Site İçi Arama

siyaset

Taht’tan Vazgeçenler

1993 yılında Turgut Özal'ın vefatının ardından Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı adaylığı ortaya çıkınca, çevresi, Demirel köşke çıkarsa partisinin yok olacağını dile getirdiler. Demirel’in:  "Bu reddedilebilecek bir makam değildir" sözleri, tarihimizde bir dönüm noktası olmuştur.

Taht, kökeni Farsça bir kelime olup, hükümdarların oturduğu süslü koltuk, hükümdarlık makamı veya yönetimi temsil eden gösterişli yerdir. Fotoğraf, Osmanlı padişahların törenlerde oturduğu taht’a aittir.

Her ülkenin tek bir yöneticisi olup, yönetimin başına geçip o tahta oturmak tarih boyunca her ülkede sorun ola gelmiştir. Bu yazıda bu tahta oturmak için savaşanları değil, oturmamak için uğraşanların veya oturduktan sonra vazgeçenlerin hikâyelerini okuyacağız. Dünya tarihi boyunca bunun çok az örneği olduğunu göreceğiz

1993 yılında Turgut Özal'ın vefatının ardından Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı adaylığı ortaya çıkınca, çevresi, Demirel köşke çıkarsa partisinin yok olacağını dile getirdiler. Demirel’in:  "Bu reddedilebilecek bir makam değildir" sözleri, tarihimizde bir dönüm noktası olmuştur. Nesiller boyu unutulmayacak bir sözdür. Demirel, DYP-SHP koalisyon hükümetinin Başbakanı iken, 16 Mayıs 1993'te yapılan 3. tur oylamada Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Bu sözün gerçeğine itibar etmeyen İslam Tarihinde iki, Türk Tarihinde üç olmak üzere sadece beş kişi vardır: Hz. Hasan, II. Muaviye, Çağrı Bey, Alaaddin Bey, II. Murad.

Hz. Hasan 

Hz. Hasan, Hicretin 3. Yılı Şaban ayında (Ocak veya Şubat 625’te) Medine’de doğdu. Babası Hz.Ali ona Harb adını koymak istediyse de Allah Resulü, daha önce hiç duyulmamış olan Hasan adını koydu. Hz. Ali Hicri 40 (M. 661) yılında şehid edilince Kûfe’liler Halife olarak ona biat ettiler. Bunu haber alan Muaviye, Hz. Hasan üzerine bir ordu gönderdi. Hz. Hasan’ın bu orduya karşı hazırladığı ordu’da bir takım karışıklıklar çıkıp kendi canı da tehlikeye düşünce Muaviye ile anlaşmak istedi. Muaviye bütün isteklerini hiç düşünmeden kabul edince, Müslümanlar arasında kan dökülmesini engellemek amacıyla halifelik hakkından Muaviye b. Ebi Süfyan lehine feragat etti.

Kaynak: Ethem Ruhi Fığlalı, DİA, Sallabi,” Hz. Hasan”.

Muaviye b. Yezid

Hicrî 43 (M. 663) yılında doğdu Babası I. Yezid'in ölümünden sonra 683 yılında tahta çıktı. Ancak çok kısa süren (yaklaşık 40 gün ile birkaç ay arası) saltanatının ardından, halka halifelik mesuliyetini taşımaktan âciz kaldığını, dedesi Muâviye ile babası Yezîd’in Hz. Ali’ye ve evlâdına karşı yürüttükleri iktidar mücadelesinde haksız olduklarını, yerini Hz. Ebû Bekir’in yaptığı gibi Hz. Ömer gibi birine bırakmak istediğini, fakat çevresinde böyle bir kimseyi göremediğini, yahut Hz. Ömer’in yaptığı gibi halifeyi seçme işiyle bir kurulu görevlendirmeyi düşündüğünü, ancak böyle bir kurulu oluşturacak uygun kişileri de bulamadığını, söyledi. İnsanlara bu makama uygun şahsı kendilerinin seçmesini tavsiye ederek halifelikten feragat ettiğini açıkladı. 

