmak üzere kaçak silah piyasasına sürülmüştür. 

Aynı şey, Irak güvenlik güçlerine verilen silahlar için de geçerlidir. Çünkü IŞİD de Irak’ın birçok şehrini ele geçirdiğinde ordu ve güvenlik güçlerine ait depoları da eline geçirmiştir. Irak’ta da kaçıp kurtulabilen askerler ve polisler silahlarını beraberlerinde götürmüşlerdir. IŞİD dağılınca, bu örgütün militanları da aynı şeyi yapmıştır.

Bu durum, ABD’nin çekilmesinin ardından Afganistan ve Irak’ta (ve hatta Suriye’de) uzun yıllar boyunca istikrarın sağlanmasını imkânsız hale getirmiştir. Çünkü, bugün mevcut olan ve gelecekte kurulabilecek olan herhangi bir terör örgütü, hiçbir zaman silah ve mühimmat temin etme sıkıntısı yaşamayacaktır. 

Üstelik kayıp askeri teçhizat, sadece piyade tüfekleri ve makineli tüfeklerden oluşmamaktadır. ABD yardımı olarak Afganistan ve Irak’a verilen ve şimdi kimin elinde olduğu bilinmeyen çok sayıda İHA, dron, gece görüş dürbünü/gözlüğü, telsiz ve bombaatar da kayıp durumdadır. 

Sonuç olarak ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra terörü sona erdirmek iddiasıyla işgal ettiği hiçbir yerde bunu gerçekleştirememiş; tam aksine, geride bıraktığı milyonlarca silah, teçhizat, mühimmat ve malzeme sebebiyle terörün gelecekte de var olabilmesi ve kronikleşmesi için uygun ortam yaratmıştır. 

ABD’nin Afganistan, Irak ve hatta Suriye’de elde etmeyi başardığı tek şey; eskiden Sovyet-Rus yapımı silahların hâkim olduğu yasadışı silah ticaretini ele geçirmesidir. Terör örgütleri, ABD silahlarının yasadışı silah pazarında en büyük alıcıları haline gelmişlerdir. Yani, ABD ordusunun envanterden çıkaracağı silahlar için Afganistan ve çevresi ile Ortadoğu’da bir pazar oluşmuştur. 

Bu durum, “Acaba ABD bu kadar çok silahı bölgeye dağıtırken bunu iş bilmezliğinden değil de kasten mi yaptı?” sorusunu gündeme getirmektedir. Çünkü, yasadışı silah ticaret hacmi, oldukça yüksek meblağlara ulaşabilmektedir. 

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 09.04.2024
  • Süre : 4 dk
  • 408 kez okundu

Google Ads