Site İçi Arama

siyaset

Politik Butlanizm

Konu siyasi bağlamda ele alındığında; Politik Butlanizm, siyasetin dizayn edilmesinde hukukun araçsallaştırılması ve iktidarı yerinden edebilecek güçlü muhalefetin ve liderlerinin hukuk vasıtasıyla törpülenmesi, marjinal hale getirilmesi ve nihayetinde yok edilme çabası olarak tarif edilebilir. 

Son günlerde Türk siyasal hayatı, butlanla yatıyor, butlanla kalkıyor. Aslında hukuki bir terim olan ve bir hukuki işlemin veya ibadetin baştan itibaren geçersiz ve ölü doğmuş kabul edilmesini ifade eden Butlanizm, yeni bir siyaset ideolojisi olarak karşımıza çıkıyor. Konu siyasi bağlamda ele alındığında; Politik Butlanizmi, siyasetin dizayn edilmesinde hukukun araçsallaştırılması ve iktidarı yerinden edebilecek güçlü muhalefetin ve liderlerinin hukuk vasıtasıyla törpülenmesi, marjinal hale getirilmesi ve nihayetinde yok edilme çabası olarak tarif edilebilir. 

Mahkemelerin verecekleri kararlarla siyasetin şekilleneceğini, halkın görüş ve desteğinin değişeceğini sananlar var. Siyaset bilimini bilmeyen, ama siyaseti çok iyi bilen; siyasi tarihi okumayan, ama sana tarih dersi verebilen; televizyon kanallarındaki yorumcuların aklında kendini bulan, her şeyi herkesten daha iyi bildiğini iddia eden zat-ı muhteremler, CHP ve Özgür Özel’in bu işten çok büyük zarar göreceğini, oylarının azalacağını, Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ise azalan oylarının artacağını savunuyorlar. 

Açıkçası ben tam tersini düşünüyorum.  

Nedenlerini sıralayayım. 

1. Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylemleri ve bunlara yönelik tepkiler: Kılıçdaroğlu’nun kullandığı ahlaksızlık ve arının sözlerinin manası çok hassas ve önemli. Ahlaksızlıktan arının demek, CHP’ye ve belediyelerine açılan davaların siyasi olmadığına, tam tersi hukuki ve doğru olduğuna, dolayısıyla da bu davalara muhatap olanların suçlu olduğuna inanmak anlamına gelir. O zaman da Kılıçdaroğlu’nun politik duruşu, ister istemez iktidara yardım ve yataklık pozisyonuna evrilir. Anketlerde birinci parti çıkan Özel liderliğindeki CHP’nin önlenemez yükselişini ve buna karşılık Erdoğan ve Ak Parti’nin düşüşünü önlemeye çalışmak için yapıldığı halkın çoğunluğu tarafından kabul edilen bu tarz hukukun siyasallaşma operasyonlarının artması, halkın nezdinde tam tersi sonuç doğuracaktır. Kılıçdaroğlu, siyasete devam etmek istiyorsa bu operasyonun aparatı olmayı reddetmeli ve çok istekliyse yeni ve ayrı bir parti kurup, seçime girmeliydi. Dolayısıyla, Ak Parti’nin siyasi hegemonyasından bıkan ve değişim isteyenlerin Kılıçdaroğlu’na yoğun tepki göstermesi, bu şartlarda kaçınılmazdır. Yapılması gereken, başarılı olmuş CHP ve yönetimine köstek değil, destek olmak olmalıydı. Arının demek, ahlaksızlığa dem vurmak, kendi evlatlarına kirlisiniz ve ahlaksızsınız demektir ki, bu söylem yakışık almamıştır. Doğru olan, hukukun siyasallaştığı bu politik konjonktürde, “Gelin, siz yönetin.” diyenlere göz kırpmak değil, bu operasyonlara karşı evlatlarım dediklerinizin yanında durabilmektir. İster şahsi ikbal, ister karşı duramama, ne olursa olsun bu politik ve hakkaniyetli duruşu sergileyemeyen Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye gönül vermiş seçmenin nezdinde hiçbir değeri kalmamıştır. İşin özü, Kılıçdaroğlu ve ekibi yanlış ata oynamaktadır. Mutlak butlan kararı ile partinin başına geçmesi, hiçbir değişikliğe sebep olmaz. Görünen odur ki, ister erken, ister zamanında yapılsın, ister Özgür Özel, ister Ekrem İmamoğlu, isterse Mansur Yavaş aday olsun, yapılacak ilk seçimde adı geçenlerden birinin cumhurbaşkanı seçilmesi çok daha muhtemel hale gelmiştir. 

2. Muhalefetin neredeyse ilk defa CHP ve Özel çevresinde konsolide olması, konuyu parti meselesi değil, demokrasi meselesi olarak görmesi: CHP’nin 81 il başkanının Özel’den yana açıklama yapması ve milletvekillerinin kendisini grup başkanı seçmesi ile iç konsolidasyon sağlanmıştır. Soldan sağa, yukarıdan aşağıya politik yelpazenin her yönünde kendine yer bulan neredeyse muhalefetteki tüm siyasi partilerin ve başkanlarının da bu süreçte seçilmiş CHP yönetimine destek olması, dış konsolidasyonu sağlamış, muhalefetin bütünüyle doğrudan ve haklıdan yana durduklarının göstergesi olmuştur. Türk siyasi ve demokrasisi için bugünler, demokratlığın yıldızının yeniden parlamaya başladığı günler olarak tarihe geçecektir. 

3. Ülke ekonomisinde yaşanan krizin geldiği nokta ve bunun halk üzerindeki olumsuz etkileri sebebiyle, ana muhalefet partisinin ve onun seçilmiş lideri ile ekibinin umut olarak görülmesindeki artış: Son yapılan anketler göstermektedir ki, CHP’nin oy oranı %34-35 bandına yükselmiştir. Siyasi butlanizm sonrası bu oy oranının, halkın siyaseten mağdur olana desteğini Türk siyasi tarihi boyunca hep artırdığı varsayımıyla, daha da artacağı beklenmektedir.

4. Muhalefetin suçluluğundan ziyade, hukukun siyasallaştığına inananların gitgide artması ve bunun uluslararası arenada da kabul görmeye başlaması: Mutlak butlan kararı sonrası, yurt dışında ve özellikle de Avrupa’da, Türkiye’de son dönemde yaşanan hukuksuzluklara karşı dikkat ve eleştirilerin yoğunlaştığı görülmektedir. 

İşte bu 4 ana madde doğrultusunda, önümüzdeki süreçte neler yaşanacağını göreceğiz. CHP’nin bu anormal süreçten çıkması ve normalleşmesi için bir an önce kurultay kararı alınması ve delegelerin hak eden genel başkanlarını seçmesi, şu an için en doğru yol olarak gözükmektedir. 

Ezcümle, Cumhuriyetin kurucu partisinin bu süreçten zayıflayarak değil, tam tersine, güçlenerek çıkması çok daha olasıdır.

Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Doç.Dr. Ersoy ÖNDER
Tüm Makaleler

  • 24.05.2026
  • Süre : 2 dk
  • 605 kez okundu

Google Ads