H. 64 (M. 29 Şubat 684) tarihinde vefat etti. Yerine Mervan b. Hakem’e biat edildi.

Kaynak: Mehmet Ali Kapar, DİA

Çağrı Bey

Alparslan'ın babası Çağrı Bey “olağanüstü askeri dehası ve tecrübesine” rağmen, 1040 yılında Dandanakan Savaşı Sonrası yapılan Büyük Kurultayda kardeşi Tuğrul Bey'in sultan olmasını bizzat kendisi teklif etti. Tahtı bırakması, Selçuklu ve Türk tarihindeki en dikkat çekici "sadakat ve devlet aklı" örneğidir. Tuğrul Bey adına basılan paralar ve Çağrı Bey'in "Melikü'l-Mülûk" gibi unvanlarla ancak Tuğrul Bey'e bağlılığını koruyan sikkeleri, bu hiyerarşinin somut kanıtlarıdır.

Tuğrul Bey, diplomasi ve devlet yönetimi konularında daha ağır basan, "sabırlı ve ileri görüşlü" bir lider idi. Çocuğu olmadı. Vefat edince yerine ağabeyi Çağrı Bey’in oğlu Alparslan geçti.

Kaynak: Ali Sevim, DİA

Alaaddin Bey

Alaaddin Bey, Osman Gazi’nin büyük oğludur. Şeyh Edebali’nin torunu olup, onun yanında yetişmiş iyi bir dervişti. Osman Gazi’den sonra tahta Alâeddin Bey'in geçmesi gerekirken, o kardeşi Orhan Gazi’ye "Kardeşim, atamızın duası ve himmeti seninledir. O hayatta iken ordunun komutasını sana vermişti. Dolayısıyla beylik de sana aittir" diyerek  bu hakkından feragat etti. 

Ahilerin ve beylik ileri gelenlerinin de Orhan Gazi’yi daha güçlü bir askerî lider olarak gördükleri için bu kararı destekledikleri de rivayet edilmektedir. Kardeşine:  “Kite ovasında Fudura derler bir köy vardır. Onu bana ver” dedi. O da kabul etti. O köyü ona verdi. Alâaddin Paşa da Kükürtlü’de bir tekke yaptı.

Saltanattan vazgeçmesine rağmen devlet işlerinden tamamen kopamadı. Orhan Gazi'nin teklifiyle ilk Vezir (bazı kaynaklara göre ilk Sadrazam) görevini üstlendi; Yaya ve Müsellem adıyla ilk düzenli askeri birliği kurdu, Askerlerin giydiği kızıl başlıklar yerine ak börk (beyaz külah) giyilmesini sağlayarak ordunun kıyafet düzenini ayarladı, devlet görevlilerinin  halktan ayrılması için kıyafet kanunları koydu. Divan teşkilatı ve ilk Osmanlı parasının bastırılması gibi kurumsallaşma adımlarında kritik rol oynadı. Çağrı bey- Tuğrul bey paylaşımının aksine, Alâeddin Bey dervişlik/idari kanat, Orhan Bey askeri kanat paylaşımı yapmışlardır. Derin devletin ilk kurucusu olduğu düşünülmektedir.

Alâeddin Bey, ömrünün son yıllarını Bursa'da inzivada geçirmiş ve hayır işlerine odaklandı. Öldüğünde babası Osman Gazi'nin Bursa'daki türbesine defnedildi. 

Kaynak: Abdulkadir Özcan, DİA

II. Murad

II. Murad, I. Mehmed’in oğlu olup 1404 yılında Amasya’da doğdu. Babasının ölümünden sonra 1421 yılında tahta çıktı.

Macarlar ile imzalanan Edirne-Segedin Antlaşması sayesinde batı sınırında, Karamanlılar ile yapılan anlaşma ile de doğu sınırında geçici bir sükûnet sağladı. Devlet için hiçbir tehdit kalmadığına inandı. Çok sevdiği oğlu Şehzade Alaaddin'in vefatı ile kendisini ibadete adamak ve inzivaya çekilmek istedi.  Ağustos 1444’de Mihalıççık'ta kapıkulu ve beyler önünde on iki yaşındaki oğlu II. Mehmed lehine tahttan vazgeçti ve Bursa civarında kendisini zühd ve takvâ hayatına verdi. Duygusal, iyi kalpli, tasavvufa, sanata ve ilme meraklı olduğu kadar eğlenceye ve işrete de fazla düşkündü.

Bu taht değişikliği devleti ağır bir bunalıma sürükledi. Avrupa da bundan istifade ile yeni bir haçlı seferi düzenlendi. Çandarlı Halil Paşa II. Murad’ı gizlice çağırdı. Gelmek istemediyse de ısrar üzerine harekete geçti, süratle Edirne’ye yetişti. Şehâbeddin ile Zağanos onu Edirne’de bırakmak ve II. Mehmed’i ordunun başına geçirmek istediler. Nihayet Halil Paşa’nın ısrarıyla II. Murad başkumandan olarak hareket etti; II. Mehmed padişahlığı muhafaza ediyordu. Varna Meydan Savaşı’nda (28 Receb 848 / 10 Kasım 1444) Osmanlılar büyük bir zafer kazandılar. Haçlı ordusu başkumandanı Yanko güçlükle kaçabildi.

Murad, oğlu Mehmed’in durumunu sarsmak istemedi. Edirne’de kısa bir süre kalıp Manisa’ya döndü. Aydın, Menteşe ve Saruhan illerinin geliri kendisine bağlandı.

Dış ve iç karışıklıklar tekrar artınca Halil Paşa onu gizlice tahta çağırdı. II. Murad 5 Mayıs 1446’da Manisa’dan acele yola çıktı. Ardından, Edirne’deki isyan sebebiyle fikrini değiştirerek Bursa’ya geldi. Ağustos sonlarında oğlunun haberi olmadan Rumeli’ye geçip Edirne’ye ulaştı. II. Mehmed’e tahttan babası lehine vazgeçtiğini söylettiler. Zağanos ve Şehâbeddin paşalar bu değişikliği istemiyordu. II. Murad iki yıllık bir aradan sonra tekrar tahta geçmiş oldu; Mehmed veliaht sayıldı. Zağanos ve Şehâbeddin paşalar onunla birlikte Manisa’ya gönderildi 

II. Murad 3 Şubat 1451’de hastalanarak vefat etti. Öldüğünde kırk sekiz yaşındaydı. 

Kaynak: Halil İnalcık, DİA

Dünya tarihinde, tahtı bırakan tespit edebildiğimiz dört kişiyi de kısaca hatırlayalım:

VIII. Edward (Birleşik Krallık): 1936 yılında, Amerikalı Wallis Simpson ile evlenebilmek için "aşkı uğruna" tahtı bırakan en ünlü modern hükümdardır.

Akihito (Japonya İmparatoru): 2019 yılında, ilerleyen yaşı ve sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden ayrıldı ve yerine oğlu Naruhito geçti.

Papa XVI. Benedict: 2013 yılında, Katolik dünyasının ruhani liderliğinden sağlık durumunu gerekçe göstererek istifa etti. 

Kraliçe Margrethe II (Danimarka): 16 Nisan 1940 yılında doğdu. 14 Ocak 1972’de tahta çıktı. 52 yıl tahtta kaldıktan sonra 14 Ocak 2024'te sağlık problemleri sebebiyle tahttan feragat etti.

Dr. Haluk ÖZALP
Dr. Haluk ÖZALP
Tüm Makaleler

  • 06.05.2026
  • Süre : 2 dk
  • 586 kez okundu

Google Ads